Suriyeliye vatandaşlık illet mi zillet mi?

Ülkemiz gerçekten çok zor bir süreçten geçiyor. Şehit kanlarıyla sulanmış ve  sulanmaya devam eden cennet vatanımızın toprakları vatansızlara vatan olacak mış!..  Ne kadar  hazin ne kadar acı değil mi?

Dün emperyalist oyunlar karşısında Osmanlı’dan kopmak için Haçlı zihniyetine kucak açanlar, bu gün ne hikmetse ecdat yadigarı olan topraklarımızda vatandaş olmak için sıra bekliyorlar. Dün vatanlarında zulme karşı direnmeyip, savaştan kaçarak vatansız kalanlar şimdilerde ülkemizde olmadık melanetler sergilemekte, cinayetler, gasp, darp suçuları işlemektedirler..

Türkiye’yi gerilim ve patlama noktasına getiren bu vatandaşlık savları bir çok kaosu da beraberinde getirecektir. Çok tehlikeli olan bu vatandaşlık söylemleri karşısında Konya’da, Adana’da, Şanlıurfa’da halk  patlak verme noktasına gelmiştir. Siyasi iktidarın günü kurtarma hevesiyle geliştirdiği bu vatandaşlık projesi her alanda olduğu gibi hesapsızca yapılmış tehlike yüklü bir gündem saptırmacasıdır. Biz şahsen siyasi iktidarın Suriyelilere vatandaşlık için kolları sıvamasını hiç de hayra alamet olarak görmüyoruz. Şimdi sormak lazım. Suriye’de zulüm var diye sınırlarımızı kontrolsüz bir şekilde mültecilere açanlar hangi hesabın peşindeler?

Ülkemizde bu mülteci akımı yüzünden ne dirliğimiz ne de düzenimiz kaldı. Ekonomi dip yaptı. Çekler ödenmiyor. Esnaf siftah yapamıyor. Üstüne üstlük her gün hain saldırılarla yatıp, canlı bombalı eylemlerle uyanıyoruz. Polisiye tedbirlerin bile kontrol edemediği Suriyeli mültecilere Avrupa kapılarını kapatırken, biz neden vatandaşlık veriyoruz?

Vatanını korumayanlara önce vatan sonra da promosyon olarak ev verecek öyle mi? Ya bizim evi barkı olmayan yıkık evlerde barınan asil vatandaşlarımız ne olacak?   Neymiş Suriyelilerin içersinde kalifiye elemanlar varmış.. Bunların içlerinde çok iiyi doktorlar var mış. Mış mış.. İyi güzel de bu mışlıları nasıl tahlil ettiniz? Bu doktorlar nasıl okumuş, hangi diplomayı almış, ihtisası ne? Bunları nasıl tespit ettiğinizi biizmle paylaşınız ki biz de bilgi sahibi olalım.

Ancak daha düne kadar “paralel yapı” adı altında yıllarca sahte diplomayla öğretmenlik yapanları da unutmadık. Şimdi çok iyi dediğiniz doktorlar da sahte diplomalı çıkarsa şaşmayınız. Şimdi bu doktor diplomasını nerde aldıkları belli olmayan gerçekliği tartışma konusu olan Suriyeli sözde doktorlara muayene mi olacağız. Vay başımıza gelenlere.

Bu olup bitenler karşısında inan ki ecdadımızın kemikleri sızlıyor. Türkiye alıştırıla alıştırıla çıkmaza sürükleniyor. Bize bu kutsal toprakları yurt olarak kullanmamız için bırakan kahraman ecdadımız, cepheden cepheye düşman güçlerle çarpışmak için yarışırken, diğer yandan da çarıkla, açlıkla yoklukla savaştı. Bu kutsal toprakları dini İslam için bize yurt olarak bıraktı.

Her önümüze geleni vatandaş olarak kabul edelim diye değil.  Komşuluk hukuku neyi gerektiriyorsa onu yapalım. İnsani yardım ve desteğimizi muhataplarına sunalım. Bunlara bir diyeceğimiz yoktur. Ancak Suriyelilerin hukuki statülerinin hangi kategoride olduğu belirlenmeden yapılacak her siyasi tasarruf sorgulanacak ve ters tepecektir.

Bu yüzden Suriyelilerin Türk vatandaşlığına alınmaları konusunu siyasi dürtü ve oy hesabıyla gündeme getirmek büyük bir  sorumsuzluktur. Kendi vatanlarını bırakıp gelenlere bir kalemde Türk vatandaşlığı  vermek ortak vatandan bahsetmek bu vatana canlarıyla bedel  ödeyen ecdadımızın kemiklerini sızlatır. Vatandaşlıkla da yetinmeyip TOKİ konutları da verilecekmiş. Madem Suriyelilere verilecek TOKİ konutları vardı da peki  bu konutları asil milletin evlatlarından bu zamana kadar niçin esirgendi?

Hülasa binmişiz bir alamete gidiyoruz kıyamete. Memleketin her kesimi huzursuz. Ülke insanı  beli bir zümrenin dışında çaresiz. Ömer Hayyam’ın şu dizeleri  “Suriyeliye vatandaşlık sendromu”  ile içinde bulunduğumuz durumu ne kadar güzel özetliyor.

Celladına aşık olmuşsa bir millet,

İster ezan, ister çan dinlet,

İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet,

Müstehaktır ona her türlü zillet.

Hakkında Aziz Dağtekin

1960 yılında Elazığ'da doğdu. Öğrenimini İstanbulda tamamlayarak gazetecilik mesleğine 1983 yılında başladı. sırasıyla Hergün, Bulvar, Hürriyet ve Türkiye Gazetelerinde muhabirlik ve yazı işleri kadrolarında görev aldı. Basın sektöründen 2006 yılında emekli oldu. Halen idare yeri Adana olan ve Ulusal yayın yapan Netinternet, Ekonet Haber, Eko İntenet Haber sitelerinde Genel Yayın Yönetmenliği ve ekonomi ile alakalı yazı ve yorumlar yazmaktadır. Gazetecilik mesleği yanısara sigortacılık, pazarlama ve finans sektöründe üst düzey yöneticiliklerde bulundu. Sırasıyla İhlas Barter ve Turk Barter'da franchise ve bölge müdürlüğü görevlerinde yer aldı. 2005 yılında Turk Barter'dan ayrılarak Anadolu Barter'ı kurdu. Halen 13'e yakın şubesiyle faaliyet gösteren Anadolu Barter'ın Yönetim Kurulu Başkalığını yürütmektedir. Evli ve 2 çocuk babası olan Gazeteci-Yazar Aziz Dağtekin halen Basın Konseyi üyesi ve Adana'da Kurulu bulunan Çukurova Güreş Vakfı ile Elazığlılar Kültür ve Dayanışma Derneğinin de kurucu üyesidir.

Göz Atmak İster misiniz?

DEAŞ kimdir, Putin ve Hamas mı yoksa Siyonist İsrail ile ABD midir?

Aziz Dağtekin Yazdı Ne garip olmuş insanlar. Dün kimliğini soykırımla mücadele etmeye borçlu olanlar, bugün …

Bir yanıt yazın