Türkiye’nin savunma sanayiinde son yıllarda attığı adımlar dünya basınının gündeminden düşmüyor. Çin merkezli South China Morning Post’un yayımladığı analizde Ankara’nın savunma harcamalarındaki sert artış, yerli üretim hedefi ve Türkiye’nin bölgesel güvenlikte üstlendiği rol mercek altına alındı. Analizde en dikkat çekici başlıklardan biri ise Türkiye’nin geliştirdiği 5. nesil savaş uçağı KAAN oldu. Suudi Arabistan ve Pakistan, KAAN’ın potansiyel müşterileri arasında gösterildi.
Türkiye, savunma sanayiinde dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik projelerine hız kesmeden devam ediyor. İHA ve SİHA’lardan savaş gemilerine, zırhlı araçlardan hava savunma sistemlerine kadar genişleyen yerli üretim kapasitesi, uluslararası basında da yakından izleniyor.
Son olarak Çin merkezli South China Morning Post (SCMP), Türkiye’nin savunma politikası üzerine dikkat çeken bir analiz yayımladı.
Analizde Ankara’nın savunma harcamalarında öngördüğü büyük artışın yanı sıra Türkiye’nin Avrupa ve Orta Doğu’daki güvenlik denkleminde giderek daha önemli bir aktör haline geldiği değerlendirmesi yapıldı.
Savunma bütçesinde yüzde 229’luk artış
SCMP’nin analizinde yer alan değerlendirmeye göre Türkiye’nin 2027-2029 döneminde savunma bütçesinde yüzde 229 oranında artış öngörülüyor.
Bu artışın arkasında yalnızca silahlanma hedefinin bulunmadığı, bölgesel çatışmaların yanı sıra Türkiye’nin Avrupa ve Orta Doğu’daki güvenlik rolünü genişletme isteğinin de etkili olduğu belirtildi.
Analizde dikkat çeken bir diğer nokta ise artacak kaynağın kullanım alanı.
Yeni kaynakların adresi belli: Yerli savunma sanayii
Türkiye’nin artan savunma bütçesini ağırlıklı olarak Batı’dan hazır silah sistemleri satın almaya yönlendirmesinin beklenmediği ifade edildi.
Bunun yerine kaynakların önemli bölümünün Türkiye’nin kendi savunma teknolojilerini geliştirme ve yerli üretim kapasitesini büyütme hedefi doğrultusunda kullanılacağı değerlendirmesine yer verildi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da savunma teknolojilerinde Türkiye’nin kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek seviyeye ulaşmasının önemine dikkat çektiği aktarıldı.
Yılmaz’ın, “Güvenliğin olmadığı yerde kalkınma ve demokrasi de olmaz” şeklindeki sözleri de analizde Türkiye’nin savunma politikasının gerekçelerinden biri olarak değerlendirildi.
Türkiye’nin sınırları dışında da askeri varlığı bulunuyor
SCMP analizinde Türkiye’nin yalnızca kendi sınırları içerisindeki güvenlik ihtiyaçlarıyla hareket etmediği değerlendirmesi de yapıldı.
Türkiye’nin Libya, Katar, Somali ve Suriye gibi farklı ülkelerde askeri varlık bulundurduğu hatırlatılırken, bunun orta ölçekli güçler arasında dikkat çekici bir dış askeri varlık olduğu ifade edildi.
Bu askeri varlığın sürdürülebilmesi için gerekli kapasitenin oluşturulmasının da savunma harcamalarındaki yükselişin gerekçeleri arasında bulunduğu belirtildi.
Karadeniz faktörü Ankara’nın hesabını değiştiriyor
Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz’e yönelik güvenlik risklerini artırması da analizde önemli başlıklardan biri oldu.
Karadeniz’in Türkiye açısından stratejik önemine dikkat çekilirken, İstanbul ve Çanakkale boğazlarının Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan kritik geçiş noktaları olduğu hatırlatıldı.
Türkiye’nin Montrö Sözleşmesi çerçevesindeki konumu ve NATO’nun güney kanadındaki rolünün de Ankara’nın güvenlik politikalarında belirleyici olduğu değerlendirildi.
Avrupa’nın gözü Türkiye’nin üzerinde
Analizde Türkiye’nin askeri kapasitesinin NATO’nun güney kanadı açısından taşıdığı öneme de dikkat çekildi.
Avrupa’da son dönemde artan güvenlik endişeleri ve Rusya-Ukrayna savaşının oluşturduğu yeni tehdit ortamının, Türkiye’nin bölgesel ağırlığını daha görünür hale getirdiği belirtildi.
SCMP’ye göre savaşın başlamasından bu yana Avrupa’daki bazı müttefiklerin Türkiye’nin bölgesel güvenlikteki rolüne yönelik değerlendirmeleri de daha olumlu bir noktaya geldi.
İran ve İsrail de Ankara’nın güvenlik denkleminde
Türkiye’nin güvenlik hesaplamalarının yalnızca Rusya-Ukrayna savaşıyla sınırlı olmadığı da analizde vurgulandı.
İran’daki gelişmeler, İsrail’in Suriye’deki askeri faaliyetleri ve Yunanistan’la genişleyen güvenlik ilişkileri, Türkiye’nin savunma politikası açısından dikkate alınan unsurlar arasında sıralandı.
İsrail’in geçtiğimiz ay Türkiye sınırına yakın Suriye’deki bir hava üssüne yönelik saldırısı da analiz kapsamında ele alındı.
Söz konusu saldırının Ankara’nın bölgeye daha fazla asker konuşlandırmasını engelleme amacı taşıdığı yönündeki değerlendirmelerin ise Ankara, Şam ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack tarafından reddedildiği aktarıldı.
KAAN için dikkat çeken müşteri iddiası
Analizin Türkiye açısından en dikkat çekici bölümlerinden biri ise KAAN savaş uçağı oldu.
SCMP’nin değerlendirmesinde, Ankara ile Washington arasındaki diplomatik ilişkilerde yaşanan yumuşamanın ardından ABD’nin Türkiye’nin geliştirdiği KAAN için motor tedarikine yönelik taahhütte bulunduğu belirtildi.
Daha da dikkat çekici olan ise Suudi Arabistan ve Pakistan’ın KAAN için potansiyel müşteriler arasında gösterilmesi.
Bu gelişme, Türkiye’nin savunma sanayiindeki üretim kapasitesinin yalnızca kendi ordusunun ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olmadığını, ihracat açısından da yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini gösteren önemli bir başlık olarak öne çıktı.
Türkiye için yeni dönem
SCMP analizinin genel çerçevesinde verilen mesaj net:
Türkiye savunma alanında yalnızca daha fazla harcama yapan bir ülke olmaktan çıkıp, kendi teknolojisini geliştiren ve bu teknolojileri ihraç edebilen daha güçlü bir savunma sanayii merkezi olma yolunda ilerliyor.
KAAN projesi, İHA ve SİHA teknolojileri, deniz platformları, kara araçları ve diğer yerli savunma projeleri bu dönüşümün önemli parçaları olarak gösteriliyor.
Avrupa ve Orta Doğu’da güvenlik dengelerinin giderek daha kırılgan hale geldiği bir dönemde ise Türkiye’nin askeri ve savunma sanayii kapasitesinin daha fazla önem kazanmasının beklendiği değerlendiriliyor.
Netinternet Haber İnternet Haberciliğinin Doğru Adresi