Aziz Dağtekin ile Pazar Sohbeti
Bir ozanın yüreğinden dökülen sözler, milyonların vicdanında yankı buluyor. Sorulması gereken soru şu: Değişen zaman mı, yoksa değişen biz miyiz?
Pazar sabahları insanın kendisiyle konuştuğu zamanlardır.
Haftanın telaşı biraz olsun diner, şehir biraz yavaşlar, insanın kulağı da kalbine daha çok yaklaşır.
Bugün öyle bir pazar sabahında, bir ozanın yüreğinden dökülen sözlere takıldı aklım.
Sorduğu soru aslında hepimizeydi:
“Nerede o eski biz?”
Dikkat edin…
“Nerede o eski günler?” demiyor.
“Nerede o eski insanlar?” da demiyor.
Doğrudan bizi soruyor.
Çünkü mesele zamanın değişmesi değil.
Mesele insanın değişmesi.
Eskiden insanların daha zengin olduğunu söyleyemeyiz.
Daha lüks evlerde yaşadığını da…
Daha çok imkana sahip olduğunu hiç söyleyemeyiz.
Ama bir şey vardı.
Birbirimize karşı daha fazla saygımız vardı.
Bir sofranın bereketi sadece yemekle ölçülmezdi.
Bir mahallenin değeri binalarıyla değil, insanlarıyla bilinirdi.
Bir büyüğün sözü nasihat, bir küçüğün hatası emanet sayılırdı.
Şimdi dönüp etrafımıza bakıyoruz.
Aynı apartmanda yaşayan insanlar birbirinin adını bilmiyor.
Aynı sokakta yürüyenler birbirinin gözünün içine bakmıyor.
Aynı masada oturanlar bile aynı duyguyu paylaşamıyor.
Peki ne oldu bize?
Bu soru siyasetin de üstünde…
Ekonominin de üstünde…
Gündelik tartışmaların da üstünde bir soru.
Çünkü bir millet önce kalbinde güçlenir.
Kalbi yorulan toplumların ayakta kalması zorlaşır.
Bugün çocuklarımız için kaygılanıyoruz.
Gençlerden şikayet ediyoruz.
Eğitimden yakınıyoruz.
Sosyal medyanın insanları değiştirdiğini söylüyoruz.
Belki de biraz durup şu soruyu sormamız gerekiyor:
Biz çocuklarımıza neyi miras bırakıyoruz?
Daha büyük evler mi?
Daha pahalı arabalar mı?
Yoksa karakter mi?
Vicdan mı?
Merhamet mi?
Çünkü insanı ayakta tutan bina değil, değerlerdir.
Milleti ayakta tutan para değil, ortak vicdandır.
İşte yıllardır adına “töre” dediğimiz şey de tam olarak budur.
Töre…
Bazılarının sandığı gibi baskı değil.
Töre; büyüğe saygıdır.
Töre; küçüğe şefkattir.
Töre; komşunun hakkını gözetmektir.
Töre; yetimin başını okşamaktır.
Töre; doğruluktan ayrılmamaktır.
Töre; insan kalabilmektir.
Bugün kaybetmekten korkmamız gereken şey sadece ekonomik değerler değildir.
Asıl korkmamız gereken, bizi biz yapan değerlerin sessizce elimizden kayıp gitmesidir.
Çünkü milli kimlik sadece nüfus cüzdanında yazan bir ifade değildir.
Milli kimlik; bir milletin hafızasıdır.
Vicdanıdır.
Karakteridir.
Ve geleceğe bıraktığı izdir.
Karamsar değilim.
Çünkü bu millet daha zor zamanları da gördü.
Küllerinden yeniden doğmasını da bildi.
Yeter ki birbirimizi dinlemeyi unutmayalım.
Yeter ki doğruluktan vazgeçmeyelim.
Yeter ki çocuklarımıza sadece başarıyı değil, ahlakı da öğretelim.
Yeter ki birbirimize yeniden selam vermeyi hatırlayalım.
Belki o zaman kaybettiğimizi sandığımız birçok şeyin aslında hala içimizde yaşadığını göreceğiz.
Netinternet Haber İnternet Haberciliğinin Doğru Adresi