KULİS GÜNDEM
İzmir siyasetinin kulislerinde son günlerin en çok konuşulan sorusu bu:
Cemil Tugay, 7 Ekim’de AK Parti rozeti takarsa gerçekten AK Partili mi olacak, yoksa siyasette yeni bir rota mı çizecek?
İddia güçlü.
Tarih belli: 7 Ekim.
Mekan belli: AK Parti’nin grup toplantısı.
Rozeti takacağı söylenen isim de belli: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.
Üstelik Tugay’ın 30 Eylül’de Erdoğan’la Beştepe’de yaptığı görüşme de biliniyor. Fakat görüşmenin içeriği kamuoyuna açıklanmadı. Tugay’ın AK Parti’ye katılacağı ise henüz resmen ilan edilmiş değil.
İşte tam burada gazetecinin sorması gereken soru başlıyor:
Bu bir siyasi tercih mi, yoksa siyasi zorunluluk mu?
Çünkü siyaset sadece rozet değiştirmek değildir.
Rozet kolaydır.
Asıl mesele, o rozetin arkasındaki siyasi hikâyedir.
Dün başka bir siyasi zeminde yürüyen bir belediye başkanının bugün iktidar partisinin saflarında yer alması elbette siyaseten mümkündür.
Ama İzmir’in seçmeni de şunu sormaz mı?
“Cemil Tugay’ın değişen ne oldu: siyasi düşüncesi mi, siyasi şartları mı?”
Bir başka soru daha…
Bu geçiş, Ankara ile İzmir arasındaki hizmet trafiğini kolaylaştırmak için mi?
Yoksa Tugay kendi siyasi geleceğini yeniden kurmak için mi yeni bir kapı aralıyor?
Kulislerde konuşulan asıl mesele belki de rozet değil.
Rozetten sonra ne olacağı.
Çünkü siyaset bazen bir partiye katılmakla değil, neden katıldığını anlatabilmekle başlar.
7 Ekim’de Erdoğan rozeti takarsa, fotoğraf çok konuşulur.
Fakat fotoğraftan daha önemli olan şudur:
Cemil Tugay’ın bu fotoğrafa eşlik edecek siyasi cümlesi ne olacak?
İşte İzmir’in merak ettiği asıl mesele bu.
Rozet takılır.
Fotoğraf çekilir.
Alkışlanır.
Ama siyasette asıl sınav, ertesi gün başlar.
Netinternet Haber İnternet Haberciliğinin Doğru Adresi