Ana Sayfa / Bugünün Manşetleri / Hindistan’daki buzul felaketinde CIA iddiası!

Hindistan’daki buzul felaketinde CIA iddiası!

Hindistan’da buzul felaketi yaşanıyor. Şubat ayı başında ülkenin kuzeyinde Nanda Devi buzulundan bir parçanın kırılmasıyla yaşanan faciada 50’den fazla insan hayatını kaybetti. Ülkede felaketin yankıları sürerken korkunç olayın arkasında yer alan gerçekle ilgili ise inanılmaz bir iddia ortaya atıldı. Ortaya atılan iddiaya göre buzul hareketlerini CIA’in Himalayalar’daki casus cihazları tetiklemiş olabilir. İşte o çarpıcı iddianın detayları…

Hindistan’da buzul felaketi yaşanıyor.

Nanda Devi buzulunun bir parçasının kırılarak Dhauliganga Nehri’ne düşmesinin ardından meydana gelen sel faciasında 50’den fazla insan hayatını kaybetti.

CIA İDDİASI
Olayların ardından ortaya buzul hareketlerini CIA’in Himalayalar’daki casus cihazlarının tetiklemiş olabileceği iddiası atıldı.

“NÜKLEER CİHAZLAR GÖMÜLÜ…”
Himalayalar’ın eteklerine kurulu Raini köyünün sakinleri, nesillerdir dağın karla kaplı zirvesinde nükleer cihazların gömülü olduğuna inanıyor.

Köy sakinleri Uttarakhand’da bu ay 50’den fazla kişinin hayatını kaybettiği sellerin, bu cihazların “infilak etmesi” nedeniyle meydana geldiğini söylüyor. Ancak bilim insanları selin parçalanmış bir buzuldan kaynaklandığı görüşünde.

BBC’de yer alan habere göre 250 haneli köyün muhtarı Sangram Singh Rawat, diğer köy sakinleri gibi bu açıklamayı inandırıcı bulmuyor ve “Kışın ortasında buzul nasıl parçalanır? Hükümet konuyu araştırmalı ve nükleer cihazları bulmalı” diyor.

“CASUSLUK OPERASYONU”
Raini sakinlerinin korkuları, ABD’nin Hindistan’la yaptığı anlaşma kapsamında Çin’in nükleer denemelerini izlemek için Himalayalar’ın bazı noktalarına nükleer yakıtla çalışan cihazlar yerleştirdiği 1960’lı yıllara kadar gidiyor. Çin ilk nükleer denemesini 1964’te yapmıştı.

ABD’de yayımlanan Rock and Ice Dergisi’nde sık sık bu konuda yazılar yazan Pete Takeda, bu dönem için “Soğuk Savaş paranoyası zirvedeydi. Her türlü plan, yatırım ve yolun mubah olduğu yıllardı” diyor.

Ekim 1965’te bir grup Amerikalı ve Hint dağcı, yedi plütonyum kapsülü ve 57 kiloluk bir izleme cihazını 7.816 metre yüksekliğe sahip Nanda Devi’nin zirvesine yerleştirmek için yola çıktı. Burası Hindistan’ın en yüksek ikinci zirvesi ve Çin sınırında.

“FIRTINA SONRASI DAĞCILAR CİHAZLARI BIRAKIP GERİ DÖNDÜ”
Ancak aniden bastıran kar fırtınası dağcıların zirveye çıkmasını engelledi. Geri dönme kararı alan dağcılar, 1,8 metrelik bir anten, iki telsiz cihazı, bir batarya ve plütonyum kapsüllerinden oluşan yüklerini bulundukları noktada bırakıp geri döndü.

O dönem bir dergi, bu cihazların rüzgar almayan bir kuytuda bırakıldığını yazdı.

Hint ekibine liderlik eden, sınır muhafaza birliğinde görevli tanınmış dağcı Manmohan Singh Kohli “Aksi halde birçok dağcı ölebilirdi” diyor.

Ertesi bahar dağcılar cihazları aramak için aynı noktaya yeniden tırmandı. Ama cihazlar kaybolmuştu.

Bu olayın ardından Nanda Devi’ye yarım asır boyunca kayıp malzemeleri bulmak için keşif tırmanışları yapıldı. Cihazlara ne olduğunu bugün hâlâ kimse bilmiyor.

“PLÜTONYUM BELKİ DE GANJ SULARINA KARIŞIYOR”
Takeda bir yazısısında, “Plütonyum kapsülleri büyük ihtimalle dağ buzuluna gömülmüş halde. Belki de un-ufak oldu ve bu tozlar Ganj Nehri’ne karışıyor” diye yazmıştı. Ancak bilim insanları bunun abartılı olduğunu söylüyor.

Plütonyum atom bombasının ana maddesi. Plütonyum bataryalarda Plütonyum-238 diye bilinen ve yarılanma ömrü 88 yıl olan farklı bir izotop kullanılıyor.

“ŞÜPHE ÇEKMEMEK İÇİN YÜZLERİNİ BOYADILAR”
İngiliz seyahat yazarı Hugh Thompson, “Nanda Devi: A Journey to the Last Sanctuary” “Nanda Devi: Son Sığınağa Yolculuk” adlı kitabında cihazları yerleştirme görevi verilen Amerikalı dağcıların köylülerin şüphesini çekmemek için Hindistan’da üretilen bir losyon sürerek yüzlerini “esmerleştirdikleri”ni yazıyor.

Thompson’a göre dağcılardan köylülere düşük oksijenin insan sağlığına etkilerini araştırdıklarını söylemeleri istendi. Nükleer malzemeleri taşıyan hamallara da bunların içinde bir tür hazine, muhtemelen altın olduğu” söylendi.

“CIA ÜSSÜNDE HIZLANDIRILMIŞ NÜKLEER CASUSLUK EĞİTİMİ”
Outside adlı Amerikan dergisine göre dağcılar zirveye tırmanmadan önce Kuzey Carolina’daki bir CIA üssünde, hızlandırılmış nükleer casusluk eğitimi aldı.

CIA’in başarısızlıkla sonuçlanan bu operasyonu Hindistan’da 1978’e kadar sır olarak kaldı.

Washington Post gazetesi o tarihte Outside’ın haberiyle harekete geçerek, CIA’nin o dönem aralarında Everest’e çıkanların da olduğu bir grup dağcıyı, casusluk operasyonunda kullandığını, bu kişilerin Himalayalar’daki iki zirveye nükleer cihazlar yerleştirmekle görevlendirildiğini yazdı.

Gazeteye göre eski bir CIA yetkilisi 1965’teki ilk tırmanışın başarısızlıkla sonuçlandığını ve cihazların kaybedildiğini, iki yıl sonraki ikinci tırmanışın ise “kısmen başarılı olduğunu” söyledi.

1967’deki üçüncü girişimde ise bu kez görece daha kolay olan bir görev vardı.

Cihazlar bu kez 6.861 metre yüksekliğe sahip Nanda Kot zirvesine yerleştirilecekti. Görev başarılı oldu.

Operasyona katılan 14 Amerikalı dağcıya üç yıl süren hizmetlerinin karşılığı olarak ayda biner dolar ödeme yapıldı.

Nisan 1978’de dönemin Hindistan Başbakanı Morarji Desai, parlamentodaki bir konuşmasında Hindistan’la ABD arasında 1960’larda Nanda Devi’ye nükleer cihazlar yerleştirilmesi için “üst düzey” bir anlaşma yapıldığını açıkladı.

Deasi bu operasyonun ne kadar başarılı olduğu konusuna bilgi vermedi.

“CIA SULARIMIZI ZEHİRLİYOR”
O döneme ait gizliliği kalkmış ABD Dışişleri Bakanlığı belgelerinde, 60 kişilik bir grubun ABD’nin Delhi Büyükelçiliği’nin önünde “CIA’nin ülkedeki operasyonlarını” protesto ettiği, eylemcilerin “CIA Hindistan’dan Defol”, “CIA Sularımızı Zehirliyor” sloganları attığından söz ediliyor.

Himalayalar’daki nükleer cihazlara ne olduğunu bugün hala kimse bilmiyor.

Amerikalı dağcılarından Jim McCarthy, Takeda’ya “Cihaz sürüklenip bir buzula gömüldü. Bunun ne tür sonuçlara yol açacağını Tanrı bilir” dedi.

“NE PİŞMANIM NE DE MUTLU. SADECE EMİRLERE UYDUM”
Dağcılar, Raini köyündeki küçük bir istasyonun bölgedeki kum ve nehir sularını düzenli olarak test ettiğini ancak bu tahlillerin sonuçlarının bilinmediğini söyledi.

Outside’a göre “Plütonyum iyice bozuluncaya kadar – ki bu yüzyıllar alabilir- Himalayalar’daki kar tabakasına ve Ganj nehrinin kolları üzerinden Hindistan su sistemine sızabilecek bir tehdit olarak kalamaya devam edecek”.

Şimdi 89 yaşında olan Yüzbaşı Kohli’ye bu operasyonlarda görev aldığı için pişman olup olmadığını sordum. Kohli “Pişmanlık ya da mutluluk duymuyorum. Sadece emirlere uydum” ifadelerini kullandı.

About admin

Taraf olmayan, habercilik yapan Net İnternet Haber, bağımsız özgür, tarafsız habercilik ilkesini benimsemiş olup, hakkın ve haklının yanında yer almayı ilke edinmiştir.

Göz Atmak İster misiniz?

Şehit Korgeneral Osman Erbaş’ın FETÖ’cü hainlere gösterdiği unutulmaz tepki

BİTLİS'in Tatvan ilçesinde kaza kırıma uğrayan helikopterde şehit olan Korgeneral Osman Erbaş, Adana Garnizon Komutanı ve 6'ncı Mekanize Piyade Tümen Komutanı iken FETÖ'nün darbe girişimi sırasında şehit olanlar için düzenlenen cenaze töreninde mikrofonunu eline alıp, "Türk askeri katil olamaz. Bu katiller asker olamaz" diye tepki göstermişti. Bitlis'in Tatvan ilçesinde kaza kırıma uğrayıp, düşen helikopterde şehit [...]