<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>teslimiyet &#8211; Netinternet Haber</title>
	<atom:link href="https://netinternethaber.com/tag/teslimiyet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://netinternethaber.com</link>
	<description>İnternet Haberciliğinin Doğru Adresi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 14 Feb 2026 23:05:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://netinternethaber.com/wp-content/uploads/2026/05/cropped-logo2-32x32.png</url>
	<title>teslimiyet &#8211; Netinternet Haber</title>
	<link>https://netinternethaber.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İlim, Bakmak Değil Görmektir</title>
		<link>https://netinternethaber.com/ilim-bakmak-degil-gormektir/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/ilim-bakmak-degil-gormektir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 23:05:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[âlim ve talebe ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[biat]]></category>
		<category><![CDATA[edep]]></category>
		<category><![CDATA[hakikati görmek]]></category>
		<category><![CDATA[hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[itaat]]></category>
		<category><![CDATA[kalp ile idrak]]></category>
		<category><![CDATA[manevi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[manevi olgunluk]]></category>
		<category><![CDATA[nefis terbiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[sadakat]]></category>
		<category><![CDATA[talebelik]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[teslimiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=82925</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti! İlim, yalnızca zihinde biriken kuru bilgilerden ibaret değildir; ilim, insanın kalbini terbiye eden, nefsini dizginleyen ve ona hakikati gösteren bir nurdur. Bu nur, her kalpte barınmaz; ancak edep ile korunur, sadakat ile taşınır ve itaat ile kemale erer. Çünkü ilmin bereketi, öğrenilen sözlerin çokluğunda değil; o sözleri taşıyan kaynağa gösterilen &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti!</strong></h3>
<hr />
<p>İlim, yalnızca zihinde biriken kuru bilgilerden ibaret değildir; ilim, insanın kalbini terbiye eden, nefsini dizginleyen ve ona hakikati gösteren bir nurdur. Bu nur, her kalpte barınmaz; ancak edep ile korunur, sadakat ile taşınır ve itaat ile kemale erer. Çünkü ilmin bereketi, öğrenilen sözlerin çokluğunda değil; o sözleri taşıyan kaynağa gösterilen hürmette, o kaynağa karşı duyulan sadakatte ve o sadakatin doğurduğu teslimiyettedir.</p>
<p>Tarih boyunca büyük âlimlerin rahle-i tedrisinden geçen talebeler, yalnızca kelimeleri ezberlemediler. Bakmayı, görmeyi, susmayı, dinlemeyi ve teslim olmayı öğrendiler. Zira onlar biliyorlardı ki ilim, akıl ile anlaşılır; fakat hikmet, sadakat ile yerleşir. Akıl kapıyı açar, fakat o kapıdan içeri ancak biat, sadakat ve itaat ile girilir.</p>
<p>Biat, hakikati temsil edene yönelen bilinçli bir teslimiyet; sadakat, bu teslimiyetin zamanla kökleşen hâli; itaat ise, nefsin itirazını susturup hikmetin rehberliğini kabul edebilme olgunluğudur. Nefis, çoğu zaman gördüğüne hükmeder; gördüğünü mutlak sanır, yüzeyde kalır ve hakikati kaçırır. Oysa ilim, görünenin ardındaki manayı fark edebilmeyi, eşyada ibreti, sıradan olanda hikmeti görebilmeyi öğretir. Bu yüzden gerçek talebelik, yalnızca duymak değil; anlamak, yalnızca anlamak değil; teslim olmak, yalnızca teslim olmak değil; sadakatle o teslimiyeti muhafaza edebilmektir.</p>
<p>Nitekim bir âlim ile talebesi arasında geçen ve ilk bakışta basit gibi görünen bir çift eski ayakkabı üzerinden verilen ders, ilmin sadece bilgi olmadığını; aynı zamanda edep, sadakat ve teslimiyetle kazanılan bir idrak olduğunu açıkça ortaya koyar. Bu hadise, talebenin bakışı ile âlimin görüşü arasındaki farkı; bilmek ile görmek, görmek ile idrak etmek arasındaki derin mesafeyi ibretle gözler önüne serer.</p>
<p>Bir gün büyük bir âlim, talebesiyle birlikte yolda yürürken, yolun kenarında çok eski, yıpranmış, neredeyse giyilemez hâle gelmiş bir çift ayakkabı görürler. Talebe, ayakkabılara bakar ve yüzünde hafif bir küçümseme ile, <em><strong>“Hocam, şu ayakkabılara bakın… Kim bilir kime ait, ne kadar da eski,”</strong> </em>der. Onun gördüğü, sadece yıpranmış bir eşya; değerini kaybetmiş, hükmünü yitirmiş bir nesnedir.</p>
<p>Âlim ise durur. Aynı ayakkabılara bakar, fakat talebenin gördüğünden bambaşka bir hakikati görür. Talebesine dönerek, “<em><strong>Evladım, sen bu ayakkabılara bakınca ne görüyorsun?”</strong> </em>diye sorar. Talebe, tereddütsüz cevap verir: <em><strong>“Yıpranmış, değersiz, artık işe yaramaz bir ayakkabı görüyorum.”</strong></em></p>
<p>Bunun üzerine âlim, hikmet dolu bir sükûnetle şöyle der: <strong><em>“Ben ise bu ayakkabılara bakınca bir ömür görüyorum. Belki sahibi bunlarla rızkının peşinde koştu. Belki uzun ve meşakkatli yollar yürüdü. Belki soğukta, yağmurda ayaklarını bunlarla korudu. Ve belki de şimdi, bu ayakkabılar nasıl yıprandıysa, sahibi de hayatın yükü altında öyle yıprandı.”</em></strong></p>
<p>Sonra talebesine dönerek ilmin özünü tek bir cümlede özetler: <em><strong>“Evladım, ilim bakmak değildir; ilim görmektir. Görmek ise gözle değil, kalple olur.”</strong></em></p>
<p>O an talebe susar. Çünkü anlar ki mesele ayakkabının eskiliği değil, kendi bakışının eksikliğidir. Anlar ki ilim, eşyaya hükmetmek değil; eşya üzerinden hakikati okuyabilmektir. Ve anlar ki gerçek talebelik, sadece duymakla değil; sadakatle dinlemek, edep ile anlamak ve teslimiyetle idrak etmekle mümkündür.</p>
<p>İşte bu kıssa, ilmin hakikatinin bilgiyle değil; edep, sadakat, biat ve itaat ile kemale erdiğini gösteren ibretlik bir derstir. Çünkü ilim, ayakkabının eskiliğini görmek değil; o ayakkabıyla yürünmüş hayatı hissedebilmektir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/ilim-bakmak-degil-gormektir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Takvim değişir, yıl değişir ama hesap değişmez!</title>
		<link>https://netinternethaber.com/takvim-degisir-yil-degisir-ama-hesap-degismez/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/takvim-degisir-yil-degisir-ama-hesap-degismez/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Dec 2025 08:19:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA["Orf]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[aidiyet]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[Allah ismi]]></category>
		<category><![CDATA[anlam kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaşlık algısı]]></category>
		<category><![CDATA[değer erozyonu]]></category>
		<category><![CDATA[değerler]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[gelenek]]></category>
		<category><![CDATA[hassasiyet]]></category>
		<category><![CDATA[hesap]]></category>
		<category><![CDATA[Hesap Günü]]></category>
		<category><![CDATA[idrak]]></category>
		<category><![CDATA[idrak yenilenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç!]]></category>
		<category><![CDATA[irade]]></category>
		<category><![CDATA[israf]]></category>
		<category><![CDATA[itikad]]></category>
		<category><![CDATA[kelâm]]></category>
		<category><![CDATA[kelime hassasiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[kendin olma]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik intiharı]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel yabancılaşma]]></category>
		<category><![CDATA[kutsallaştırma]]></category>
		<category><![CDATA[meşruiyet algısı]]></category>
		<category><![CDATA[modernizm eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[ölçüsüzlük]]></category>
		<category><![CDATA[ömür]]></category>
		<category><![CDATA[öz benlik]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[sorgulama]]></category>
		<category><![CDATA[sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[şuur]]></category>
		<category><![CDATA[şuur artışı]]></category>
		<category><![CDATA[taklit]]></category>
		<category><![CDATA[takvim]]></category>
		<category><![CDATA[takvim putu]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[taşkınlık]]></category>
		<category><![CDATA[teslimiyet]]></category>
		<category><![CDATA[tevhid]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[utanma duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[yeni yıl]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zaman bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[zihniyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=81575</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Yeni bir yıl… Takvimde bir yaprak daha kopar. Kimi için umut, kimi için eğlence, kimi içinse yalnızca gürültü. Peki hiç durup sorduk mu: Yeni yıl gerçekten neyi ifade ediyor? “Yeni yıl” denilen şey, çoğu zaman bir takvim putuna dönüşmüş durumda. Her 31 Aralık’ta önünde eğlenilen, adına servetler harcanan, uğruna akıl ve ahlâkın &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 data-start="218" data-end="392"><strong>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p data-start="218" data-end="392">Yeni bir yıl… Takvimde bir yaprak daha kopar. Kimi için umut, kimi için eğlence, kimi içinse yalnızca gürültü. Peki hiç durup sorduk mu: Yeni yıl gerçekten neyi ifade ediyor?</p>
<p data-start="394" data-end="735"><strong><em>“Yeni yıl”</em></strong> denilen şey, çoğu zaman bir takvim putuna dönüşmüş durumda. Her 31 Aralık’ta önünde eğlenilen, adına servetler harcanan, uğruna akıl ve ahlâkın terk edildiği modern bir mabut gibi. Bir yıl daha ömürden eksilirken insanların bunu kutlaması, üzerinde düşünülmesi gereken bir çelişkidir. Azalan ömrüne sevinmek, hangi aklın ürünüdür?</p>
<p data-start="737" data-end="1030">İsrafla, alkolle, taşkınlıkla, kontrolsüz eğlenceyle mutluluk aramak çağdaşlık değil; kimlik kaybıdır. Bu gece yalnızca yıl değişmez. Ölçü değişir, sınır değişir, utanma duygusu değişir. Ve fark edilmeden Müslüman, gayrimüslim gibi yaşamaya; Türk, kendi örfünden ve ölçüsünden utanmaya başlar.</p>
<p data-start="1032" data-end="1377">Asıl mesele yılbaşı değildir. Asıl mesele teslimiyettir. Başkasının kutsalını, kendi değeri gibi sahiplenme teslimiyeti… Yeni yıl çoğu zaman bir muhasebe değil, bir kaçış hâline gelir. Oysa geçen her yıl, ömürden eksilen geri gelmeyecek bir sermayedir. Buna rağmen, ömürden çalınan her yıla davul zurnayla sevinmek ciddi bir zihinsel çelişkidir.</p>
<p data-start="1379" data-end="1667">Bu noktada mesele yalnızca bir gece değildir; mesele bir zihniyettir. Başkasının hayat tarzını sorgusuzca taklit etme hastalığıdır. Müslüman’ın, inancıyla bağdaşmayan bir kültürü <em>“normal”</em> görmeye başlamasıdır. Türk’ün örfünü, geleneğini ve ölçüsünü küçümseyip yabancı olanı yüceltmesidir.</p>
<p data-start="1669" data-end="2109">Benzer bir aşınma dil üzerinden de açıkça gözlemlenmektedir. Dil, bir milletin hafızasıdır; aynı zamanda inancın aynasıdır. Bugün farkında olmadan kullanılan bazı kelimeler, aslında derin bir inanç aşınmasının göstergesidir. İslâm inancında <em><strong>“Allah”</strong></em> ismi, O’nun zatına mahsus özel bir isimdir ve Kur’ân’da bu isimle çağrılmayı emretmiştir. <em><strong>“Tanrı”</strong></em> ise tarihsel olarak çoklu ilah anlayışlarının ortak adıdır; genel ve kapsayıcı bir kavramdır.</p>
<p data-start="2111" data-end="2467">Kelâm ilminde isimlendirme, basit bir dil tercihi değil; itikadî bir beyan olarak değerlendirilir. Allah’ın kendisi için bildirdiği ismi terk edip, başka kavramları bilinçli şekilde tercih etmek, tevhid hassasiyeti açısından problemli görülmüştür. Çünkü <em><strong>“tanrı”</strong> </em>her tapınılan şeye verilen genel bir addır; Allah ise tek, eşsiz ve zatına mahsus bir isimdir.</p>
<p data-start="2469" data-end="2730">Bir kulun Rabbini, O’nun bildirdiği isimle değil de başka inanç sistemlerinin kavramlarıyla anması iradî bir tercihtir. Bu tercih zamanla hassasiyetleri köreltir. Bugün<strong><em> “kelime önemli değil”</em></strong> denir; yarın anlam da önemini yitirir. Sonra sınırlar tamamen silinir.</p>
<p data-start="2732" data-end="3100">Bu mesele bir yasaklar listesi değildir. Bu, aidiyet ve kimlik meselesidir. İnancına, diline ve kültürüne sahip çıkma meselesidir. Başkasına benzemeden, kendin olarak var olabilme meselesidir. Ne yeni yıla düşmanlık ne de insanlara tepeden bakma… Mesele, neyi neden yaptığını bilmektir. Her alkışlanan şeyin doğru, her yaygın olanın meşru olmadığını fark edebilmektir.</p>
<p data-start="3102" data-end="3150"><strong>Takvim değişir. Yıl değişir. Ama hesap değişmez.</strong></p>
<p data-start="3152" data-end="3311">Asıl soru şudur:<br data-start="3168" data-end="3171" />Bir yıl daha geçtiğinde biz neyi büyüttük?<br data-start="3213" data-end="3216" />Ömrümüzü mü, israfı mı?<br data-start="3239" data-end="3242" />Şuurumuzu mu, alışkanlıklarımızı mı?<br data-start="3278" data-end="3281" />İnancımızı mı, taklidimizi mi?</p>
<p>Sonuç itibariyle bu bir kelime meselesi değil, itaat meselesidir.<br />
Kimliğin çözülmesi böyle başlar. Önce kelime değişir, sonra anlam, sonra inanç.</p>
<p><strong>Unutmayalım!</strong></p>
<p data-start="192" data-end="405"><strong data-start="192" data-end="220">Takvim putuna secde eden</strong>, aslında bir geceye değil, ölçüsüzlüğe, taklide ve şuursuzluğa boyun eğmiştir.<br data-start="301" data-end="304" />Bugün zamanı kutsallaştıran, yarın arzularını meşrulaştırır ve ertesi gün değerlerini pazarlığa açar.</p>
<p data-start="407" data-end="602">Çünkü <strong data-start="413" data-end="433">ölçü kayboldu mu</strong>,  doğru ile yanlış arasındaki çizgi silinir.<br data-start="479" data-end="482" />Haram, eğlence kılıfına bürünür; israf, <em><strong>“kutlama”</strong></em> adıyla alkışlanır, ahlâk, <strong><em>“çağa ayak uydurmak”</em></strong> uğruna feda edilir.</p>
<p data-start="604" data-end="781">İnsan, neye niçin sevindiğini sorgulamıyorsa; alkışladığı şeyin hesabını da düşünmez hâle gelir.<br data-start="702" data-end="705" />Zamanı eğlenceyle öldüren, bir gün kendisinin de tüketildiğini fark etmez.</p>
<p data-start="783" data-end="894">Bu yüzden mesele <strong data-start="800" data-end="816">yeni bir yıl</strong> değildir.<br data-start="826" data-end="829" />Takvim zaten değişir.<br data-start="850" data-end="853" />Asıl ihtiyaç olan, <strong data-start="872" data-end="893">yeni bir idraktir</strong>.</p>
<p data-start="896" data-end="1015">Zamanın değil, insanın muhasebe yapması gerekir.<br data-start="944" data-end="947" />Kutlanması gereken şey; ömrün azalması değil, şuurun artmasıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/takvim-degisir-yil-degisir-ama-hesap-degismez/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
