Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti
Şu sıralar Doğu Akdeniz’de ilginç gelişmeler yaşanıyor.
Güney Kıbrıs…
Yunanistan…
Fransa…
Askeri anlaşmalar…
Savaş uçakları…
Fırkateynler…
Yeni üsler…
Yeni hesaplar…
Yeni planlar…
Ve bütün bunların merkezinde yine Kıbrıs var.
Şaşırdık mı?
Hayır.
Çünkü Kıbrıs, sadece bir ada değildir.
Kıbrıs, Türkiye’nin vazgeçmediği davalardan biridir.
Rum yönetimi, Yunan savaş uçaklarının adadaki varlığını kalıcı hale getirmek istiyor.
Yunan fırkateynleri Rum açıklarında görev yapıyor.
Fransız askerlerinin önü açılıyor.
Ortak tatbikatlar yapılıyor.
Yeni güvenlik mimarileri kuruluyor.
Kısacası…
Doğu Akdeniz’de yeni bir denklem kurulmaya çalışılıyor.
Ancak bir şeyi unutuyorlar.
Bu milletin Kıbrıs hafızası çok güçlüdür.
Bugün bazıları Kıbrıs’ı haritada küçük bir ada olarak görebilir.
Ama Türk milleti için mesele hiçbir zaman birkaç kilometrekare toprak olmadı.
Mesele namustu.
Mesele güvenlikti.
Mesele tarihti.
Mesele devlet olmaktı.
Bu yüzden 1974’te verilen karar sıradan bir askeri operasyon kararı değildi.
Bir milletin kaderine sahip çıkma kararıydı.
Bakın…
Bugün yaptırımlardan söz edenler var.
İran’a uygulanan ambargolar konuşuluyor.
Rusya’ya uygulanan yaptırımlar tartışılıyor.
Peki Türk milleti Kıbrıs yüzünden neler yaşadı, hatırlayan kaç kişi kaldı?
Bu ülke ağır ambargolara maruz bırakıldı.
Silah verilmedi.
Parça verilmedi.
Destek verilmedi.
Ekonomik baskılar uygulandı.
Türkiye’ye diz çöktürmeye çalıştılar.
Ama başaramadılar.
Çünkü hesap etmedikleri bir şey vardı.
Bu millet bazı davaları ekmek hesabıyla ölçmez.
O yıllarda insanlar kuyruklarda bekledi.
Mazot kuyruğunda bekledi.
Tüp kuyruğunda bekledi.
Şeker kuyruğunda bekledi.
Yokluk gördü.
Sıkıntı gördü.
Fedakarlık gördü.
Ama hiçbir zaman şunu söylemedi:
Verin şu Kıbrıs’ı da bu ambargo bitsin.
Demedi.
Diyemedi.
Çünkü mesele sadece Kıbrıs değildi.
Mesele bağımsızlıktı.
Bugün bazı gençler bilmeyebilir.
Bu ülke öyle günler gördü ki…
Bir sağlık malzemesinin bulunamadığı günler yaşandı.
Bir yedek parçanın aylarca getirilemediği dönemler oldu.
Devlet baskı altına alındı.
Millet baskı altına alındı.
Ama kimse geri adım istemedi.
Kimse teslimiyet istemedi.
Kimse vazgeçmedi.
İşte bu yüzden bugün Güney Kıbrıs’ta kurulan her yeni askeri denklem dikkatle takip edilmelidir.
Ama aynı zamanda şu gerçek de unutulmamalıdır:
Türk milleti Kıbrıs’ta yalnızca asker bulundurmadı.
İrade bulundurdu.
Kararlılık bulundurdu.
Bedel ödedi.
Ve o bedeli öderken geri adım atmadı.
Aradan 50 yıl geçti.
Dünya değişti.
Haritalar değişti.
İttifaklar değişti.
Liderler değişti.
Ama değişmeyen bir gerçek var.
Kıbrıs meselesi hala Türkiye’nin milli güvenlik meselesidir.
Ve tarih bize şunu öğretti:
Bu millet, ambargolarla korkutulacak bir millet değildir.
Yoklukla teslim alınacak bir millet değildir.
Baskıyla vazgeçirilecek bir millet değildir.
Çünkü Türk milleti gerektiğinde bedel öder.
Ama vatanından, devletinden ve davasından vazgeçmez.
Kıbrıs’ın hikayesi de tam olarak budur.
Netinternet Haber İnternet Haberciliğinin Doğru Adresi