<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>siyasi analiz &#8211; Netinternet Haber</title>
	<atom:link href="https://netinternethaber.com/tag/siyasi-analiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://netinternethaber.com</link>
	<description>İnternet Haberciliğinin Doğru Adresi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 May 2026 21:12:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://netinternethaber.com/wp-content/uploads/2026/05/cropped-logo2-32x32.png</url>
	<title>siyasi analiz &#8211; Netinternet Haber</title>
	<link>https://netinternethaber.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Milli Pusula!&#8230;</title>
		<link>https://netinternethaber.com/milli-pusula/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/milli-pusula/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2026 21:12:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[#Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></category>
		<category><![CDATA[emperyal düzen]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan liderliği]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[küresel medya Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[milli savunma hamlesi]]></category>
		<category><![CDATA[Milli teknoloji hamlesi]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye analiz yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye bağımsızlık politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye dış politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye gündemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’nin ekseni]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’nin geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’nin yükselişi]]></category>
		<category><![CDATA[yerli İHA]]></category>
		<category><![CDATA[yerli savunma sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[yerli ve milli politika]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=84865</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Bazı milletler vardır… Haritaya bakarak yön bulur. Bazı milletler vardır… Rüzgâra göre saf değiştirir. Bir de bazı milletler vardır ki; Yüzyıllarca başkalarının çizdiği rotalarda yürütülür… Kendi gemisinin kaptanı olduğunu sanırken, Aslında başkasının limanına yük taşıdığını yıllar sonra anlar. Türkiye işte tam da böyle bir eşikten geçti… Bu millet uzun yıllar boyunca kendi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz Dağtekin Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p>Bazı milletler vardır…<br />
Haritaya bakarak yön bulur.</p>
<p>Bazı milletler vardır…<br />
Rüzgâra göre saf değiştirir.</p>
<p>Bir de bazı milletler vardır ki;<br />
Yüzyıllarca başkalarının çizdiği rotalarda yürütülür…<br />
Kendi gemisinin kaptanı olduğunu sanırken,<br />
Aslında başkasının limanına yük taşıdığını yıllar sonra anlar.</p>
<p>Türkiye işte tam da böyle bir eşikten geçti…</p>
<p>Bu millet uzun yıllar boyunca kendi iradesiyle değil,<br />
kendisine uygun görülen sınırlar içinde nefes aldı.<br />
Ekonomisi başka merkezlere bağlandı,<br />
siyaseti başka başkentlerde yorumlandı,<br />
manşetleri başka odalarda yazıldı.</p>
<p>Birileri bu ülkeye sürekli şunu fısıldadı:</p>
<p><strong>“Büyüme ama taşma…</strong><br />
<strong>Yüksel ama şahlanma…</strong><br />
<strong>Savun ama meydan okuma…</strong><br />
<strong>İtaat et ki medeni sayılırsın…”</strong></p>
<p>Çünkü onlar için güçlü Türkiye;<br />
hesap bozan Türkiye’ydi.</p>
<p>Kendi İHA’sını yapan değil,<br />
başkasının hurdasına muhtaç kalan Türkiye makbuldü.</p>
<p>Gazze’ye ağlayan değil,<br />
susup önüne bakan Türkiye makbuldü.</p>
<p>Afrika’da mazlumun elini tutan değil,<br />
Paris’ten izin alan Türkiye makbuldü.</p>
<p>Ama hesap etmedikleri bir şey vardı:</p>
<p>Bu milletin hafızası ölmemişti…</p>
<p>Bir gün çıktı Anadolu’nun içinden bir siyasi damar…<br />
Ve dedi ki: <strong>Türkiye, sadece sınırlarından ibaret değildir.</strong></p>
<p>İşte kavga o gün başladı.</p>
<p>Çünkü mesele bir parti meselesi değildi artık.<br />
Mesele yön meselesiydi…<br />
Pusula meselesiydi…</p>
<p>Yıllarca yüzünü Batı’ya dönmekle modernleşeceğini sanan bir ülke,<br />
ilk kez kendi aynasına bakmaya başladı.</p>
<p>Savunma sanayiindeki her adım,<br />
sadece teknik bir başarı değildi;<br />
zincir kırma operasyonuydu.</p>
<p>Yerli motor…<br />
Yerli füze…<br />
Yerli enerji hamlesi…<br />
Bunların hepsi aynı cümlenin parçalarıydı: Ben artık kendi kararımı kendim veririm.</p>
<p>İşte emperyal düzenin korkusu tam burada başladı.</p>
<p>Çünkü onlar Türkiye’yi güçlü olduğu için değil,<br />
itaatkâr olduğu sürece seviyorlardı.</p>
<p>Bir zamanlar darbelerle hizaya çekilen bu millet,<br />
şimdi sandıkla direniyordu.</p>
<p>Eskiden manşetlerle ayar verilen siyaset,<br />
şimdi milletin sokağından besleniyordu.</p>
<p>Ve en çok da buna öfkeleniyorlardı…</p>
<p>Bakın dikkat edin:<br />
Türkiye ne zaman kendi çıkarını savunsa,<br />
aynı anda bütün küresel medya aynı dili konuşuyor.</p>
<p>Bir bakıyorsunuz Londra’daki gazete,<br />
Berlin’deki ekran,<br />
Washington’daki düşünce kuruluşu,<br />
aynı cümleyi kuruyor: Türkiye eksen kayıyor…</p>
<p>Hayır…</p>
<p>Türkiye’nin ekseni kaymıyor.<br />
Türkiye ilk kez kendi eksenine oturuyor.</p>
<p>Asıl problem bu.</p>
<p>Çünkü güçlü Türkiye;<br />
sadece enerji denkleminde değil,<br />
zihin haritasında da deprem etkisi oluşturuyor.</p>
<p>Bir zamanlar yardım isteyen ülke,<br />
şimdi oyun kuran ülkeye dönüşüyor.</p>
<p>Ve bu dönüşüm,<br />
küresel düzenin konforunu bozuyor.</p>
<p>Bugün Türkiye’nin attığı her bağımsız adım,<br />
sadece siyasi değil;<br />
medeniyet psikolojisinin yeniden ayağa kalkışıdır.</p>
<p>Onun için bazı çevreler Erdoğan ismini duyunca öfkeye kapılıyor.<br />
Çünkü onlar bir kişiden çok,<br />
bir kırılmadan korkuyorlar.</p>
<p>Korkuları şu:</p>
<p>Ya bu millet gerçekten kendine inanırsa?</p>
<p>İşte o zaman sadece ekonomi değişmez…<br />
Dünya dengesi değişir.</p>
<p>Artık mesele şudur:</p>
<p>Türkiye yeniden kendi hikâyesini mi yazacak,<br />
yoksa başkalarının dipnotu olmaya devam mı edecek?</p>
<p>Bu soru yalnız bugünün değil,<br />
önümüzdeki yüz yılın sorusudur.</p>
<p>Ve tarih şunu defalarca göstermiştir:</p>
<p>Kendi pusulasını kaybeden milletler,<br />
başkasının haritasında kaybolur.</p>
<p>Ama kendi yönünü bulan milletleri,<br />
hiçbir fırtına durduramaz…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/milli-pusula/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir partiyi rakibi değil, kendi aynası yorar!</title>
		<link>https://netinternethaber.com/bir-partiyi-rakibi-degil-kendi-aynasi-yorar/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/bir-partiyi-rakibi-degil-kendi-aynasi-yorar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 May 2026 17:43:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara kulisi]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[CHP delegeleri]]></category>
		<category><![CDATA[CHP eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[CHP iç savaş]]></category>
		<category><![CDATA[CHP krizi]]></category>
		<category><![CDATA[CHP kurultayı]]></category>
		<category><![CDATA[CHP tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[CHP yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci üslubu]]></category>
		<category><![CDATA[güncel politika]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[kurultay tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[mahkeme kararı]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel]]></category>
		<category><![CDATA[parti içi demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[parti içi kavga]]></category>
		<category><![CDATA[Saraçhane]]></category>
		<category><![CDATA[seçim siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi analiz]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi gündem]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi kriz]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi polemik]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Türk seçmeni]]></category>
		<category><![CDATA[Türk siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye gündemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[viral köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[yargı ve siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=84751</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Türkiye’de siyaset bazen rakiple değil, insanın kendi partisiyle yaptığı savaşa dönüşüyor. Bugün yaşanan tam olarak bu. CHP günlerdir “iktidar bize operasyon çekiyor” diyor. Peki ortadaki tablo ne? Şikâyet eden CHP’li. Suçlayan CHP’li. İfade veren CHP’li. Mahkemeye taşıyan CHP’li. Ama suçlu yine dış güçler. Olur mu? Oluyor. Çünkü Türkiye’de siyaset artık gerçekle değil, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Aziz Dağtekin Yazdı</h3>
<hr />
<p>Türkiye’de siyaset bazen rakiple değil, insanın kendi partisiyle yaptığı savaşa dönüşüyor.</p>
<p>Bugün yaşanan tam olarak bu.</p>
<p>CHP günlerdir <em><strong>“iktidar bize operasyon çekiyor”</strong></em> diyor.</p>
<p>Peki ortadaki tablo ne?</p>
<p>Şikâyet eden CHP’li.</p>
<p>Suçlayan CHP’li.</p>
<p>İfade veren CHP’li.</p>
<p>Mahkemeye taşıyan CHP’li.</p>
<p>Ama suçlu yine dış güçler.</p>
<p>Olur mu?</p>
<p>Oluyor.</p>
<p>Çünkü Türkiye’de siyaset artık gerçekle değil, algıyla yapılıyor.</p>
<p>CHP uzun süredir seçim kaybetmeyi normalleştirdi ama parti içi hesaplaşmayı hiçbir zaman yönetemedi.</p>
<p>Kazanın kapağı her seferinde daha sert açılıyor.</p>
<p>Şimdi de kurultay tartışması…</p>
<p>Bir taraf <em><strong>“şaibe yok”</strong></em> diyor.</p>
<p>Öteki taraf <em><strong>“irademiz çalındı”</strong> </em>diyor.</p>
<p>Ve iş dönüp dolaşıp mahkemenin önüne geliyor.</p>
<p>Sonra aynı CHP çıkıp diyor ki:<em><strong> “Yargı siyasallaştı.”</strong></em></p>
<p>İyi de…</p>
<p>Sorun partinin salonunda başladıysa, hakim ne yapsın?</p>
<p>Sırtını dönüp gitsin mi?</p>
<p>Türkiye’de muhalefetin en büyük problemi tam burada başlıyor.</p>
<p>Kendi krizini yönetemeyen bir yapı, ülke yönetimine talip oluyor.</p>
<p>Ve toplum şunu soruyor, <strong><em>“Sen kendi partinde düzen kuramamışken, devleti nasıl yöneteceksin?”</em></strong></p>
<p>Acı ama gerçek soru bu.</p>
<p><strong>Özgür Özel</strong>’in dili sert.</p>
<p><strong>Ekrem İmamoğlu</strong>’nun ekibi agresif.</p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu</strong> cephesi kırgın.</p>
<p>Taban öfkeli.</p>
<p>Parti yönetimi ise sürekli <em><strong>“mağduruz”</strong> </em>tonunda.</p>
<p>Fakat siyaset sadece mağduriyetle yürümüyor.</p>
<p>Hele Türkiye’de hiç yürümüyor.</p>
<p>Çünkü seçmen artık bağıranı değil, kriz çözebilen siyasetçiyi arıyor.</p>
<p>CHP’nin yıllardır çözemediği mesele şu: <strong><em>Parti içinde demokrasi istiyorlar ama sonuç kendilerine çıkmayınca sistemi suçluyorlar.</em></strong></p>
<p>Bu yüzden toplumun önemli bir kısmı CHP’ye bakınca muhalefet değil, bitmeyen bir iç savaş görüyor.</p>
<p>Bir de şu gerçek var: <em><strong>Türk siyasetinde seçmen kavga izlemeyi sever ama kavga edenin ülke yönetmesini istemez.</strong></em></p>
<p>İşte CHP tam burada kaybediyor.</p>
<p>Her kriz sonunda aynı görüntü ortaya çıkıyor:</p>
<p>Mikrofonlar…</p>
<p>Bağrışmalar…</p>
<p><strong>“Darbe yapılıyor”</strong> açıklamaları…</p>
<p>Ve birbirini hain ilan eden partililer…</p>
<p>Sonra dönüp topluma <strong>“bize güvenin”</strong> çağrısı…</p>
<p>Kolay değil.</p>
<p>Çünkü güven dediğiniz şey sloganla değil, tutarlılıkla oluşur.</p>
<p>Şimdi herkesin merak ettiği soru şu: <em><strong>CHP bu krizden güçlenerek mi çıkacak…</strong></em></p>
<p>Yoksa kendi içinde büyüttüğü kavganın altında mı kalacak?</p>
<p>Türkiye izliyor.</p>
<p>Hem de artık sadece siyasi değil, psikolojik bir merakla izliyor.</p>
<p>Çünkü bazen bir partiyi rakibi değil…</p>
<p>Kendi aynası yorar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/bir-partiyi-rakibi-degil-kendi-aynasi-yorar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmamoğlu’ndan Sonra Özgür Özel de Yazdı: Türkiye Analizleri Artıyor</title>
		<link>https://netinternethaber.com/imamoglundan-sonra-ozgur-ozel-de-yazdi-turkiye-analizleri-artiyor/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/imamoglundan-sonra-ozgur-ozel-de-yazdi-turkiye-analizleri-artiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2026 20:33:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[#Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[2024 yerel seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[basın özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik gerileme]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Foreign Affairs]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Journal of Democracy]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye demokrasi tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye demokrasisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye gündemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası dergiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=84453</guid>

					<description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, uluslararası kamuoyuna yönelik kaleme aldığı yazısında Türkiye’de son yıllarda yaşanan demokratik gerilemeye dikkat çekti. ABD merkezli saygın yayınlardan Journal of Democracy’de yayımlanan makalesinde Özel, ülkenin özellikle 2013 yılından bu yana demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri açısından ciddi bir sınav verdiğini savundu. Yazısında, Türkiye’de elde edilecek bir demokratik kazanımın yalnızca ülke &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, uluslararası kamuoyuna yönelik kaleme aldığı yazısında Türkiye’de son yıllarda yaşanan demokratik gerilemeye dikkat çekti. ABD merkezli saygın yayınlardan Journal of Democracy’de yayımlanan makalesinde Özel, ülkenin özellikle 2013 yılından bu yana demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri açısından ciddi bir sınav verdiğini savundu. Yazısında, Türkiye’de elde edilecek bir demokratik kazanımın yalnızca ülke için değil, küresel ölçekte de önemli sonuçlar doğuracağını vurguladı.</p>
<p>Özel’in bu çıkışı, daha önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Foreign Affairs dergisinde yayımlanan makalesini hatırlattı. İmamoğlu da söz konusu yazısında Türkiye’de demokratik bir yeniden yapılanmanın hem ülke hem de dünya açısından yeni fırsatlar yaratabileceğini dile getirmişti. Bu iki ismin uluslararası yayınlarda Türkiye’deki siyasi gelişmelere ilişkin görüşlerini paylaşması, muhalefetin mesajlarını küresel kamuoyuna taşıma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Özgür Özel, makalesinde Türkiye’nin demokrasi mücadelesini tarihsel bir çerçevede ele alarak, ülkenin uzun süredir devam eden bir gerileme süreci yaşadığını ifade etti. Ona göre, özellikle son on yılda demokratik kurumların işleyişinde zayıflama gözlemleniyor. Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk dönemlerinde geniş halk desteğiyle iktidara geldiğini ve ekonomik ile siyasi reformlar vadettiğini hatırlattı. Ancak zaman içinde bu reform çizgisinden uzaklaşıldığını, kurumların bağımsızlığının zedelendiğini ve hukukun üstünlüğünün aşındığını ileri sürdü.</p>
<p>Makalesinde basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı ve siyasi rekabet gibi alanlarda yaşanan sorunlara da değinen Özel, iktidarın zamanla daha merkeziyetçi ve baskıcı bir yapıya yöneldiğini iddia etti. Halk desteğinin azalmasının, yönetim tarzında sertleşmeye yol açtığını savunan Özel, bu durumun demokratik yollarla iktidarın sürdürülmesine dair inancın zayıflamasıyla bağlantılı olduğunu öne sürdü.</p>
<p>2024 yerel seçimlerine de değinen Özel, CHP’nin elde ettiği başarıların partiyi “demokratik değişimin güçlü bir temsilcisi” haline getirdiğini ifade etti. Bu sonuçların, toplumda değişim talebinin arttığını gösterdiğini belirtti. Özel’e göre, seçmen davranışındaki bu değişim Türkiye’de yeni bir siyasi dönemin habercisi olabilir.</p>
<p>Bununla birlikte, 2025 yılı itibarıyla muhalefete yönelik baskıların arttığını dile getiren Özel, bazı siyasetçilerin tutuklandığını ve siyasi alanın daraldığını savundu. Bu süreçte yaşanan gelişmelerin, Türkiye’de demokrasi tartışmalarını daha da yoğunlaştırdığını belirtti.</p>
<p>Toplumsal tepkilere de geniş yer ayıran Özel, son dönemde farklı şehirlerde düzenlenen kitlesel gösterilere dikkat çekti. Ona göre, toplumun farklı kesimlerinden vatandaşlar demokrasi ve adalet talepleri etrafında bir araya geliyor. Bu protestoların yalnızca belirli bir grubu değil, toplumun geniş bir kesimini temsil ettiğini ifade etti.</p>
<p>Özel, bu hareketi “demokrasi bekçileri” olarak tanımladığı geniş bir toplumsal tabana dayandırdı. Gençler, kadınlar, çalışanlar ve farklı siyasi görüşlerden bireylerin ortak bir zeminde buluştuğunu belirten Özel, bu kitlenin marjinal değil, aksine çoğunluğu temsil ettiğini iddia etti. Anket sonuçlarının da bu görüşü desteklediğini öne sürdü.</p>
<p>Makalesinin sonunda Türkiye’deki demokratik mücadelenin yalnızca ulusal bir mesele olmadığını vurgulayan Özel, bu sürecin küresel etkilerine dikkat çekti. Türkiye’nin jeopolitik konumu ve uluslararası ilişkilerdeki rolü nedeniyle, ülkede yaşanacak bir demokratik dönüşümün dünya genelinde yankı bulacağını ifade etti.</p>
<p>Özel’in yazısı, Türkiye’deki siyasi tartışmaların uluslararası platformlara taşınmasının son örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Hem iktidar hem de muhalefet cephesinde farklı yorumlara neden olan bu tür açıklamalar, Türkiye’nin demokrasi gündeminin küresel ölçekte de yakından takip edildiğini gösteriyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/imamoglundan-sonra-ozgur-ozel-de-yazdi-turkiye-analizleri-artiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Devlet Aklı Konuşur, Günübirlik Siyaset Susar</title>
		<link>https://netinternethaber.com/devlet-akli-konusur-gunubirlik-siyaset-susar/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/devlet-akli-konusur-gunubirlik-siyaset-susar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 18:37:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Bahar Kalkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Pınarı]]></category>
		<category><![CDATA[CHP HDP ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet devleti]]></category>
		<category><![CDATA[devlet aklı]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[Fırat Kalkanı]]></category>
		<category><![CDATA[İYİ Parti]]></category>
		<category><![CDATA[kamuoyu analizi]]></category>
		<category><![CDATA[kardeşlik komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Milli birlik]]></category>
		<category><![CDATA[milli dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[Müsavat Dervişoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset ve terör ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi analiz]]></category>
		<category><![CDATA[terör örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Terörle Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye süreci]]></category>
		<category><![CDATA[terörün bitişi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye gündemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye güvenlik politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Zeytin Dalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=80508</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Türkiye, terörle mücadelede tarihinin en kritik eşiklerinden birinden geçerken, siyaset sahnesinde kimlerin gerçek anlamda “devlet aklıyla” konuştuğu, kimlerin ise günübirlik hesaplarla pozisyon aldığı her zamankinden daha net görünüyor. “Terörsüz Türkiye Süreci” ve “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” başlıklarının bile bazı çevrelerde paniğe sebep olması boşuna değil. Çünkü bu başlıklar, yıllarca siyasi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p>Türkiye, terörle mücadelede tarihinin en kritik eşiklerinden birinden geçerken, siyaset sahnesinde kimlerin gerçek anlamda “devlet aklıyla” konuştuğu, kimlerin ise günübirlik hesaplarla pozisyon aldığı her zamankinden daha net görünüyor.</p>
<p><strong>“Terörsüz Türkiye Süreci”</strong> ve <strong>“Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”</strong> başlıklarının bile bazı çevrelerde paniğe sebep olması boşuna değil. Çünkü bu başlıklar, yıllarca siyasi malzeme yapılan meselelerin artık devlet düzeyinde çözüleceğinin ilanıdır. Bu iki cümlenin altına açıkça kimse <strong>“Ben karşıyım”</strong> diyemiyor. Diyemez de…</p>
<p>Ne diyecekler?</p>
<p>“Ben terörlü Türkiye istiyorum mu?”<br />
“Dayanışmaya, kardeşliğe, demokrasiye karşıyım mı?”</p>
<p>Elbette diyemezler. Ama söyleyemediklerini dolaylı yollarla, lafın çevresinde dolaşarak söylemeye çalışıyorlar.</p>
<p>Bugün İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun grup konuşması da bu tablonun açık bir örneği.<br />
<strong>Bahçeli</strong>’nin <strong>“Gerekirse İmralı’ya ben giderim”</strong> çıkışına, devlet aklıyla verilen bir mesajı anlamak yerine, <strong>“İmralı feneri”, “alkışçı mürettebat”, “salın gitsin”</strong> gibi hafif ve seviyesiz yakıştırmalarla cevap üretmeye kalkmak, siyasi ciddiyetle bağdaşmıyor.</p>
<p>Ama daha önemlisi şu:<br />
Bu sözleri söyleyenler dünkü kendilerini unutmuş görünüyor.</p>
<p>PKK’nın siyasi uzantılarıyla seçim pazarlığı yapanlar, <strong>“Kandil’in onayı olmadan aday çıkaramayanlar”,</strong> HDP’nin <strong>“bizim oylarımızla oradasınız”</strong> çıkışına tek kelime edemeyenler…<br />
Ve şimdi aynı çevreler kalkıp Bahçeli’ye akıl veriyor, “<strong>devleti ayağına getirmek</strong>”ten, “<strong>suça Meclisi alet etmek</strong>”ten bahsediyor.</p>
<p>İşte asıl düşündürücü olan da bu.</p>
<p><strong>SİYASETİN UNUTTUĞU YÜZLEŞME: DÜN KİMİNLE KOL KOLA YÜRÜYORDUNUZ?</strong></p>
<p>Bugün meydanlarda atıp tutan CHP, İYİ Parti ve bunların etrafında kümelenen yan akımlar, dün kimlerle masaya oturuyordu?<br />
Kimlerle “kent uzlaşısı” adı altında pazarlık yapıyordu?<br />
Kimlerin desteğiyle belediye kazanıp ardından aynı kapıların önünde susuyorlardı?</p>
<p>Bugün ahkâm kesenlerin büyük bölümü, terörün siyasetteki uzantılarıyla iş birliğini meşrulaştıran bir dili yıllarca bizzat kendileri kurdu.<br />
Şimdi ise devlet aklının bir adımına saldırarak, kendilerini temize çıkarmaya çalışıyorlar.</p>
<p>Oysa Devlet Bahçeli’nin söylediği şey çok açık.<br />
<strong>Bu ülkenin sorununu bu ülkenin evlatları çözer.</strong><br />
Ne Londra, ne Washington, ne Berlin, ne Paris.</p>
<p>Bugün kimse kalkıp da Bahçeli’ye “sen devleti temsil edemezsin” deme hakkına sahip değildir.<br />
Çünkü meydanı boş bulduklarında terörle iç içe siyaseti normalleştirenler, şimdi çıkmış “millî duruş” dersi veriyorlar.</p>
<p><strong>GERÇEKLER AĞIRDIR: PKK SAHADA DA MASADA DA YENİLMİŞTİR</strong></p>
<p>Bugün terör örgütü sahada bitmiştir.<br />
Bunu Türk Silahlı Kuvvetleri yıllardır başarıyla yürüttüğü Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Bahar Kalkanı operasyonlarında zaten göstermiştir.</p>
<p>ABD’nin PKK’ya kurduğu koridoru kim dağıttı?<br />
Sınır boyunca inşa edilmek istenen garnizon terör devletini kim engelledi?<br />
Bugün Irak’ta, Suriye’de, Kandil’de nefes alamaz hale gelen yapıyı kim bu noktaya getirdi?</p>
<p>Hepsinin cevabı nettir: <strong>Türkiye Cumhuriyeti Devleti.</strong></p>
<p>Dolayısıyla “Terörsüz Türkiye süreci” bir başlangıç değil, son perdenin adıdır.<br />
Tilkinin değil, artık kuyruğun tutulduğu yerdir.</p>
<p>Ve tam bu aşamada Bahçeli’nin söylediği, aslında sadece bir siyasi cümle değil, bir devlet ciddiyetinin gereğidir:<br />
<strong>“Kimse gitmiyorsa ben giderim.”</strong></p>
<p>Bu bir politika değil, bir sorumluluktur.</p>
<p>— Çünkü devlet, kavga ettiğiyle barışır.<br />
— Çünkü sorun masada çözülüyorsa masaya gidilir.<br />
— Çünkü çözümü başkalarından değil, kendinden beklersin.</p>
<p>Bu kadar net.</p>
<p><strong>BUGÜN BAĞIRANLAR, YARIN NE DİYECEK?</strong></p>
<p>Bugün Bahçeli’ye saldıranlar, laf çarpıtanlar, karikatürize edenler…<br />
Yarın süreç olumlu sonuçlanınca ne diyecekler gerçekten merak ediyorum.</p>
<p>Bu ülkenin sorunlarını çözmeye çalışanlar ile çözülmesin diye ellerini ovuşturanlar arasındaki çizgi artık apaçık ortada.</p>
<p>Bugün bağırıp çağıran siyasi aktörlerin önemli bir kısmı, dün terör unsurlarıyla aynı rotada yürürken hiç rahatsızlık duymadı. O gün sessiz kalanların, bugün milliyetçilik yarışına girmesi sadece trajikomiktir.</p>
<p>Bu topraklarda vatan sevgisi suç olmadı; ama bunun bedelini ödemek her zaman en büyük sınav oldu.  Gerçek devlet adamlığı, elini değil yüreğini taşın altına koymaktır.<br />
Risk almaktır.<br />
Millete yaslanmaktır.<br />
Başka kapılara bakmamaktır.</p>
<p>Bugün herkes kendine şu soruyu sormalıdır:<br />
<strong>Ben bu ülke için risk almaya hazır mıyım?</strong><br />
Yoksa sadece kenardan konuşarak mı duracağım?</p>
<p>Çünkü vatan sözle değil, iradeyle korunur.<br />
Birlik söylemle değil, cesaretle kurulur.</p>
<p>Ve unutulmasın!..<br />
<strong>Bahçeli’nin samimiyeti test edilmez.</strong><br />
O, sınava girmek için değil;  devletin ve milletin neye ihtiyacı varsa onu yapmak için vardır.  Bugün herkes bu sözlerden kendine pay çıkarsın.  Çünkü bu ülkenin geleceğini ancak bu ülkenin adamları kurar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/devlet-akli-konusur-gunubirlik-siyaset-susar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ümmetin Parası, Kaşıkçı’nın Kanı, Trilyonluk Anlaşma!</title>
		<link>https://netinternethaber.com/ummetin-parasi-kasikcinin-kani-trilyonluk-anlasma/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/ummetin-parasi-kasikcinin-kani-trilyonluk-anlasma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 09:37:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[1 trilyon dolar yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Suudi ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Saray görüşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gazze yıkımı]]></category>
		<category><![CDATA[hac parası tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[İslam dünyası tepkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kaşıkçı cinayeti Trump açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed bin Selman eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye yaptırımları]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan yatırımları]]></category>
		<category><![CDATA[Trump Selman görüşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Trump Suudi ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[ümmetin parası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=80491</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Beyaz Saray’daki o fotoğraf karesi… Bir tarafta ABD Başkanı Donald Trump, diğer tarafta Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman. Milyarlarca dolarlık rakamlar havada uçuşurken, o masada aslında sadece para değil; ümmetin onuru, bölgenin geleceği ve mazlum coğrafyaların sesleri de pazarlık konusu oldu. Trump’ın, “600 milyar dolar yatırım için teşekkür ederim, bunu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p>Beyaz Saray’daki o fotoğraf karesi…<br />
Bir tarafta ABD Başkanı Donald Trump, diğer tarafta Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman.<br />
Milyarlarca dolarlık rakamlar havada uçuşurken, o masada aslında sadece para değil; <strong>ümmetin onuru, bölgenin geleceği ve mazlum coğrafyaların sesleri</strong> de pazarlık konusu oldu.</p>
<p>Trump’ın, <strong><em>“600 milyar dolar yatırım için teşekkür ederim, bunu 1 trilyon dolara çıkarabiliriz”</em></strong> sözleri, ekonomi kitaplarında değil; <strong>siyasi baskının, şantajın ve güç dayatmasının sözlüğünde</strong> karşılık bulur.<br />
Ve Prens Selman’ın, adeta <strong><em>“peşin satan tüccar” edasıyla buna anında “Kesinlikle” </em></strong>cevabı vermesi, yalnızca diplomatik bir mutabakat değil, aynı zamanda <strong>ümmetin ortak varlıklarının nasıl hoyratça masaya sürüldüğünün</strong> itirafıdır.</p>
<p>Bunca zulmün ortasında, bölgenin gözyaşı daha kurumamışken, bu rakamların bu kadar kolay dillendirilmesi, <strong><em>“Hacılarımızın alın teri nereye gidiyor? Müslüman halkların emanet ettiği servet kimlerin kasasına akıyor?”</em></strong> sorularını kaçınılmaz kılıyor.</p>
<p><strong>SURİYE’NİN DRAMI, KAŞIKÇI’NIN KANI, GAZZE’NİN YIKIMI ARASINDA PARLAYAN BİR ŞOV</strong></p>
<p>Trump aynı toplantıda, Suriye yaptırımlarının kaldırılmasının hem Suudi prensinin hem de Türkiye’nin talebiyle olduğunu söyledi. Ne ironidir ki, bölgenin kaderi, yine aynı masada, yine halkların iradesi hilafına bir <strong><em>“pazarlık başlığına”</em></strong> dönüştü.</p>
<p>Kaşıkçı cinayeti sorulduğunda ise Trump’ın <strong><em>“Prens’in haberi yoktu” </em></strong>diyerek örtbas edici bir savunmaya girişmesi, <strong>bu kirli mutabakatın aslında çok daha derin bir bedelinin olduğunu</strong> açıkça ortaya koyuyor.</p>
<p>Yılların dosyası bir cümleyle kapatılıyor, adalet bir cümleyle rafa kaldırılıyor.</p>
<p><strong>EKONOMİK ÇÖKÜŞÜN BEDELİ ORTADOĞU’YA KESİLEN FATURA MI?</strong></p>
<p>ABD ekonomisi pandemi sonrası derin sarsıntılar yaşarken, Washington’ın Ortadoğu sermayesine duyduğu iştah yeni değil.<br />
Trump’ın yıllardır süregelen tavrı açık: <strong>“Dostluğun ölçüsü para, ittifakın bedeli nakittir.”</strong></p>
<p>Bugün ise aynı anlayış, vitrine daha süslü paketlerle konuluyor: <strong><em>“Yatırım”, “ekonomik iş birliği”, “stratejik ortaklık”…</em></strong><br />
Ama altını kazıdığınızda gördüğünüz şey, <strong>Ortadoğu’nun geleceğinin milyarlarca dolarlık etiketlerle tek taraflı olarak rehin alınmasıdır.</strong></p>
<p><strong>GAZZE YIKILIRKEN KURULAN İTTİFAKLAR</strong></p>
<p>Yeni dönemde Washington–Riyad ilişkilerinin <strong><em>“güçlü müttefiklik” </em></strong>üzerinden yeniden tanımlanması, Gazze’de halen devam eden insanlık dramını gören herkes için yürek burkucu bir manzara.<br />
Bölgede çocuklar toprak altında kalırken, aynı bölgenin servetleri dünyanın başka köşelerindeki güç merkezlerine aktarılıyor.</p>
<p>Bu tablo karşısında milyonlarca insanın içinden yükselen soruyu duymamak mümkün mü?</p>
<p><strong>“Bu zenginlik ümmetin değil miydi? Bu emanet kimin için saklanmıştı?”</strong></p>
<p><strong>SESSİZ YIĞINLARIN SESİ: BU HESAP BİR GÜN SORULUR</strong></p>
<p>Bugün milyonlarca Müslüman, kendi parasının, kendi emeğinin, kendi kutsal emanetlerinin nasıl ve kimler tarafından kullanıldığını sorguluyor.<br />
Soru basit ama sarsıcı:</p>
<p><strong>Bölge halkının kaynakları, bölge halkından başka herkesin faydasına mı çalışacak?</strong></p>
<p>Veliaht Prens Selman’ın attığı her imza, verdiği her söz, yaptığı her ekonomik taahhüt; yalnızca siyasi bir hamle değil, aynı zamanda <strong>tarihe yazılan bir sorumluluktur.</strong></p>
<p>Bugün alkışlarla duyurulan o yatırım kararları, yarın bölgenin kader defterinde çok farklı sayfalar açabilir.</p>
<p>Ve evet, bugün belki kimse yüksek sesle söyleyemiyor; ama suskun kalabalıkların içinde şu cümle yankılanıyor:</p>
<p><strong>“Bu hesap kapanmadı. Bu emanet sahipsiz değil.”</strong></p>
<p>Bu köşe yazısı bir öfkenin değil; bir vicdanın, bir sitemin, bir uyarının ve <strong>sesini duyuramayan milyonların çığlığının</strong> kaleme dökülmüş hâlidir.</p>
<p>Siyasetçiler anlaşmalar yapar, imzalar atar, fotoğraflar çektirir…<br />
Ama <strong>ümmetin hafızası, mazlumların duası ve tarihin terazisi</strong> hiç kimseyi unutmaz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/ummetin-parasi-kasikcinin-kani-trilyonluk-anlasma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
