Aziz Dağtekin Yazdı
Siyasette bazen bir parti kurulur ve herkes “Yeni bir dönem başlıyor” der.
Bazen de parti kurulur ama asıl hikâye daha parti kurulurken başlar:
“Bu parti neden kuruldu?”
İşte Yeni Parti açısından sorulması gereken soru tam da budur.
CHP zaten bölündü.
Bunu artık yalnızca bir siyasi yorum olarak değil, ortaya çıkan siyasi tablo üzerinden okumak gerekiyor.
CHP’nin içerisindeki ayrışmalar, farklı siyasi hesaplar ve güç mücadeleleri yeni bir siyasi yapının ortaya çıkmasına kadar geldi.
Ve sonunda:
Yeni Parti kuruldu.
Şimdi herkes aynı soruyu soruyor:
Yeni Parti gerçekten yeni bir siyasi merkez mi olacak, yoksa CHP’den kopanların geçici durağı mı?
Benim iddiam açık:
Yeni Parti’nin uzun soluklu bir siyasi başarı hikâyesine dönüşmesi hiç kolay görünmüyor.
Daha da ileri gidiyorum.
Ben, Yeni Parti’nin yıl sonuna kadar kendi içinde ciddi bir bölünme yaşayabileceğini ve ardından CHP’ye dönüş tartışmasının başlayacağını düşünüyorum.
Altını özellikle çiziyorum:
Bu bir siyasi öngörüdür.
Bir iddiadır.
Bir kehanet değildir.
Zaman gösterecektir.
Fakat siyasetin geçmiş tecrübelerine baktığımızda bu ihtimalin neden tartışıldığını anlamak zor değil.
Çünkü parti kurmak başka şeydir…
Parti yaşatmak başka şeydir.
Tabela asmak kolaydır.
Logo hazırlamak kolaydır.
Genel başkan seçmek kolaydır.
Basın toplantısı yapmak kolaydır.
Asıl zor olan sandığa gittiğinizde seçmenin size:
“Ben seni neden tercih edeyim?”
sorusuna cevap verebilmektir.
Yeni Parti’nin önündeki en büyük sınav da budur.
CHP’den ayrılan bir siyasi yapı, CHP’nin seçmenini otomatik olarak yanında götüremez.
Çünkü seçmenin siyasi aidiyeti, birkaç kişinin kararından ibaret değildir.
Seçmenin hafızası vardır.
Seçmenin alışkanlığı vardır.
Seçmenin beklentisi vardır.
Ve en önemlisi…
Seçmenin sandığı vardır.
Şimdi Yeni Parti’ye bakalım.
CHP’den kopuş yaşandı.
Yeni bir parti kuruldu.
Peki bundan sonra ne olacak?
Yeni Parti kendi kimliğini oluşturabilecek mi?
Kendi teşkilatını kurabilecek mi?
Kendi seçmen kitlesini yaratabilecek mi?
Yoksa CHP’den kopan isimlerin etrafında şekillenen geçici bir siyasi platform olarak mı kalacak?
İşte asıl mesele budur.
Bir de siyasi kulislerde konuşulan başka iddialar var.
Deniliyor ki:
Bu oluşumun arkasında daha büyük bir siyasi hesap bulunuyor.
Yeni Parti’nin kurulmasıyla CHP’nin bölünmesinin hedeflendiğini ileri sürenler var.
Daha da ileri gidenler ise bunun bir “proje” olduğunu iddia ediyor.
Tekrar söyleyelim:
Bunlar iddiadır.
Belgesi ortaya konulmuş, kesinleşmiş gerçekler değildir.
Fakat gazetecinin görevi yalnızca gerçekleşmiş olayları yazmak değildir.
Siyasi gelişmelerin nereye gidebileceğini de sorgulamaktır.
Benim gördüğüm tablo şu:
CHP’den kopan bir yapı kurulmuş olabilir.
Ama bu yapının kendi ayakları üzerinde durması kolay olmayacaktır.
Çünkü CHP’nin bölünmesi başka…
CHP’den kopanların bağımsız bir siyasi güç haline gelmesi başka.
İşte burada ciddi bir fark var.
Benim siyasi öngörüm şu:
Yeni Parti yıl sonuna kadar kendi içinde ciddi bir hesaplaşmayla karşı karşıya kalabilir.
Bugün aynı çatı altında görünenler yarın farklı yönlere savrulabilir.
Bugün birlikte hareket edenler yarın birbirlerini eleştirebilir.
Ve sonunda o meşhur soru yeniden masaya gelebilir:
“CHP’ye geri dönüş mümkün mü?”
İşte o zaman siyasetin en ironik fotoğrafı ortaya çıkar.
CHP’den ayrıl…
Yeni parti kur…
“Yeni bir dönem başlıyor” de…
Sonra birkaç ay sonra yeniden CHP’nin kapısını çal!
Olur mu?
Olabilir.
Türk siyasetinde bunun örnekleri az değildir.
Siyasette dün “asla” denilen şeyin bugün “neden olmasın” haline geldiğini çok gördük.
Ama burada Yeni Parti açısından çok daha önemli bir problem var:
Seçmen bu dönüşü nasıl karşılayacak?
Çünkü seçmen hafızası sandıkta çalışır.
Bugün söylenen sözler yarın önünüze gelir.
Bugün verilen vaatler yarın karşınıza çıkar.
Bugün kurulan parti yarın neden kapısına geldiğiniz partinin alternatifi olduğunu iddia etti?
İşte bunun cevabını vermek kolay olmayabilir.
Bu nedenle benim kanaatim nettir:
Yeni Parti’nin kurulması CHP’deki bölünmenin sonu değil, yeni bir siyasi tartışmanın başlangıcıdır.
Ve ben bu yeni yapının yıl sonuna kadar ciddi bir sınav vereceğini düşünüyorum.
Hatta iddiamı daha açık yazayım:
Yeni Parti’nin kendi içinde bölünme ihtimali, CHP’ye yeniden dönüş ihtimalinden daha uzak görünmüyor.
Eğer bu gerçekleşirse hiç kimse şaşırmasın.
Çünkü siyasette bazen yeni bir parti kurulur…
Ama sonunda eski partinin kapısı çalınır.
Bazen “Yeni bir başlangıç” denir…
Ama birkaç ay sonra eski defterler yeniden açılır.
Bazen “Biz artık ayrı bir yol yürüyoruz” denir…
Sonra yolun sonunda aynı kavşakta buluşulur.
Şimdi top Yeni Parti’de.
Kendi kimliğini oluşturabilecek mi?
Kendi seçmenini yaratabilecek mi?
Kendi teşkilatını ayakta tutabilecek mi?
Yoksa CHP’den kopuşun ardından başlayan süreç, önce Yeni Parti’nin kendi içinde bölünmesine, sonra da CHP’ye dönüş arayışına mı dönüşecek?
Ben ikinci ihtimali küçümsemiyorum.
Hatta zaman ilerledikçe bu ihtimalin daha fazla konuşulacağını düşünüyorum.
Ve buraya bir tarih notu düşüyorum:
31 Aralık 2026.
Bakalım yıl sonunda Yeni Parti nerede olacak?
Kendi başına güçlü bir siyasi aktör olarak mı?
Kendi içinde parçalanmış bir yapı olarak mı?
Yoksa CHP’ye dönüş kapısını mı arıyor olacak?
Siyaset bazen en büyük cevabı sandıkta değil, zamanın kendisinde verir.
Biz bugün iddiamızı ortaya koyduk.
Şimdi bekleyip göreceğiz.
Yeni Parti gerçekten yeni bir gelecek mi kuracak, yoksa CHP’den kopuşun kısa süreli bir durağı olarak mı kalacak?
Cevabı zaman verecek.
Ama benim bugünden söyleyeceğim şudur:
Tabela değişebilir, parti adı değişebilir, kadrolar değişebilir…
Fakat siyasetin gerçek sahibi hala millettir.
Ve milletin terazisinde karşılığı olmayan hiçbir siyasi proje, ne kadar büyük hesaplarla hazırlanırsa hazırlansın, uzun süre ayakta kalamaz.
Netinternet Haber İnternet Haberciliğinin Doğru Adresi