Ana Sayfa / Bugünün Manşetleri / Merkez Bankası’ndan enflasyon açıklaması

Merkez Bankası’ndan enflasyon açıklaması

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) Toplantı Özeti’nde, enflasyonun kısa dönemde arz ve talep yönlü çeşitli unsurların etkisiyle oynak bir seyir izlemesinin beklendiği aktardı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) Toplantı Özeti’nde,, “Enflasyonda kısa vadede görülebilecek oynaklıkların ana eğilime yansımaları para politikası duruşu açısından yakından izlenecektir.” ifadeleri kullanıldı.

PPK’nın 14 Temmuz’da gerçekleştirdiği toplantıya ilişkin yayımlanan özette, haziranda tüketici fiyatlarının yüzde 1,94 arttığı, yıllık enflasyonun yüzde 17,53’e yükseldiği hatırlatıldı.

Yıllık enflasyonun gıda ve temel mal gruplarında artarken, enerji ve hizmet gruplarında gerilediği aktarılan özette, faaliyeti kesintiye uğramış olan bazı sektörlerde normalleşme adımlarıyla fiyat artışlarının gözlendiği vurgulandı.

Özette, bu görünüm altında B ve C göstergelerinin yıllık enflasyonları ve eğilimlerinin yükseldiğine işaret edilerek, “Piyasa Katılımcıları Anketi’nden elde edilen enflasyon beklentileri temmuz ayında yukarı yönlü güncellenmiştir. Cari yıl sonu enflasyon beklentisi 1,18 puan artışla yüzde 15,64’e, gelecek 12 aya ilişkin enflasyon beklentisi 0,50 puan artışla yüzde 12,62’ye, gelecek 24 ay beklentisi ise 0,27 puan artışla yüzde 10,43’e yükselmiştir.” ifadelerine yer verildi.

Gelişmiş ülkeler başta olmak üzere dünya genelinde aşılamanın hızlanmasının küresel ekonomide toparlanma sürecini desteklediği belirtilen özette, şunlar kaydedildi:

“Normalleşme adımları ile hizmetler ve sanayi faaliyeti arasındaki ayrışma kapanmaya başlamıştır. Bununla birlikte aşılama programlarında ilerleme kaydeden ekonomiler kısıtlamaları hafifleterek iktisadi faaliyette daha güçlü bir performans sergilemektedir. Diğer taraftan son dönemde bazı virüs varyantlarının tekrar vaka artışlarına yol açması salgın hastalığın seyrine ilişkin belirsizlikleri canlı tutmaktadır. Küresel talepteki hızlı toparlanma, emtia fiyatlarındaki artış eğilimi, bazı sektörlerdeki arz kısıtları ve taşımacılık maliyetlerindeki artış uluslararası ölçekte üretici ve tüketici fiyatlarının yükselmesine yol açmaktadır. Yükselen küresel enflasyon ve enflasyon beklentilerinin uluslararası finansal piyasalar üzerindeki etkileri önemini korumaktadır. Bir önceki PPK döneminden bugüne, bazı gelişmiş ülkelerde aylık ve yıllık enflasyon beklentilerin üzerinde artmıştır.”

“Bireysel kredilerin daha ılımlı bir büyüme sergilemesi önemli”

Özette, politika faizlerinin tarihsel ortalamaların oldukça altında seyrettiği, gelişmekte olan ülkelerde normalleşme sürecinin başladığı ve bazı merkez bankalarının faiz artırımına gittiği belirtildi.

Bu görünümün bir önceki PPK dönemine göre küresel finansal koşullarda artan belirsizliklere ve bir miktar sıkılaşmaya işaret ettiği aktarılan özette, “Küresel risk iştahındaki dalgalı seyir ve uzun vadeli tahvil faizlerinin seyrine ilişkin belirsizlikler küresel finansal piyasalarda dalgalanmaya yol açmaktadır. Kurul, küresel enflasyon baskılarının para politikalarında ve dolayısıyla küresel finansal piyasalarda veri duyarlılığını artırdığı ve buna bağlı oynaklıkların görülebileceği yönündeki görüşünü korumuştur.” ifadeleri kullanıldı.

Özette, gelişmekte olan ülkelere portföy girişlerinin bu PPK döneminde azalarak da olsa borçlanma senedi kaynaklı sürdüğü belirtilerek, gelişmiş ülkelerde uzun vadeli tahvil faizlerindeki oynaklığın ve küresel finansal koşulların seyrinin, gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımlarına ilişkin riskleri canlı tuttuğu vurgulandı.

Üretici fiyatlarının, döviz kuru gelişmelerinin yanı sıra uluslararası emtia fiyatları ve tedarik zincirlerindeki sorunlara bağlı olarak, haziran ayında da yükseldiği anımsatılan özette, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

“Üretici fiyatlarındaki yükseliş ve bu yükselişlerin tüketici fiyatları üzerinde yarattığı baskının, gelişmiş ülkeler dahil olmak üzere, küresel ölçekte belirginleştiği izlenmektedir. Diğer yandan, enerji dışı emtia fiyatlarındaki artış eğiliminin Haziran ayından itibaren sınırlı da olsa yerini gerilemeye bıraktığı gözlenmektedir. Ticari krediler ılımlı bir seyir izlemektedir. Son dönemde açılma ve ertelenmiş talebe bağlı olarak artış gösteren bireysel kredi kullanımında ise, alınan makroihtiyati tedbirlerin etkileri izlenecektir. Kurul, bireysel kredilerin daha ılımlı bir büyüme sergilemesinin, enflasyon görünümü ve dış denge üzerindeki riskleri sınırlamak için önemli olduğuna dair yaptığı vurguyu korumuştur. Bu çerçevede, kredilerin seyri ve kompozisyonu makroekonomik istikrar açısından yakından takip edilmektedir.”

“Kurul, cari işlemler dengesindeki seyrin önemine yaptığı vurguyu korudu”

PPK Özeti’nde, yurt içi iktisadi faaliyetin güçlü seyrettiği belirtilerek, ikinci çeyrekte salgın kısıtlamalarına ve finansal koşullardaki sıkılaşmaya bağlı olarak iç talebin bir miktar ivme kaybettiği, dış talebin ise gücünü koruduğu bildirildi.

Sanayi üretiminin nisan-mayıs ayları ortalaması itibarıyla bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,4 arttığı anımsatılan özette, “Sanayi ciro endeksleri, söz konusu ivme kaybının, salgın tedbirlerine de bağlı olarak yurt içi talep kaynaklı olduğuna dış talebin ise sanayi üretimini desteklediğine işaret etmektedir. Bu dönemde perakende satış hacmi de kısıtlamalar kaynaklı düşüş kaydetmiştir.” denildi.

Özette, yüksek frekanslı verilerin iktisadi faaliyetin tekrar güçlendiğine işaret ettiği, kartla yapılan harcamalara ilişkin haftalık verilere göre kısıtlamalardan daha çok etkilenen hizmet sektörleri ile perakende ticarete konu olan kalemlerde artış oranlarının daha yüksek gerçekleştiği aktarıldı.

Aşılamanın toplumun geneline yayılarak hızlanmasının, salgından olumsuz etkilenen hizmetler ve turizm sektörlerinin canlanmasına ve iktisadi faaliyetin daha dengeli bir bileşimle sürdürülmesine olanak tanıdığı aktarılan özette, kısıtlamaların iktisadi faaliyet üzerindeki etkisinin işgücü piyasasına da yansıdığı, yüksek frekanslı verilerin ise kısıtlamaların gevşetilmesiyle iş imkanlarında hızlı bir toparlanmaya işaret ettiği bildirildi.

Özette, gelecek dönemde hizmetler sektöründe istihdam artışlarının görülebileceğine işaret edilerek, şu değerlendirmelere yer verildi:

“Ancak işgücüne katılım oranlarındaki artışın istihdam artışlarının işsizlik oranlarına yansımasını sınırlayabilecektir. Olumlu dış talep koşulları ve uygulanmakta olan sıkı para politikası cari işlemler dengesini pozitif etkilemektedir. Cari işlemler dengesi Mayıs ayında 3,1 milyar dolar açık vermiş ve yıllık açık önceki aya göre 0,9 milyar dolar azalarak 31,9 milyar dolar olmuştur. Haziran ayı geçici dış ticaret verilerine göre mevsimsellikten arındırılmış olarak altın hariç ihracat ve ithalat aylık bazda artış kaydetmiştir. Emtia fiyatlarındaki yükselişe karşın ihracattaki güçlü artış eğilimi ve aşılamadaki kuvvetli ivmenin turizm faaliyetlerini canlandırmasıyla yılın geri kalanında cari işlemler hesabının fazla vermesi beklenmektedir. Kurul, iktisadi faaliyetteki toparlanmanın sürekliliği ve finansal istikrar açısından cari işlemler dengesindeki seyrin önemine yaptığı vurguyu korumuştur.”

“Enflasyonun kısa dönemde oynak bir seyir izlemesi beklenmektedir”

Özette, para politikası duruşunun enflasyon görünümüne yönelik yukarı yönlü riskler dikkate alınarak, temkinli bir yaklaşımla enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi ve fiyat istikrarı hedefine ulaşılması odağında belirleneceği vurgulandı.

Bu doğrultuda politika duruşunun, enflasyon gelişmeleri ve enflasyon beklentileri dikkate alınarak dezenflasyon sürecini en kısa sürede tesis edecek ve orta vadeli hedeflere ulaşıncaya kadar bunun sürekliliğini sağlayacak bir sıkılık düzeyinde belirlenmeye devam edileceği aktarılan özette, şu ifadelere yer verildi:

“Son dönemde ithalat fiyatları ve yönetilen/yönlendirilen fiyatlardaki artışların yanı sıra, talep koşulları, bazı sektörlerdeki arz kısıtları, açılmanın etkisiyle yaz aylarında enflasyonda görülebilecek oynaklıklar ve enflasyon beklentilerindeki yüksek seviyeler, fiyatlama davranışları ve enflasyon görünümü üzerinde risk oluşturmaya devam etmektedir. Diğer taraftan, parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki yavaşlatıcı etkileri gözlenmektedir. Enflasyon ve enflasyon beklentilerindeki yüksek seviyeler dikkate alınarak, Nisan Enflasyon Raporu tahmin patikasındaki belirgin düşüş sağlanana kadar para politikasındaki mevcut sıkı duruş kararlılıkla sürdürülecektir. Bu doğrultuda Kurul, politika faizinin yüzde 19 düzeyinde sabit tutulmasına karar vermiştir. Enflasyonun kısa dönemde, başta emtia fiyatları ve yönetilen/yönlendirilen fiyatlar olmak üzere arz ve talep yönlü çeşitli unsurların etkisiyle oynak bir seyir izlemesi beklenmektedir. Enflasyonda kısa vadede görülebilecek oynaklıkların ana eğilime yansımaları para politikası duruşu açısından yakından izlenecektir. Sıkı parasal duruş; enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve finansal piyasa gelişmeleri bağlamında dışsal ve geçici oynaklıklara karşı önemli bir tampon işlevi görecektir.”

Özette, TCMB’nin fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanacağı, enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar, politika faizinin güçlü dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek şekilde, enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edileceği bildirildi.

PPK Özeti’nde, fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrarın ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikamesinin başlaması, döviz rezervlerinin artış eğilimine girmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyeceği kaydedildi.

Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zeminin oluşacağı vurgulanan özette, “Kredi piyasası ve iktisadi faaliyete ilişkin göstergelerin yanı sıra döviz kuru oynaklığı ve ithalat fiyatlarındaki gelişmeler doğrultusunda enflasyon üzerindeki talep ve maliyet yönlü etkiler önemini korumaktadır. Uygulanmakta olan sıkı para politikası, krediler ve iç talebi sınırlayarak bir yandan talep yönlü unsurları kontrol altına alırken, diğer yandan da cari işlemler dengesindeki iyileşmeyi desteklemektedir. Bununla birlikte, gelişmiş ülkelerdeki para politikası ile küresel risk iştahına ilişkin görünüm, gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy akımları üzerindeki riskleri canlı tutmaktadır. Kurul, para politikasında fiyat istikrarı hedefi doğrultusunda finansal istikrara yönelik riskleri de gözeten bir yaklaşım sergilemeyi sürdürecektir.” değerlendirmelerinde bulunuldu.

Özette, kurulun fiyat istikrarının sağlanması için, güçlü bir politika koordinasyonuyla tüm paydaşları içeren bütüncül bir makro politika bileşimine ihtiyaç bulunduğu değerlendirmesini yinelediği, kararların şeffaf, öngörülebilir ve veri odaklı bir çerçevede alınmaya devam edileceği belirtildi.

About admin

Taraf olmayan, habercilik yapan Net İnternet Haber, bağımsız özgür, tarafsız habercilik ilkesini benimsemiş olup, hakkın ve haklının yanında yer almayı ilke edinmiştir.

Göz Atmak İster misiniz?

Ege’de potansiyel tehdit artıyor! Yunan 10 adaya tabur gönderdi

Son Dakika Haberi: Lozan Antlaşması'na göre, Ege Denizi'ndeki 23 ada gayri askeri statüde. Ancak Yunanistan adalara asker gönderdi, havaalanı inşa etti ve tank, top, tüfek yerleştirdi. Türkiye, kendisi için risk olan bu durumu BM'ye taşıdı. Son Dakika Haberi: Ege Denizi'nde bulunan 23 ada, 1914'te 6 Büyük Devlet Kararı ve 1923 Lozan Antlaşması'nın 12. Maddesi'ne göre [...]