Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti
Pazar günü biraz soluklanalım dedik…
Ama Adana durmuyor!
Telefonlar susmuyor, kulisler susmuyor, siyaset zaten hiç susmuyor.
Bir bakıyorsunuz Ankara’da bir toplantı…
Bir bakıyorsunuz Adana’da yeni bir siyasi hesap…
Bir bakıyorsunuz belediye başkanı Ankara’nın yolunu tutmuş…
Vatandaş ise aynı yerde: Başkanım, bizi ne zaman göreceksiniz?
İşte tam burada bizim Pazar Sohbeti başlıyor.
Çünkü biz kimsenin sözcüsü değiliz.
Kimsenin de karşısında değiliz.
Gündemin Nabzı’nı tutar, Kalemin Gücü’yle gördüğümüzü yazarız.
MHP’ye de aynı mesafeden bakarız, CHP’ye de…
AK Parti’ye de, İYİ Parti’ye de, diğer siyasi yapılara da…
Çünkü gazetecinin görevi alkış tutmak değil.
Sormaktır.
Bazen yüksek sesle…
Bazen de tek bir cümleyle: Burada ne oluyor?
MHP ADANA’DA YENİ DÖNEMİN KULİSLERİ
MHP Adana’da son dönemde yaşanan gelişmeler zaten başlı başına bir siyasi dosya.
Haziran ayında Adana il teşkilatının feshedilmesi ve Hakan Yıldırım’ın il başkanlığına atanmasıyla yeni bir sayfa açıldı.
Ardından 5 Eylül’de il kongresi yapıldı.
12 Eylül’de ise Hakan Yıldırım başkanlığındaki Adana heyeti, Genel Başkan Devlet Bahçeli’yi ziyaret etti.
Şimdi Ankara-Adana hattında kulisler yeniden hareketli.
Ve kulislerin en dikkat çekici başlıklarından biri:
Hüseyin Sözlü…
Adana siyasetini yakından takip eden çevrelerde, Sözlü’nün MHP ile yeniden yakınlaşabileceği, hatta Genel Başkan Devlet Bahçeli ile bir görüşme hazırlığının bulunduğu yönünde iddialar konuşuluyor.
Altını özellikle çizelim:
Bu bir kulis iddiasıdır.
Şu an için kamuoyuna açık, resmi bir “geri dönüş” açıklaması bulunmuyor.
Ama siyasette bazen açıklamadan önce kulis konuşur.
Sonra telefonlar çalar.
Sonra Ankara’nın koridorlarında bazı isimler görünür.
Sonra bir bakarsınız:
“Biz zaten bunu aylar önce konuşmuştuk.”
Siyasetin en meşhur cümlesidir bu!
Her şey olduktan sonra herkes önceden biliyormuş gibi davranır.
ŞİMŞEKLER DOSYASI: ADANA’NIN EN ÇOK KONUŞTUĞU BAŞLIKLARDAN BİRİ
Adana’nın gündemindeki bir diğer önemli başlık ise Şimşekler soruşturması.
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yürütülen soruşturma kapsamında 12 Eylül’de 11 ilde operasyon gerçekleştirildi.
97 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilirken 64 kişinin yakalandığı açıklandı.
Aramalarda silah, mühimmat ve dijital materyaller ele geçirildiği; soruşturmanın mali ayağında ise şirketler, taşınmazlar ve araçlarla ilgili adli tedbirler uygulandığı bildirildi.
Şimdi Adana’da herkes aynı soruyu soruyor: Bu dosyanın siyasi ayağı var mı?
İşte burada gazetecilik refleksi devreye girer.
Birilerinin adının kulislerde geçmesi başka şeydir.
Bir kişinin soruşturmayla ilişkilendirildiğinin resmi makamlarca açıklanması başka şeydir.
Suç isnadı ise bambaşka bir şeydir.
Dolayısıyla isimleri ortaya saçıp “şu kesin böyledir” demek gazetecilik değil.
Belgeyi beklemek gazeteciliktir.
Çünkü bugün bir insanı manşete taşırsınız…
Yarın aynı insanın masum olduğu ortaya çıkarsa, manşetin ağırlığını kim taşıyacak?
İşte kalemin namusu burada başlar.
ADALET BAKANI’NIN ADANA DOSYASI
Adalet Bakanlığı cephesinde de Adana açısından dikkat çekici gelişmeler var.
Adalet Bakanı Akın Gürlek döneminde yargı hizmetlerinin hızlandırılması, dijital dönüşüm ve vatandaş odaklı adalet hizmetleri gibi başlıklarda çalışmalar yürütüldüğü Bakanlık tarafından açıklanıyor.
Adana’da adalet teşkilatına ilişkin temaslar da yakından takip ediliyor.
Şimdi burada siyasete küçük bir soru bırakalım:
Adana’nın Ankara’dan beklediği sadece ziyaret fotoğrafı mı?
Yoksa; adalet, yatırım, istihdam, güvenlik, altyapı, ulaşım ve şehir ekonomisi konusunda somut sonuçlar mı?
Vatandaş artık protokol fotoğrafından çok sonuç görmek istiyor.
Çünkü vatandaşın albümünde yeterince fotoğraf var.
Biraz da hizmet görmek istiyor.
BELEDİYE BAŞKANLARINA KÜÇÜK BİR HATIRLATMA!
Şimdi gelelim belediyelere…
Burada bütün siyasi partilere aynı soruyu soruyorum.
Belediye başkanının asıl makamı neresi?
Parti genel merkezi mi?
Yoksa kendi şehri mi?
Elbette Ankara’ya gidilecek.
Elbette genel başkanlarla görüşülecek.
Elbette parti yönetimleriyle temas kurulacak.
Bunlar siyasetin doğal parçası.
Ama Ankara’da geçirilen zaman ile Adana’da geçirilen zaman arasında bir denge kurulmazsa…
İşte o zaman vatandaşın aklına şu soru gelir: Başkanım, şehri kim yönetiyor?
Bazı belediye başkanları hizmet üretmek yerine Ankara koridorlarında görünmeye başladığında, vatandaşın gözünde başka bir tablo oluşuyor.
Çünkü belediyecilik; fotoğraf paylaşmak değildir.
Açılış kurdelesi kesmek de değildir.
Sosyal medyada “çok çalışıyoruz” yazmak hiç değildir.
Belediyecilik;
sokağa çıkmaktır.
Mahalleye gitmektir.
Esnafın kapısını çalmaktır.
Yaşlı vatandaşın elini tutmaktır.
Çöpü görmektir.
Yolu görmektir.
Su sorununu dinlemektir.
Genç işsizin derdini bilmektir.
İNTERNET PARTİCİLİĞİ DİYE BİR ŞEY ÇIKTI!
Siyasetin yeni modeli de galiba şu:
Sabah bilgisayar açılıyor…
Bir paylaşım yapılıyor…
Bir fotoğraf…
İki slogan…
Üç etiket…
Sonra:
“Sahadayız.”
Sahada mısınız gerçekten?
Yoksa Wi-Fi çekiyor diye mi öyle görünüyor?
Artık bazı siyasetçilerin vatandaşla buluşması ile internet bankacılığı arasında ince bir benzerlik oluştu.
Şifre giriliyor.
Hesaba bakılıyor.
İşlem yapılıyor.
Çıkılıyor!
Ama vatandaşın hesabına bir türlü uğranmıyor.
Oysa siyaset;
“online” değil, “yerinde” yapılır.
Vatandaşın internet bağlantısı kesildiğinde siyasetçi de görünmez hale geliyorsa…
Orada ciddi bir problem vardır.
ADANA SİYASETİ SADECE PARTİ BİNALARINDAN İBARET DEĞİL
Adana büyük bir şehir.
Sorunu da büyük.
Potansiyeli de büyük.
Siyaseti de büyük.
Bu nedenle Adana’nın siyaseti sadece parti binalarındaki toplantılara sıkıştırılamaz.
Parti binasında herkes birbirini dinliyor.
Ama vatandaş dışarıda ne söylüyor?
İşte asıl mesele burada.
Bir siyasi parti toplantısında herkes memnun olabilir.
Ama pazarda vatandaşın cebindeki para yetmiyorsa…
O toplantının dışında başka bir gerçeklik vardır.
Bir belediye başkanı parti teşkilatında alkışlanabilir.
Ama mahallede vatandaş çukurdan geçemiyorsa…
O alkışın şehirde karşılığı olmayabilir.
Siyasetin termometresi parti binasında değil, sokaktadır.
BİZİM TARAFIMIZ BELLİ: ADANA
Kimse bizden bir siyasi partinin sözcülüğünü beklemesin.
Bizim tarafımız belli: Adana.
Kim hizmet yapıyorsa onu yazarız.
Kim iyi iş yapıyorsa onu da söyleriz.
Kim hata yapıyorsa onu da sorarız.
Makam sahibi diye susmayız.
Muhalefet diye alkışlamayız.
İktidar diye övmeyiz.
Muhalefet diye yerden yere vurmayız.
Çünkü gazetecilikte en tehlikeli şey, kalemin bir siyasi merkezin uzantısına dönüşmesidir.
Bizim kalemimiz;
Adana’nın vicdanına emanet.
PAZAR SOHBETİNİN SON CÜMLESİ
Şimdi herkes kendi kendine şu soruyu sorsun: Siyasetçi halkın arasında mı?
Yoksa halk siyasetçiyi sosyal medyadan mı takip ediyor?
Belediye başkanı hizmetin başında mı?
Yoksa Ankara’nın koridorlarında mı?
Partiler vatandaşın sesini mi dinliyor?
Yoksa sadece kendi teşkilatlarının sesini mi?
Ve en önemlisi: Adana’nın gerçek gündemi Ankara’da mı yazılıyor, Adana’nın sokaklarında mı?
Biz bu soruları sormaya devam edeceğiz.
Çünkü bizim işimiz;
kulisleri köpürtmek değil,
kulislerin arkasındaki gerçeği aramak.
Gündemin Nabzını tutacağız.
Kalemin Gücü’nü kullanacağız.
Kimseye yakın olmadığımız gibi kimseden uzak da durmayacağız.
Doğrunun yanında, yanlışın karşısında olacağız.
Ve haftaya yine aynı masada buluşacağız.
Belki bir belediye başkanının Ankara macerasını,
belki bir siyasi partinin Adana hesabını,
belki de Ankara’dan Adana’ya uzanan yeni bir kulisin perde arkasını konuşacağız.
Çünkü Adana’da siyaset bitmez.
Kulis bitmez.
Soru bitmez.
Bizim de soracak sözümüz bitmez.
Selam olsun Adana’ya…
Selam olsun hakkı söylemekten çekinmeyenlere…
Netinternet Haber İnternet Haberciliğinin Doğru Adresi