CHP’de Düğüm: Parti Kime Emanet Edilecek?

Aziz Dağtekin Yazdı


Cumhuriyet Halk Partisi bugün sadece bir genel başkanlık krizi yaşamıyor.

CHP bugün aynı zamanda bir kimlik, yön ve gelecek krizi yaşıyor.

Partinin içinde üç ayrı siyasi merkez oluşmuş durumda.

Birinci merkez Kemal Kılıçdaroğlu…

İkinci merkez Özgür Özel…

Üçüncü ve belki de en güçlü merkez ise Ekrem İmamoğlu…

Görünen tabloda isimler farklı olsa da aslında verilen mücadele CHP’nin gelecekte hangi siyasi çizgide ilerleyeceğinin mücadelesidir.

Son günlerde yaşanan en dikkat çekici gelişme, Parti Meclisi’ndeki 57 üyeden 28’inin istifa etmesi oldu.

Bu sıradan bir istifa değildir.

Bu doğrudan siyasi bir operasyondur.

Çünkü CHP kulislerinde uzun süredir konuşulan formül tam olarak buydu.

Parti Meclisi’ni çalışamaz hale getirerek olağanüstü kurultayın önünü açmak.

Nitekim kulislerde, PM’nin yeter sayısının altına düşürülmesi halinde kurultay sürecinin zorlanabileceği ve yeni bir liderlik yarışının başlatılabileceği konuşuluyordu. Bize ve çeşitli siyasi kaynaklara göre istifaların ardından yeni bir olağanüstü kurultay sürecinin tetiklenmesinin hedeflendiği öngörülüyor.

Dolayısıyla burada soru şu:

İstifa edenler CHP’yi mi kurtarmak istiyorlar?

Yoksa CHP’nin mevcut yapısını işlevsiz hale getirerek yeni bir siyasi denklem mi kurmaya çalışıyorlar?

Kemal Kılıçdaroğlu cephesinden bakıldığında tablo farklı.

Kılıçdaroğlu yıllarca partiyi yönetti.

Seçim kaybetti ama örgütü kontrol etmeyi başardı.

Bugün de CHP’nin önemli bir bölümünde hala ciddi bir etkisi bulunuyor.

Mahkeme kararları sonrasında eski Parti Meclisi’nin yeniden göreve çağrılması ve parti organlarının yeniden şekillendirilmesi girişimleri bunun göstergesi.

Ancak Kılıçdaroğlu‘nun önündeki en büyük problem zaman.

Siyasette bazen haklı olmak yetmez.

Zamanın ruhunu yakalamak gerekir.

CHP tabanının önemli bir bölümü artık yeni yüzler görmek istiyor.

Özgür Özel ise farklı bir hikâye yazmaya çalışıyor.

Özel‘in siyasi stratejisi son dönemde “örgüt iradesi” ve “mağduriyet” üzerinden ilerliyor.

Mahkeme kararları, parti içi müdahale tartışmaları ve kurultay krizleri, Özel‘e taban nezdinde yeni bir siyasi alan açıyor.

Bu nedenle bazı gözlemciler, Özel‘in yalnızca genel başkanlığı korumaya değil, aynı zamanda CHP içinde yeni bir kurucu liderlik hikayesi oluşturmaya çalıştığını düşünüyor.

Eğer başarılı olursa CHP’nin yeni Ecevit‘i olarak anılabilir.

Başarısız olursa geçici bir ara dönem lideri olarak tarihe geçebilir.

Peki Ekrem İmamoğlu nerede?

Asıl soru budur.

Çünkü CHP’de görünmeyen ama en güçlü siyasi aktör hala Ekrem İmamoğlu.

Bugün CHP’de birçok tartışmanın merkezinde aslında İmamoğlu bulunuyor.

Partinin gelecekteki cumhurbaşkanı adayı kim olacak?

Muhalefetin doğal lideri kim olacak?

CHP’nin seçim stratejisini kim belirleyecek?

Bu soruların tamamı dönüp dolaşıp aynı isme çıkıyor.

Bu nedenle CHP’de yaşanan her liderlik mücadelesi biraz da İmamoğlu sonrası dönemin hazırlığı olarak okunuyor.

Bir başka soru da şu:

Kılıçdaroğlu sonrası CHP’nin genel başkanı kim olur?

Bugünkü şartlarda üç isim öne çıkıyor.

Özgür Özel…

Ekrem İmamoğlu…

Ve Mansur Yavaş‘a yakın çizgide yeni bir uzlaşma adayı.

Müslim Sarı mı, Özgür Özel mi?” sorusuna gelince…

Siyasette sürprizler mümkündür ancak bugün örgütsel güç, tanınırlık ve siyasi ağırlık açısından yarışın merkezinde hala Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu bulunuyor.

İmamoğlu‘nun doğrudan genel başkanlığa yönelip yönelmeyeceği ise tamamen siyasi şartlara bağlı olacaktır.

CHP’nin bugün yaşadığı sorun kişisel değildir.

Kurumsaldır.

Çünkü bir partide aynı anda üç lider konuşuluyorsa…

Aynı anda iki genel merkez hissi oluşuyorsa…

Aynı anda birkaç farklı kurultay senaryosu tartışılıyorsa…

Orada artık liderlik sorunu değil otorite sorunu vardır.

CHP’nin karşı karşıya olduğu temel mesele budur.

Benim gördüğüm tablo şu:

28 Parti Meclisi üyesinin istifası bir son değil.

Bir başlangıçtır.

Bu hamle CHP’nin içindeki güç savaşının yeni perdesini açmıştır.

Ama bu savaşın sonunda kazananın kim olacağını henüz kimse bilmiyor.

Kılıçdaroğlu tecrübesiyle direniyor.

Özgür Özel örgüt desteğiyle mücadele ediyor.

Ekrem İmamoğlu ise sahneye çıkacağı doğru zamanı bekliyor.

Fakat bütün bu hesapların arasında unutulan bir gerçek var:

CHP seçmeni artık isimlerin değil, sonuçların peşinde.

Ve seçmen, yıllardır süren iç hesaplaşmaların ardından aynı soruyu sormaya devam ediyor:

CHP iktidara hazırlanıyor mu, yoksa kendi içinde iktidar mücadelesi vermeye devam mı edecek?

Önümüzdeki süreçte bu sorunun cevabı sadece CHP’nin değil, Türkiye siyasetinin de yönünü belirleyecek.

Hakkında Aziz Dağtekin

1960 yılında Elazığ'da doğdu. Öğrenimini İstanbulda tamamlayarak gazetecilik mesleğine 1983 yılında başladı. sırasıyla Hergün, Bulvar, Hürriyet ve Türkiye Gazetelerinde muhabirlik ve yazı işleri kadrolarında görev aldı. Basın sektöründen 2006 yılında emekli oldu. Halen idare yeri Adana olan ve Ulusal yayın yapan Netinternet, Ekonet Haber, Eko İntenet Haber sitelerinde Genel Yayın Yönetmenliği ve ekonomi ile alakalı yazı ve yorumlar yazmaktadır. Gazetecilik mesleği yanısara sigortacılık, pazarlama ve finans sektöründe üst düzey yöneticiliklerde bulundu. Sırasıyla İhlas Barter ve Turk Barter'da franchise ve bölge müdürlüğü görevlerinde yer aldı. 2005 yılında Turk Barter'dan ayrılarak Anadolu Barter'ı kurdu. Halen 13'e yakın şubesiyle faaliyet gösteren Anadolu Barter'ın Yönetim Kurulu Başkalığını yürütmektedir. Evli ve 2 çocuk babası olan Gazeteci-Yazar Aziz Dağtekin halen Basın Konseyi üyesi ve Adana'da Kurulu bulunan Çukurova Güreş Vakfı ile Elazığlılar Kültür ve Dayanışma Derneğinin de kurucu üyesidir.

Göz Atmak İster misiniz?

Trump-Welker Röportajında Gerilim Yükseldi: Canlı Yayın Erken Sona Erdi

ABD Başkanı Donald Trump, NBC News’e verdiği röportaj sırasında sunucu Kristen Welker ile yaşadığı tartışmanın …

Bir yanıt yazın