[rank_math_breadcrumb]

Birileri Vardı…

Aziz Dağtekin Yazdı


Bazı geceler vardır…

Takvimler sadece tarihi gösterir.

Ama milletler o geceyi kader defterine yazar.

15 Temmuz işte öyle bir gecedir.

Kimileri için bir darbe girişimidir.

Kimileri için demokrasi sınavıdır.

Kimileri için ise yalnızca geçmişte kalmış acı bir hatıradır.

Oysa hakikat bunların çok ötesindedir.

Çünkü mesele yalnızca tankların yürümesi değildi.

Mesele yalnızca savaş uçaklarının alçaktan uçması değildi.

Mesele yalnızca bir grubun yönetime el koyma teşebbüsü hiç değildi.

Asıl mesele…

Türkiye’nin bağımsız karar verme iradesinin kırılmak istenmesiydi.

Devletin hafızasının içeriden çökertilmesiydi.

Milletin geleceğinin ipotek altına alınmasıydı.

……….

Tarih bize aynı oyunu defalarca gösterdi.

Çanakkale’de başaramadılar.

Sakarya’da başaramadılar.

Dumlupınar’da başaramadılar.

Diplomasi masalarında başaramadılar.

Ekonomik baskılarla başaramadılar.

Terör örgütleriyle başaramadılar.

Ve sonunda…

Devletin içine yıllarca sabırla yerleştirilen bir ihanet düzeni üzerinden denediler.

Yöntem değişmişti.

Ama hedef değişmemişti.

Çünkü emperyal projelerin hedefi hiçbir zaman sadece iktidarlar olmadı.

Hedef…

Türkiye’nin bağımsızlığıydı.

……….

O gece ilginç olan yalnızca sokaklara çıkan insanlar değildi.

Asıl dikkat edilmesi gereken şey şuydu:

Hiç kimse birbirine kimlik sormadı.

Kimse mezhebini merak etmedi.

Kimse hangi partiye oy verdiğini öğrenmeye çalışmadı.

Kimse “Sen benden misin?” demedi.

Herkes yalnızca aynı bayrağın altında buluştu.

İşte millet olmanın tarifi tam da budur.

……….

Birileri vardı…

Elinde silah olmayan…

Ama cesareti tanktan büyük olan…

Birileri vardı…

Köprüye yürüyen gençler…

Tankın önüne duran analar…

Sabaha kadar dua eden nineler…

Evinden çıkıp meydanlara koşan babalar…

Birileri vardı…

Ve hepsinin ortak cümlesi şuydu:

“Bu vatan sahipsiz değildir.”

……….

O gece sadece bir kalkışma durdurulmadı.

Aynı zamanda şu gerçek bütün dünyaya ilan edildi:

Bu milletin iradesi kiralık değildir.

Bu devletin anahtarı pazarlık konusu değildir.

Bu bayrak indirilecek bir bez parçası değildir.

Bu ezan susturulacak sıradan bir ses değildir.

……….

Bugün aradan yıllar geçti.

Fakat tehlikenin tamamen bittiğini söylemek, tarihten ders almamaktır.

Çünkü ihanet, çoğu zaman aynı yüzle gelmez.

Bazen üniforma giyer.

Bazen kravat takar.

Bazen akademisyen olur.

Bazen gazeteci.

Bazen bürokrat.

Bazen yardım kuruluşu görünümüne bürünür.

Bazen eğitim adı altında örgütlenir.

Bazen dijital dünyanın görünmez koridorlarında dolaşır.

Yöntem değişir.

Maskeler değişir.

Ama hedef değişmez.

Devletlerin en büyük gücü orduları değildir.

En büyük gücü hafızalarıdır.

Hafızasını kaybeden milletler, aynı acıları yeniden yaşamak zorunda kalır.

……….

Bugün dünya yeni bir döneme giriyor.

Savaşlar artık sadece cephede yapılmıyor.

Ekonomiyle yapılıyor.

Algıyla yapılıyor.

Siber saldırılarla yapılıyor.

Enerji koridorlarıyla yapılıyor.

Yapay zekayla yapılıyor.

Vekâlet savaşlarıyla yapılıyor.

Masada kurulan oyunlar bazen cephede atılan kurşundan daha etkili olabiliyor.

Böyle bir çağda güçlü olmak yalnızca silahla değil;

Üretimle…

Bilimle…

Teknolojiyle…

Savunma sanayiiyle…

Ekonomik bağımsızlıkla…

Ve en önemlisi milli birlikle mümkündür.

……….

Türkiye artık sadece bulunduğu coğrafyanın değil, küresel dengelerin de merkez ülkelerinden biridir.

Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e…

Kafkasya’dan Balkanlar’a…

Orta Doğu’dan Afrika’ya kadar uzanan geniş hatta kurulacak hiçbir denklem, Türkiye hesaba katılmadan kalıcı olamaz.

Bu bir hamaset değil…

Jeopolitiğin değişmez gerçeğidir.

Fakat güçlü bir ülke olmanın ilk şartı, içeride sağlam durabilmektir.

Çünkü içeride çatlayan bir duvarı, dışarıdaki hiçbir kale ayakta tutamaz.

……….

Bugün bize düşen görev;

Geçmişe takılıp kalmak değil…

Geçmişten ders çıkararak geleceği inşa etmektir.

Çocuklarımıza sadece yaşananları anlatmak değil…

Neden yaşandığını da öğretmektir.

Çünkü tarihini unutan milletler, başkalarının yazdığı senaryolarda figüran olmaya mahkûm edilir.

……….

Ve son söz…

Birileri vardı…

Bayrağı omuzlayan…

Birileri vardı…

Tankın önüne yürüyen…

Birileri vardı…

Şehadeti göze alan…

Birileri vardı…

Sabaha kadar dua eden…

Birileri vardı…

Adını tarihe yazdırmak için değil…

Vatanını yaşatmak için meydanlara çıkan…

İşte o birilerinin adı ne bir partiydi…

Ne bir ideolojiydi…

Ne de bir zümreydi…

O birilerinin adı; bu aziz milletin ta kendisiydi.

Çünkü bu topraklarda, söz konusu vatan olduğunda farklılıklar geri çekilir; ortak vicdan öne çıkar. Tarihin en zor gecelerinde ayakta kalan da, geleceğe umut taşıyan da işte bu ortak vicdandır. Türkiye’yi güçlü kılacak olan yalnızca ekonomik veya askerî kapasitesi değil; gerektiğinde aynı bayrağın altında birleşebilen millet iradesidir. Ve bu irade var oldukça, hiçbir karanlık hesap bu topraklarda kalıcı olamayacaktır.

 

Hakkında Aziz Dağtekin

1960 yılında Elazığ'da doğdu. Öğrenimini İstanbulda tamamlayarak gazetecilik mesleğine 1983 yılında başladı. sırasıyla Hergün, Bulvar, Hürriyet ve Türkiye Gazetelerinde muhabirlik ve yazı işleri kadrolarında görev aldı. Basın sektöründen 2006 yılında emekli oldu. Halen idare yeri Adana olan ve Ulusal yayın yapan Netinternet, Ekonet Haber, Eko İntenet Haber sitelerinde Genel Yayın Yönetmenliği ve ekonomi ile alakalı yazı ve yorumlar yazmaktadır. Gazetecilik mesleği yanısara sigortacılık, pazarlama ve finans sektöründe üst düzey yöneticiliklerde bulundu. Sırasıyla İhlas Barter ve Turk Barter'da franchise ve bölge müdürlüğü görevlerinde yer aldı. 2005 yılında Turk Barter'dan ayrılarak Anadolu Barter'ı kurdu. Halen 13'e yakın şubesiyle faaliyet gösteren Anadolu Barter'ın Yönetim Kurulu Başkalığını yürütmektedir. Evli ve 2 çocuk babası olan Gazeteci-Yazar Aziz Dağtekin halen Basın Konseyi üyesi ve Adana'da Kurulu bulunan Çukurova Güreş Vakfı ile Elazığlılar Kültür ve Dayanışma Derneğinin de kurucu üyesidir.

Göz Atmak İster misiniz?

KAAN Projesinde Yeni Dönem: F110 Motorlarının Türkiye’ye Satışında Kritik Eşik Geçildi

ABD Kongresi, KAAN savaş uçağında kullanılacak F110-GE-129 motorlarının satışına ilişkin 15 günlük inceleme sürecinde engelleme …

Bir yanıt yazın