İran-Çin Ticaret Odası Başkanı Mecid Rıza Hariri, ABD’nin İran’a yönelik ekonomik ve askeri baskılarla siyasi hedeflerine ulaşamadığını savunarak, Washington’un yeni dönemde farklı bir yöntem izlediğini öne sürdü. Hariri’ye göre yeni stratejinin merkezinde, İran halkının yaşam koşullarını zorlaştırmak ve toplum ile yönetim arasındaki güveni zayıflatmak bulunuyor.
İran merkezli Khabar Online’a konuşan Hariri, ABD ile İran arasındaki gerilim ve ekonomik yaptırımların ülke üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
Ekonomik yaptırımların İran halkının geçim koşullarını ağırlaştırdığını belirten Hariri, buna rağmen ekonomik sorunların toplum ile yönetim arasındaki bağları daha da zayıflatmasına izin verilmemesi gerektiğini söyledi.
Hariri, ABD’nin yaklaşık 15-16 yıldır sürdürdüğü yaptırımların İran ekonomisine önemli zarar verdiğini, ancak bu politikaların İran’daki siyasi yapıyı değiştirme veya ülkenin siyasi yönelimini dönüştürme hedeflerine ulaşmadığını savundu.
“ŞİMDİ YENİ BİR KUŞATMA YÖNTEMİ UYGULANIYOR”
ABD’nin İran’a yönelik politikasının aşamalar halinde ilerlediğini öne süren Hariri, önce ekonomik yaptırımların devreye sokulduğunu, ardından askeri müdahaleye başvurulduğunu ve şimdi yeniden ekonomik baskının öne çıktığını söyledi.
Hariri, yeni dönemde uygulanan yöntemin önceki yaptırımlardan farklı olduğunu belirterek, İran’ın yeni bir ekonomik kuşatma süreciyle karşı karşıya olduğunu ifade etti.
“AMAÇ HALK İLE YÖNETİM ARASINDAKİ GÜVENİ ZEDELEMEK”
Hariri’ye göre yeni ekonomik baskının sonuçlarından biri, halkın yaşam şartlarının ağırlaşması ve bunun yönetimle toplum arasındaki ilişkiye yansıması olabilir.
ABD’nin hedefinin yalnızca ekonomik zarar vermek olmadığını savunan Hariri, baskıların halk ile yönetim arasındaki ayrışmayı artırmasının ardından toplumun kendi içinde de bölünmelere yol açabileceğini söyledi.
İran içinde bazı kesimlerin, bilinçli veya bilinçsiz biçimde, toplum ile devlet arasındaki mesafenin açılmasına katkı sunmaması gerektiğini belirten Hariri, toplumsal bütünlüğün korunmasının önemine dikkat çekti.
Başörtüsü meselesinin de yeniden toplumsal çatışmanın merkezine taşınmaması gerektiğini ifade eden Hariri, bu konunun farklı kesimler arasındaki gerilimi artırabilecek bir unsura dönüşebileceği uyarısında bulundu.
“AYRIŞMA DERİNLEŞİRSE TRUMP’IN POLİTİKALARINA YARAR”
İnternet ortamında hem başörtüsü kurallarına uymayan kadınlara hem de dindar kesimlere yönelik sert ve çatışmacı içeriklerin arttığını belirten Hariri, bu durumun İran toplumundaki dini ve seküler kesimler arasındaki mesafeyi büyütebileceğini söyledi.
Hariri, bu konuda bir çözüm geliştirilememesi halinde söz konusu ayrışmanın İran toplumundaki temel fay hatlarından biri haline gelebileceğini belirterek, böyle bir tablonun ABD Başkanı Donald Trump ve karşı tarafın politikalarına hizmet edeceğini savundu.
İRAN’IN KÜBA İLE KIYASLANMASINA KARŞI ÇIKTI
Hariri, İran’ın mevcut ekonomik koşullar nedeniyle Küba ile aynı kategoride değerlendirilmesini de doğru bulmadığını söyledi.
İran’ın geniş bir coğrafyaya, çok sayıda komşuya ve dünyanın farklı bölgelerinde ekonomik ortaklara sahip olduğunu belirten Hariri, ülkenin dış ekonomik bağlantılarının ve üretim kapasitesinin Küba’dan farklı bir tablo ortaya koyduğunu ifade etti.
İran’ın yıllık yaklaşık 125 milyon ton tarım ürünü ürettiğini belirten Hariri, ekonomik yaptırımların oluşturduğu baskıya rağmen ülkenin kendi kaynaklarına ve önemli bir üretim potansiyeline sahip olduğunu savundu.
“ŞİMDİ DAYANIKLILIK YARIŞINDAYIZ”
Ekonomik yaptırımların İran üzerindeki etkilerinin küçümsenmemesi gerektiğini de vurgulayan Hariri, ülkede insanların halen ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığını kabul etti.
Mevcut tablonun görmezden gelinemeyeceğini belirten Hariri, İran ile ABD arasındaki mücadelenin aynı zamanda bir dayanıklılık sürecine dönüştüğünü söyledi.
Hariri, bu süreçte daha uzun süre dayanabilen tarafın avantaj sağlayacağını savunarak, İran’ın önündeki dönemin ekonomik ve toplumsal açıdan önemli bir sınav olacağını ifade etti.
Netinternet Haber İnternet Haberciliğinin Doğru Adresi