Ey Müslüman! Safını belirle İzzet mi, zillet mi?

Bu Makaleyi Sesli Okuyabilirsiniz

Aziz Dağtekin Yazdı
Dünya küresel bir çıkmazın içerisinde. Kendi varlığını üstün gören başka inançları yok sayan beyin özürlüler Din-i İslam’ı hep tehlike olarak gördüler. Kah Peygamberimizin karikatürlerini çizdiler, kah besledikleri teröristleriyle Suriye’de insanları diri diri yakıp Müslümanları cani ilan ettiler.

Bu beyin özürlüler İslam’a saldırmaktan bıkmıyorlar. En son olarak da İsveç’te mukaddesatımızı ateşe verdiler. Sözde Müslüman olduklarını her daim savunanlar ise sus pus bir şekilde cılız seslerle bu alçaklığı kınadıklarını ifade ediyorlar. Gür bir ses ile mukaddesatımıza el uzatanın eli kırılacak diyemiyorlar. Bu korku, bu sindirilmimişlilik, bu cılız seslilik neden? Bu Müslümanları uyuşturan, dilini bağlayan nedir? Bu suskunluğu anlamış değiliz.

Bu gün gördük ki batı yine her şeye suskun, yapılan zulümleri görmezden gelen Müslümanları yer küreden silmek için İslam düşmanlığı ile sahne aldı. Bunların kendileri gibi düşünemeyenlerin inançlarını kutsallarını yok saymasını nasıl ifade özgürlüğü olarak tanımlayacağız. Yaklaşık 7,5 milyar Müslüman nüfusu yok saymak onların mukaddesatına el uzatmalarını suskun bir şekilde izleyip ifade özgürlüğü mü sayacağız? Bu mu ifade özgürlüğü?

ABD’li bir araştırma kuruluşunun geçmiş yıllarda 230 ülke ve bölgede yaptığı anketler ile nüfus kaydı araştırması sonucunda dünyanın inanç haritası ortaya çıkarmış, çıkan rapora göre dünyada 10 kişiden 8’i bir dine inandığını tespit etmiştir. Yaklaşık 7,5 milyarlık dünya nüfusunun yüzde 32’si Hristiyan yüzde 24’ü ise Müslüman.

Müslümanları yok sayan, inançlarını çiğneyen, hakir, hor ve gerici olarak gören anlayış köhne ve vahşi bir anlayıştır. Bu anlayış ki iki cihan güneşinin din-i İslam’ı emri marufundan önce kız çocuklarını diri diri gömen, kadını ise, insan olarak görmeyen vahşi bir inançtır.

Bu vahşi inancın mensupları bir meczubun eliyle İsveç’te Kur’an-ı Kerim yakarak Müslümanları hedef gösteren, kutsal değerlerimize hakaret eden bu İslam düşmanlarının alçakça eylemi asla ifade özgürlüğü değildir. Bu alçak eylem açıkça nefret suçudur.

İsveç’te özellikle Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği önünde Kur’an-ı Kerim yakılması İsveç’in ve Hristiyan dünyasının iki yüzlülüğünü gözler önüne seriyor.  Bu vahşi eylem, Avrupa’nın göçmenlere karşı gösterdiği ikiyüzlülüğün bariz bir örneğidir. Avrupa’nın Müslüman göçmenlere karşı gösterdiği ayrımcılığın bir dışa vuruma şeklidir.  Yapılan bu aşağılık davranışa İslam dünyası ve ülkemizi yönetenler çok daha kararlı ve sert tepki vermek zorundadır.

Sonuç itibariyle bu alemde her şey zıddıyla kaimdir. Muhabbetin zıddı da nefret olduğundan, Allah’ın sevmediklerinden nefret etmek de, Allah’ı sevmenin en tabii ölçüsüdür. İmanı seven, küfürden nefret eder, sevabı ve hayrı seven, günahtan ve şerden nefret eder. Bu sebeple “Allah İçin Muhabbet ve Buğz” sahibi olmak zaruridir. İmanımızın temel harcı, “layikına muhabbet, müstehakkına nefret” olmalıdır. Bu sebeple bütün Müslümanlar, cihadın en zayıf halkası olan buğzu asla elden bırakmamalıdır.

İslam, başkalarına boyun eğmek değildir. İslam, Allah’a O’nun buyruklarına teslim olmaktır. Cihadı terk eden Müslüman milletler düşman kafirlerin kuklası olmaya mahkumdurlar.

İslamiyet’te cihadın, düşmanla savaşmanın farz kılınmasının hikmeti, zulmü, şerri, fesadı önlemek, İslam’ı en güzel bir şekilde ve en güzel bir öğütle, ilim ve hikmetle tanıtmak, Allah sözünü en üstün tutmak, zulmü, kötülüğü; Müslümanlara inkarcılar ve ehl-i küfür tarafından gelecek zararları bertaraf etmek, önlemektir. İnancımız gereği kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle, buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltmeye kalkışmalı buna da gücü yetmiyorsa kalben karşı koyup buğuz etmelidir. Bu da imanın en zayıf derecesidir.

Hazreti Ebubekir, halife seçildiği zaman yaptığı konuşmada şöyle bir uyarıda bulunuyor: “…Bir millet, Allah yolunda cihadı terk edecek olursa Allah, o kavmi zillete düşürür.”

Öyleyse zillete düşmek istemiyorsak, cihadı unutmamalıyız Allah yolundan sapmamalıyız.  Eğer izzet, güç ve zafer istiyorsak kafirleri bırakıp Mü’minleri dost edinmeliyiz. Böylece Allah-u Teâlâ kendilerini aziz kılsın ve korusun. Çünkü izzet, kuvvet, zafer Allah-u Teâlâ’dandır. Elbette O, dilediğine izzet verir, dilediğini de zillet içinde bırakır. Vakit saf belirleme, zülume baş kaldırma vaktidir. Vakit gafletteki Müslümanlara izzet mi, zillet mi? diye sorma vaktidir.

Hakkında Editör

Taraf olmayan, habercilik yapan Net İnternet Haber, bağımsız özgür, tarafsız habercilik ilkesini benimsemiş olup, hakkın ve haklının yanında yer almayı ilke edinmiştir.

Göz Atmak İster misiniz?

Modern barbarlık! Kutsal kitapların yakıldığı yerde insanları da yakacaklar!

Bu Makaleyi Sesli Okuyabilirsiniz Kutsal kitap yakma olayının doğrudan AİHM gündemine taşınması mümkün. İsveç Avrupa …

Bir cevap yazın