Aziz DAĞTEKİN Yazdı
Kimin eli öpülür?
Anne babanın… Yaşça büyüklerin… İlim, emek ve faziletiyle saygıyı hak edenlerin…
Çünkü el öpmek, İslam ve gelenek açısından önce hürmet meselesidir.
Ama siyasette işler biraz daha farklıdır.
Siyasette herkesin bir makamı, bir sorumluluğu ve bir temsil ettiği yer vardır.
Hele bir il başkanıysanız…
Siz artık sadece kendinizi temsil etmiyorsunuz.
Bir teşkilatı, bir siyasi iradeyi, sizi o göreve getiren anlayışı temsil ediyorsunuz.
O halde insanın aklına şu soru gelir: Kardeşim, sen orada hangi sıfatla duruyorsun?
Daha önemlisi: Kimi temsil ediyorsun?
Lider orada dururken, liderin karşısında başka bir el öpülüyorsa, mesele artık sadece bir “hürmet” görüntüsü olmaktan çıkar.
Çünkü siyasetçinin her hareketi mesajdır.
Bazen bir cümleden daha güçlü mesajdır.
Bir el sıkışmak…
Bir selam vermek…
Bir adım geri çekilmek…
Hatta kimin karşısında nasıl durduğun bile siyasettir.
Kimse kusura bakmasın.
Siyasi nezaket başka şeydir, siyasi kişiliksizlik başka.
Hürmet başka şeydir, makam karşısında eğilip bükülmek başka.
Vefa başka şeydir, güç kimdeyse onun yanında saf tutmak başka.
Siyasetin en tehlikeli hastalığı da budur: Duruşun, koltuğa göre değişmesi.
Bugün birinin yanında…
Yarın başka birinin önünde…
Öbür gün başka bir hesabın içinde…
Böyle siyaset olmaz.
Ağaç dallarıyla gürler.
Partiler de karakterli, dürüst ve nerede duracağını bilen kadrolarla büyür.
İl başkanıysan, önce temsil ettiğin makamın ağırlığını taşıyacaksın.
Kimin yanında olduğunu bileceksin.
Kimin adına konuştuğunu bileceksin.
Ve en önemlisi…
Nerede duracağını bileceksin.
Çünkü siyasetçinin en büyük sermayesi makamı değil, duruşudur.
Makam gider.
Unvan gider.
Koltuğa başka biri oturur.
Ama karakter kalır.
Geride de tek bir soru kalır: “Sen o gün kimin elini öptün?”
Asıl soru belki de bu değil.
Asıl soru: “O eli neden öptün?”
İşte cevabı olmayan el öpme, hürmet değil; siyasetin en eski hastalığının fotoğrafıdır: Güce göre şekil almak.
Netinternet Haber İnternet Haberciliğinin Doğru Adresi