Ana Sayfa / Bugünün Manşetleri / FETÖ’nun karanlık kurul üyeleri açıklandı!

FETÖ’nun karanlık kurul üyeleri açıklandı!

Elebaşı Fetullah Gülen’in özel sekreteri Cevdet Türkyolu, örgütün emniyet, TSK ve yargıdaki mensuplarından sorumlu yöneticilerinden oluşan “Hususiler” olarak adlandırılan mahrem yapının başında bulunuyor.
Darbe girişiminin ardından çözülmeye başlayan FETÖ’de güç mücadelesi baş gösterirken, elebaşı Fetullah Gülen’den sonra yerine kimin geçeceği tartışması, gözleri örgüt yöneticilerinden oluşan “karanlık kurul üyeleri”ne çevirdi.
“Başyüceler” ya da “istişare heyeti” de denilen bu kurul üyeleri arasında FETÖ elebaşı Gülen’in özel sekreteri Cevdet Türkyolu da bulunuyor.
AA muhabirinin, dava dosyalarından derlediği bilgiye göre 1974’te İzmir Bozyaka’daki öğrenci yurdunda Gülen ile tanışan Türkyolu, 9 Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduktan sonra örgütün çekirdek kadrosunda yer aldı.
O günden sonra Gülen’in yanından ayrılmayan ve özel işleriyle ilgilenen Türkyolu, FETÖ elebaşının kardeşi Seyfullah Gülen’in kızı Mebruke ile evlendi.
Türkyolu, Gülen’in Türkiye’de yaşadığı dönemde İstanbul Altunizade’deki Fem Dershanesinin 5. katındaki örgütün yönetim merkezinde, elebaşının özel kalemi olarak görev yaptı.
O dönem FETÖ, emniyet, TSK ve yargıdaki mensuplarından sorumlu yöneticilerden oluşan “Hususiler” olarak adlandırılan özel bir yapılanmaya gitti. Bu yapılanmanın başına da Türkyolu getirildi. “Hususiler”in faaliyetleri, Türkyolu tarafından koordine ediliyor, daha sonra Gülen’in onayına sunuluyordu.
Emniyet, TSK ve yargıdaki mahrem imamlar, sorumluluk alanlarındaki örgütsel faaliyetleri Türkyolu’na rapor ediyordu.
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Başsavcılığınca, 19 Mart 1999’da hakkında soruşturma açıldıktan iki gün sonra ABD’ye kaçan Gülen, beraberinde Türkyolu’nu da götürdü.
Türkyolu, o günden beri örgütün yeni yönetim merkezi haline gelen Pensilvanya’nın Saylorsburg kasabasındaki malikanede, örgüt liderinin özel sekreteri olarak faaliyetlerine devam ediyor.
Türkyolu, dünyanın farklı ülkelerinden gelen kaynakları, Gülen’in talimatları doğrultusunda ticari faaliyetlerde kullanıyor.
ABD’nin Pensilvanya ve Florida eyaletlerinde ailesi üzerine kayıtlı 7 konut bulunan Türkyolu’nun, “himmet” paralarından kişisel servet edindiği, bu durumun örgüt içerisinde de rahatsızlık yarattığı biliniyor.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince karara bağlanan “FETÖ çatı davası” iddianamesinde, Türkyolu’nun ABD’deki malikanede özel olarak tasarlanmış bir odada çalıştığı, buraya kendisine bağlı kişiler dışında kimsenin giremediği bilgisine yer verildi.
Gazeteci Nurettin Veren, mahkeme dosyasına giren tanık beyanında, Türkyolu’nun çocukluğundan beri Gülen’in yanında olduğunu belirterek, “Gülen’in özel hizmetlerinde olan, ilacını, yiyeceğini ayarlayan kişidir. 12 yaşından beri yanından ayrılmaz. En mahrem şeylerine bile o bakar. Gülen’in emri kadar geçerli emirleri vardır. Fetullah’tan sonra en karanlık adamı mı diyeyim ikinci adamı mı diyeyim, öyle birisidir.” ifadesini kullandı.
“FETÖ çatı” iddianamesinde Türkyolu’nun örgüt elebaşından sonraki en yetkili kişi olduğu belirtilerek, şu tespite yer verildi:
“Gülen’in özel kalemi ve sekretaryasını idare eden kişidir. Gülen’in kimlerle görüşeceğini, aldığı ilaçları ve yemekleri bütün özel hizmetini yürüttüğü, mahrem yerlerle doğrudan ilgilenip yönettiği, örgütün önderinden imamlarına talimat ulaştırıp raporları almada önemli bir işlevi olduğu anlaşılmıştır. Yargı, emniyet, TSK, harp okulları, askeri liseler, polis okulları, kolejleri ve akademilerin genel sorumlu imamlarının doğrudan onunla irtibatlı olduğu, ‘özel hizmet sekreteryası’ olarak faaliyet yürüttüğü anlaşılmıştır.”
Türkyolu hakkında, “silahlı terör örgütü yöneticiliği” ve “anayasal düzeni ihlale teşebbüs” başta olmak üzere birçok suçtan yakalama kararı bulunuyor.
Cevdet Türkyolu, İçişleri Bakanlığının terörden arananlar listesinde 10 milyon lira ödülle, kırmızı kategoride yer alıyor.

 

FETÖ’nün Avrupa imamı Abdullah Aymaz

Gülen’in ilk talebelerinden Aymaz, 1966 yılında elebaşının ismiyle anılacak örgütün kuruluşunda yer alan 14 kişinden biri oldu.

“Hüseyin Bayram” ve “Safvet Senih” kod isimlerini kullanan Aymaz, 1971 ve 1980’de tutuklandı ancak hakkındaki davalardan beraat etti.

Elebaşı Gülen’in talimatıyla 1983’te örgütün sözde Konya imamlığını yapan Aymaz, burada kaldığı 4 yıl boyunca aynı zamanda Kayseri, Niğde, Kırşehir ve Nevşehir’de örgüt faaliyetlerini yürüttü.

Ardından örgütün Avrupa’da yerleşmesini sağlamakla görevlendirilen Aymaz, Hollanda, Almanya, İsveç, Belçika ve Danimarka’da çalışmalar yaptı.

Aymaz, Gülen’e sadakati ve çalışmalarından dolayı bir yıl sonra örgütün sözde “genel müfettişliğine” getirildi.

Gülen ile ABD’ye kaçtı
Örgütün yayın organlarından Zaman gazetesinin genel yayın yönetmenliği görevine 1990’da başlayan Aymaz, bir süre sonra elebaşı tarafından ABD’ye ülke imamı olarak atandı.

New Jersey’de FETÖ’nün Altın Nesil Vakfını kuran Aymaz, burada 3 yıl kaldıktan sonra yeniden Türkiye’ye döndü.

Papa II. John Paul’un 1997’de düzenlediği paskalya yortusuna Zaman gazetesi Vatikan temsilcisi Mesut Erişen ve Yunanistan temsilcisi Salih Dede ile katılan Aymaz, aynı tarihte Gülen’in Papa II. John Paul ile görüşmesini organize eden ekipte yer aldı.

Devlet Güvenlik Mahkemesinde dava açılması üzerine Gülen ile 1999’da ABD’ye kaçan Aymaz, 2 yıl sonra Avrupa imamı olarak Almanya’ya gitti.

O tarihten beri Almanya’da yaşayan Aymaz, örgütün kara propaganda merkezi olarak faaliyet yürüten Berlin merkezli Diyalog ve Eğitim Vakfının Denetleme Kurulunda yer aldı.

Aynı zamanda merkezi Offenbach şehrinde bulunan World Media Group AG şirketinin de Denetleme Kurulu Başkanlığını yürüttü.

Elebaşı Gülen öldükten sonra yerine geçeceği söylenen isimler arasında yer alan Aymaz, kendisi gibi elebaşının ilk talebelerinden Mehmet Ali Şengül, İsmail Büyükçelebi, İsmet Aksoy, Şerif Ali Tekalan gibi isimlerle örgütün “gelenekçi” kanadını temsil ediyor.

Örgüt çalışmalarına devam ediyor
Örgütün sözde eski emniyet imamı Kemalettin Özdemir beyanında, Abdullah Aymaz’ın Gülen’in ilk öğrencileri arasında yer aldığını, ABD’ye giden ilk FETÖ yöneticisi olduğunu, örgüt içerisinde müfettiş konumda faaliyet yürüttüğünü belirterek, başyüceler kurulunda bulunduğunu ifade etti.

Savcı Serdar Coşkun’un hazırladığı FETÖ çatı davasının iddianamesinde Aymaz hakkında şu tespite yer verildi:

“İzmir’de 1970’li yıllardan itibaren oluşturulan örgütün çekirdek kadrosunda yer aldığı, örgütün üst kurulunda görevli olduğu, örgüt mensuplarıyla Pensilvanya’ya gidip geldiği ve toplantı düzenledikleri mekanlarda birlikte kaldığı, örgüte ait basın yayın organlarında görev aldığı, örgütün ideolojik görüşlerini yansıtan yazılar yazdığı, Amerika ve Avrupa imamı olarak faaliyet yürüttüğü, örgüt içerisindeki tayin, terfi heyeti içerisinde aktif olduğu, son olarak ‘istişare heyeti üyesi’ olarak faaliyetlerine devam ettiği anlaşılmaktadır.”

Firari Aymaz hakkında “silahlı terör örgütü yöneticiliği” ve “anayasal düzeni ihlale teşebbüs” başta olmak üzere birçok suçtan yakalama kararı bulunuyor.

Abdullah Aymaz, İçişleri Bakanlığının Terörden Arananlar Listesi’nde 10 milyon lira ödülle, kırmızı kategoride yer alıyor.

Gülen’in ‘Samsunlu hoca’sı Mehmet Ali Şengül

Darbe girişiminin ardından çözülmeye başlayan Fetullahçı Terör Örgütü’nde (FETÖ) güç mücadelesi baş gösterirken elebaşı Fetullah Gülen’den sonra yerine kimin geçeceği kavgası, gözleri örgüt yöneticilerinden oluşan “karanlık kurul” üyelerine çevirdi.
“Başyüceler” ya da “istişare heyeti” de denilen bu kurul üyelerinden, örgüt içeresinde “Samsunlu hoca” olarak bilinen Mehmet Ali Şengül’ün ismi dikkati çekiyor.
AA muhabirinin dava dosyalarından derlediği bilgilere göre Şengül, Denizli’de hafızlık eğitimini tamamladıktan sonra 1960 darbesinin ardından İzmir Kestanepazarı’na geldi.
Burada Kur’an kursunda yöneticilik yapan elebaşı Gülen ile tanışan Şengül, daha sonra Bozyaka Camisi imamı olarak göreve başladı.
Gülen, 1966’da kendi adıyla anılacak örgütü kurduğunda yanında bulunan 14 kişiden biri de Şengül’dü.
Örgüt kurucusu ve Gülen’in sadık talebelerinden olan Şengül, 16 Şubat 1983’te gözaltına alındıktan iki hafta sonra serbest bırakıldı.
Hakkındaki soruşturmalara rağmen Diyanet İşleri Başkanlığındaki görevine devam eden Şengül’ün 1990’da Samsun’a tayini çıktı.
O tarihten sonra örgüt içeresinde “Samsunlu hoca” olarak anılmaya başlandı.
Sadakati nedeniyle örgüt içerisinde önemli görevlere getirilen Şengül, bizzat Gülen tarafından Avustralya, akabinde İsviçre, daha sonra da Almanya koordinatörlüğüne getirildi.
Türkiye’den kaçtıktan sonra geçici olarak örgüt elebaşı Gülen’e vekalet eden Şengül, 1999’da “hususi hizmetler” kapsamında “asker-polis sorumlusu” oldu.
Bu görevin ardından 2001’de “Orta Asya sorumlusu” olarak atanan Şengül’ün ismi, Gülen öldükten sonra yerine alternatif olabilecek kişiler arasında ön plana çıkıyor.
Örgütün Türkiye imamı Mustafa Özcan ile liderlik konusunda çekişme halinde olan Şengül, kendisi gibi FETÖ’nün kuruluşunda yer alan isimlerle örgütün “gelenekçi” kanadını temsil ediyor.
İstişare heyetinden
Örgütün eski emniyet imamı Kemalettin Özdemir, mahkeme dosyasına giren beyanında, Şengül’ün bir dönem Türkiye’de Gülen’i temsil ettiğini, “başyüceler kurulunda” bulunduğunu ancak Mustafa Özcan’a bağlı hareket ettiğini ifade etti.
Uzun yıllar örgütten kaldıktan sonra ayrılan yazar Latif Erdoğan da Şengül’ün örgüt içerisinde ilk yer alan isimlerden olduğunu, zamanla Avustralya ve Uzak Doğu imamlığı yaptığını söyledi.
“FETÖ çatı davası” kapsamında tanık olarak dinlenen Hayati Küçük ise örgütün tepesinde Gülen’in yer aldığını, Şengül’ün ise en yakınındaki isimlerden olduğunu beyan etti.
Savcı Serdar Coşkun’un hazırladığı “FETÖ çatı iddianamesi”nde Şengül’e ilişkin şu tespite yer verildi:
“Örgütü yöneten diğer sorumlu imamlara emir verebilecek düzeyde etkili olduğu, Mustafa Özcan’ın altında ama diğer üst düzey yöneticilerin üzerinde baş yöneticilerden olduğu, örgüt adına Pasifik ülkeleri, Avrupa, Avustralya ve Uzak Doğu Asya imamlığı yaptığı, bir dönem Türkiye imamı olduğu, örgüt içerisindeki tayin, terfi ve yönlendirmenin yapıldığı tayin heyetinde yer aldığı, ‘istişare heyeti’ adına faaliyet yürüttüğü anlaşılmaktadır.”
Darbe girişiminden önce firar eden Şengül hakkında, “silahlı terör örgütü yöneticiliği” ve “anayasal düzeni ihlale teşebbüs” başta olmak üzere birçok suçtan yakalama kararı bulunuyor.
Mehmet Ali Şengül, İçişleri Bakanlığının Terörden Arananlar Listesi’nde 10 milyon lira ödülle “kırmızı kategori”de yer alıyor.

Gülen’in örgüt üzerindeki gölgesi Mustafa Özcan

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen öldükten sonra yerine geçeceği söylenen Mustafa Özcan, örgütün sözde İstanbul ve Balkan ülkeleri imamlığı, ardından “hususi hizmetler” kapsamında Hava Kuvvetleri Komutanlığı mahrem imamlığını yaptı.
Darbe girişiminin ardından çözülmeye başlayan FETÖ’de güç mücadelesi baş gösterirken elebaşı Fetullah Gülen’den sonra yerine kimin geçeceği tartışması, gözleri örgüt yöneticilerinden oluşan “karanlık kurul üyeleri”ne çevirdi.
“Başyüceler” ya da “istişare heyeti” de denilen bu kurul üyelerinden “Gülen’in örgüt üzerindeki gölgesi” sözde “Türkiye imamı” Mustafa Özcan’ın ismi dikkati çekiyor.
AA muhabirinin dava dosyalarından derlediği bilgiye göre; 1975 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde vaizliğe başlayan Özcan, 1977’de müftü yardımcısı olarak atandığı İzmir’de elebaşı Gülen ile tanıştı.
O günden sonra örgüt hiyerarşisinde yer alan Özcan, 1992’de vaiz olarak görevlendirildiği Kartal’da aynı zamanda örgütün “İstanbul imamlığı”nı yaptı.
Kısa sürede FETÖ içerisinde hızla yükselen Özcan, daha sonra “hususi hizmetler” kapsamında Hava Kuvvetleri Komutanlığı imamlığı, ardından Balkan ülkeleri imamlığına getirildi.
Sık sık Pensilvanya’ya giderek örgüt elebaşının talimatlarını alan Özcan, Gülen’in ilk öğrencilerinden olmasının avantajıyla 2003’te “Türkiye imamı” oldu.
Diyanet İşleri Başkanlığındaki görevinden 2006’da emekli olan Özcan, ardından örgütün finans kaynaklarından Kaynak Holding’de Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. Bu görev adı altında Türkiye’deki para havuzunu kontrol eden Özcan, aynı zamanda FETÖ tarafından hedef alınan, kamuoyunun yakından tanıdığı isimlere kurulan kumpasları yönetti.
Kumpas soruşturmalarını planladı
Özcan, aynı zamanda örgütün emniyet mahrem imamı “Kozanlı Ömer” kod adlı Osman Hilmi Özdil ile Balyoz, Ergenekon, İzmir casusluk davaları ile 17/25 Aralık kumpas soruşturmalarını planladı.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce karara bağlanan “FETÖ çatı davası” iddianamesinde, Özcan’ın örgüt mensupları da dahil çok sayıda kişinin özel hayatına ilişkin bilgi ve görüntüleri gerektiğinde kullanmak üzere arşivlediğine yer verildi.
Bu faaliyetlerinden dolayı örgütün sözde tayin ve atamaların yanı sıra kumpas operasyonlarının detayı ile para akışı gibi konular Özcan’ın sorumluluğuna verildi.
Bu kapsamda Türkiye’deki para kasasının başına getirilen Özcan, kendisinden önce Gülen’e talebelik yapan ve örgütün “gelenekçi” kanadını temsil eden, aralarında farklı ülkelerde firari durumdaki Mehmet Ali Şengül, İsmail Büyükçelebi, İsmet Aksoy, Şerif Ali Tekalan gibi isimlerin tepkisini çekti.
Ayrıca dünyanın birçok yerinden Pensilvanya’ya gönderilen örgütün mali kaynaklarını, kendine yakın kişilere aktardığı ortaya çıkan Özcan’ın hedef alınması üzerine devreye giren elebaşı Gülen, yolsuzluk tartışmalarının üstünü kapattı.
Her seferinde Gülen tarafından aklanan Özcan, kendisine muhalif birçok örgüt yöneticisinin de ayağını kaydırdı.
Kapatılan Zaman gazetesinin eski yayın yönetmeni Hüseyin Gülerce, mahkeme dosyasına giren beyanında, Özcan’ın örgüt içerisindeki gücüne dikkati çekmek için “Örgüt içinde bu arkadaşa (Mustafa Özcan) kim toslamışsa hepsi gitmiştir. Mustafa Özcan’a toslayıp da ayakta kalan kimse olmamıştır.” ifadesini kullandı.
Uzun yıllar örgüt içerisinde bulunan yazar Latif Erdoğan da dava dosyasına giren beyanında Özcan’ın, Gülen’den sonra örgütün ikinci adamı olduğuna dikkati çekerek, “Özcan, Gülen Amerika’ya gittiği ilk günden itibaren Türkiye’deki yapının organizesini yapar. Ayrıca mali anlamda da kasadır. Örgütte bulunmadığı mevki yoktur.” dedi.
Çatı davası kapsamında tanık olarak dinlenen örgütün eski emniyet imamı Kemalettin Özdemir ise Özcan’ın Gülen’in gölgesi gibi hareket ettiğine işaret ederek, “Gülen hakkında yurt içinde ve yurt dışında açılan davaların ve mali işlerin takibinden, basın ve yayından, Gülen’in kitaplarının basılıp dağıtılmasından, yurt dışı ve yurt içi faaliyetlerin yürütülmesinden sorumlu, ‘başyüceler divanında’ en yetkili şahıstır.” değerlendirmesini yaptı.
Bir diğer tanık gazeteci Nurettin Veren, Özcan’ın FETÖ adına Türkiye genelinde mali konularda en yetkili kişi olduğunu, para koordinasyonunun sadece onunla Gülen arasında yönetildiğini vurguladı.
Gülen’den sonra en etkili kişi
Savcı Serdar Coşkun’un hazırladığı “FETÖ çatı iddianamesi”nde Özcan’ın, Gülen’in ilk talebelerinden ve ondan sonra gelen ikici isim olduğu, mütevelli heyeti içerisinde yer aldığı ifade edildi.
Özcan’ın her türlü tayin, terfi ve yönlendirmenin yapıldığı örgütün tayin heyetinde bulunduğu belirtilerek, şu tespite yer verildi:
“Gülen’in operasyon ekibi içerisinde yer aldığı, son olarak ‘Türkiye imamı-örgütün ikinci adamı’ olarak faaliyet gösterdiği, örgütün elindeki ekonomik kaynakların yönetiminden sorumlu olduğu, toplanan paranın harcanması, değerlendirilmesi, nemalandırılması, kullanılacağı yerlerin belirlenmesi işlerini idare ettiği, Gülen’den sonra örgütte en etkili en üst yönetici olduğu anlaşılmaktadır.”
Türkiye’nin farklı illerinde hakkında soruşturma açılan firari Mustafa Özcan hakkında, “silahlı terör örgütü yöneticiliği” ve “anayasal düzeni ihlale teşebbüs” başta olmak üzere birçok suçtan yakalama kararı bulunuyor.
Mustafa Özcan, İçişleri Bakanlığının Terörden Arananlar Listesi’nde 10 milyon lira ödülle kırmızı kategoride yer alıyor.

About admin

Taraf olmayan, habercilik yapan Net İnternet Haber, bağımsız özgür, tarafsız habercilik ilkesini benimsemiş olup, hakkın ve haklının yanında yer almayı ilke edinmiştir.

Göz Atmak İster misiniz?

İngiltere, Almanya ve Fransa’dan İran’a metal uranyum çağrısı

İran'ın metal uranyum üretmek için çalışmalara başlaması üzerine İngiltere, Almanya ve Fransa endişelendi. Üç ülke, Tahran yönetimine nükleer anlaşmadaki yükümlülüklerini yerine getirme çağrısı yaptı. Fransa, Almanya ve İngiltere'nin dışişleri bakanlıkları sözcüleri, konuya ilişkin ortak yazılı açıklama yaptı. İran'ın metal uranyumun üretimi için çalışmalara başlamasından derin endişe duyulduğu ifade edildi. DERHAL! Açıklamada, Kapsamlı Ortak Eylem Planı [...]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.