EDİTÖR’DEN
Adana’da siyaset artık yalnızca sandık hesabıyla yapılmıyor.
Belediye koridorlarında konuşulan isimler, şirketler, ihaleler, bürokratik ilişkiler ve parti teşkilatlarında ortaya çıkan yeni dengeler birbirine eklenince karşımıza çok daha büyük bir soru çıkıyor:
Kim, kimi hangi hesapla koruyor?
Gazeteci Ersin Ramoğlu, bugünkü yazısıyla Adana siyasetinin üzerine yeni bir dosya bıraktı.
Ramoğlu’nun yazısı sadece bir siyasi eleştiri değil.
İsimler var.
Şirketler var.
Belediye bağlantıları var.
İhale iddiaları var.
Ve en önemlisi, geçmişte belediye çevresinde görülen bazı isimlerin bugün siyasetin farklı noktalarında yeniden karşımıza çıkabileceği iddiası var.
İşte kulisin asıl düğüm noktası burada.
Çünkü mesele artık yalnızca “Belediyede ne oldu?” sorusu değil.
Asıl soru şu: Belediyede tartışılan ilişkiler siyasete taşınıyor mu?
İLYAS TUNCEL DOSYASI NEDEN ÖNEMLİ?
Ramoğlu’nun yazısında adı özellikle dikkat çeken isimlerden biri İlyas Tuncel.
Tuncel’in adı daha önce de Adana Büyükşehir Belediyesi’nin bazı ihale süreçleriyle ilgili kamuoyuna yansıyan iddialarda geçti.
Nitekim 2026’da yayımlanan bir başka haberde gazeteci Rıfat Söylemez‘in, Tuncel ve bazı belediye ihale süreçleri hakkında çeşitli iddiaları gündeme taşımıştı.
Daha da dikkat çekici olan ise Büyükşehir Belediyesi’nin 2026 yılı ihale kayıtlarında İlyas Tuncel’in yüklenici olarak yer aldığı bir betonarme boru alımı bulunması.
Kayıtta, “Yol Yapım İmalatlarında Kullanılmak Üzere Betonarme Boru Alımı” işinin yüklenicisi İlyas Tuncel olarak gösteriliyor ve sözleşme bedeli 13 milyon 325 bin TL olarak listeleniyor.
Şimdi burada gazetecilik açısından çok önemli bir ayrım yapalım:
Bir şirketin veya kişinin belediyeden ihale alması tek başına usulsüzlük veya suç anlamına gelmez.
Ancak hakkında kamuoyuna çeşitli iddialar yansıyan bir kişinin aynı belediyeden yeni dönemlerde de iş alması, doğal olarak şu soruyu doğurur: Bu ilişkiler nasıl kuruluyor ve nasıl devam ediyor?
Ramoğlu‘nun “İlyas Tuncel’i belediye kasasından zengin edenler” şeklindeki ağır iddiası da tam bu noktada araştırılması gereken bir başlık olarak karşımızda duruyor.
İddia başka şeydir.
Belge başka şeydir.
Mahkeme kararı ise bambaşka şeydir.
Bizim işimiz üçünü birbirine karıştırmamak.
İBRAHİM KARAOĞLU: BELEDİYEDEKİ GÖREV, SİYASETTEKİ KULİS
Gelelim bir başka kritik isme:
İbrahim Karaoğlu.
Karaoğlu’nun adı Ramoğlu’nun yazısında da geçiyor.
Üstelik bu isim sıradan bir belediye çalışanı değil.
Adana Büyükşehir Belediyesi’nin resmi internet sitesinde Karaoğlu halen Yol Yapım, Bakım ve Onarım Daire Başkanı olarak gösteriliyor.
Yani önümüzde halen kamu görevi yürüten bir isim var.
Ramoğlu ise Karaoğlu‘nun yıl sonunda emekliliğe hazırlanacağını ve Kozan’da siyasi adaylık hesabı yaptığını öne sürüyor.
Bu iddianın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini zaman gösterecek.
Fakat burada kulis açısından çok daha önemli bir soru var:
Bir belediye bürokratı, görevinden ayrıldıktan sonra siyasete geçecekse geçmişteki görevleri ve aldığı kararlar da siyasi tartışmanın konusu olmayacak mı?
Elbette olacaktır.
Çünkü kamu görevi yapan kişinin siyasi geçmişi değil, kamu görevindeki icraatları sorgulanır.
Karaoğlu’nun sorumluluğundaki birim; yollar, kavşaklar, yapım işleri ve belediyenin önemli altyapı faaliyetleriyle doğrudan ilgili.
Belediyenin resmi görev tanımında da bu dairenin yol ve kavşak projelerini yapmak, yaptırmak ve ilgili denetim hizmetlerini yürütmekle görevli olduğu belirtiliyor.
Dolayısıyla yarın Kozan’da siyasi bir adaylık iddiası gerçekten ortaya çıkarsa, vatandaşın soracağı soru çok basit olacaktır:
“Belediyede ne yaptınız?”
Ve siyasetçi olarak ikinci soru:
“Şimdi ne yapmayı vaat ediyorsunuz?”
İşte demokrasi tam da budur.
YUSUF YILDIZ: PARTİ YÖNETİMİNE GİREN İSİM
Kulis zincirinin bir başka halkası ise Yusuf Yıldız.
Ramoğlu‘nun 4 Eylül tarihli yazısında Yıldız hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen 10 aylık hapis cezası ve Regulus Peyzaj hakkında iki yıllık ihaleye katılma yasağı bilgileri yer alıyor.
Bu artık “sosyal medya söylentisi” kategorisinde ele alınabilecek bir konu değil; hukuki kararın içeriğinin ve kesinleşme durumunun ayrıca incelenmesi gereken bir mesele.
Ve şimdi Yıldız‘ın siyasi konumu gündeme geldiğinde kamuoyunun sorduğu soru şu:
Geçmişinde böyle bir hukuki süreç bulunan bir isim siyasi parti yönetiminde görev aldığında, bunun siyasi ve etik değerlendirmesi nasıl yapılmalıdır?
Bu sorunun cevabını gazeteci değil, ilgili parti yönetimi vermelidir.
“APARAT” TARTIŞMASI BURADA BAŞLIYOR
Adana siyasetinde son yıllarda farklı siyasi çevrelerden gelen isimlerin başka partilerde görünür hale gelmesi elbette yeni değil.
Siyaset değişebilir.
Partiler değişebilir.
İnsanların siyasi tercihleri değişebilir.
Bunda olağanüstü bir durum yok.
Ancak hakkında ciddi iddialar veya hukuki süreçler bulunan kişilerin siyasi yapılarda yükselmesi söz konusu olduğunda kamuoyunun soru sorması da kaçınılmazdır.
İşte “aparat” tartışması tam burada başlıyor.
Partiler kendi kadrolarını mı oluşturuyor?
Yoksa geçmişte başka siyasi merkezlerde etkili olmuş isimler yeni adreslere mi taşınıyor?
Kim kimi referans gösteriyor?
Kim kimi koruyor?
Kim kimin önünü açıyor?
Asıl kulis budur.
ŞİMŞEKLER DOSYASI: BİR DE M.G. SORUSU VAR
Adana’daki bir başka sıcak başlık ise “Şimşekler” adıyla gündeme gelen organize suç soruşturması.
Bu dosyada çok sayıda şüpheli hakkında işlem yapıldığı ve ağır suçlamaların soruşturulduğu haberleştirildi.
Ancak burada da çizgiyi korumak zorundayız:
Soruşturma, suçluluk değildir.
Cezaevinde bulunmak da tek başına kesinleşmiş mahkûmiyet anlamına gelmez.
Kulislerde M.G. isminin bu dosyayla bağlantılı olarak konuşulması da ayrıca araştırılması gereken bir başlıktır.
Kim hakkında hangi suçlama var?
Hangi dosyada?
Hangi aşamada?
Mahkeme ne karar verdi?
Bunların hepsi belgeyle ortaya konulmalıdır.
T.P. İDDİASI: BİR İNSANIN GEÇMİŞİ BAŞKASININ SUÇU OLAMAZ
Bir başka isim ise T.P.
Bazı yerel yayınlarda T.P.’nin ailesi üzerinden FETÖ bağlantısına ilişkin iddialar ileri sürüldü.
Burada çok önemli bir çizgi var:
Bir kişinin babası veya herhangi bir yakınının geçmişi, o kişiyi otomatik olarak suçlu yapmaz.
Dolayısıyla T.P. hakkında “FETÖ’cüdür” şeklinde kesin bir hüküm kurmak doğru değildir.
Varsa belge konuşur.
Varsa soruşturma konuşur.
Varsa mahkeme kararı konuşur.
Ama sırf bir yakınının adı üzerinden bir insanı mahkûm etmek gazetecilik değildir.
Bununla birlikte, hakkında ciddi iddialar bulunan kişilerin siyasi yapılarda görev alması halinde partilerin kendi iç denetim mekanizmalarının nasıl çalıştığı elbette kamuoyunun meşru sorusudur.
RAMOĞLU “DAHA KARPUZ KESECEĞİZ” DİYORSA…
Ramoğlu’nun yazısındaki en dikkat çekici cümlelerden biri:
“Daha karpuz keseceğiz…”
Bu cümle Adana kulislerinde yeni bir dosya beklentisi oluşturuyor.
Eğer ortada yeni belgeler varsa, kamuoyu bunları görmek ister.
Ama adı geçenlerin de cevap hakkı vardır.
Çünkü gerçek gazetecilik şudur:
İddia ortaya konur.
Belge aranır.
Karar incelenir.
Muhatabına sorulur.
Cevabı da yayımlanır.
ARTIK SORU ÇOK DAHA BÜYÜK
İlyas Tuncel…
İbrahim Karaoğlu…
Yusuf Yıldız…
Ve Ramoğlu’nun yazısında adı geçen diğer isimler…
Bunların her biri hakkında farklı iddialar, farklı dosyalar ve farklı hukuki durumlar olabilir.
Hepsini aynı torbaya koymak doğru değildir.
Ama hepsini görmezden gelmek de doğru değildir.
Çünkü Adana’nın bugün sorması gereken soru şudur: Belediyede kurulan ilişkiler siyasete taşınıyor mu?
Ve daha önemlisi: Siyasete taşınan isimler, geçmişleriyle birlikte mi geliyor?
Eğer öyleyse kamuoyu bilmek ister.
Eğer değilse, yine kamuoyu bilmek ister.
Çünkü artık mesele “bizden mi, sizden mi?” meselesi değildir.
Mesele kamu görevinin hesabıdır.
Mesele siyasi partilerin kendi iç denetimidir.
Mesele kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığıdır.
Ve nihayet mesele Adana’da siyasete duyulan güvendir.
Ramoğlu’nun açtığı bu kulis dosyası, bundan sonra başka soruları da beraberinde getirecek gibi görünüyor.
Belki de en kritik soru şu: Adana’da kim kimi koruyor, kim kimi siyasete taşıyor?
Cevabı belgelerde aramak gerekiyor.
Çünkü kulis konuşur; belge noktayı koyar.
Netinternet Haber İnternet Haberciliğinin Doğru Adresi