Yeter ki düşme!

Toplum olarak öz benliğimizden koptuğumuz yetmiyormuş gibi, birbirimizi arkadan hançerlemeye, hak etmediğimiz şeylere sahip olmaya çalışır hale geldik.  Hazımsızlık kıskançlık ruhumuzu karatmış. Bu çirkinlikler bize cahiliye dönemini hatırlatıyor. Çünkü o dönemlerde  dostluklar arkadaşlıklar kısacası her şey varlığa  göre değer görürmüş.

Çok meşhur bir ata sözümüz vardır  “Düşenin dostu olmaz.”  diye.  Bu söz, cahiliye toplumu bireylerinin zor zamanlarında ve ihtiyaçları olduğunda yanlarında gerçek bir dost bulamamaları sebebiyle doğrudur.  Oysa yaşamda dostluk, vefa ve sadakat gibi kavramlar çok büyük önem taşır. Her insan örneğin hasta olduğunda, maddi sıkıntı içindeyken ya da manevi bir desteğe ihtiyaç duyduğunda yanında gerçek ve samimi bir dost bulunmasını ister. Ancak toplumda ilişkiler genellikle çıkarlara dayalı olduğu için, kişinin böyle bir dost bulması imkansız hale gelmiştir

Dahası yardımcı olmak bir yana, yıllarca dost zannedilen kişilerin gerçek yüzleri bu zorlu dönemlerde ortaya çıkar.  Çok varlıklı bir yaşamı olan, son model arabalarla dolaşan, lüks yerlerde yemek yiyen kişi, geniş bir arkadaş çevresine sahip olur. Etrafında sayısız ’dost’u vardır. Ancak bu insan bir gün zora  düşerse, işi bozulursa, varlığını yitirirse çevresiyle ilişkisi nasıl olur? İnan ki siz de benim gibi merak ediyorsunuzdur.

Gezdirmezse, para saçmazsa, yemeğe davet etmezse, dostları yine eski ilgi ve saygıyı gösterirler mi?.. Tam aksine dostlarının tümü ondan yüz çevirir. Karşılaştıklarında görmezlikten gelir hatta arkasından alay ederler. Gerçekte değişen, o varlıklı kişinin yalnızca görüntüsü ve yaşantısıdır; ruhu aynıdır. Ancak din dışı toplumlardaki dostluklar dış görünüş ve maddiyat kaynaklı olduğundan, tüm sahte dostlar bir anda kaybolur, kişi de yapayalnız kalıverir.

 

Birçok evli çift için de benzer bir durum söz konusudur. İyi ve kötü günde birbirlerinin yanında olacaklarına dair söz veren çiftler, karşılıklı çıkarlar sona erdiğinde gerçek yüzlerini ortaya koyarlar. Örneğin eşlerden biri herhangi bir kaza sonucunda felç kalsa, acaba diğerinin tavrı ne olur? Bir süre eşine bakar, yardım eder ancak kendince zarar gördüğünü düşündüğünde her şey bir anda değişir. Eşini terk etmeyen kimse de genellikle merhamet ettiğinden değil, etrafından tepki almamak için yapar.  Fazla söze gerek var mı bilmiyorum ama isterseniz sözü usta kalem şair İbrahim DİZLEK beye bırakalım. O da dostlukları kısaca erozyona uğrayan ınsanlığımı aşağıdaki dizelerde ne güzel anlatıyor.

 

Düşme

 

Düşersen bağımsızlıgını ilan eder dostların

Görüş günlerin yasaklanır,gelenin gidenin olmaz

Bayram eder düşmanların

Düşme..

Düşünce bütün düşüncelerin değişir hayata dair…

Dostluk arkadaşlık aşk yeniden şekillenir beyninde düşme..

 

Hayatın ve dostların vefasızlığını görünce

Yaralanır duyguların en derinden

Düşme..

 

Düştün mü ilk once guvendiklerin vurur sırtından

kimse bakmaz yüzüne işe yaramaz adam olursun

Bir bir uzaklaşır dostların senden

tutacak dal bulamaz yorulursun düşme..

Düştün mü isyan edersin yaşadığın hayata

gözyaşlarını dökersin her gece yastığa

Yılanın ne kadar masum, kurtun suçsuz

Çakalın çakal olmadığını anlarsın iki yüzlü insanları görünce

Düşme…

 

Düşenin dünyada dostu yok imiş aman aman

yok imiş ölem ölem

 

Düşme…

Düşünce sahili olmayan koca bir deniz olur dünya

Sığınacak bir liman bulamaz kaybolursun

İki yüzlü düzenbazlar hüküm sürerken

Sen kederinden kahrolursun

Düşme..

 

Düştüm mü .. Baş ucunda bir tek anan olur

Gerisi yalan olur

İmdat demeye engel olur gururun düşme.

Kalıbı beş para etmez adamın soyledigi sözler yaralanır olur

Düşme

 

Düşersen maziye dalar gider gözlerin

Yazılmamış hikaye olursun

Düğümlenir boğazında kelimeler kederinden kahrolursun düşme..

Haddinide hesabınıda bileceksin bugunlerde

Yoksa farkın kalmaz bu yolda gelip gidenlerden

Seni üzenleri hayatından sileceksin gerekirse

Düşme..

 

En iyisimi bir kurşun sık hayatının orta yerine

Barut izleri kalsın ellerinde

Ama Sakın düşme..

 

Düşenin dünyada dostu yok imiş..

Hakkında Aziz Dağtekin

1960 yılında Elazığ'da doğdu. Öğrenimini İstanbulda tamamlayarak gazetecilik mesleğine 1983 yılında başladı. sırasıyla Hergün, Bulvar, Hürriyet ve Türkiye Gazetelerinde muhabirlik ve yazı işleri kadrolarında görev aldı. Basın sektöründen 2006 yılında emekli oldu. Halen idare yeri Adana olan ve Ulusal yayın yapan Netinternet, Ekonet Haber, Eko İntenet Haber sitelerinde Genel Yayın Yönetmenliği ve ekonomi ile alakalı yazı ve yorumlar yazmaktadır. Gazetecilik mesleği yanısara sigortacılık, pazarlama ve finans sektöründe üst düzey yöneticiliklerde bulundu. Sırasıyla İhlas Barter ve Turk Barter'da franchise ve bölge müdürlüğü görevlerinde yer aldı. 2005 yılında Turk Barter'dan ayrılarak Anadolu Barter'ı kurdu. Halen 13'e yakın şubesiyle faaliyet gösteren Anadolu Barter'ın Yönetim Kurulu Başkalığını yürütmektedir. Evli ve 2 çocuk babası olan Gazeteci-Yazar Aziz Dağtekin halen Basın Konseyi üyesi ve Adana'da Kurulu bulunan Çukurova Güreş Vakfı ile Elazığlılar Kültür ve Dayanışma Derneğinin de kurucu üyesidir.

Göz Atmak İster misiniz?

DEAŞ kimdir, Putin ve Hamas mı yoksa Siyonist İsrail ile ABD midir?

Aziz Dağtekin Yazdı Ne garip olmuş insanlar. Dün kimliğini soykırımla mücadele etmeye borçlu olanlar, bugün …

Bir yanıt yazın