<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aziz Dağtekin &#8211; Netinternet Haber</title>
	<atom:link href="https://netinternethaber.com/author/aziz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://netinternethaber.com</link>
	<description>İnternet Haberciliğinin Doğru Adresi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Aug 2026 06:16:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://netinternethaber.com/wp-content/uploads/2026/05/cropped-logo2-32x32.png</url>
	<title>Aziz Dağtekin &#8211; Netinternet Haber</title>
	<link>https://netinternethaber.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türk’ü savaşa çağıranlar, önce halayın ritmini öğrensin</title>
		<link>https://netinternethaber.com/turku-savasa-cagiranlar-once-halayin-ritmini-ogrensin/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/turku-savasa-cagiranlar-once-halayin-ritmini-ogrensin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2026 06:16:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=86257</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Aylardan Ağustos&#8230; Günlerden Cuma&#8230; Ve Anadolu&#8217;nun hafızasında yine o sözler yankılanıyor: &#8220;Aylardan Ağustos, günlerden Cuma Gün doğmadan evvel iklîm-i Rum&#8217;a Bozkurtlar ordusu geçti hücuma&#8230;&#8221; Ardından gök gürlüyor: Ya Allah&#8230; Bismillah&#8230; Allahuekber! Bugün bu sözleri sadece bir şiirin mısraları olarak okumak yetmez. Çünkü Ortadoğu yine ateşle oynuyor. İsrail&#8217;in bölgedeki gerilimi tırmandıran hamleleri, zaten &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</strong></h2>
<hr />
<p>Aylardan Ağustos&#8230;</p>
<p>Günlerden Cuma&#8230;</p>
<p>Ve Anadolu&#8217;nun hafızasında yine o sözler yankılanıyor:</p>
<p><em><strong>&#8220;Aylardan Ağustos, günlerden Cuma</strong></em><br />
<em><strong>Gün doğmadan evvel iklîm-i Rum&#8217;a</strong></em><br />
<em><strong>Bozkurtlar ordusu geçti hücuma&#8230;&#8221;</strong></em></p>
<p>Ardından gök gürlüyor:</p>
<p><em><strong>Ya Allah&#8230; Bismillah&#8230; Allahuekber!</strong></em></p>
<p>Bugün bu sözleri sadece bir şiirin mısraları olarak okumak yetmez.</p>
<p>Çünkü Ortadoğu yine ateşle oynuyor.</p>
<p>İsrail&#8217;in bölgedeki gerilimi tırmandıran hamleleri, zaten pamuk ipliğine bağlı olan dengeleri biraz daha zorluyor.</p>
<p>Ve bazı başkentlerde Türkiye&#8217;nin de bu ateşin içine çekilmesi için hesaplar yapılıyor.</p>
<p>Sözde dört ülke&#8230;</p>
<p>Dört ayrı hesap&#8230;</p>
<p>Dört ayrı senaryo&#8230;</p>
<p>Ama hepsinin ortak bir beklentisi var:</p>
<p><strong>Türkiye savaşa girsin!</strong></p>
<p>Neden?</p>
<p>Çünkü Türkiye savaşa girerse bölgenin dengesi değişecek.</p>
<p>Türkiye yorulursa onlar rahatlayacak.</p>
<p>Türkiye içeride ve dışarıda meşgul edilirse kendi hesaplarını daha kolay görecekler.</p>
<p>Kusura bakmasınlar.</p>
<p>O hesap başka!</p>
<p>Türkiye kimsenin savaş taşeronu değildir.</p>
<p>Kimsenin piyonu değildir.</p>
<p>Kimsenin bölgesel hesaplarının askeri değildir.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin kendi aklı, kendi iradesi, kendi devlet geleneği vardır.</p>
<p>Bizim savaş anlayışımız da onlarınki gibi değildir.</p>
<p>Onlar harita üzerinde ok çizer.</p>
<p>Biz o haritanın üzerinde vatan biliriz.</p>
<p>Onlar füze sayar.</p>
<p>Biz şehitlerin isimlerini biliriz.</p>
<p>Onlar <strong>&#8220;gerilim&#8221;</strong> der.</p>
<p>Biz bunun bir annenin evladına, bir çocuğun babasına mal olacağını biliriz.</p>
<p>İşte aradaki fark budur.</p>
<p>Türk milleti savaştan korkmaz.</p>
<p>Ama savaş meraklısı da değildir.</p>
<p>Bu ikisini birbirine karıştıranlar tarih kitaplarını biraz daha dikkatli okusun.</p>
<p>Türk, gerektiğinde savaşır.</p>
<p>Ama önce masaya oturur.</p>
<p>Önce konuşur.</p>
<p>Önce diplomasiye sarılır.</p>
<p>Çünkü güçlü devlet, her gördüğüne yumruk sallayan devlet değildir.</p>
<p>Gerektiğinde yumruğunu gösterecek kadar güçlü, o yumruğu kullanmadan meseleyi çözebilecek kadar akıllı devlettir.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin yolu budur.</p>
<p><strong>Barış. Sulh. Diplomasi.</strong></p>
<p>Ama bir şartla:</p>
<p>Kimse bu iradeyi korkaklık sanmayacak!</p>
<p>Çünkü Türk milleti barış isterken başını eğmez.</p>
<p>Elini uzatırken diz çökmez.</p>
<p>Masaya otururken egemenliğinden vazgeçmez.</p>
<p>Ve hele hele&#8230;</p>
<p>Kimse Türkiye&#8217;yi ateşe sürükleyip uzaktan seyredeceğini sanmasın.</p>
<p>Biz bu filmi daha önce gördük.</p>
<p>Başkasının hesabına savaşa girenlerin sonunda ne hale geldiğini de gördük.</p>
<p>Ortadoğu&#8217;yu yıllardır kan gölüne çeviren anlayışın adı bellidir: <strong>&#8220;Ben kazanayım, bölge yansın.&#8221;</strong></p>
<p>İşte Türkiye&#8217;nin buna vereceği cevap da belli olmalıdır: <strong>&#8220;Bölge yanmayacak!&#8221;</strong></p>
<p>Çünkü Türkiye&#8217;nin çıkarı savaşta değil, istikrardadır.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin gücü kaosta değil, düzen içerisindedir.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin hedefi yeni cepheler açmak değil, mevcut yangınları söndürmektir.</p>
<p>Fakat&#8230;</p>
<p>Bütün bunları söylemek Türk milletinin gerektiğinde ne yapacağını unuttuğu anlamına gelmez.</p>
<p>Türk&#8217;ün savaş hafızası vardır.</p>
<p>Malazgirt vardır.</p>
<p>Çanakkale vardır.</p>
<p>Kurtuluş Savaşı vardır.</p>
<p>Kıbrıs ve Suriye vardır.</p>
<p>Ve o ruh, gerektiğinde tek bir cümlede kendisini gösterir: <strong>Ölürsek şehit, kalırsak gazi!</strong></p>
<p>Bizim insanımız cepheye giderken bile davulunu susturmamıştır.</p>
<p>Halayını bırakmamıştır.</p>
<p>Düğün dernek havasını kaybetmemiştir.</p>
<p>Çünkü Türk için vatan savunması yalnızca bir askeri görev değil, bir namus meselesidir.</p>
<p>O yüzden&#8230;</p>
<p>Savaşa giderken bile halay çeken bir milletten bahsediyoruz.</p>
<p>Düşünsene!</p>
<p>Dünyanın başka yerinde savaş çıkınca insanlar sığınak arıyor.</p>
<p>Türk ise davulu duyunca: &#8220;Haydi!&#8221; diyor.</p>
<p>Ama bu, savaşı sevdiğimiz anlamına gelmez.</p>
<p>Bu, korkuyu yenmeyi bildiğimiz anlamına gelir.</p>
<p>İşte o yüzden İsrail&#8217;in bölgede yükselttiği gerilim karşısında Türkiye&#8217;nin soğukkanlı ama sert duruşu şarttır.</p>
<p>Ne savaşa koşacağız&#8230;</p>
<p>Ne de tehdit karşısında geri adım atacağız.</p>
<p>Ne başkasının hesabına asker olacağız&#8230;</p>
<p>Ne de vatanın güvenliğini tehlikeye atacağız.</p>
<p><strong>Barış için sonuna kadar mücadele edeceğiz.</strong></p>
<p>Ama Türkiye&#8217;nin kırmızı çizgilerini test eden olursa&#8230;</p>
<p>O zaman da karşısında yalnızca bir devlet değil, tarihi binlerce yıl geriye giden bir millet bulacağını unutmasın.</p>
<p>Çünkü Türk milleti barışı sever.</p>
<p>Ama esareti sevmez.</p>
<p>Sulhu sever.</p>
<p>Ama dayatmayı kabul etmez.</p>
<p>Dostluğu sever.</p>
<p>Ama ihaneti unutmaz.</p>
<p>Ve en önemlisi&#8230;</p>
<p><strong>Türk milleti savaş istemez. Fakat savaş kapısını çalarsa da kapıyı açmasını bilir.</strong></p>
<p>Bugün dua edelim:</p>
<p>Allah bu millete savaş değil huzur versin.</p>
<p>Ama düşmana da Türkiye&#8217;nin huzur arayışını yanlış okuma gafletine düşürmesin.</p>
<p>Çünkü bizim istediğimiz Kızılelma&#8217;ya koşmak kadar açık&#8230;</p>
<p><strong>Önce barış.</strong></p>
<p>Fakat barışın kıymetini bilmeyene de&#8230;</p>
<p><strong>Gerektiğinde Türk&#8217;ün cevabı nettir.</strong></p>
<p>Ya Allah&#8230;</p>
<p>Bismillah&#8230;</p>
<p>Allahuekber!</p>
<p>Cumanız mübarek olsun.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/turku-savasa-cagiranlar-once-halayin-ritmini-ogrensin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zeka Çok, Ahlak Yok!</title>
		<link>https://netinternethaber.com/zeka-cok-ahlak-yok/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/zeka-cok-ahlak-yok/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2026 21:01:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=86176</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Bizim memlekette zeka kıtlığı yok. Maşallah! Herkes çok zeki. Hatta bazen insan düşünüyor: “Bu kadar zeka fazla değil mi?” Müşteriyi kazıklayana ticari zeka diyoruz. Seçim zamanı milleti kandırana siyasi zeka&#8230; Ambulansın arkasına takılana pratik zeka&#8230; Rakibini kandırıp maç kazanana sportif zeka&#8230; Başkasının iyi niyetini sömürene kıvrak zeka&#8230; İnsanların dini duygularını kullanana ise neredeyse &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Aziz Dağtekin Yazdı</h2>
<hr />
<p>Bizim memlekette zeka kıtlığı yok.</p>
<p>Maşallah!</p>
<p>Herkes çok zeki.</p>
<p>Hatta bazen insan düşünüyor: <strong>“Bu kadar zeka fazla değil mi?”</strong></p>
<p>Müşteriyi kazıklayana ticari zeka diyoruz.</p>
<p>Seçim zamanı milleti kandırana siyasi zeka&#8230;</p>
<p>Ambulansın arkasına takılana pratik zeka&#8230;</p>
<p>Rakibini kandırıp maç kazanana sportif zeka&#8230;</p>
<p>Başkasının iyi niyetini sömürene kıvrak zeka&#8230;</p>
<p>İnsanların dini duygularını kullanana ise neredeyse manevi zeka madalyası vereceğiz.</p>
<p>Bir tek şeye zeka demiyoruz:</p>
<p><strong>Ahlaka.</strong></p>
<p>Çünkü ahlak, bazılarına göre zekanın önündeki en büyük engel!</p>
<h3>TİCARETTE DE DURUM AYNI</h3>
<p>Esnaf müşteriye doğru ürünü, doğru fiyata satarsa&#8230;</p>
<p><strong>“Enayi!”</strong> diyoruz.</p>
<p>Ama müşterinin cebindeki parayı türlü numaralarla alırsa&#8230;</p>
<p><strong>“Adam ticareti biliyor kardeşim.”</strong></p>
<p>Dürüstlük beceriksizlik oluyor.</p>
<p>Kazıklamak ise ticari deha!</p>
<p>Öyle bir noktaya geldik ki müşteriyi kandırmayan esnafa şaşırıyoruz.</p>
<p><strong>“Bu adam neden beni kandırmadı?”</strong> diye düşünüyoruz.</p>
<p>İşte asıl tehlike burada.</p>
<h3><strong>SİYASETTE USTA OLAN KİM?</strong></h3>
<p>Seçmene gerçeği anlatırsan saf oluyorsun.</p>
<p>Hoşuna gidecek şeyleri söyleyip sonra başka türlü davranırsan&#8230;</p>
<p><strong>“Usta siyasetçi!”</strong></p>
<p>Bir siyasetçi verdiği sözün arkasında durursa şaşırıyoruz.</p>
<p><strong>“Hiç mi siyasi manevrası yok?”</strong> diyoruz.</p>
<p>Sanki siyaset dürüstlük yarışı değil.</p>
<p>Sanki siyaset, kelime cambazlığı olimpiyatı!</p>
<h3><strong>AMBULANSIN ARKASINA TAKILAN ZEKA!</strong></h3>
<p>Trafik kilitlenmiş.</p>
<p>Önümüzde ambulans var.</p>
<p>Normal insan ne yapar?</p>
<p>Yol verir.</p>
<p>Bizim bazı zeki vatandaşlar ne yapıyor?</p>
<p>Ambulansın arkasına takılıyor.</p>
<p>Ambulans hastayı hastaneye götürüyor.</p>
<p>Arkasında üç otomobil, iki minibüs&#8230;</p>
<p>Bir de fırsatı kaçırmayan vatandaş!</p>
<p>Mantık şu: <em><strong>Ambulans geçiyorsa ben de geçerim.</strong></em></p>
<p>Buna artık pratik zeka demeyelim.</p>
<p>Bunun adı olsa olsa:</p>
<p><em><strong>Acil durum fırsatçılığı!</strong></em></p>
<p>Başkasının acısını kendi avantajına çevirmek zeka değildir.</p>
<p><strong>Vicdansızlıktır.</strong></p>
<h3>SPORDA DA AYNI HESAP</h3>
<p>Rakibinden daha iyi oynayıp kazanmak&#8230;</p>
<p>Ne kadar eski moda!</p>
<p>Asıl mesele hakemi kandırmak.</p>
<p>Rakibin ayağı değmeden kendini yere at.</p>
<p>Penaltıyı al.</p>
<p>Sonra da:</p>
<p><strong>“Profesyonellik kardeşim.”</strong></p>
<p>Şike mi?</p>
<p>O da strateji!</p>
<p>Ahlaksızlığın adını değiştirince insanın vicdanı rahatlıyor.</p>
<p>Ne güzel değil mi?</p>
<h3><strong>İNANCI KULLANAN KURNAZLAR</strong></h3>
<p>Bir de insanların dini duygularını kullananlar var.</p>
<p>İnanca saygı başka şeydir.</p>
<p>İnancı istismar etmek başka.</p>
<p>İnsanlara korku ver.</p>
<p>Umut sat.</p>
<p>Cennet pazarla.</p>
<p>Vicdan kirala.</p>
<p>Sonra da bütün bunlara: <strong>“Manevi hizmet.” </strong>de.</p>
<p>Olur mu?</p>
<p>Olmaz.</p>
<p>Çünkü insanın inancını sömürmek hizmet değil, istismardır.</p>
<p>FETÖ ve benzeri yapıların yaşattığı tecrübeler de bunun ne kadar tehlikeli olabileceğini gösterdi.</p>
<p>Mesele sadece din değildir.</p>
<p>Mesele ahlaktır.</p>
<h3><strong>ZEKA BAŞKASINI KANDIRMAK DEĞİL</strong></h3>
<p>Zeka, başkasının açığını bulmak değildir.</p>
<p>Zeka, başkasının hakkına girmek değildir.</p>
<p>Zeka, müşterinin bilgisizliğini fırsata çevirmek değildir.</p>
<p>Zeka, seçmenin güvenini istismar etmek değildir.</p>
<p>Zeka, sahada hile yapmak değildir.</p>
<p>Zeka, insanın inancını kullanarak onu sömürmek hiç değildir.</p>
<p>Bunların ortak adı zeka değil.</p>
<p><strong>Fırsatçılık.</strong></p>
<p><strong>Kurnazlık.</strong></p>
<p><strong>Ahlaksızlık.</strong></p>
<p>Bazen de düpedüz&#8230;</p>
<p><strong>Vicdansızlık.</strong></p>
<h3><strong>KURNAZLIKLA ZEKA KARIŞTI</strong></h3>
<p>En büyük problem burada.</p>
<p>Kurnaz adam alkışlanıyor.</p>
<p>Dürüst adam saf bulunuyor.</p>
<p>Hakkaniyetli adam “iş bilmiyor” denilerek küçümseniyor.</p>
<p>Kurala uyan geride kalıyor.</p>
<p>Kurala uymayan ise:<strong>“İşi biliyor.”</strong></p>
<p>diye öne çıkarılıyor.</p>
<p>Sonra da hep birlikte soruyoruz:</p>
<p><strong>“Bu toplumda neden güven kalmadı?”</strong></p>
<p>Nasıl kalsın?</p>
<p>Herkes birbirinin açığını kollarken güven nereden çıkacak?</p>
<h3><strong>FORMÜL COK BASİT</strong></h3>
<p><strong>Zeka + ahlak = medeniyet.</strong></p>
<p>Ama&#8230;</p>
<p><strong>Zeka &#8211; ahlak = kurnazlık.</strong></p>
<p>Kurnazlık çoğalırsa ticaret bozulur.</p>
<p>Siyaset kirlenir.</p>
<p>Spor anlamını kaybeder.</p>
<p>Trafik keşmekeşe döner.</p>
<p>İnanç istismara açık hale gelir.</p>
<p>Sonunda herkes birbirinden şüphe eder.</p>
<p>Çünkü insanlar artık karşısındakinin zekasından değil&#8230;</p>
<p><strong>Kurnazlığından korkar.</strong></p>
<p>İşte asıl tehlike budur.</p>
<p>Bizim daha fazla zekaya ihtiyacımız yok.</p>
<p>Zekayı insanlık için kullanacak daha fazla ahlaka ihtiyacımız var.</p>
<p>Çünkü insanı insan yapan şey&#8230;</p>
<p>Elindeki fırsatla başkasını nasıl kandırdığı değil.</p>
<p><strong>Kandırabilecekken neden kandırmadığıdır.</strong></p>
<p>Gerisi?</p>
<p>Zeka kisvesine sokulmuş kurnazlıktır.</p>
<p>Ve maalesef&#8230;</p>
<p>Kurnazlığın zeka sayıldığı&#8230;</p>
<p>Fırsatçılığın başarı kabul edildiği&#8230;</p>
<p>Ahlaksızlığın uyanıklık diye alkışlandığı yerde&#8230;</p>
<p>Toplumun en büyük eksiği IQ değildir.</p>
<p><strong>Vicdandır.</strong></p>
<p>İşte siyasetçisinden tüccarına&#8230;</p>
<p>Sporcusundan sokaktaki vatandaşına&#8230;</p>
<p>İnsanların inancını istismar eden yapılardan çıkar peşinde koşanlara kadar herkesin dönüp bakması gereken yer burasıdır.</p>
<p>Çünkü mesele sadece siyaset değildir.</p>
<p>Ticaret değildir.</p>
<p>Spor değildir.</p>
<p>Din değildir.</p>
<p><strong>Mesele ahlaktır.</strong></p>
<p>Ahlak yoksa zeka kurnazlığa dönüşür.</p>
<p>İnanç istismara dönüşür.</p>
<p>Siyaset kandırmacaya dönüşür.</p>
<p>Ticaret fırsatçılığa dönüşür.</p>
<p>Ve sonunda toplumun bütün damarlarına güvensizlik yayılır.</p>
<p>Sonra da hep birlikte sorarız: <strong>“Bu ülke neden bir türlü düzlüğe çıkamıyor?”</strong></p>
<p>Cevap aslında çok basit.</p>
<p>Çünkü biz uzun zamandır&#8230;</p>
<p><strong>Zeka sanıp kurnazlığı alkışladık.</strong></p>
<p>Ahlakı ise hep en sona bıraktık.</p>
<p>İşte bu kurnaz geçinenler yüzünden&#8230;</p>
<p><strong>Bu memleket bir türlü düzlüğe çıkamıyor.</strong></p>
<p><strong>Çünkü zeka çok. </strong><strong>Ama ahlak yok!</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/zeka-cok-ahlak-yok/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aparatların da Bir Son Kullanma Tarihi Vardır</title>
		<link>https://netinternethaber.com/aparatlarin-da-bir-son-kullanma-tarihi-vardir/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/aparatlarin-da-bir-son-kullanma-tarihi-vardir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2026 08:24:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=86135</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı “Acılı ya da acısız, bu iktidar gitmeli.” Bu cümle ilk bakışta siyasi bir tercih gibi görünebilir. İnsan iktidarı eleştirebilir. İktidarın değişmesini isteyebilir. Sandıkta başka bir tercihin yapılmasını savunabilir. Bunların tamamı siyasetin doğal parçasıdır. Ama mesele, iktidar eleştirisinin ötesine geçip memleketin tamamına “benim istediğim olmazsa hiçbir şey olmasın” mantığıyla bakmaya başladığında değişiyor. İşte &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><span style="color: #ff0000;">Aziz Dağtekin Yazdı</span></h3>
<hr />
<p>“Acılı ya da acısız, bu iktidar gitmeli.”</p>
<p>Bu cümle ilk bakışta siyasi bir tercih gibi görünebilir.</p>
<p>İnsan iktidarı eleştirebilir.</p>
<p>İktidarın değişmesini isteyebilir.</p>
<p>Sandıkta başka bir tercihin yapılmasını savunabilir.</p>
<p>Bunların tamamı siyasetin doğal parçasıdır.</p>
<p>Ama mesele, iktidar eleştirisinin ötesine geçip memleketin tamamına <em>“benim istediğim olmazsa hiçbir şey olmasın”</em> mantığıyla bakmaya başladığında değişiyor.</p>
<p>İşte orada durup sormak gerekiyor:</p>
<p><strong>Bu ülkeyi gerçekten kim ayağa kaldıracak, kim sürekli ayağına çelme takacak?</strong></p>
<p>Türkiye ne zaman toparlanma iradesi gösterse, siyaset sahnesinin bir köşesinden mutlaka yeni bir <strong>“kurtarıcı”</strong> çıkıyor.</p>
<p>Kimi vatanseverlik üzerinden konuşuyor.</p>
<p>Kimi laiklik üzerinden.</p>
<p>Kimi din üzerinden.</p>
<p>Kimi de yıllardır kapanmış olması gereken defterlerin sayfalarını yeniden açmaya çalışıyor.</p>
<p>Hepsinin ortak özelliği aynı değil elbette.</p>
<p>Ama bazı aktörlerin, toplumun en hassas fay hatlarını kullanarak kendilerine siyasi veya sosyal alan açmaya çalıştıkları da göz ardı edilemez.</p>
<h2><strong>“Rütbe” her zaman akıl demek değildir</strong></h2>
<p><strong>Türker Ertürk</strong>&#8216;ün <em>“acılı-acısız”</em> çıkışı da bu açıdan tartışılmalı.</p>
<p>Emekli asker olmak elbette önemli bir tecrübedir.</p>
<p>Fakat emekli olmak, siyasetin üzerinde bir vesayet makamına dönüşmek anlamına gelmez.</p>
<p>Askeri rütbe, demokrasi içerisinde siyasi hükümranlık rütbesi değildir.</p>
<p>Hele hele Türkiye&#8217;nin 28 Şubat tecrübesinden geçmiş bir toplumuna yeniden <em>“üstten konuşma”</em> alışkanlığıyla seslenmek, artık kimseye eski günlerin konforunu sağlamaz.</p>
<p>Bugünün Türkiye&#8217;sinde milletin üzerinde hiçbir makam yoktur.</p>
<p>Ne apolet&#8230;</p>
<p>Ne kürsü&#8230;</p>
<p>Ne cemaat&#8230;</p>
<p>Ne bürokratik güç&#8230;</p>
<p><strong>Son söz milletindir.</strong></p>
<h2><strong>Asıl mesele cemaatler değil, hesap vermez yapılar</strong></h2>
<p>Burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.</p>
<p>Bir cemaatin, dini grubun veya vakfın içinde bulunan herkesin aynı düşüncede olduğunu söylemek hem haksızlık hem de yanlış olur.</p>
<p>Fakat herhangi bir dini yapılanmanın yönetim kademesi hakkında ciddi iddialar ortaya çıkıyorsa, <em>“Bunlar bizim mahallenin insanı”</em> diyerek mesele kapatılamaz.</p>
<p>Tam tersine daha fazla şeffaflık gerekir.</p>
<p><strong>Alihan Kuriş</strong> hakkında yürütülen soruşturma kapsamında gündeme gelen <strong>Glooper</strong> iddiaları da bu nedenle ciddiyetle ele alınmalıdır.</p>
<p>Eğer soruşturmalarda gerçekten kapalı devre iletişim, katmanlı doğrulama, örgütsel hiyerarşi ve gizli haberleşme mekanizmaları tespit ediliyorsa, bunun hesabı hukuk içerisinde sorulmalıdır.</p>
<p>Ama burada da ince bir çizgi var:</p>
<p><strong>Bir soruşturmanın iddiası, mahkeme kararı verilmiş kesin gerçek değildir.</strong></p>
<p>Hukuk devleti tam da bunun için vardır.</p>
<p>Suç varsa ortaya çıkarılır.</p>
<p>Delil varsa değerlendirilir.</p>
<p>Sorumluluk varsa kişilere yüklenir.</p>
<p>Ve suçsuz olan, sırf aynı çevrede bulunduğu için suçlu ilan edilmez.</p>
<h2><strong>FETÖ tecrübesinden ders çıkarmadık mı?</strong></h2>
<p>Türkiye&#8217;nin geçmişte yaşadığı en ağır tecrübelerden biri, dini söylemle örgütsel yapılanma arasındaki sınırın ortadan kaldırılmasıydı.</p>
<p>FETÖ&#8217;nün <strong>ByLock</strong> kullanımı üzerinden yürüyen örgütsel iletişim yapısı bugün hala hafızalarda.</p>
<p>Şimdi başka bir yapı hakkında benzer nitelikte gizli haberleşme iddiaları gündeme geldiğinde yapılması gereken şey şudur:</p>
<p><strong>“Bunların hepsi aynıdır”</strong> demek değil.</p>
<p><strong>“Eğer benzerlik varsa, hukuk bunu ortaya çıkarsın” </strong>demektir.</p>
<p>Çünkü Türkiye&#8217;nin artık cemaat, tarikat, vakıf, dernek, bürokrasi veya siyasi yapı fark etmeksizin bir prensibi netleştirmesi gerekiyor:</p>
<p>Dini kimlik, kimseye hukukun üzerinde olma imtiyazı vermez.</p>
<p>Vatanseverlik de vermez.</p>
<p>Laiklik savunuculuğu da vermez.</p>
<p>Askerlik geçmişi de vermez.</p>
<p>Hiç kimse <em>“bizden”</em> olduğu için dokunulmaz değildir.</p>
<h2><strong>Dini kullananın da, laikliği kullananın da hesabı aynı olmalı</strong></h2>
<p>İşin en tehlikeli tarafı burada.</p>
<p>Dini istismar eden bir yapı, gerçek Müslümanların itibarına zarar verir.</p>
<p>Laikliği vesayet aracı haline getiren anlayış, gerçek laiklerin itibarına zarar verir.</p>
<p>Vatanseverliği siyasi sopa yapan anlayış, gerçek vatanseverliğe zarar verir.</p>
<p>Çünkü bunların hepsi aynı şeyi yapar:</p>
<p><strong>Kavramı büyütür, insanı küçültür.</strong></p>
<p>Oysa gerçek Müslümanlık insanı kulluk makamında tutar; kimseyi kul edinme makamına yükseltmez.</p>
<p>Gerçek vatanseverlik ülkeyi kendi mülkü gibi görmek değildir.</p>
<p>Gerçek laiklik ise toplumu belli bir zümrenin vesayeti altına sokmak hiç değildir.</p>
<h2><strong>Türkiye artık “ağababa” siyaseti istemiyor</strong></h2>
<p>Türkiye&#8217;nin temel meselesi aslında çok basit:</p>
<p>Bu ülkede herkes kendi işini yapacak.</p>
<p>Siyasetçi siyaset yapacak.</p>
<p>Asker görevini yapacak.</p>
<p>Din insanı din hizmetini yapacak.</p>
<p>Gazeteci gazetecilik yapacak.</p>
<p>Hukukçu hukuku işletecek.</p>
<p>Ve hiç kimse perde arkasından millete ayar vermeye kalkmayacak.</p>
<p>Çünkü Türkiye&#8217;nin geçmişinde <strong>“ağababa”</strong> arayanların faturası ağır oldu.</p>
<p>Kimi zaman siyasi vesayet çıktı karşımıza.</p>
<p>Kimi zaman bürokratik vesayet.</p>
<p>Kimi zaman dini kisveye bürünmüş kapalı yapılar.</p>
<p>Kimi zaman da <em>“ülkeyi biz kurtarırız”</em> iddiasındaki başka elit çevreler.</p>
<p>Sonuç hep aynı oldu:</p>
<p><strong>Millet kaybetti.</strong></p>
<p>Artık kaybetmemesi gerekiyor.</p>
<p>Bugün mesele <strong>Erdoğan</strong> gider mi, kalır mı meselesinden de büyüktür.</p>
<p>Mesele Türkiye&#8217;nin yeniden birilerinin aparatı haline gelip gelmeyeceğidir.</p>
<p>Çünkü iktidarlar gelir.</p>
<p>İktidarlar gider.</p>
<p>Ama devlet kalır.</p>
<p>Millet kalır.</p>
<p>Türkiye kalır.</p>
<p>Ve Türkiye&#8217;nin ihtiyacı yeni bir vesayetçi, yeni bir kurtarıcı veya yeni bir <em>“gizli ağababa” </em>değildir.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;nin ihtiyacı, sandığa ve hukuka güvenen bir millet iradesidir.</strong></p>
<p>Aparatlar mı?</p>
<p>Onların da bir son kullanma tarihi vardır.</p>
<p>Millet, zamanı geldiğinde hepsini tarihin rafına kaldırmasını bilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/aparatlarin-da-bir-son-kullanma-tarihi-vardir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Paranın İzi Nereye Gidiyor?</title>
		<link>https://netinternethaber.com/paranin-izi-nereye-gidiyor/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/paranin-izi-nereye-gidiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Aug 2026 20:20:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=86018</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti Pazar günü biraz rahat bir şeyler yazayım dedim. Olmadı. Çünkü memleketin gündemi insanı rahat bırakmıyor. Bir tarafta siyaset… Bir tarafta cemaatler… Bir tarafta para… Bir tarafta yabancı istihbarat iddiaları… Bir tarafta devletin içine sızdığı ileri sürülen yapılar… Bir tarafta belediyeler, milletvekilleri, bürokratlar, imamlar, meclis üyeleri, muhtarlar… Bir tarafta da “Aman &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><span style="color: #ff0000;">Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti</span></h3>
<hr />
<p>Pazar günü biraz rahat bir şeyler yazayım dedim.</p>
<p>Olmadı.</p>
<p>Çünkü memleketin gündemi insanı rahat bırakmıyor.</p>
<p>Bir tarafta siyaset…</p>
<p>Bir tarafta cemaatler…</p>
<p>Bir tarafta para…</p>
<p>Bir tarafta yabancı istihbarat iddiaları…</p>
<p>Bir tarafta devletin içine sızdığı ileri sürülen yapılar…</p>
<p>Bir tarafta belediyeler, milletvekilleri, bürokratlar, imamlar, meclis üyeleri, muhtarlar…</p>
<p>Bir tarafta da “Aman abi, fazla kurcalama” diyenler…</p>
<p>Ben de dedim ki:</p>
<p><strong>Kurcalayalım.</strong></p>
<p>Ama öyle çekiçle değil.</p>
<p>Gazetecilikle.</p>
<p>Belgeyle.</p>
<p>Soruyla.</p>
<p>Hukukla.</p>
<p>Çünkü bazen en rahatsız edici şey cevap değildir.</p>
<p><strong>Sorunun kendisidir.</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>ÖNCE ŞUNU SORALIM: 66 MİLYAR LİRA NEREDE?</strong></span></p>
<p>Ortaya atılan iddialardan biri son derece ağır:</p>
<p><strong>Üç ülkede toplam 66 milyar liralık bir para trafiğinden söz ediliyor.</strong></p>
<p>Şimdi burada gazetecinin görevi “Bu para kesinlikle şuraya gitti” demek değildir.</p>
<p>Gazetecinin görevi şudur:</p>
<p><strong>66 milyar lira iddiasının belgesini sormaktır.</strong></p>
<p>Hangi banka?</p>
<p>Hangi hesap?</p>
<p>Hangi şirket?</p>
<p>Hangi vakıf?</p>
<p>Hangi dernek?</p>
<p>Hangi ülkeler?</p>
<p>Hangi tarihler?</p>
<p>Hangi transferler?</p>
<p>Hangi gerçek kişiler?</p>
<p>Hangi tüzel kişiler?</p>
<p>Paranın kaynağı ne?</p>
<p>Paranın nihai alıcısı kim?</p>
<p>Ve daha önemlisi:</p>
<p><strong>Bu para gerçekten varsa, neden kamuoyu bunun açık ve anlaşılır hesabını göremiyor?</strong></p>
<p>Çünkü 66 milyar lira…</p>
<p>Öyle cebimize koyup markete gidilecek para değil.</p>
<p>Bu rakam doğruysa, Türkiye&#8217;nin ciddi ekonomik kaynaklarıyla yarışabilecek büyüklükte bir mali hareketten söz ediyoruz.</p>
<p>Yanlışsa…</p>
<p>O zaman da bu rakamı ortaya atanların hesabını sormak gerekir.</p>
<p><strong>Belge nerede?</strong></p>
<p>İşte gazeteciliğin başladığı yer tam burasıdır.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">PARA NEREYE GİDİYOR?</span></strong></p>
<p>İnsanlar zekatını veriyor.</p>
<p>Fitresini veriyor.</p>
<p>Bağış yapıyor.</p>
<p>Çocuğunu Kur&#8217;an öğrensin diye gönderiyor.</p>
<p>“Allah rızası için” diyerek parasını emanet ediyor.</p>
<p>Buraya kadar problem yok.</p>
<p>Asıl soru bundan sonra başlıyor:</p>
<p><strong>Bu para nereye gidiyor?</strong></p>
<p>Kime gidiyor?</p>
<p>Hangi hesaplarda toplanıyor?</p>
<p>Kim yönetiyor?</p>
<p>Kim denetliyor?</p>
<p>Yurt dışına aktarılıyor mu?</p>
<p>Aktarılıyorsa hangi amaçla?</p>
<p>Hangi kuruluşlara?</p>
<p>Hangi şirketlere?</p>
<p>Hangi ülkelerdeki yapılara?</p>
<p>Ve o kuruluşların gerçek sahipleri kim?</p>
<p>Bir insanın dini duygusuyla verdiği para, artık sadece para değildir.</p>
<p><strong>Emanettir.</strong></p>
<p>Emanetin de hesabı olur.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN&#8217;IN MANEVİ MİRASINA KİM SAHİP ÇIKIYOR?</span></strong></p>
<p>Burada çok hassas bir noktaya geliyoruz.</p>
<p>Süleyman Hilmi Tunahan&#8217;ın adı…</p>
<p>Kur&#8217;an eğitimi…</p>
<p>Dini hizmet…</p>
<p>Maneviyat…</p>
<p>İnsan yetiştirmek…</p>
<p>Bunlar toplumun önemli değerleridir.</p>
<p>Ancak manevi mirasa sahip çıkmak sadece bir ismi taşımak değildir.</p>
<p>O mirasın itibarını korumaktır.</p>
<p>İnsanların güvenini boşa çıkarmamaktır.</p>
<p>Ve gerektiğinde hesabını vermektir.</p>
<p>Çünkü insanlar dini yapılara yalnızca para vermiyor.</p>
<p><strong>Güven veriyor.</strong></p>
<p>İtibar veriyor.</p>
<p>Çocuklarını emanet ediyor.</p>
<p>Hayatını emanet ediyor.</p>
<p>Dolayısıyla sorulması gereken soru son derece basit:</p>
<p><strong>“Benim verdiğim emanet nerede?”</strong></p>
<p>Bu soruyu soran vatandaşa kimse kızmamalı.</p>
<p>Tam tersine cevap vermeli.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>ALİHAN KURİŞ DOSYASINDA ASIL SORU: BELGELER NEREDE?</strong></span></p>
<p>Şimdi gelelim Alihan Kuriş&#8217;e.</p>
<p>Ben savcı değilim.</p>
<p>Mahkeme değilim.</p>
<p>Kimseyi suçlu ilan etmiyorum.</p>
<p>Ama gazeteciyim.</p>
<p>Dolayısıyla sorarım.</p>
<p>Kamuoyuna yansıyan iddialar varsa sorarım.</p>
<p>Mali hareket iddiaları varsa sorarım.</p>
<p>Yurt dışı bağlantı iddiaları varsa sorarım.</p>
<p>Siyasi ilişkiler tartışılıyorsa sorarım.</p>
<p>Ve eğer gerçekten <strong>Alihan Kuriş&#8217;in tutuklandığına ilişkin iddia</strong> varsa, bunun hangi soruşturma ve hangi mahkeme kararı kapsamında gerçekleştiğini de sorarım.</p>
<p>Çünkü tutuklama da bir suçluluk hükmü değildir.</p>
<p><strong>Tutuklama başka şeydir, kesinleşmiş mahkûmiyet başka şeydir.</strong></p>
<p>Hukuk bunu birbirinden ayırır.</p>
<p>O halde sorularımız açık:</p>
<p>Alihan Kuriş hakkında gerçekten bir soruşturma var mı?</p>
<p>Tutuklama kararı verilmişse hangi suçlamalar kapsamında?</p>
<p>Dosyada hangi mali hareketler inceleniyor?</p>
<p>Üç ülke iddiasının dayanağı nedir?</p>
<p>66 milyar lira rakamı nereden çıkıyor?</p>
<p>Hangi hesaplar inceleniyor?</p>
<p>Hangi şirketler mercek altında?</p>
<p>Kimler ifade verdi?</p>
<p>Kimler hakkında işlem yapıldı?</p>
<p><strong>Ve soruşturmanın siyasi, mali ve idari ayağı nereye kadar uzanıyor?</strong></p>
<p>Bunların cevabı verilirse mesele aydınlanır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>BND VE İSRAİL İDDİASI DOĞRUYSA İŞİN RENGİ DEĞİŞİR</strong></span></p>
<p>Şimdi işin en ağır tarafına gelelim.</p>
<p>Almanya&#8217;nın dış istihbarat servisi BND…</p>
<p>İsrail…</p>
<p>Yabancı bağlantılar…</p>
<p>Para trafiği…</p>
<p>Ve bunların Alihan Kuriş veya Süleymancı yapı ile ilişkilendirildiği yönündeki iddialar…</p>
<p>Burada çok dikkatli olmak zorundayız.</p>
<p>Çünkü <strong>iddia başka, belge başka, kesinleşmiş hüküm başkadır.</strong></p>
<p>Eğer ortada gerçekten yabancı istihbarat bağlantısını gösteren belgeler varsa…</p>
<p>Bu sıradan bir cemaat tartışması değildir.</p>
<p>Bu, devlet güvenliği meselesidir.</p>
<p>Ama belge yoksa?</p>
<p>O zaman masum insanlar hakkında çok ağır ithamlar dolaştırılmış olur.</p>
<p>İki durumda da yapılacak tek şey vardır:</p>
<p><strong>Araştırmak.</strong></p>
<p>Para hareketlerine bakmak.</p>
<p>Banka kayıtlarına bakmak.</p>
<p>Şirket ortaklıklarına bakmak.</p>
<p>Uluslararası transferlere bakmak.</p>
<p>İlişkilere bakmak.</p>
<p>Ve sonucu hukuk içinde açıklamak.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>PEKİ BU SADECE CEMAAT MESELESİ Mİ?</strong></span></p>
<p>Hayır.</p>
<p>Bence asıl mesele burası.</p>
<p>Eğer bir dini yapı yalnızca dini eğitim veriyorsa mesele başka.</p>
<p>Ama iddialar doğruysa ve bu yapı;</p>
<p>Devlet bürokrasisine,</p>
<p>Belediyelere,</p>
<p>Siyasete,</p>
<p>Diyanet teşkilatına,</p>
<p>Yerel yönetimlere,</p>
<p>Kamu kurumlarına,</p>
<p>Ekonomik yapılara</p>
<p>kadar uzanan organize bir ilişki ağı oluşturmuşsa…</p>
<p>O zaman artık sadece “cemaat” kelimesiyle açıklanabilecek bir durumdan söz etmiyoruz.</p>
<p>O zaman devletin sorması gereken başka sorular var.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>DİYANETTEKİ İMAMLARIN AKIBETİ NE OLACAK?</strong></span></p>
<p>Burada özellikle altını çiziyorum:</p>
<p><strong>Cemaat mensubu olmak suç değildir.</strong></p>
<p>Bir insanın dini bir gruba yakın olması tek başına suç değildir.</p>
<p>Dolayısıyla Diyanet&#8217;te görev yapan hiçbir imam, yalnızca bir cemaate mensup olduğu iddiasıyla suçlu ilan edilemez.</p>
<p>Ama…</p>
<p>Eğer bir imamın devlet görevi sırasında hukuka aykırı faaliyetlere karıştığına dair somut delil varsa?</p>
<p>İşte o zaman soruşturulur.</p>
<p>Varsa bağlantıları araştırılır.</p>
<p>Varsa mali ilişkileri incelenir.</p>
<p>Varsa örgütsel faaliyetleri ortaya konulur.</p>
<p>Ve sonunda hukuk ne diyorsa o uygulanır.</p>
<p><strong>Ne cemaat mensubiyeti suç kabul edilir, ne de cemaat bağlantısı iddiası nedeniyle soruşturulması gereken kişiler dokunulmaz hale gelir.</strong></p>
<p>Hukuk herkese eşit uygulanır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>DEVLETE SIZDIĞI İDDİA EDİLEN BÜROKRATLAR?</strong></span></p>
<p>Asıl büyük soru burada.</p>
<p>Eğer bir yapı gerçekten devletin içine kadro yerleştirmişse…</p>
<p>Bu kadrolar nasıl yerleşti?</p>
<p>Kim referans oldu?</p>
<p>Kim atadı?</p>
<p>Kim korudu?</p>
<p>Kim terfi ettirdi?</p>
<p>Kim önünü açtı?</p>
<p>Hangi kurumlarda görev yaptılar?</p>
<p>Hangi kararları imzaladılar?</p>
<p>Hangi ihalelerde etkileri oldu?</p>
<p>Hangi kamu kaynaklarına eriştiler?</p>
<p>Ve en önemlisi:</p>
<p><strong>Devletin güvenlik ve denetim mekanizmaları bunları nasıl fark etmedi?</strong></p>
<p>Bir bürokratın herhangi bir cemaate yakın olması tek başına suç değildir.</p>
<p>Ama devlet görevi kötüye kullanılmışsa…</p>
<p>Kamu gücü bir grubun çıkarına kullanılmışsa…</p>
<p>İşte orada mesele değişir.</p>
<p>Ve hesabı sorulmalıdır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>BELEDİYE BAŞKANLARI, MİLLETVEKİLLERİ, MECLİS ÜYELERİ, MUHTARLAR…</strong></span></p>
<p>Şimdi daha da genişletelim.</p>
<p>Eğer gerçekten organize bir yapıdan söz ediyorsak…</p>
<p>Sadece bir liderin etrafına bakmak yetmez.</p>
<p>Belediyelere bakmak gerekir.</p>
<p>Meclislere bakmak gerekir.</p>
<p>Milletvekillerine bakmak gerekir.</p>
<p>Belediye meclis üyelerine bakmak gerekir.</p>
<p>Muhtarlara bakmak gerekir.</p>
<p>Ama tekrar söylüyorum:</p>
<p><strong>İsim listesi çıkarmak için değil.</strong></p>
<p>Delil varsa araştırmak için.</p>
<p>Bir belediye başkanı cemaat mensubu olabilir.</p>
<p>Bu suç değildir.</p>
<p>Bir milletvekili bir cemaatin mensubu olabilir.</p>
<p>Bu da tek başına suç değildir.</p>
<p>Bir muhtar dini bir yapıyla yakın olabilir.</p>
<p>Bu da suç değildir.</p>
<p>Fakat kamu görevi yapan kişi, görevini herhangi bir yapının emrine veriyorsa…</p>
<p>Kamu kaynaklarını yönlendiriyorsa…</p>
<p>İhale veya imar kararlarını bir grubun çıkarı doğrultusunda etkiliyorsa…</p>
<p>Devlet kurumlarındaki kadrolaşmayı organize ediyorsa…</p>
<p>İşte o zaman soru başka yere gider.</p>
<p><strong>Devletin görevi kişiye değil, delile bakmaktır.</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>66 MİLYAR LİRA DOĞRUYSA SADECE PARA SAYILMAZ</strong></span></p>
<p>66 milyar lira doğruysa…</p>
<p>Biz sadece bankacılık hareketlerini konuşmayız.</p>
<p>O paranın arkasındaki sistemi konuşuruz.</p>
<p>Kim topladı?</p>
<p>Kim yönetti?</p>
<p>Kim transfer etti?</p>
<p>Kim aldı?</p>
<p>Kim aracılık etti?</p>
<p>Hangi şirketler kullanıldı?</p>
<p>Hangi vakıflar veya dernekler kullanıldı?</p>
<p>Hangi ülkeler üzerinden dolaştı?</p>
<p>Kimler bu sistemden faydalandı?</p>
<p>Ve en önemlisi:</p>
<p><strong>Bu paranın Türkiye&#8217;deki siyasi, bürokratik ve ekonomik ilişkileri var mıydı?</strong></p>
<p>İşte o zaman dosya büyür.</p>
<p>Çünkü mesele sadece para değildir.</p>
<p><strong>Para, gücün izidir.</strong></p>
<p>Paranın izini takip ettiğinizde bazen şirketlere ulaşırsınız.</p>
<p>Bazen siyasetçilere.</p>
<p>Bazen bürokratlara.</p>
<p>Bazen belediyelere.</p>
<p>Bazen uluslararası yapılara.</p>
<p>Bazen de hiç ummadığınız kapılara.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>2023 SEÇİMLERİNDEN SONRAKİ SORULAR DA MASADA</strong></span></p>
<p>Süleymancıların siyasi tercihleri de yıllardır tartışılıyor.</p>
<p>2023 seçimleri öncesinde Alihan Kuriş&#8217;in Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;ı desteklemediği ve Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;na destek verdiği yönünde haberler yayımlandı.</p>
<p>Bir cemaatin siyasi tercih yapması tek başına suç değildir.</p>
<p>Herkes istediği partiye oy verir.</p>
<p>Ama dini otorite ile siyasi güç birleştiğinde toplumun soru sorma hakkı doğar.</p>
<p>Kim kimi etkiliyor?</p>
<p>Kim kiminle görüşüyor?</p>
<p>Hangi siyasi kararlar etkileniyor?</p>
<p>Hangi ekonomik kaynaklar kullanılıyor?</p>
<p>Hangi kadrolar destekleniyor?</p>
<p>Ve kim, kime neyin karşılığında destek veriyor?</p>
<p>Bunlar araştırılabilir.</p>
<p>Çünkü demokrasi kapalı kapılar ardında değil, <strong>şeffaflıkla güçlenir.</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>BİR DE YAPAY ZEKA MESELESİ VAR</strong></span></p>
<p>2026&#8217;da hepimizin öğrendiği başka bir gerçek daha var:</p>
<p>Gördüğümüz her görüntü gerçek olmayabilir.</p>
<p>Alihan Kuriş&#8217;i Yahudi cemaatiyle yan yana gösterdiği ileri sürülen ve sosyal medyada yayılan görüntünün yapay zekâyla üretildiği yönündeki bilgiler bunun en çarpıcı örneklerinden biri.</p>
<p>Demek ki artık sadece söze değil, görüntüye bile şüpheyle yaklaşacağız.</p>
<p>Bir WhatsApp mesajına?</p>
<p>Bir ekran görüntüsüne?</p>
<p>Bir “çok sağlam kaynak söyledi” cümlesine?</p>
<p>Hayır.</p>
<p>Gazeteciliğin altın kuralı burada devreye giriyor:</p>
<p><strong>Belge yoksa iddia vardır.</strong></p>
<p>Belge varsa araştırma vardır.</p>
<p>Kesinleşmiş mahkeme kararı varsa hüküm vardır.</p>
<p>Bu üç kavramı birbirine karıştırırsak gazetecilik yapmayız.</p>
<p><strong>Dedikodu üretiriz.</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>KÜLLİYE&#8217;YE YÜRÜMEK Mİ?</strong></span></p>
<p>Şimdi bazı çevreler “Külliye&#8217;ye yürüyelim” derse…</p>
<p>Ben buna karşı çıkarım.</p>
<p>Çünkü Türkiye&#8217;nin ihtiyacı sokak gerilimi değil.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin ihtiyacı:</p>
<p><strong>Hukuk.</strong></p>
<p>Birileri suç işlemişse savcı vardır.</p>
<p>Mahkeme vardır.</p>
<p>Devlet vardır.</p>
<p>Birileri suç işlememişse onların da hakkını hukuk korur.</p>
<p>Külliye&#8217;ye yürümek neyi çözecek?</p>
<p>Hiçbir şeyi.</p>
<p>Tam tersine toplumu böler.</p>
<p>Gerginliği artırır.</p>
<p>Ve gerçek dosyanın üzerini örtebilir.</p>
<p>Bir eyleme katılan herkes suçlu değildir.</p>
<p>Bir cemaat mensubu olmak suç değildir.</p>
<p>Bir siyasi görüşe sahip olmak suç değildir.</p>
<p>Ama suç işleyen varsa…</p>
<p><strong>Kim olursa olsun hesabını vermelidir.</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>DEVLETİN ASIL SINAVI ŞİMDİ BAŞLIYOR</strong></span></p>
<p>Bence devletin önünde çok daha büyük bir sınav var.</p>
<p>Eğer ortada ciddi bir para trafiği iddiası varsa araştırılmalı.</p>
<p>Eğer üç ülke üzerinden 66 milyar liralık hareket iddiası varsa belgeleri ortaya konulmalı.</p>
<p>Eğer yabancı istihbarat bağlantısı iddiası varsa incelenmeli.</p>
<p>Eğer devlet içinde kadrolaşma iddiası varsa araştırılmalı.</p>
<p>Eğer belediyelerde bağlantılar varsa soruşturulmalı.</p>
<p>Eğer milletvekilleri veya meclis üyeleri hakkında somut delil varsa incelenmeli.</p>
<p>Eğer Diyanet personeli hakkında somut bağlantılar varsa hukuk işletilmeli.</p>
<p>Eğer muhtarlar veya diğer kamu görevlileri hakkında delil varsa gereken yapılmalı.</p>
<p>Ama…</p>
<p><strong>Delil yoksa da insanların itibarı korunmalı.</strong></p>
<p>Çünkü hukuk devleti olmak tam olarak budur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>BEN KİMSEYİ MAHKUM ETMİYORUM</strong></span></p>
<p>Tekrar söylüyorum.</p>
<p>Ben Alihan Kuriş&#8217;i suçlu ilan etmiyorum.</p>
<p>Süleymancıların tamamını suçlamıyorum.</p>
<p>Diyanet&#8217;teki imamların tamamını suçlamıyorum.</p>
<p>Bürokratların tamamını suçlamıyorum.</p>
<p>Belediye başkanlarını suçlamıyorum.</p>
<p>Milletvekillerini suçlamıyorum.</p>
<p>Meclis üyelerini suçlamıyorum.</p>
<p>Muhtarları suçlamıyorum.</p>
<p>Çünkü topluca suçlama yapmak adalet değildir.</p>
<p>Ben sadece şunu söylüyorum:</p>
<p><strong>İddia varsa araştırılsın.</strong></p>
<p>66 milyar lira iddiası varsa belgesi ortaya konulsun.</p>
<p>Üç ülke iddiası varsa ülkeler açıklansın.</p>
<p>Para hareketi varsa incelensin.</p>
<p>Yabancı bağlantı iddiası varsa soruşturulsun.</p>
<p>Devlet içinde kadrolaşma varsa ortaya çıkarılsın.</p>
<p>Kamu görevi kötüye kullanılmışsa hesabı sorulsun.</p>
<p>Suç yoksa insanlar aklansın.</p>
<p>Suç varsa hukuk gereğini yapsın.</p>
<p><strong>Hepsi bu.</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SON SÖZ: PARANIN İZİ, GÜCÜN İZİDİR</strong></span></p>
<p>Pazar sohbetinin sonunda yine aynı yere geliyoruz:</p>
<p><strong>Emanet.</strong></p>
<p>İnsanların zekatı emanet.</p>
<p>Fitresi emanet.</p>
<p>Bağışı emanet.</p>
<p>Çocuğu emanet.</p>
<p>Güveni emanet.</p>
<p>Dini duygusu emanet.</p>
<p>Devletin vatandaşına verdiği adalet sözü de emanet.</p>
<p>Bu nedenle kimse:</p>
<p>“Biz dini hizmet yapıyoruz, bizi sorgulayamazsınız.” diyemez.</p>
<p>Tam tersine…</p>
<p><strong>İddia edilen mali büyüklük ne kadar büyükse, şeffaflık sorumluluğu da o kadar büyük olmalıdır.</strong></p>
<p>Devlet de:</p>
<p>“Bana güvenin.” demekle yetinmemeli.</p>
<p><strong>Belgeyi göstermeli.</strong></p>
<p>Vatandaş da: “Bunlar kesin suçlu.” demek yerine **“Araştırılsın.” **demeli.</p>
<p>Gazeteci de:</p>
<p>“Ben kararımı verdim.” dememeli.</p>
<p>**“Ben sorumu sordum, cevabı belge gösterecek.” **demeli.</p>
<p>Çünkü Türkiye&#8217;nin ihtiyacı yeni bir kavga değil.</p>
<p>Yeni bir kutuplaşma değil.</p>
<p>Yeni bir cemaat düşmanlığı değil.</p>
<p>Yeni bir siyasi linç değil.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin ihtiyacı:</p>
<p><strong>Şeffaflık.</strong></p>
<p><strong>Hukuk.</strong></p>
<p><strong>Denetim.</strong></p>
<p><strong>Belge.</strong></p>
<p>Ve en önemlisi…</p>
<p><strong>Hakikat.</strong></p>
<p>Eğer 66 milyar liralık para trafiği iddiası doğruysa, paranın izini sürün.</p>
<p>Kimden geldiğini bulun.</p>
<p>Nereye gittiğini bulun.</p>
<p>Kimlerin üzerinden geçtiğini bulun.</p>
<p>Kimler faydalandıysa ortaya çıkarın.</p>
<p>Ama eğer bu iddia yanlışsa…</p>
<p>Onu da açıkça ortaya koyun.</p>
<p>Çünkü gerçek gerçekten gerçekse korkacak hiçbir şeyi yoktur.</p>
<p>Yalan gerçekten yalansa onun da korkacağı tek şey vardır:</p>
<p><strong>Belge.</strong></p>
<p>Benim pazar sohbetimin özeti budur:</p>
<p><strong>Paranın izini sürün.</strong></p>
<p>Ama insanları delilsiz suçlamayın.</p>
<p><strong>Soruları sorun.</strong></p>
<p>Ama hükmü mahkemeye bırakın.</p>
<p><strong>Devletin içine kim girdiyse araştırın.</strong></p>
<p>Ama masumun hakkını çiğnemeyin.</p>
<p><strong>Cemaatin hesabını sorun.</strong></p>
<p>Ama cemaat mensubu olan herkesi suçlu ilan etmeyin.</p>
<p>Ve en önemlisi…</p>
<p><strong>Dini siyasete, siyaseti ticarete, ticareti kamu gücüne ve kamu gücünü de hiçbir yapının emrine vermeyin.</strong></p>
<p>Çünkü bunlar birbirine karıştığında kaybeden yalnızca devlet olmaz.</p>
<p>Kaybeden yalnızca siyaset olmaz.</p>
<p>Kaybeden yalnızca bir cemaat olmaz.</p>
<p><strong>En büyük zararı, yıllarca sessizce güvenen vatandaş görür.</strong></p>
<p>İşte o yüzden…</p>
<p>Bu pazar sorumuz tek:</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">PARANIN İZİ NEREYE GİDİYOR?</span></strong></p>
<p>Cevap belliyse açıklayın.</p>
<p>Belge varsa masaya koyun.</p>
<p>Suç varsa hukuk gereğini yapsın.</p>
<p>Suç yoksa insanlar aklansın.</p>
<p>Ama artık kimse vatandaşa:</p>
<p>**“Aman abi, fazla kurcalama.” **demesin.</p>
<p>Çünkü bazen bir ülkeyi kurtaran şey büyük nutuklar değil…</p>
<p><strong>Doğru soruyu sormaya cesaret eden bir gazetecidir.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/paranin-izi-nereye-gidiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekonominin Lahana Turşusu!</title>
		<link>https://netinternethaber.com/ekonominin-lahana-tursusu/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/ekonominin-lahana-tursusu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2026 22:07:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85977</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin yazdı Bir gün… “ÖTV’yi sıfırladık” deniliyor. Ertesi gün… “Motorine 8,89 lira zam!” Eee? Şimdi vatandaş neye sevinecek? ÖTV’nin sıfırlanmasına mı? Motorinin yeniden zamlanmasına mı? Yoksa ikisini birden görünce matematik öğretmenine mi koşacak? Bu ne biçim lahana turşusu? Bu ne biçim perhiz? Bu ne biçim ekonomi yönetimi? Milletin aklıyla alay etmeyin! Çünkü vatandaş artık &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="color: #ff0000;">Aziz Dağtekin yazdı</span></h2>
<p>Bir gün…</p>
<p><strong>“ÖTV’yi sıfırladık”</strong> deniliyor.</p>
<p>Ertesi gün…</p>
<p><strong>“Motorine 8,89 lira zam!”</strong></p>
<p>Eee?</p>
<p>Şimdi vatandaş neye sevinecek?</p>
<p>ÖTV’nin sıfırlanmasına mı?</p>
<p>Motorinin yeniden zamlanmasına mı?</p>
<p>Yoksa ikisini birden görünce matematik öğretmenine mi koşacak?</p>
<p>Bu ne biçim lahana turşusu?</p>
<p>Bu ne biçim perhiz?</p>
<p>Bu ne biçim ekonomi yönetimi?</p>
<p>Milletin aklıyla alay etmeyin!</p>
<p>Çünkü vatandaş artık hesap makinesini market arabasının yanında taşıyor.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>Bakın rakam çok basit.</p>
<p>ÖTV indiriminin motorinde pompa fiyatına yansıyan karşılığı yaklaşık <strong>9,29 lira</strong> olarak konuşuluyor.</p>
<p>Ertesi gün motorine <strong>8,89</strong> <strong>lira zam</strong> geliyor.</p>
<p>Yani teorik indirimin yaklaşık <strong>yüzde 96&#8217;sı</strong> daha vatandaşın cebinde doğru dürüst bir nefes almadan geri gidiyor.</p>
<p>Şimdi bunun adına ne diyeceğiz?</p>
<p><strong>“İndirim yaptık” mı?</strong></p>
<p>Yaptınız.</p>
<p><strong>“Zam yapmadık” mı?</strong></p>
<p>Yaptınız.</p>
<p><strong>“Vergiyi azalttık” mı?</strong></p>
<p>Azalttınız.</p>
<p><strong>“Fiyatı düşürdük” mü?</strong></p>
<p>Kağıt üzerinde.</p>
<p><strong>“Vatandaş rahatladı” mı?</strong></p>
<p>Hadi oradan!</p>
<p>Vatandaşın cebine bakın.</p>
<p>Vatandaşın mutfağına bakın.</p>
<p>Kamyoncunun deposuna bakın.</p>
<p>Servis şoförünün mazot hesabına bakın.</p>
<p>Çiftçinin traktörüne bakın.</p>
<p>Nakliyecinin kilometre hesabına bakın.</p>
<p>Esnafın elektrik, kira, personel ve akaryakıt giderine bakın.</p>
<p>Orada <strong>“ÖTV sıfırlandı”</strong> manşetinin ne kadar yaşadığını görürsünüz.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>Asıl mesele şu:</p>
<p>Ekonomide kelime cambazlığıyla refah üretilmez.</p>
<p><strong>“İndirim”</strong> deyip ertesi gün fiyatı yeniden yukarı çekerseniz vatandaşın gördüğü tek şey <strong>fiyatın yine yükselmesidir.</strong></p>
<p>Vatandaş ekonomiyi basın bültenlerinden öğrenmiyor.</p>
<p>Markette öğreniyor.</p>
<p>Benzin istasyonunda öğreniyor.</p>
<p>Pazarda öğreniyor.</p>
<p>Faturayı öderken öğreniyor.</p>
<p>Kredi kartının asgarisini yatırırken öğreniyor.</p>
<p>Çocuğunun okul masrafını hesaplarken öğreniyor.</p>
<p>Yani vatandaş ekonominin dersini teoriden değil, <strong>cebinden</strong> görüyor.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>Bir de şu meşhur enflasyon meselesi var.</p>
<p>Enflasyonu düşüreceğiz.</p>
<p>Güzel.</p>
<p>Kim istemez?</p>
<p>Ama kardeşim, milletin en temel giderlerinden biri olan akaryakıtı sürekli oynak bir fiyat mekanizmasının içine sokarak hayat pahalılığını nasıl bitireceksiniz?</p>
<p>Motorin zamlanınca sadece motorin zamlanmıyor ki!</p>
<p>Domatesin nakliyesi zamlanıyor.</p>
<p>Ekmekçinin maliyeti etkileniyor.</p>
<p>Marketin lojistiği etkileniyor.</p>
<p>Kargonun maliyeti etkileniyor.</p>
<p>Taksinin hesabı değişiyor.</p>
<p>Otobüsün maliyeti değişiyor.</p>
<p>Üreticinin tarladan fabrikaya taşıma maliyeti değişiyor.</p>
<p>Fabrikanın maliyeti değişiyor.</p>
<p>Sonra dönüp:</p>
<p><strong>“Enflasyon neden düşmüyor?”</strong> diye soruyoruz.</p>
<p>Neden düşsün?</p>
<p>Mazotun içinden geçen maliyet, ekonominin her yerine giriyor.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>Bir de terminolojiye bayılıyorum.</p>
<p><strong>“Zam”</strong> demiyoruz.</p>
<p><strong>“Yukarı yönlü fiyat güncellemesi”</strong> diyoruz.</p>
<p>Allah Allah!</p>
<p>Fiyat yukarı gidince <strong>“güncelleme”</strong> oluyor.</p>
<p>Aşağı gidince <strong>“indirim”</strong> oluyor.</p>
<p>Vatandaşın maaşı yerinde sayınca onun adı ne oluyor?</p>
<p><strong>“Yatay yönlü gelir stabilizasyonu”</strong> mu?</p>
<p>Kiralar artıyor.</p>
<p><strong>“Piyasa koşulları.”</strong></p>
<p>Gıda artıyor.</p>
<p><strong>“Arz-talep dengesi.”</strong></p>
<p>Akaryakıt artıyor.</p>
<p><strong>“Fiyat güncellemesi.”</strong></p>
<p>Vatandaşın alım gücü düşüyor.</p>
<p><strong>“Geçici uyum süreci.”</strong></p>
<p>Bir tek vatandaşın cebindeki para konuşamıyor!</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>Şunu artık açık açık söyleyelim:</p>
<p><strong>Millet kelime oyunu istemiyor.</strong></p>
<p>Millet gerçek fiyat istiyor.</p>
<p>Gerçek gelir istiyor.</p>
<p>Gerçek alım gücü istiyor.</p>
<p>Gerçek bir hayat pahalılığı mücadelesi istiyor.</p>
<p>Bugün 10 bin liralık motorin alan bir TIR şoförünün hesabı bellidir.</p>
<p>Kaç litre aldı?</p>
<p>Litre başına ne kadar vergi ödedi?</p>
<p>Kaç lirası doğrudan vergiye gitti?</p>
<p>Yarın aynı parayla kaç litre alabilecek?</p>
<p>Bunları bilir.</p>
<p>Çünkü adam ekonomiyi teorik olarak değil, kilometre kilometre yaşıyor.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>Şimdi soruyorum:</p>
<p>ÖTV&#8217;yi sıfırlayıp ertesi gün o indirimin neredeyse tamamına yakınını fiyat artışıyla geri almak, vatandaşa ne anlatıyor?</p>
<p><strong>“Bakın, size indirim yaptık” mı?</strong></p>
<p>Yoksa, <strong>“İndirimin adını size gösterdik, etkisini ise geri aldık”</strong> mı?</p>
<p>Eğer ikinciyse…</p>
<p>Bunun adı ekonomi politikası değil, <strong>ekonomik illüzyondur.</strong></p>
<p>Ve vatandaş artık illüzyon gösterisi istemiyor.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>Enflasyonu manşetlerle değil, maliyetlerle düşürürsünüz.</p>
<p>Hayat pahalılığını kelimelerle değil, vatandaşın satın alma gücünü artırarak bitirirsiniz.</p>
<p>Akaryakıtı bir gün indirip ertesi gün bindirerek değil; öngörülebilir, istikrarlı ve vatandaşın nefes alabileceği bir fiyat yapısı oluşturarak mücadele edersiniz.</p>
<p>Üreticinin maliyetini düşürmeden tüketicinin fiyatını düşüremezsiniz.</p>
<p>Nakliye maliyetini azaltmadan raf fiyatlarını kalıcı biçimde aşağı çekemezsiniz.</p>
<p>Vatandaşın gelirini artırmadan da <strong>“alım gücü yükseldi”</strong> diyemezsiniz.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>Artık şu kelime oyunlarını bırakalım.</p>
<p><strong>“İndirim yaptık.”</strong></p>
<p><strong>“Zam yapmadık.”</strong></p>
<p><strong>“Fiyat güncelledik.”</strong></p>
<p><strong>“Vergiyi azalttık.”</strong></p>
<p><strong>“Enflasyonla mücadele ediyoruz.”</strong></p>
<p>Bunların hepsi kulağa hoş gelebilir.</p>
<p>Ama vatandaşın cebindeki hesap makinesi başka bir şey söylüyorsa…</p>
<p>Siyasetçinin cümlesi değil, <strong>vatandaşın hesabı doğrudur.</strong></p>
<p>Çünkü pazarda domatesin kilosu edebiyat dinlemiyor.</p>
<p>Akaryakıt pompası propaganda dinlemiyor.</p>
<p>Kira sözleşmesi açıklama dinlemiyor.</p>
<p>Market kasası basın toplantısı dinlemiyor.</p>
<p>Hepsi parayı istiyor.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>O yüzden gelin gerçek gündeme dönelim.</p>
<p>Emeklinin geçim sıkıntısına…</p>
<p>Asgari ücretlinin ay sonunu getirememesine…</p>
<p>Çiftçinin mazotuna…</p>
<p>TIR şoförünün kilometre hesabına…</p>
<p>Esnafın maliyetine…</p>
<p>Gıdanın fiyatına…</p>
<p>Kiranın ateşine…</p>
<p>Gençlerin gelecek kaygısına…</p>
<p>Ve en önemlisi:</p>
<p><strong>Milletin alım gücüne.</strong></p>
<p>Çünkü hayat pahalılığını bitirmenin yolu vatandaşa <strong>“indirim yaptık”</strong> demek değildir.</p>
<p>Vatandaşın gerçekten daha az ödemesini sağlamaktır.</p>
<p>Gerisi…</p>
<p>Laf-ı güzaf.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>Son söz olarak!..</p>
<p>ÖTV&#8217;yi sıfırladık diye davul çalıp, ertesi gün motorine <strong>8,89 lira zam</strong> getiriyorsanız…</p>
<p>Vatandaş da doğal olarak sorar, <strong>“Kardeşim, siz benimle dalga mı geçiyorsunuz?”</strong></p>
<p>İşte ekonominin en can alıcı sorusu budur.</p>
<p>Ve bu soruya grafiklerle, sloganlarla, kelime oyunlarıyla cevap veremezsiniz.</p>
<p><strong>Cevap pompadadır.</strong></p>
<p><strong>Cevap markettedir.</strong></p>
<p><strong>Cevap vatandaşın cebindedir.</strong></p>
<p>Lütfen artık gerçek gündeme dönün.</p>
<p>Çünkü milletin canı, ekonomik terminolojiyle değil, <strong>hayat pahalılığıyla yanıyor. Bilmem anlatabiliyor muyuz?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/ekonominin-lahana-tursusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tribünden Belediyeye, Belediyeden Tribüne! Akçeli İşler Oyunu?</title>
		<link>https://netinternethaber.com/tribunden-belediyeye-belediyeden-tribune-akceli-isler-oyunu/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/tribunden-belediyeye-belediyeden-tribune-akceli-isler-oyunu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 18:56:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85922</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Futbolun bir kuralı vardır: Top yuvarlaktır. Siyasetin de bir kuralı var artık: Para da yuvarlaktır! Nereden çıktığı belli olmaz. Bir bakarsınız tribünde&#8230; Bir bakarsınız belediye koridorunda&#8230; Bir bakarsınız ihale dosyasında&#8230; Bir bakarsınız seçim kampanyasında&#8230; Sonra dönüp dolaşıp yine bir tribün liderinin evinden çıkıverir! İnsan ister istemez soruyor: Bu ülkede futbol siyasete mi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><span style="color: #ff0000;">Aziz Dağtekin Yazdı</span></h3>
<p>Futbolun bir kuralı vardır:</p>
<p>Top yuvarlaktır.</p>
<p>Siyasetin de bir kuralı var artık:</p>
<p>Para da yuvarlaktır!</p>
<p>Nereden çıktığı belli olmaz.</p>
<p>Bir bakarsınız tribünde&#8230;</p>
<p>Bir bakarsınız belediye koridorunda&#8230;</p>
<p>Bir bakarsınız ihale dosyasında&#8230;</p>
<p>Bir bakarsınız seçim kampanyasında&#8230;</p>
<p>Sonra dönüp dolaşıp yine bir tribün liderinin evinden çıkıverir!</p>
<p>İnsan ister istemez soruyor:</p>
<p><strong>Bu ülkede futbol siyasete mi bulaştı, siyaset futbola mı bulaştı, yoksa ikisi de “akçeli işler” ligine mi transfer oldu?</strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Futbolun VAR&#8217;ı var, paranın VAR&#8217;ı yok!</span></strong></p>
<p>Futbolda hakem bir pozisyonu göremeyince VAR&#8217;a gidiyor.</p>
<p>Siyasette de keşke böyle bir sistem olsa.</p>
<p>Mesela bir belediye başkanı hakkında yolsuzluk iddiası ortaya atıldığında:</p>
<p><strong>“VAR&#8217;a gidiyoruz!”</strong></p>
<p>Ekranda beş açı&#8230;</p>
<p>Altı kamera&#8230;</p>
<p>Yedi bilirkişi&#8230;</p>
<p>Sonra hakem:</p>
<p><strong>“Pozisyon temiz!”</strong></p>
<p>Derken başka bir kamera açısı geliyor.</p>
<p><strong>“Bir dakika!”</strong></p>
<p><strong>“Topa değil, paraya bakıyoruz!”</strong></p>
<p>İşte memleketin asıl VAR sistemi belki de burada kurulmalı.</p>
<p>Çünkü son yıllarda spor dünyasında da siyasette de aynı kelimeler dönüp dolaşıp önümüze geliyor:</p>
<p><strong>Para&#8230; ihale&#8230; bağlantı&#8230; organizasyon&#8230; menfaat&#8230;</strong></p>
<p>Ve tabii ki:</p>
<p><strong>“Benim haberim yok!”</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>CHP&#8217;li belediyelerden mi bulaştı?</strong></span></p>
<p>Şimdi biri çıkıp sorabilir:</p>
<p><strong>“Aziz Bey, bu işin CHP&#8217;li belediyelerle ne ilgisi var?”</strong></p>
<p>Ben de derim ki:</p>
<p><strong>Bilmiyorum!</strong></p>
<p>Zaten mizahın güzelliği burada.</p>
<p>Ortada kesinleşmiş bir bağlantı yoksa kimseye suç isnat edemeyiz.</p>
<p>Ama memleketin siyaset gündeminde belediyeler etrafında dönen yolsuzluk, ihale ve para tartışmalarını görünce insanın aklına ister istemez şu geliyor:</p>
<p><strong>Acaba “akçeli işler” virüsü tribünlerden siyasete mi geçti?</strong></p>
<p>Yoksa tam tersi mi?</p>
<p>Belki de ikisi de aynı AVM&#8217;nin farklı mağazalarıdır!</p>
<p>Birinde forma satılıyor&#8230;</p>
<p>Ötekinde makam!</p>
<p>Birinde kombine&#8230;</p>
<p>Ötekinde ihale!</p>
<p>Birinde taraftar grubu&#8230;</p>
<p>Ötekinde siyasi grup!</p>
<p>Sonra herkes birbirine bakıp:</p>
<p><strong>“Benim bu işlerle ilgim yok.” </strong>diyor.</p>
<p>Ne güzel memleket!</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>“Ben tribün lideriyim” deyince hesap sormak yasak mı?</strong></span></p>
<p>Hayır!</p>
<p>Tribün liderliği bir dokunulmazlık zırhı değildir.</p>
<p>Belediye başkanlığı da değildir.</p>
<p>Milletvekilliği hiç değildir.</p>
<p>Parti yöneticiliği zaten değildir.</p>
<p>Kim olursa olsun&#8230;</p>
<p>Elinde olağanüstü bir servet varsa sorulur:</p>
<p><strong>Nereden geldi?</strong></p>
<p>Silah varsa sorulur:</p>
<p><strong>Neden var?</strong></p>
<p>Para varsa sorulur:</p>
<p><strong>Kimin parası?</strong></p>
<p>İhale varsa sorulur:</p>
<p><strong>Kime verildi?</strong></p>
<p>Belediye kasası varsa sorulur:</p>
<p><strong>Para nereye gitti?</strong></p>
<p>Ve bütün bunların cevabı hukuk içinde aranır.</p>
<p>Çünkü hukuk devletinde soyadının, formasının, partisinin, makamının veya tribündeki nüfuzunun bir önemi olmamalı.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Yeni transfer dönemi: Para nereye gidiyor?</strong></span></p>
<p>Futbolda transfer sezonu açıldı.</p>
<p>Kulüpler futbolcu arıyor.</p>
<p>Menajerler oyuncu arıyor.</p>
<p>Taraftar yıldız bekliyor.</p>
<p>Siyaset ise başka bir transfer piyasasına sahip:</p>
<p><strong>İddialar transfer oluyor!</strong></p>
<p>Bugün belediyede&#8230;</p>
<p>Yarın kulüpte&#8230;</p>
<p>Öbür gün tribünde&#8230;</p>
<p>Sonra sosyal medyada&#8230;</p>
<p>Bir bakıyorsunuz aynı kelimeler dönüp dolaşıyor.</p>
<p><strong>Akçeli işler!</strong></p>
<p>Fakat burada önemli bir ayrım var.</p>
<p>Her para suç değildir.</p>
<p>Her zenginlik suç değildir.</p>
<p>Her belediye başkanı hırsız değildir.</p>
<p>Her taraftar lideri de suçlu değildir.</p>
<p>Her iddia da gerçek değildir.</p>
<p>Ama&#8230;</p>
<p><strong>Şüpheli bir para hareketi varsa, hesabı sorulmalıdır.</strong></p>
<p>Hem de kimin yakını olduğuna bakılmadan.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Asıl kirlenen forma değil, sistem!</strong></span></p>
<p>Futbol formasının üzerine reklam alabilirsiniz.</p>
<p>Siyasetçinin billboarduna reklam koyabilirsiniz.</p>
<p>Belediyenin duvarına slogan yazabilirsiniz.</p>
<p>Ama bir şeyi temiz tutmak zorundasınız:</p>
<p><strong>Sistemi!</strong></p>
<p>Çünkü spor siyasete fazla yaklaşırsa tribünler kirlenir.</p>
<p>Siyaset parayla fazla iç içe girerse sandık kirlenir.</p>
<p>İhale sistemi kirlenirse devlet zarar görür.</p>
<p>Kulüp yönetimi kirlenirse taraftar zarar görür.</p>
<p>Sonunda da vatandaşın cebinden çıkan para, başkasının kasasına girer.</p>
<p>Sonra herkes birbirine:</p>
<p><strong>“Bizim çocuklar yapmaz.” </strong>der.</p>
<p>Memlekette en çok kullanılan siyasi savunma mekanizması da budur zaten:</p>
<p><strong>“Bizim çocuklar yapmaz.”</strong></p>
<p>Yapar mı?</p>
<p>Yapmaz mı?</p>
<p>Bunu slogan değil, belge söyler.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>“Akçeli işler ligi” kurulursa şampiyon kim olur?</strong></span></p>
<p>İşte asıl mesele burada.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin artık yeni bir lige ihtiyacı yok.</p>
<p>Futbol ligimiz var.</p>
<p>Basketbol ligimiz var.</p>
<p>Voleybol ligimiz var.</p>
<p>Bir de görünmez bir lig oluşmasın:</p>
<p><strong>Akçeli İşler Ligi!</strong></p>
<p>Bu ligde forma yok.</p>
<p>Ama para var.</p>
<p>Tribün yok.</p>
<p>Ama taraftar var.</p>
<p>Hakem yok.</p>
<p>Ama soruşturma var.</p>
<p>VAR yok.</p>
<p>Ama MASAK var.</p>
<p>Ve en önemlisi&#8230;</p>
<p><strong>Kupayı kimin kaldıracağı belli değil!</strong></p>
<p>Çünkü bu ligin şampiyonunu taraftar değil, hukuk belirlemeli.</p>
<p>Son söz olarak;</p>
<p>Bir tribün liderinin evinden para çıkmış olabilir.</p>
<p>Bir belediye başkanı hakkında yolsuzluk iddiası olabilir.</p>
<p>Bir kulüp yöneticisi hakkında şaibeler konuşulabilir.</p>
<p>Bir siyasetçinin adı bir dosyada geçebilir.</p>
<p>Bunların hiçbirisi tek başına hüküm değildir.</p>
<p>Ama hepsi araştırılması gereken soru işaretleridir.</p>
<p>Benim derdim de zaten kişiler değil.</p>
<p><strong>Sistem!</strong></p>
<p>Çünkü bu memlekette artık insanın aklına şu soru geliyor:</p>
<p><strong>Spor siyasete bulaştıysa, siyaset spora bulaştıysa, bari paranın hangi formayla sahaya çıktığını bilelim!</strong></p>
<p>Ve son düdük çaldığında&#8230;</p>
<p>Hakem kim olursa olsun&#8230;</p>
<p><strong>Hesabı hukuk sorsun.</strong></p>
<p>Çünkü tribünün sloganı değişebilir.</p>
<p>Partinin sloganı değişebilir.</p>
<p>Forma değişebilir.</p>
<p>Başkan değişebilir.</p>
<p>Ama milletin parası&#8230;</p>
<p><strong>Milletin parasıdır.</strong></p>
<p>Gerisi?</p>
<p>Gerisi gerçekten de&#8230;</p>
<p><strong>Ultra Akçeli İşler!</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/tribunden-belediyeye-belediyeden-tribune-akceli-isler-oyunu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tutsak Edilen Bir Ruhun Yeniden Diriliş Hikayesi!</title>
		<link>https://netinternethaber.com/tutsak-edilen-bir-ruhun-yeniden-dirilis-hikayesi/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/tutsak-edilen-bir-ruhun-yeniden-dirilis-hikayesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2026 12:33:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85834</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Tarihi sadece savaşlar yazmaz. Liderler de yazmaz. Milletler yazar&#8230; Ve bazen görünmeyen bir akıl, milletin hafızasını yeniden ayağa kaldırır. Ben buna &#8220;devlet aklı&#8221; demeyi tercih ediyorum. Kimileri farklı isim koyabilir. Ama son yarım asra baktığımda birbirini tamamlayan büyük kırılmalar görüyorum. Bir zincirin halkaları gibi&#8230; &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. Osmanlı yıkıldı. Sınırlar küçüldü. Ama asıl küçültülmek &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><span style="color: #ff0000;"><strong>Aziz Dağtekin Yazdı</strong></span></h3>
<hr />
<p>Tarihi sadece savaşlar yazmaz.</p>
<p>Liderler de yazmaz.</p>
<p>Milletler yazar&#8230;</p>
<p>Ve bazen görünmeyen bir akıl, milletin hafızasını yeniden ayağa kaldırır.</p>
<p>Ben buna <strong>&#8220;devlet aklı&#8221;</strong> demeyi tercih ediyorum.</p>
<p>Kimileri farklı isim koyabilir.</p>
<p>Ama son yarım asra baktığımda birbirini tamamlayan büyük kırılmalar görüyorum.</p>
<p>Bir zincirin halkaları gibi&#8230;</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p>Osmanlı yıkıldı.</p>
<p>Sınırlar küçüldü.</p>
<p>Ama asıl küçültülmek istenen toprak değildi.</p>
<p>Ruhtu&#8230;</p>
<p>Çünkü biliyorlardı&#8230;</p>
<p>İnancını kaybeden millet direnemez.</p>
<p>Kimliğini kaybeden millet ayakta kalamaz.</p>
<p>Geçmişini unutan millet ise geleceğini başkasına teslim eder.</p>
<p>İlk hedef buydu.</p>
<p>Din kamusal hayattan uzaklaştırıldı.</p>
<p>Maneviyat geri plana itildi.</p>
<p>Kendi tarihinden utanan nesiller yetiştirilmeye çalışıldı.</p>
<p>Milletin omurgası eğilmek istendi.</p>
<p>Fakat hesap tutmadı.</p>
<p>Çünkü bu topraklarda kökler sandıklarından çok daha derindeydi.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p>Tam da Türkiye&#8217;nin ideolojik fırtınalar yaşadığı yıllarda Başbuğ A<strong>lparslan Türkeş</strong> sahneye çıktı.</p>
<p>Sokaklar kan gölüne dönüyordu.</p>
<p>Dünya iki kutba ayrılmıştı.</p>
<p>Marksizm&#8230;</p>
<p>Leninizm&#8230;</p>
<p>Maoizm&#8230;</p>
<p>Gençlik bu ideolojilerin cazibesiyle savruluyordu.</p>
<p><strong>Türkeş</strong> ise başka bir kapı açtı.</p>
<p>Türk milliyetçiliğini romantik bir slogan olmaktan çıkarıp tarih, kültür ve devlet fikri üzerine kurulu bir düşünce sistemi olarak anlattı.</p>
<p>Binlerce genç, kendisini yabancı ideolojilerde değil; kendi milletinin tarihinde aramaya başladı.</p>
<p>Türk olmakla övünmeyi&#8230;</p>
<p>Devlet fikrini&#8230;</p>
<p>Vatan sevgisini&#8230;</p>
<p>Medeniyet şuurunu&#8230;</p>
<p>Öğrendi.</p>
<p><strong>Türkeş</strong>&#8216;in etkisi yalnızca bir siyasi hareketle sınırlı kalmadı; Türk siyasal hayatında kalıcı bir milliyetçilik damarı oluşturdu.</p>
<p>Fakat bir millet sadece milliyetçilikle ayakta kalamaz.</p>
<p>Onu ayakta tutan ikinci sütun&#8230;</p>
<p>İnançtır.</p>
<p>Tam bu atmosferde <strong>Necmettin Erbakan</strong> çıktı.</p>
<p><strong>Erbakan</strong>, sadece bir siyasi parti kurmadı.</p>
<p>Bir zihniyet inşa etti.</p>
<p>Milli Nizam&#8230;</p>
<p>Milli Selamet&#8230;</p>
<p>Ardından Milli Görüş&#8230;</p>
<p>Bunlar yalnızca parti isimleri değildi.</p>
<p>Bir milletin özgüven manifestosuydu.</p>
<p><strong>Erbakan</strong>, yıllarca bastırılmış bir topluma şunu söyledi:</p>
<p><strong>&#8220;Kendi medeniyetinle ayağa kalkabilirsin.&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Batıyı taklit etmeden de gelişebilirsin.&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;İnancın seni geri bırakmaz; doğru anlaşıldığında ileri taşır.&#8221;</strong></p>
<p>İnsanlara yalnızca oy istemedi.</p>
<p>Kimlik kazandırdı.</p>
<p>Başını öne eğen milyonlarca insana yeniden doğrulmayı öğretti.</p>
<p>Bugün muhafazakâr siyasetin omurgasını oluşturan toplumsal tabanın şekillenmesinde <strong>Erbakan</strong>&#8216;ın etkisini inkâr etmek mümkün değildir.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p>Ardından <strong>Turgut Özal</strong> dönemi geldi.</p>
<p>Türkiye artık başka bir eşiğe yürüyordu.</p>
<p>Ekonomi&#8230;</p>
<p>Teknoloji&#8230;</p>
<p>Dünya ile rekabet&#8230;</p>
<p><strong>Özal,</strong> Türkiye&#8217;nin dışa açılmasını sağlayan reformlarla yeni bir sayfa açtı.</p>
<p>İhracat arttı.</p>
<p>Özel sektör güçlendi.</p>
<p>Anadolu sermayesi büyüdü.</p>
<p>Bugün üretim yapan birçok Anadolu şehrinin yükselişinde o dönemin reformlarının önemli payı bulunuyor.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p>Sonra&#8230;</p>
<p><strong>Recep Tayyip Erdoğan</strong> dönemi başladı.</p>
<p>Bu dönem, Türkiye&#8217;nin yakın tarihindeki en tartışmalı ama en belirleyici süreçlerden biri oldu.</p>
<p>İlk yıllarda reformlar&#8230;</p>
<p>Sonra güvenlik tehditleri&#8230;</p>
<p>Terör&#8230;</p>
<p>Bölgesel krizler&#8230;</p>
<p>Ve 15 Temmuz&#8230;</p>
<p>O gece yalnızca bir darbe girişimi yaşanmadı.</p>
<p>Devletin kurumlarına sızmış bir yapılanmaya karşı ağır bir mücadele başladı.</p>
<p>15 Temmuz sonrasında <strong>Recep Tayyip Erdoğan</strong> ile <strong>Devlet Bahçeli</strong>&#8216;nin oluşturduğu Cumhur İttifakı, Türkiye siyasetinde yeni bir denge doğurdu.</p>
<p>Destekleyenler bu ortaklığı devletin bekası, güvenlik politikaları ve savunma sanayiindeki atılımlarla ilişkilendirirken; eleştirenler farklı değerlendirmeler yaptı.</p>
<p>Benim gördüğüm tablo ise şu:</p>
<p>Bir milleti ayağa kaldıran şey yalnızca ekonomi değildir.</p>
<p>Yalnızca seçimler değildir.</p>
<p>Önce kimlik ayağa kalkar.</p>
<p>Sonra inanç.</p>
<p>Ardından devlet kapasitesi güçlenir.</p>
<p><strong>Türkeş,</strong> milliyetçilik düşüncesinin güçlü temsilcilerinden biri olarak geniş bir etki oluşturdu.</p>
<p><strong>Erbakan,</strong> toplumun inanç ekseninde önemli bir iz bıraktı.</p>
<p><strong>Özal,</strong> ekonomik dönüşümün önünü açtı.</p>
<p><strong>Erdoğan</strong> ile <strong>Bahçeli</strong>&#8216;nin siyasi ortaklığı ise destekleyenlerin gözünde Türkiye&#8217;nin yeni güvenlik ve devlet anlayışının temel sütunlarından biri olarak görülüyor.</p>
<p>Tarih herkesi aynı şekilde yargılamaz.</p>
<p>Ama şu değişmez:</p>
<p>Milletler, köklerinden güç aldıkları sürece ayakta kalırlar.</p>
<p>Kökünü unutan toplumlar rüzgarın önündeki yaprak gibidir.</p>
<p>Köküne sahip çıkanlar ise fırtınaya yön verir.</p>
<p><span style="color: #333333;">Uzun sözün kısası olarak;</span></p>
<p>Ben Türkiye&#8217;nin yakın tarihine tek bir pencereden bakmıyorum.</p>
<p>Ne bütün başarıları tek bir lidere bağlıyorum&#8230;</p>
<p>Ne de bütün dönüşümleri tek bir döneme&#8230;</p>
<p>Bana göre Türkiye&#8217;nin son yarım yüzyılı; farklı dönemlerde öne çıkan fikirlerin, liderlerin ve toplumsal dinamiklerin birbirini tamamladığı uzun bir dönüşüm hikayesi olarak okuyorum.</p>
<p>Kimileri buna milletin dirilişi der.</p>
<p>Kimileri tarihi devamlılık&#8230;</p>
<p>Kimileri ise devlet aklı&#8230;</p>
<p>İsimler değişebilir.</p>
<p>Yorumlar farklı olabilir.</p>
<p>Ama bir gerçek değişmez:</p>
<p>Bir millet, inancıyla barışık olduğu, kimliğine sahip çıktığı, ekonomisini güçlendirdiği ve kurumlarını sağlam tuttuğu ölçüde geleceğe güvenle yürüyebilir.</p>
<p>Çünkü medeniyetler önce insanların zihninde yıkılır.</p>
<p>Ve yine insanların zihninde yeniden ayağa kalkar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/tutsak-edilen-bir-ruhun-yeniden-dirilis-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tek Adaylı Kongrelerin Kazananı Kim, Kaybedeni Kim?</title>
		<link>https://netinternethaber.com/tek-adayli-kongrelerin-kazanani-kim-kaybedeni-kim/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/tek-adayli-kongrelerin-kazanani-kim-kaybedeni-kim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2026 19:28:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85782</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı MHP Adana’da 15 ilçe kongresi tamamlandı. Hayırlı olsun. Kongrelerin tamamı tek adayla yapılmış. Bir bakıma huzur var… Tartışma yok. Liste savaşı yok. Kürsü gerilimi yok. Rakip yok. Dolayısıyla kaybeden de yok! Ama durun… Ya kazanan da yoksa? İşte asıl soru burada başlıyor. Çünkü kongre dediğiniz şey sadece bir başkan seçmekten ibaret değildir. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><span style="color: #ff0000;"><strong>Aziz Dağtekin Yazdı</strong></span></h3>
<hr />
<p>MHP Adana’da 15 ilçe kongresi tamamlandı.</p>
<p>Hayırlı olsun.</p>
<p>Kongrelerin tamamı tek adayla yapılmış.</p>
<p>Bir bakıma huzur var…</p>
<p>Tartışma yok.</p>
<p>Liste savaşı yok.</p>
<p>Kürsü gerilimi yok.</p>
<p>Rakip yok.</p>
<p>Dolayısıyla kaybeden de yok!</p>
<p>Ama durun…</p>
<p><strong>Ya kazanan da yoksa?</strong></p>
<p>İşte asıl soru burada başlıyor.</p>
<p>Çünkü kongre dediğiniz şey sadece bir başkan seçmekten ibaret değildir.</p>
<p>Kongre;</p>
<p>heyecandır,</p>
<p>rekabettir,</p>
<p>fikirlerin yarışmasıdır,</p>
<p>teşkilatın kendisini yenilemesidir,</p>
<p>tabanın sesinin kürsüye yansımasıdır.</p>
<p>Şimdi düşünün…</p>
<p>Bir ilçede kongre yapılıyor.</p>
<p>Aday belli.</p>
<p>Sonuç belli.</p>
<p>Yönetim belli.</p>
<p>Kimin kazanacağı belli.</p>
<p>Hatta kongre başlamadan önce kimin konuşacağı bile belli.</p>
<p>Peki vatandaşın, teşkilat mensubunun, delegelerin heyecanı nerede?</p>
<p>İşte burada ciddi bir mesele ortaya çıkıyor.</p>
<p><strong>Tek adaylı kongreler, partiye huzur getirebilir ama heyecan getirmez.</strong></p>
<p>Oysa siyasi partilerin en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri heyecandır.</p>
<p>Çünkü heyecan yoksa hareket azalır.</p>
<p>Hareket azalırsa teşkilatın dinamizmi düşer.</p>
<p>Dinamizm düşünce de siyaset, aynı isimlerin aynı koltuklarda dolaştığı bir kısır döngüye dönüşebilir.</p>
<p>Bunu yalnızca Adana için söylemiyorum.</p>
<p><strong>Türkiye genelindeki kongre anlayışı açısından da tartışılması gereken bir mesele bu.</strong></p>
<p>Çok aday çıkması neden kötü olsun?</p>
<p>Tam tersine…</p>
<p>Bir ilçede üç aday varsa, üç ayrı çalışma ekibi vardır.</p>
<p>Üç ayrı fikir vardır.</p>
<p>Üç ayrı heyecan vardır.</p>
<p>Üç ayrı insan grubunun siyasete katılma isteği vardır.</p>
<p>Delegeler düşünür, tartar, kıyaslar.</p>
<p>Adaylar kendilerini anlatmak zorunda kalır.</p>
<p>Teşkilat mensupları birbirleriyle konuşur.</p>
<p>Kongre gerçekten kongre olur.</p>
<p><strong>Sandık anlam kazanır.</strong></p>
<p>Peki tek aday olduğunda?</p>
<p>Seçim olmaktan çıkıp onaya dönüşme riski taşır.</p>
<p>Kimse kimseyi ikna etmek zorunda kalmaz.</p>
<p>Kimse yeni bir proje ortaya koymak zorunda kalmaz.</p>
<p>Kimse <strong><em>“Ben neden daha iyi yaparım?”</em> </strong> sorusunun cevabını vermek zorunda kalmaz.</p>
<p>Çünkü karşısında rakip yoktur.</p>
<p>Rakip yoksa rekabet de yoktur.</p>
<p>Rekabet yoksa gelişim nasıl olacak?</p>
<p>İşte asıl sorulması gereken soru budur.</p>
<p>Elbette burada bir parantez açmak gerekiyor.</p>
<p><strong>Çok aday demek kavga demek değildir.</strong></p>
<p>Çok aday demek bölünmek demek de değildir.</p>
<p>Tam tersine, kurallar doğru işletildiğinde çok adaylı yarış, bir siyasi partinin gücünü gösterir.</p>
<p>Çünkü bir partide ne kadar çok insan <strong>“Ben bu görevi daha iyi yapabilirim”</strong> diyorsa, orada o kadar fazla siyasi enerji var demektir.</p>
<p>Aday sayısı arttıkça parti küçülmez.</p>
<p><strong>Doğru yönetildiğinde parti büyür.</strong></p>
<p>Asıl tehlike, insanların aday olmaktan korktuğu bir teşkilat yapısının oluşmasıdır.</p>
<p>Çünkü zamanla herkes şunu düşünmeye başlarsa:</p>
<p><strong>“Nasıl olsa aday belli…”</strong></p>
<p><strong>“Nasıl olsa sonuç belli…”</strong></p>
<p><strong>“Nasıl olsa liste belli…”</strong></p>
<p>O zaman kongrelerin teşkilata yeni kan getirme fonksiyonu ortadan kalkar.</p>
<p>Ve ortaya şu tablo çıkar:</p>
<p><strong>Aynı insanlar, aynı görevler, aynı yöntemler, aynı söylemler…</strong></p>
<p>Sonra da dönüp teşkilat neden heyecanını kaybetti diye sorarız.</p>
<p>Olmaz!</p>
<p>Siyaset biraz da cesaret işidir.</p>
<p>Bir insan çıkıp <strong>“Ben varım”</strong> diyebilmeli.</p>
<p>Kendisini anlatabilmeli.</p>
<p>Delegeden destek isteyebilmeli.</p>
<p>Projelerini ortaya koyabilmeli.</p>
<p>Ve sandıkta kazanırsa başkan olmalı.</p>
<p>Kaybederse de kazananın yanında durabilmeli.</p>
<p>İşte gerçek teşkilatçılık budur.</p>
<p>Bunun adı kavga değildir.</p>
<p>Bunun adı <strong>demokratik rekabettir.</strong></p>
<p>MHP gibi köklü bir siyasi hareketin en önemli avantajlarından biri de güçlü teşkilat yapısıdır.</p>
<p>Güçlü teşkilat ise yalnızca kalabalık salonlarla ölçülmez.</p>
<p>Güçlü teşkilat, farklı fikirlerin aynı dava etrafında buluşabilmesiyle ölçülür.</p>
<p>Bu nedenle mesele <strong><em>“Tek aday mı, çok aday mı?”</em></strong> sorusundan daha büyüktür.</p>
<p>Mesele şudur:</p>
<p><strong>Teşkilatlarımızda yeni isimlere, yeni fikirlere, yeni heyecanlara ne kadar alan açıyoruz?</strong></p>
<p>Çünkü çok aday varsa…</p>
<p>Çok çalışma vardır.</p>
<p>Çok fikir vardır.</p>
<p>Çok rekabet vardır.</p>
<p>Çok heyecan vardır.</p>
<p>Ve doğru yönetilirse…</p>
<p><strong>Çok daha büyük bir güç vardır.</strong></p>
<p>Kongre salonunda alkışlanan birlik görüntüsü elbette güzeldir.</p>
<p>Ama siyasi hareketler yalnızca alkışla büyümez.</p>
<p>Bazen biraz tartışmaya,</p>
<p>biraz rekabete,</p>
<p>biraz itiraza,</p>
<p>biraz farklı sese de ihtiyaç vardır.</p>
<p>Çünkü aynı şeyi söyleyen yüz kişinin oluşturduğu sessizlik, farklı fikirleri olan yüz kişinin oluşturduğu hareketlilikten daha güçlü değildir.</p>
<p>Adana kongreleri tamamlandı.</p>
<p>Şimdi asıl sınav başlıyor.</p>
<p>Yeni seçilen başkanlar ve yönetimler, bu tek adaylı kongrelerin ardından teşkilatlara gerçekten yeni bir ruh kazandırabilecek mi?</p>
<p>Yoksa birkaç ay sonra yine aynı isimleri, aynı toplantıları, aynı cümleleri mi duyacağız?</p>
<p>İşte bunu zaman gösterecek.</p>
<p>Ama bir şeyi şimdiden söylemek gerekiyor:</p>
<p><strong>Kongreler sadece başkan seçmek için yapılmaz.</strong></p>
<p>Kongreler teşkilatı yenilemek için yapılır.</p>
<p>Kongreler tabanı ayağa kaldırmak için yapılır.</p>
<p>Kongreler heyecan üretmek için yapılır.</p>
<p>Kongreler yeni isimleri siyasete kazandırmak için yapılır.</p>
<p>Ve en önemlisi…</p>
<p><strong>Kongreler, partinin geleceğini bugünden kurmak için yapılır.</strong></p>
<p>O yüzden…</p>
<p>Tek adaylı kongrelerle <em><strong>“birlik”</strong> </em>görüntüsü vermek kolaydır.</p>
<p>Asıl mesele, farklı adayların yarıştığı bir ortamda <strong>birliği koruyabilmektir.</strong></p>
<p>İşte siyasi olgunluk da tam burada başlar.</p>
<p>Çünkü güçlü parti, rakibinden korkan parti değildir.</p>
<p><strong>Rakibinin çıkmasına rağmen birlikte yürüyebilen partidir.</strong></p>
<p>Ve unutmayalım!</p>
<p><strong>Ne kadar çok aday, o kadar çok rekabet.</strong></p>
<p><strong>Ne kadar çok rekabet, o kadar çok heyecan.</strong></p>
<p><strong>Ne kadar çok heyecan, o kadar güçlü teşkilat.</strong></p>
<p><strong>Ne kadar güçlü teşkilat, o kadar güçlü siyasi hareket.</strong></p>
<p>Kısacası mesele aday çokluğu değil.</p>
<p><strong>Mesele, teşkilatın içindeki enerjiyi sandığa yansıtabilmek.</strong></p>
<p>Bunu başarabilirsek kongre gerçekten kongre olur.</p>
<p>Başaramazsak…</p>
<p>Sadece isimler değişir.</p>
<p><strong>Koltuklar değişir.</strong></p>
<p><strong>Ama döngü değişmez.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/tek-adayli-kongrelerin-kazanani-kim-kaybedeni-kim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Gazoz, Bir Dava, Bir Soru…</title>
		<link>https://netinternethaber.com/bir-gazoz-bir-dava-bir-soru/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/bir-gazoz-bir-dava-bir-soru/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2026 08:25:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85747</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN İle Pazar Sohbeti Bazı şeyleri anlatmak için uzun nutuklara gerek yoktur. Bazen bir gazoz şişesi yeter. Evet, yanlış okumadınız. Bir gazoz şişesi… Bizim gençliğimizde bir gazoz açılırdı. On kişi başına üşüşürdük. Birimiz içer, diğerine uzatırdık. Kimse “Ben daha fazla içeceğim” diye kavga etmezdi. Çünkü elimizde az vardı ama gönlümüzde çok şey vardı. Bugün &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><span style="color: #ff0000;">Aziz DAĞTEKİN İle Pazar Sohbeti</span></h3>
<hr />
<p>Bazı şeyleri anlatmak için uzun nutuklara gerek yoktur.</p>
<p>Bazen bir gazoz şişesi yeter.</p>
<p>Evet, yanlış okumadınız.</p>
<p>Bir gazoz şişesi…</p>
<p>Bizim gençliğimizde bir gazoz açılırdı.</p>
<p>On kişi başına üşüşürdük.</p>
<p>Birimiz içer, diğerine uzatırdık.</p>
<p>Kimse <em><strong>“Ben daha fazla içeceğim”</strong></em> diye kavga etmezdi.</p>
<p>Çünkü elimizde az vardı ama gönlümüzde çok şey vardı.</p>
<p>Bugün ise imkanlar arttı.</p>
<p>Ama paylaşma duygusu aynı ölçüde arttı mı?</p>
<p>İşte asıl mesele burada.</p>
<p>Çünkü ülkücülük bana göre hiçbir zaman sadece bir siyasi kimlik olmadı.</p>
<p>Bir hayat biçimiydi.</p>
<p>Dostluktu.</p>
<p>Vefaydı.</p>
<p>Yoklukta beraberlikti.</p>
<p>Bir arkadaşının derdi varsa kendi derdin gibi görmemek mümkün değildi.</p>
<p>Birinin başına iş geldiğinde <strong><em>“Bana dokunmuyor”</em></strong> diyemezdin.</p>
<p>Çünkü aynı yolun yolcusuyduk.</p>
<p>Aynı yağmurun altında ıslanırdık.</p>
<p>Aynı sofrada ekmeği bölerdik.</p>
<p>Bugün ise insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:</p>
<p><strong>Biz büyüdükçe dava mı büyüdü, yoksa aramızdaki mesafe mi?</strong></p>
<p>İşte bu soruyu sormaktan kimse korkmamalı.</p>
<p>Çünkü sevdiğin bir yapıya soru sormak ihanet değildir.</p>
<p>Tam tersine…</p>
<p>Onun geleceğini düşünmektir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>BİR HAREKETİN EN BÜYÜK SERVETİ</strong></span></p>
<p>Bir siyasi hareketin en büyük serveti bina değildir.</p>
<p>Makam değildir.</p>
<p>Tabela değildir.</p>
<p>Araç değildir.</p>
<p>Hatta sadece seçim sonucu da değildir.</p>
<p>İnsandır.</p>
<p>İnsan yetiştirebiliyorsa…</p>
<p>Gençlerine umut verebiliyorsa…</p>
<p>Tecrübelisini kenarda bırakmıyorsa…</p>
<p>Farklı fikirleri düşmanlık saymıyorsa…</p>
<p>Orada gelecek vardır.</p>
<p>Ama yetişmiş insanlarını küstürüyorsa…</p>
<p>Gençlerine <strong><em>“Sen daha küçüksün”</em> </strong>diyerek kapıyı kapatıyorsa…</p>
<p>Yıllarca emek vermiş insanlara yalnızca geçmişleri soruluyor, bugün ne yapabilecekleri sorulmuyorsa…</p>
<p>Orada ciddi bir muhasebe yapmak gerekir.</p>
<p>Çünkü kaybedilen bir seçim telafi edilebilir.</p>
<p>Kaybedilen insan ise bazen geri dönmez.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>DAVANIN HAFIZASI VARDIR</strong></span></p>
<p>Siyasette hafıza sandığımızdan daha güçlüdür.</p>
<p>Bugün bir toplantıda yanında olmayan insanın dün nerede olduğunu bilenler vardır.</p>
<p>Bugün alkışlamayanın dün hangi şartlarda mücadele ettiğini hatırlayanlar vardır.</p>
<p>Bugün kenarda duran kişinin hangi günlerde en önde yürüdüğünü bilenler vardır.</p>
<p>İnsanların geçmişini silmek kolay değildir.</p>
<p>Bir listeye adını yazmamakla bir insanın emeğini yok sayamazsınız.</p>
<p>Bir görevi vermemekle onun yıllarını değersizleştiremezsiniz.</p>
<p>Çünkü emek, makamdan bağımsızdır.</p>
<p>Ve dava dediğimiz şey de tam burada başlar.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>“BEN” ÇOĞALDIKÇA “BİZ” AZALMASIN</strong></span></p>
<p>Bir hareketin içerisine <strong><em>“ben”</em> </strong>duygusu fazla girdiğinde ortak ruh zayıflar.</p>
<p><strong><em>“Ben yaptım.”</em></strong></p>
<p><em><strong>“Ben getirdim.”</strong></em></p>
<p><em><strong>“Ben çözdüm.”</strong></em></p>
<p><em><strong>“Ben olmazsam olmaz.”</strong></em></p>
<p>Bu cümleler çoğaldıkça teşkilat küçülür.</p>
<p>Çünkü hiçbir siyasi hareket tek bir insanın omuzlarında sonsuza kadar taşınamaz.</p>
<p>Bir kişinin kabiliyeti elbette önemlidir.</p>
<p>Tecrübesi de…</p>
<p>Yeteneği de…</p>
<p>Ama hareketlerin kaderini şahıslar değil, kadrolar belirler.</p>
<p>İyi kadro kuramayan yönetici, ne kadar güçlü görünürse görünsün aslında geleceği tüketiyordur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>BİR GENÇ SİZE NE ZAMAN KÜSER?</strong></span></p>
<p>Bir gencin teşkilattan kopması bir günde olmaz.</p>
<p>Önce dinlenmediğini hisseder.</p>
<p>Sonra önemsenmediğini düşünür.</p>
<p>Sonra <em><strong>“Benim burada ne işim var?”</strong></em> diye sorar.</p>
<p>En sonunda da sessizce uzaklaşır.</p>
<p>Ve siz onun gittiğini ancak sandalyeler boşaldığında fark edersiniz.</p>
<p>Oysa mesele sandalye değildir.</p>
<p>Mesele, o sandalyeye oturacak insanı yetiştirememektir.</p>
<p>Gençleri yalnızca seçim zamanı hatırlamak büyük hatadır.</p>
<p>Genç insan afiş asmak için değil, geleceği kurmak için teşkilatta bulunmalıdır.</p>
<p>Ona sadece görev değil…</p>
<p>Söz de verilmelidir.</p>
<p>Sadece sorumluluk değil…</p>
<p>Fikir hakkı da verilmelidir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>TECRÜBELİLERİ DE ÇÖPE ATMAYIN</strong></span></p>
<p>Gençleri kazanacağız diye tecrübeyi kaybetmek de aynı derecede yanlıştır.</p>
<p>Yıllarını vermiş insanları<strong><em> “artık zamanı geçti”</em></strong> diye kenara koymak…</p>
<p>Bir hareketin kendi hafızasını kendi eliyle silmesidir.</p>
<p>Genç enerji ile tecrübe birleşirse güç doğar.</p>
<p>Biri diğerinin rakibi değildir.</p>
<p>Tam tersine birbirinin tamamlayıcısıdır.</p>
<p>Dünün birikimi ile yarının heyecanı aynı masada buluşabilirse teşkilat nefes alır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>PEKİ, “BEDEL ÖDEDİM” DİYENLERE NE DİYECEĞİZ?</strong></span></p>
<p>Öncelikle saygı.</p>
<p>Çünkü gerçekten bedel ödeyen insanların hakkını inkar etmek mümkün değildir.</p>
<p>Yokluk görmüş…</p>
<p>Sıkıntı çekmiş…</p>
<p>Dışlanmış…</p>
<p>İşinden, çevresinden, rahatından olmuş…</p>
<p>Davası uğruna yıllar vermiş insanların emeği küçümsenemez.</p>
<p>Ama geçmişte çekilen sıkıntı, geleceğin tapusu da değildir.</p>
<p>Çünkü hayatın her döneminde yeni bir imtihan vardır.</p>
<p>Dün fedakarlık yapan bugün de fedakarlık yapabiliyorsa…</p>
<p>İşte gerçek devamlılık budur.</p>
<p><em><strong>“Ben geçmişte ne yaptım?”</strong></em> sorusu kadar,</p>
<p><strong>“Bugün ne yapıyorum?”</strong></p>
<p>sorusunun da sorulması gerekir.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">BİR FOTOĞRAF HER ŞEYİ ANLATMAZ</span></strong></p>
<p>Sosyal medya çağındayız.</p>
<p>Bir fotoğraf çekiliyor.</p>
<p>Paylaşılıyor.</p>
<p>Altına birkaç güzel cümle yazılıyor.</p>
<p>Sonra herkes birbirini <em><strong>“dava adamı”</strong></em> ilan ediyor.</p>
<p>Oysa bir insanın davasını anlamak için fotoğrafına değil, zor günlerine bakmak gerekir.</p>
<p>Kimse bakmıyorken ne yaptı?</p>
<p>Karşılığını alamayacağını bildiği halde çalıştı mı?</p>
<p>Yanında kimse yokken arkadaşının yanında durdu mu?</p>
<p>Haksızlığa uğradığında başkasına da haksızlık yapmamayı başarabildi mi?</p>
<p>Asıl ölçü budur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>MHP’NİN YARINI KADRO MESELESİDİR</strong></span></p>
<p>MHP’nin geleceği sadece bugünün yöneticileriyle ilgili değildir.</p>
<p>Asıl mesele, yarının kadrolarının nasıl yetiştirileceğidir.</p>
<p>Bugün gençlere kapı açılmazsa yarın o kapıyı açacak kimse kalmayabilir.</p>
<p>Bugün farklı düşünen herkesi dışarı itersek yarın içeride yalnızca birbirini onaylayan insanlar kalabilir.</p>
<p>Bu ise güç değil, zayıflıktır.</p>
<p>Bir teşkilatın büyüklüğü, içinde kaç kişinin konuşabildiğiyle de ölçülür.</p>
<p>Herkes aynı şeyi söylüyorsa orada birlik olabilir.</p>
<p>Ama gelişim olmayabilir.</p>
<p>Oysa fikirlerin konuştuğu, yanlışların düzeltilebildiği, tecrübenin dinlendiği, gençlerin önünün açıldığı bir yapı geleceğe daha sağlam yürür.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>ASIL SORU ŞU!</strong></span></p>
<p>Şimdi herkes kendi bulunduğu yere bakmalı.</p>
<p>Başkan…</p>
<p>Yönetici…</p>
<p>Teşkilat mensubu…</p>
<p>Eski yönetici…</p>
<p>Genç…</p>
<p>Tecrübeli…</p>
<p>Herkes.</p>
<p>Kendisine şu soruyu sormalı:</p>
<p><strong>“Ben benden sonra gelecek insana ne bırakıyorum?”</strong></p>
<p>Bir makam mı?</p>
<p>Bir kavga mı?</p>
<p>Bir kırgınlık mı?</p>
<p>Yoksa yetişmiş bir kadro mu?</p>
<p>Çünkü insanın gerçek başarısı, kendisinden sonra da işlerin düzgün yürümesidir.</p>
<p>Kendisine bağlı insanlar yetiştiren değil…</p>
<p>Kendisinden bağımsız güçlü insanlar yetiştiren yönetici başarılıdır.</p>
<p>Çünkü iyi bir kaptan gemiyi kendisine bağımlı bırakmaz.</p>
<p>Rotayı öğretir.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">MHP BİR KİŞİDEN, BİR DÖNEMDEN, BİR MAKAMDAN BÜYÜKTÜR</span></strong></p>
<p>Bunu unutmamak gerekir.</p>
<p>MHP’nin tarihi sadece bugün görev yapanların tarihi değildir.</p>
<p>Dün omuz verenlerin…</p>
<p>Bugün çalışanların…</p>
<p>Yarın bayrağı taşıyacakların ortak hikayesidir.</p>
<p>Kimse bu hikâayenin tamamını kendisine mal edemez.</p>
<p>Çünkü bayrak elden ele geçer.</p>
<p>Nöbet değişir.</p>
<p>İsimler değişir.</p>
<p>Görevler değişir.</p>
<p>Ama dava devam eder.</p>
<p>Bu yüzden bugün yapılması gereken şey birbirimizi tüketmek değil, birbirimizi çoğaltmaktır.</p>
<p>Daha fazla insan kazanmak…</p>
<p>Daha fazla genç yetiştirmek…</p>
<p>Daha fazla fikir üretmek…</p>
<p>Daha fazla gönül almak…</p>
<p>Daha fazla güven vermek…</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SON SÖZ OLARAK</strong></span></p>
<p>Biz bir zamanlar bir gazozu on kişi içerdik.</p>
<p>Belki bugün o gazozun tadını hatırlayan çok az kişi kaldı.</p>
<p>Ama o paylaşmanın ne anlama geldiğini hala hatırlıyoruz.</p>
<p>Çünkü mesele gazoz değildi.</p>
<p>Mesele şuydu:</p>
<p><strong>Elimizde az vardı ama birbirimize çok değer verirdik.</strong></p>
<p>Bugün imkanlarımız daha fazla olabilir.</p>
<p>Makamlarımız olabilir.</p>
<p>Görevlerimiz olabilir.</p>
<p>Yetkilerimiz olabilir.</p>
<p>Ama birbirimize olan tahammülümüz, vefamız ve paylaşma duygumuz azalırsa…</p>
<p>Elimizde ne kadar çok şey olursa olsun, aslında fakirleşmiş oluruz.</p>
<p>O yüzden MHP’nin geleceği için bir önerim var:</p>
<p>Birbirimizi elemek yerine çoğaltalım.</p>
<p>Gençleri bekletmek yerine yetiştirelim.</p>
<p>Tecrübeyi kenara atmak yerine gençlikle buluşturalım.</p>
<p>Geçmişte ödenen bedelleri unutmayalım ama onları geleceğin önüne de set yapmayalım.</p>
<p>Ve en önemlisi…</p>
<p>Kendimizden sonra gelecek insanın bizden daha iyi olmasından korkmayalım.</p>
<p>Çünkü iyi bir dava adamının en büyük eseri…</p>
<p>Kendi adının daha çok duyulması değildir.</p>
<p><strong>Kendisinden sonra davayı daha ileri taşıyacak insanların yetişmesidir.</strong></p>
<p>Bir gün hepimiz çekileceğiz.</p>
<p>Birileri gelecek.</p>
<p>Birileri gidecek.</p>
<p>Birileri bayrağı devralacak.</p>
<p>O gün geriye şu soru kalacak:</p>
<p><strong>“Bu davaya kaç insan kazandırdın?”</strong></p>
<p>İşte cevap…</p>
<p>Ne makamda.</p>
<p>Ne koltukta.</p>
<p>Ne fotoğrafta.</p>
<p>Ne alkışta.</p>
<p>Cevap, yetiştirdiğin insanda olacak.</p>
<p>Çünkü davalar…</p>
<p>İnsanları tüketerek değil,</p>
<p><strong>insan yetiştirerek büyür.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/bir-gazoz-bir-dava-bir-soru/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dava Kimsenin Tapulu Malı Değildir!</title>
		<link>https://netinternethaber.com/dava-kimsenin-tapulu-mali-degildir/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/dava-kimsenin-tapulu-mali-degildir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:51:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85737</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Bir dakika! Şöyle bir durun. Kürsüden inin. Makam odasının kapısını kapatın. Alkış seslerini biraz kısın. Ve kendinize şu soruyu sorun: Siz gerçekten davaya mı hizmet ediyorsunuz, yoksa makamınıza mı? Çünkü artık bazı şeyleri açık açık konuşmanın zamanı geldi. MHP&#8217;de dava başka şeydir… Makam başka şeydir. Sadakat başka şeydir… Biat başka şeydir. Liyakat &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz Dağtekin Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p>Bir dakika!</p>
<p>Şöyle bir durun.</p>
<p>Kürsüden inin.</p>
<p>Makam odasının kapısını kapatın.</p>
<p>Alkış seslerini biraz kısın.</p>
<p>Ve kendinize şu soruyu sorun:</p>
<p><strong>Siz gerçekten davaya mı hizmet ediyorsunuz, yoksa makamınıza mı?</strong></p>
<p>Çünkü artık bazı şeyleri açık açık konuşmanın zamanı geldi.</p>
<p>MHP&#8217;de dava başka şeydir…</p>
<p>Makam başka şeydir.</p>
<p>Sadakat başka şeydir…</p>
<p>Biat başka şeydir.</p>
<p>Liyakat başka şeydir…</p>
<p>Adam kayırmak başka şeydir.</p>
<p>Teşkilat disiplini başka şeydir…</p>
<p><strong>Korkudan susmak bambaşka şeydir.</strong></p>
<p>Bunların hepsini aynı torbaya doldurup adına<strong><em> “dava şuuru”</em></strong> demek, kimse kusura bakmasın ama meseleyi çözmez.</p>
<p>Tam tersine…</p>
<p><strong>Meseleyi daha da büyütür.</strong></p>
<p>Çünkü bir teşkilatta liyakat konuşulmaya başlandığında bazı koltukların sallanmasından korkuluyorsa…</p>
<p>Sorun liyakat değildir.</p>
<p>Sorun koltuktur.</p>
<p>Bir teşkilatta soru soran insan<em><strong> “hain”</strong></em>, eleştiren insan <strong><em>“fitneci”</em></strong>, farklı düşünen insan <strong><em>“dava düşmanı”</em> </strong>ilan ediliyorsa…</p>
<p>Orada sorun eleştiren değildir.</p>
<p><strong>Sorun, eleştiriye tahammül edemeyen anlayıştır.</strong></p>
<p>Bir insanın fikrine cevap veremeyip şahsına saldırmak kolaydır.</p>
<p>Bir iddiayı çürütmek yerine sahibini suçlamak kolaydır.</p>
<p><em><strong>“Bunu neden yaptınız?”</strong> </em>sorusuna cevap vermek yerine…</p>
<p><strong><em>“Sen kimin adamısın?”</em> </strong>demek çok daha kolaydır.</p>
<p>Ama bu kolaycılık siyasette bir yere kadar gider.</p>
<p>Çünkü vicdanın soruları, makam odalarının kapısında durmaz.</p>
<p>İnsanların içinde büyür.</p>
<p>Ve gün gelir…</p>
<p><strong>En sessiz insanın bile içinden bir cümle yükselir:</strong></p>
<p><em><strong>“Yeter artık!”</strong></em></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>MAKAM, DAVA DEĞİLDİR!</strong></span></p>
<p>Bunu özellikle söylemek gerekiyor.</p>
<p>Çünkü bazıları makamı davanın kendisi zannetmeye başladı.</p>
<p>Başkanlık koltuğuna oturunca teşkilatın sahibi olduğunu sanıyor.</p>
<p>Yetki alınca insanların üzerinde sınırsız tasarruf hakkı olduğunu düşünüyor.</p>
<p>Kendisine yakın olanı <strong><em>“sadık”.</em></strong></p>
<p>Kendisine soru soranı<em><strong> “tehlikeli”</strong></em> görüyor.</p>
<p>Kendisine alkış tutanı <strong><em>“dava adamı”.</em></strong></p>
<p>Kendisine itiraz edeni<strong><em> “problemli”</em></strong> ilan ediyor.</p>
<p>Böyle bir anlayışın adı dava adamlığı değildir.</p>
<p><strong>Bunun adı makam konforudur.</strong></p>
<p>Ve makam konforunun en büyük düşmanı liyakattir.</p>
<p>Çünkü liyakat geldiğinde torpil geriler.</p>
<p>Liyakat geldiğinde yakınlık geriler.</p>
<p>Liyakat geldiğinde<strong><em> “Benim adamım”</em></strong> anlayışı geriler.</p>
<p>Liyakat geldiğinde gerçekten hak eden öne çıkar.</p>
<p>İşte bazılarını rahatsız eden de tam olarak budur.</p>
<p>Çünkü liyakat, kimsenin cebindeki tapu değildir.</p>
<p><strong>Liyakat hak edene hakkını vermektir.</strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">“BİAT ET, YÜKSEL” DÜZENİ…</span></strong></p>
<p>Şimdi gelelim en can alıcı yere.</p>
<p>Eğer bir teşkilatta yükselmenin yolu;</p>
<p>çok çalışmak değil,</p>
<p>çok üretmek değil,</p>
<p>çok emek vermek değil,</p>
<p>insan kazanmak değil,</p>
<p>teşkilata katkı sağlamak değil de…</p>
<p><strong>Birilerine yakın durmaksa…</strong></p>
<p>Orada ciddi bir problem var demektir.</p>
<p>Eğer makam için fikir değiştirmek meziyet sayılıyorsa…</p>
<p>Eğer dün söylediğinin tam tersini bugün söylemek <strong><em>“siyaset”</em> </strong>kabul ediliyorsa…</p>
<p>Eğer yanlış yapanı uyarmak yerine yanlışın arkasında durmak “sadakat” diye pazarlanıyorsa…</p>
<p>Buna kimse kusura bakmasın…</p>
<p><strong>Sadakat denmez.</strong></p>
<p>Bunun adı…</p>
<p><strong>Biat kültürüdür.</strong></p>
<p>Dava insanı, doğru bildiğini gerektiğinde kendi büyüğüne de söyler.</p>
<p>Çünkü dava adamının sadakati şahsa değil, davaya olur.</p>
<p>Şahıs yanılabilir.</p>
<p>Başkan yanılabilir.</p>
<p>Yönetici yanılabilir.</p>
<p>Milletvekili yanılabilir.</p>
<p>İl başkanı yanılabilir.</p>
<p>İlçe başkanı yanılabilir.</p>
<p><strong>Ama <em>“Ben büyüğüm, o halde ben ne dersem doğrudur”</em> anlayışı yanılmazlık değildir.</strong></p>
<p>Sadece kibirdir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>KRALDAN ÇOK KRALCI OLANLARA…</strong></span></p>
<p>Bir de şu arkadaşlar var.</p>
<p>Asıl kral ortada yokken kral adına konuşanlar…</p>
<p>Kralın söylemediğini söyleyenler…</p>
<p>Kralın düşünmediğini düşünüp millete anlatanlar…</p>
<p>Kralın yanında görünmek için başkalarını ezmeyi maharet sananlar…</p>
<p>Sanki makamın bekçisi!</p>
<p>Sanki davanın tapu müdürü!</p>
<p>Sanki ülkücülük ruhsatı onların cebinde!</p>
<p>Bir dakika!</p>
<p><strong>Siz kimsiniz?</strong></p>
<p>Bu davanın sahibi misiniz?</p>
<p>Hayır!</p>
<p>Siz de bu davanın emanetçilerisiniz.</p>
<p>Hepimiz öyleyiz.</p>
<p>Bugün görevde olan da…</p>
<p>Yarın görevden ayrılacak olan da…</p>
<p>Bu teşkilatta aynı hakikatin karşısında durmalıdır:</p>
<p><strong>Dava şahıslardan büyüktür.</strong></p>
<p>Bunu unutmayın.</p>
<p>Çünkü makam insanı büyütmez.</p>
<p>Makam, insanın karakterini görünür hale getirir.</p>
<p>Kiminin eline yetki geçer…</p>
<p>Adaletli olur.</p>
<p>Kiminin eline yetki geçer…</p>
<p>Etrafına duvar örer.</p>
<p>Kiminin eline yetki geçer…</p>
<p>İnsanları dinler.</p>
<p>Kiminin eline yetki geçer…</p>
<p>Sadece kendisini dinletir.</p>
<p>Kiminin eline makam geçer…</p>
<p>Liyakati arar.</p>
<p>Kiminin eline makam geçer…</p>
<p>Kendi adamını arar.</p>
<p><strong>İşte insanı anlatan makam değil, makamla kurduğu ilişkidir.</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>KIRGINLARI KÜÇÜMSEMEYİN!</strong></span></p>
<p>Bugün belki susuyorlar.</p>
<p>Ama susuyorlar diye görmediklerini sanmayın.</p>
<p>Yıllarca teşkilat kapılarında bekleyenleri…</p>
<p>Ülkücü hareket için emek verenleri…</p>
<p>Maddi manevi bedel ödeyenleri…</p>
<p>Bir telefonla değil, yıllarca süren mücadeleyle teşkilatın yükünü taşıyanları…</p>
<p>Bir kenara itip sonra <strong><em>“Nerede bu insanlar?”</em></strong> diye sormayın.</p>
<p>Onlar yok olmadı.</p>
<p><strong>Kırıldılar.</strong></p>
<p>Ve kırgın insanı küçümsemek siyasetin en büyük hatalarından biridir.</p>
<p>Çünkü kırgınlık bazen öfkeye dönüşmez.</p>
<p>Bazen sessiz bir muhasebeye dönüşür.</p>
<p>İnsan kendi kendine sorar:</p>
<blockquote><p>“Ben bunun için mi yıllarca mücadele ettim?”</p>
<p>“Ben bunun için mi bedel ödedim?”</p>
<p>“Ben bunun için mi sustum?”</p>
<p>“Ben bunun için mi sabrettim?”</p></blockquote>
<p>İşte o soruların cevabı kolay değildir.</p>
<blockquote><p>Çünkü vicdanın karşısında propaganda sökmez.</p>
<p>Makam sökmez.</p>
<p>Alkış sökmez.</p>
<p>Biat sökmez.</p></blockquote>
<p><strong>Vicdan, insanın içinde kurulan en büyük mahkemedir.</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>BUGÜN KOLTUKTA OLANLAR, YARIN KAPIDA OLABİLİR</strong></span></p>
<p>Bunu da unutmayın.</p>
<p>Siyasette hiçbir koltuk ebedî değildir.</p>
<p>Bugün<em><strong> “Başkanım”</strong> </em>diye etrafınızda dolaşanların yarın telefonunuza çıkmaması mümkündür.</p>
<p>Bugün kapınızda bekleyenlerin yarın sizin kapınızdan geçmemesi mümkündür.</p>
<p>Bugün sizinle fotoğraf çektirenlerin yarın başka fotoğrafların içinde yer alması mümkündür.</p>
<p>Çünkü siyaset böyledir.</p>
<p><strong>Makam geçicidir.</strong></p>
<p>Ama itibar…</p>
<p>İtibar kalır.</p>
<p>İnsanların hafızasında bıraktığınız iz kalır.</p>
<p>Ve gün gelir herkes kendi defterini açar.</p>
<p>Kim adaletliydi?</p>
<p>Kim liyakati savundu?</p>
<p>Kim insanları dinledi?</p>
<p>Kim güçsüzün yanında durdu?</p>
<p>Kim makamı kendi çevresini büyütmek için kullandı?</p>
<p>Kim eleştiriyi düşmanlık saydı?</p>
<p>Kim haklıyı değil, kendisine yakını korudu?</p>
<p>İşte o gün…</p>
<p><strong>Kraldan çok kralcı olanların krallığı biter.</strong></p>
<p>Çünkü alkış kesildiğinde geriye karakter kalır.</p>
<p>Makam gittiğinde geriye vicdan kalır.</p>
<p>Kalabalık dağıldığında geriye insan kalır.</p>
<p>Ve insan…</p>
<p><strong>Kendi yaptığıyla baş başa kalır.</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>MHP&#8217;NİN İHTİYACI BİAT EDENLERE DEĞİL, LİYAKATLİ İNSANLARA VAR</strong></span></p>
<p>Açık konuşalım.</p>
<p>Bu hareketin ihtiyacı daha fazla dalkavuk değildir.</p>
<p>Daha fazla “Emredersiniz” diyen insan değildir.</p>
<p>Daha fazla makam hesabı yapan insan değildir.</p>
<p>Daha fazla kişisel sadakat gösterisi hiç değildir.</p>
<p>Bu hareketin ihtiyacı;</p>
<p><strong>çalışan, üreten, düşünen, sorgulayan, gerektiğinde itiraz eden ve gerektiğinde “Burada yanlış yapıyoruz” diyebilen insanlardır.</strong></p>
<p>Çünkü gerçek sadakat budur.</p>
<p>Yanlışa alkış tutmak sadakat değildir.</p>
<p>Yanlışı uyarmak sadakattir.</p>
<p>Her söyleneni onaylamak dava şuuru değildir.</p>
<p>Gerektiğinde doğruyu söylemek dava şuurudur.</p>
<p>Kişiye kayıtsız şartsız bağlanmak ülkücülük değildir.</p>
<p><strong>İlkeye bağlı kalmak ülkücü duruştur.</strong></p>
<p>Ve hiç kimse kendi etrafında oluşturduğu alkış koridorunu teşkilat iradesi zannetmemelidir.</p>
<p>Çünkü teşkilat…</p>
<p>Bir kişinin çevresinde dönen dünya değildir.</p>
<p>Teşkilat, ortak ülkünün omuzlarında yükselen büyük bir yapıdır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SON SÖZ…</strong></span></p>
<p>Şimdi herkes kendi aynasına baksın.</p>
<p>Başkanlar…</p>
<p>Yöneticiler…</p>
<p>Teşkilat mensupları…</p>
<p>Makam sahipleri…</p>
<p>Ve özellikle kraldan çok kralcı olanlar…</p>
<p>Kendinize sorun:</p>
<p><em>Ben bu davanın büyümesine mi hizmet ediyorum, kendi makamımın büyümesine mi?</em></p>
<p><em>Ben liyakati mi savunuyorum, sadakat görüntüsü altında biatı mı?</em></p>
<p><em>Ben insanları mı kazanıyorum, kendime bağlı insanlar mı topluyorum?</em></p>
<p><em>Ben eleştiriden güç mü alıyorum, eleştiriden korkuyor muyum?</em></p>
<p><em>Ben makamdan ayrıldığımda arkamdan “Adaletliydi” denmesini mi istiyorum, “Bize yakın olanları kollardı” denmesini mi?</em></p>
<p>Cevabı siz verin.</p>
<p>Ama cevabı verirken alkışlayanlarınıza değil…</p>
<p><strong>Vicdanınıza bakın.</strong></p>
<p>Çünkü makamlar değişir.</p>
<p>İsimler değişir.</p>
<p>Görevler değişir.</p>
<p>Dengeler değişir.</p>
<p>Ama yapılanlar unutulmaz.</p>
<p>Ve tarihin en acı tarafı şudur:</p>
<p><strong>İnsanlar çoğu zaman kaybettikleri makamı değil, o makamdayken kaybettikleri itibarı geri getiremezler.</strong></p>
<p>O yüzden…</p>
<p>Kraldan çok kralcı olmadan önce düşünün.</p>
<p>Bir gün kral gider.</p>
<p>Bir gün koltuk gider.</p>
<p>Bir gün alkış biter.</p>
<p>Bir gün kapılar kapanır.</p>
<p>Ve geriye sadece şu soru kalır:</p>
<p><strong>“Sen o makamdayken nasıl bir insandın?”</strong></p>
<p>İşte o sorunun cevabı…</p>
<p>Ne makamla değişir.</p>
<p>Ne unvanla.</p>
<p>Ne kalabalıkla.</p>
<p>Ne de biat edenlerle.</p>
<p>Çünkü sonunda…</p>
<p><strong>Kral da gider.</strong></p>
<p><strong>Kralcı da gider.</strong></p>
<p><strong>Koltuk da gider.</strong></p>
<p><strong>Geriye sadece vicdan kalır.</strong></p>
<p>Ve bu davanın gerçek sahibi hiçbir şahıs değildir.</p>
<p><strong>Dava, hepimizden büyüktür.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/dava-kimsenin-tapulu-mali-degildir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP’den kopanların yolu yine CHP’ye mi çıkacak?</title>
		<link>https://netinternethaber.com/yeni-parti-kuruldu-peki-bu-parti-ne-kadar-yasayacak/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/yeni-parti-kuruldu-peki-bu-parti-ne-kadar-yasayacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 07:15:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85731</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Siyasette bazen bir parti kurulur ve herkes “Yeni bir dönem başlıyor” der. Bazen de parti kurulur ama asıl hikâye daha parti kurulurken başlar: “Bu parti neden kuruldu?” İşte Yeni Parti açısından sorulması gereken soru tam da budur. CHP zaten bölündü. Bunu artık yalnızca bir siyasi yorum olarak değil, ortaya çıkan siyasi tablo &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><span style="color: #ff0000;"><strong>Aziz Dağtekin Yazdı</strong></span></h3>
<p>Siyasette bazen bir parti kurulur ve herkes “Yeni bir dönem başlıyor” der.</p>
<p>Bazen de parti kurulur ama asıl hikâye daha parti kurulurken başlar:</p>
<p><strong>“Bu parti neden kuruldu?”</strong></p>
<p>İşte Yeni Parti açısından sorulması gereken soru tam da budur.</p>
<p>CHP zaten bölündü.</p>
<p>Bunu artık yalnızca bir siyasi yorum olarak değil, ortaya çıkan siyasi tablo üzerinden okumak gerekiyor.</p>
<p>CHP&#8217;nin içerisindeki ayrışmalar, farklı siyasi hesaplar ve güç mücadeleleri yeni bir siyasi yapının ortaya çıkmasına kadar geldi.</p>
<p>Ve sonunda:</p>
<p><strong>Yeni Parti kuruldu.</strong></p>
<p>Şimdi herkes aynı soruyu soruyor:</p>
<p><strong>Yeni Parti gerçekten yeni bir siyasi merkez mi olacak, yoksa CHP&#8217;den kopanların geçici durağı mı?</strong></p>
<p>Benim iddiam açık:</p>
<p><strong>Yeni Parti&#8217;nin uzun soluklu bir siyasi başarı hikâyesine dönüşmesi hiç kolay görünmüyor.</strong></p>
<p>Daha da ileri gidiyorum.</p>
<p>Ben, Yeni Parti&#8217;nin  <strong>yıl sonuna kadar kendi içinde ciddi bir bölünme yaşayabileceğini ve ardından CHP&#8217;ye dönüş tartışmasının başlayacağını</strong> düşünüyorum.</p>
<p>Altını özellikle çiziyorum:</p>
<p>Bu bir siyasi öngörüdür.</p>
<p>Bir iddiadır.</p>
<p>Bir kehanet değildir.</p>
<p>Zaman gösterecektir.</p>
<p>Fakat siyasetin geçmiş tecrübelerine baktığımızda bu ihtimalin neden tartışıldığını anlamak zor değil.</p>
<p>Çünkü parti kurmak başka şeydir&#8230;</p>
<p><strong>Parti yaşatmak başka şeydir.</strong></p>
<p>Tabela asmak kolaydır.</p>
<p>Logo hazırlamak kolaydır.</p>
<p>Genel başkan seçmek kolaydır.</p>
<p>Basın toplantısı yapmak kolaydır.</p>
<p>Asıl zor olan sandığa gittiğinizde seçmenin size:</p>
<p><strong>“Ben seni neden tercih edeyim?”</strong></p>
<p>sorusuna cevap verebilmektir.</p>
<p>Yeni Parti&#8217;nin önündeki en büyük sınav da budur.</p>
<p>CHP&#8217;den ayrılan bir siyasi yapı, CHP&#8217;nin seçmenini otomatik olarak yanında götüremez.</p>
<p>Çünkü seçmenin siyasi aidiyeti, birkaç kişinin kararından ibaret değildir.</p>
<p>Seçmenin hafızası vardır.</p>
<p>Seçmenin alışkanlığı vardır.</p>
<p>Seçmenin beklentisi vardır.</p>
<p>Ve en önemlisi&#8230;</p>
<p><strong>Seçmenin sandığı vardır.</strong></p>
<p>Şimdi Yeni Parti&#8217;ye bakalım.</p>
<p>CHP&#8217;den kopuş yaşandı.</p>
<p>Yeni bir parti kuruldu.</p>
<p>Peki bundan sonra ne olacak?</p>
<p>Yeni Parti kendi kimliğini oluşturabilecek mi?</p>
<p>Kendi teşkilatını kurabilecek mi?</p>
<p>Kendi seçmen kitlesini yaratabilecek mi?</p>
<p>Yoksa CHP&#8217;den kopan isimlerin etrafında şekillenen geçici bir siyasi platform olarak mı kalacak?</p>
<p>İşte asıl mesele budur.</p>
<p>Bir de siyasi kulislerde konuşulan başka iddialar var.</p>
<p>Deniliyor ki:</p>
<p><strong>Bu oluşumun arkasında daha büyük bir siyasi hesap bulunuyor.</strong></p>
<p>Yeni Parti&#8217;nin kurulmasıyla CHP&#8217;nin bölünmesinin hedeflendiğini ileri sürenler var.</p>
<p>Daha da ileri gidenler ise bunun bir <strong>“proje”</strong> olduğunu iddia ediyor.</p>
<p>Tekrar söyleyelim:</p>
<p>Bunlar iddiadır.</p>
<p>Belgesi ortaya konulmuş, kesinleşmiş gerçekler değildir.</p>
<p>Fakat gazetecinin görevi yalnızca gerçekleşmiş olayları yazmak değildir.</p>
<p>Siyasi gelişmelerin nereye gidebileceğini de sorgulamaktır.</p>
<p>Benim gördüğüm tablo şu:</p>
<p>CHP&#8217;den kopan bir yapı kurulmuş olabilir.</p>
<p>Ama bu yapının kendi ayakları üzerinde durması kolay olmayacaktır.</p>
<p>Çünkü CHP&#8217;nin bölünmesi başka&#8230;</p>
<p>CHP&#8217;den kopanların bağımsız bir siyasi güç haline gelmesi başka.</p>
<p>İşte burada ciddi bir fark var.</p>
<p>Benim siyasi öngörüm şu:</p>
<p><strong>Yeni Parti yıl sonuna kadar kendi içinde ciddi bir hesaplaşmayla karşı karşıya kalabilir.</strong></p>
<p>Bugün aynı çatı altında görünenler yarın farklı yönlere savrulabilir.</p>
<p>Bugün birlikte hareket edenler yarın birbirlerini eleştirebilir.</p>
<p>Ve sonunda o meşhur soru yeniden masaya gelebilir:</p>
<p><strong>“CHP&#8217;ye geri dönüş mümkün mü?”</strong></p>
<p>İşte o zaman siyasetin en ironik fotoğrafı ortaya çıkar.</p>
<p>CHP&#8217;den ayrıl&#8230;</p>
<p>Yeni parti kur&#8230;</p>
<p><strong>“Yeni bir dönem başlıyor”</strong> de&#8230;</p>
<p>Sonra birkaç ay sonra yeniden CHP&#8217;nin kapısını çal!</p>
<p>Olur mu?</p>
<p>Olabilir.</p>
<p>Türk siyasetinde bunun örnekleri az değildir.</p>
<p>Siyasette dün <strong>“asla” denilen şeyin bugün “neden olmasın”</strong> haline geldiğini çok gördük.</p>
<p>Ama burada Yeni Parti açısından çok daha önemli bir problem var:</p>
<p>Seçmen bu dönüşü nasıl karşılayacak?</p>
<p>Çünkü seçmen hafızası sandıkta çalışır.</p>
<p>Bugün söylenen sözler yarın önünüze gelir.</p>
<p>Bugün verilen vaatler yarın karşınıza çıkar.</p>
<p>Bugün kurulan parti yarın neden kapısına geldiğiniz partinin alternatifi olduğunu iddia etti?</p>
<p>İşte bunun cevabını vermek kolay olmayabilir.</p>
<p>Bu nedenle benim kanaatim nettir:</p>
<p>Yeni Parti&#8217;nin kurulması CHP&#8217;deki bölünmenin sonu değil, yeni bir siyasi tartışmanın başlangıcıdır.</p>
<p>Ve ben bu yeni yapının yıl sonuna kadar ciddi bir sınav vereceğini düşünüyorum.</p>
<p>Hatta iddiamı daha açık yazayım:</p>
<p>Yeni Parti&#8217;nin kendi içinde bölünme ihtimali, CHP&#8217;ye yeniden dönüş ihtimalinden daha uzak görünmüyor.</p>
<p>Eğer bu gerçekleşirse hiç kimse şaşırmasın.</p>
<p>Çünkü siyasette bazen yeni bir parti kurulur&#8230;</p>
<p>Ama sonunda eski partinin kapısı çalınır.</p>
<p>Bazen <strong>“Yeni bir başlangıç”</strong> denir&#8230;</p>
<p>Ama birkaç ay sonra eski defterler yeniden açılır.</p>
<p>Bazen <strong>“Biz artık ayrı bir yol yürüyoruz”</strong> denir&#8230;</p>
<p>Sonra yolun sonunda aynı kavşakta buluşulur.</p>
<p>Şimdi top Yeni Parti&#8217;de.</p>
<p>Kendi kimliğini oluşturabilecek mi?</p>
<p>Kendi seçmenini yaratabilecek mi?</p>
<p>Kendi teşkilatını ayakta tutabilecek mi?</p>
<p>Yoksa CHP&#8217;den kopuşun ardından başlayan süreç, önce Yeni Parti&#8217;nin kendi içinde bölünmesine, sonra da CHP&#8217;ye dönüş arayışına mı dönüşecek?</p>
<p>Ben ikinci ihtimali küçümsemiyorum.</p>
<p>Hatta zaman ilerledikçe bu ihtimalin daha fazla konuşulacağını düşünüyorum.</p>
<p>Ve buraya bir tarih notu düşüyorum:</p>
<p><strong>31 Aralık 2026.</strong></p>
<p>Bakalım yıl sonunda Yeni Parti nerede olacak?</p>
<p>Kendi başına güçlü bir siyasi aktör olarak mı?</p>
<p>Kendi içinde parçalanmış bir yapı olarak mı?</p>
<p>Yoksa CHP&#8217;ye dönüş kapısını mı arıyor olacak?</p>
<p>Siyaset bazen en büyük cevabı sandıkta değil, zamanın kendisinde verir.</p>
<p>Biz bugün iddiamızı ortaya koyduk.</p>
<p>Şimdi bekleyip göreceğiz.</p>
<p>Yeni Parti gerçekten yeni bir gelecek mi kuracak, yoksa CHP&#8217;den kopuşun kısa süreli bir durağı olarak mı kalacak?</p>
<p>Cevabı zaman verecek.</p>
<p>Ama benim bugünden söyleyeceğim şudur:</p>
<p>Tabela değişebilir, parti adı değişebilir, kadrolar değişebilir&#8230;</p>
<p>Fakat siyasetin gerçek sahibi hala millettir.</p>
<p>Ve milletin terazisinde karşılığı olmayan hiçbir siyasi proje, ne kadar büyük hesaplarla hazırlanırsa hazırlansın, uzun süre ayakta kalamaz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/yeni-parti-kuruldu-peki-bu-parti-ne-kadar-yasayacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Daha Partinin İsmini Koruyamayanlar, Ülkenin Geleceğini Nasıl Koruyacak?</title>
		<link>https://netinternethaber.com/daha-partinin-ismini-koruyamayanlar-ulkenin-gelecegini-nasil-koruyacak/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/daha-partinin-ismini-koruyamayanlar-ulkenin-gelecegini-nasil-koruyacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2026 12:14:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85623</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Siyasette bazen öyle anlar vardır ki&#8230; Muhalefet konuşmaz. İktidar konuşmaz. Mizah konuşur. Ve bazen tek bir parti ismi, sayfalar dolusu siyasi analizden daha fazla şey anlatır. &#8220;Yeni Parti&#8230;&#8221; İddiaya göre isim daha ilk günden tartışmalı hale geliyor. Birileri çıkıyor, &#8220;Bu isim üzerinde daha önce hak iddia ettik&#8221; diyor. Sahi, insan düşünmeden edemiyor: &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="model-response-message-contentr_adca2e4ee2cf0eb7" class="markdown markdown-main-panel enable-luminous-fast-follows enable-updated-hr-color md-content stronger" dir="ltr" aria-busy="false" aria-live="polite">
<h3 data-path-to-node="4"><span style="color: #ff0000;"><b data-path-to-node="4" data-index-in-node="0">Aziz Dağtekin Yazdı</b></span></h3>
<hr />
<p data-path-to-node="5">Siyasette bazen öyle anlar vardır ki&#8230;</p>
<p data-path-to-node="6">Muhalefet konuşmaz.</p>
<p data-path-to-node="7">İktidar konuşmaz.</p>
<p data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0">Mizah konuşur.</b></p>
<p data-path-to-node="9">Ve bazen tek bir parti ismi, sayfalar dolusu siyasi analizden daha fazla şey anlatır.</p>
<blockquote data-path-to-node="10">
<p data-path-to-node="10,0"><b data-path-to-node="10,0" data-index-in-node="0">&#8220;Yeni Parti&#8230;&#8221;</b></p>
</blockquote>
<p data-path-to-node="11">İddiaya göre isim daha ilk günden tartışmalı hale geliyor. Birileri çıkıyor, <i data-path-to-node="11" data-index-in-node="77">&#8220;Bu isim üzerinde daha önce hak iddia ettik&#8221;</i> diyor.</p>
<p data-path-to-node="12">Sahi, insan düşünmeden edemiyor: <b data-path-to-node="12" data-index-in-node="33">Sahi bu Yeni  Parti adını tam olarak nerede bulmuşlar?</b></p>
<p data-path-to-node="13">Gece yarısı <b data-path-to-node="13" data-index-in-node="12">mezarlıklarda içtikleri rakının</b> kafasıyla mı akıllarına gelmiş, yoksa o atmosfere kapılıp <strong><i data-path-to-node="13" data-index-in-node="102">&#8220;Tabelaya ne yazsak gider?&#8221;</i></strong> sığlığında bir istişare mi yapmışlar, bilinmez. Ama ortaya çıkan tablonun ciddiyeti de ancak böyle bir hikayeyle açıklanabilir herhalde!</p>
<h3 data-path-to-node="15"><span style="color: #ff0000;"><strong>Navigasyonsuz Yola Çıkanlar</strong></span></h3>
<p data-path-to-node="16">Şimdi insan ister istemez düşünüyor&#8230; Yıllardır Türkiye&#8217;yi yönetmeye talip olan bir siyasi hareket;</p>
<p data-path-to-node="17,0,0">Ekonomiye çözüm hazırlıyor.</p>
<p data-path-to-node="17,1,0">Dış politikaya reçete yazıyor.</p>
<p data-path-to-node="17,2,0">Anayasa değişikliği konuşuyor.</p>
<p data-path-to-node="17,3,0">Devleti yeniden yapılandıracağını söylüyor.</p>
<p data-path-to-node="18">Ama&#8230; <b data-path-to-node="18" data-index-in-node="7">Google&#8217;da iki dakika isim araştırması yapmayı bile akıl edemiyor.</b></p>
<p data-path-to-node="19">İnsanın aklına şu soru geliyor: <strong><i data-path-to-node="19" data-index-in-node="32">Bu halinizle mi ülke yöneteceksiniz?</i></strong></p>
<p data-path-to-node="20">Yeni doğan bir çocuğa isim koyarken bile aile büyükleri günlerce düşünüyor. Bunlar milyonlarca kişiye hitap edecek siyasi parti kuruyor; ilk karşılarına çıkan tabelayı kapmış gibi davranıyorlar. Sonra da&#8230; <i data-path-to-node="20" data-index-in-node="207"><strong>&#8220;</strong>İ<strong>sim başkasınınmış.&#8221;</strong></i></p>
<p data-path-to-node="21">Eğer iddialar doğruysa gerçekten trajikomik. Siyasette vizyon önemlidir ama önce <b data-path-to-node="21" data-index-in-node="81">navigasyon</b> gerekir. Haritayı açmadan yola çıkanlar, ilk kavşakta kaybolurlar.</p>
<h3 data-path-to-node="23"><span style="color: #ff0000;"><strong>&#8220;Sayın Genel Başkanım, Küçük Bir Problem Var&#8230;&#8221;</strong></span></h3>
<p data-path-to-node="24">En acısı ne biliyor musunuz? Daha parti tabelası asılmadan parti ismi tartışılıyor. Program konuşulmuyor, kadrolar konuşulmuyor, projeler konuşulmuyor. <em><b data-path-to-node="24" data-index-in-node="152">İlk gündem: &#8220;İsim kimin?&#8221;</b></em></p>
<p data-path-to-node="25">Olacak iş mi? Bir ülkeyi yönetmek, mahalle derneği kurmaya benzemez. Devlet yönetmek;</p>
<p data-path-to-node="26,0,0"><b data-path-to-node="26,0,0" data-index-in-node="0">Plan</b> ister,</p>
<p data-path-to-node="26,1,0"><b data-path-to-node="26,1,0" data-index-in-node="0">Hesap</b> ister,</p>
<p data-path-to-node="26,2,0"><b data-path-to-node="26,2,0" data-index-in-node="0">Hazırlık</b> ister,</p>
<p data-path-to-node="26,3,0"><b data-path-to-node="26,3,0" data-index-in-node="0">Disiplin</b> ister.</p>
<p data-path-to-node="27">Daha en temel hazırlık aşamasında böylesine büyük bir tartışmanın ortaya çıkması, kamuoyunda devasa soru işaretleri oluşturuyor.</p>
<p data-path-to-node="28">İşin mizah tarafı ise bambaşka. Düşünsenize&#8230; İktidar olmuşsunuz, Bakanlar Kurulu toplanacak, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#8217;nde zirve yapılacak. Ama biri içeri girip:</p>
<blockquote data-path-to-node="29">
<p data-path-to-node="29,0"><strong><i data-path-to-node="29,0" data-index-in-node="0">&#8220;Sayın Genel Başkanım&#8230; Partimizin ismiyle ilgili küçük bir problem var&#8230;&#8221;</i></strong></p>
</blockquote>
<p data-path-to-node="30">diyor. İşte tam bu noktada bütün ciddiyet dağılıyor.</p>
<h3 data-path-to-node="32"><strong><span style="color: #ff0000;">Velhasıl&#8230;</span></strong></h3>
<p data-path-to-node="33">Siyaset güven işidir. Güven ise ayrıntılarda başlar. Bir binanın çatısını konuşmadan önce temelinin sağlam olması gerekir. Partinin adını bile tartışmalı hale getiren bir başlangıç, doğal olarak <strong><i data-path-to-node="33" data-index-in-node="195">&#8220;Hazırlık ne kadar ciddiydi?&#8221;</i></strong> sorusunu da beraberinde getiriyor.</p>
<p data-path-to-node="34">Elbette hukuki süreç ne gösterecek, bunu zaman belirleyecek. İsim üzerindeki hak iddialarının geçerliliği de ilgili makamlar tarafından değerlendirilecektir. Ancak siyaset bazen mahkeme kararından önce <em><b data-path-to-node="34" data-index-in-node="202">toplumun vicdanında</b></em> sınav verir.</p>
<p data-path-to-node="35">Ve ilk izlenim&#8230; Çoğu zaman en kalıcı olandır.</p>
<p data-path-to-node="36"><b data-path-to-node="36" data-index-in-node="0">Yeni olmak kolaydır ama hazırlıklı olmak zordur.</b> Siyaset sloganla değil, ciddiyetle yapılır. Çünkü millet artık laf değil, ehliyet görmek istiyor.</p>
<p data-path-to-node="37">Yoksa insanın diline şu cümle dolanıyor:</p>
<blockquote data-path-to-node="38">
<p data-path-to-node="38,0"><em><b data-path-to-node="38,0" data-index-in-node="0">Daha partinin ismini tartışmasız belirleyemeyenler, koskoca Türkiye&#8217;yi nasıl yönetecek?</b></em></p>
</blockquote>
<p data-path-to-node="39">İşte asıl soru budur&#8230;.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/daha-partinin-ismini-koruyamayanlar-ulkenin-gelecegini-nasil-koruyacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Birileri Vardı…</title>
		<link>https://netinternethaber.com/birileri-vardi/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/birileri-vardi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2026 20:45:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85506</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Bazı geceler vardır… Takvimler sadece tarihi gösterir. Ama milletler o geceyi kader defterine yazar. 15 Temmuz işte öyle bir gecedir. Kimileri için bir darbe girişimidir. Kimileri için demokrasi sınavıdır. Kimileri için ise yalnızca geçmişte kalmış acı bir hatıradır. Oysa hakikat bunların çok ötesindedir. Çünkü mesele yalnızca tankların yürümesi değildi. Mesele yalnızca savaş &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong><em>Aziz Dağtekin Yazdı</em></strong></h3>
<hr />
<p>Bazı geceler vardır…</p>
<p>Takvimler sadece tarihi gösterir.</p>
<p>Ama milletler o geceyi kader defterine yazar.</p>
<p>15 Temmuz işte öyle bir gecedir.</p>
<p>Kimileri için bir darbe girişimidir.</p>
<p>Kimileri için demokrasi sınavıdır.</p>
<p>Kimileri için ise yalnızca geçmişte kalmış acı bir hatıradır.</p>
<p>Oysa hakikat bunların çok ötesindedir.</p>
<p>Çünkü mesele yalnızca tankların yürümesi değildi.</p>
<p>Mesele yalnızca savaş uçaklarının alçaktan uçması değildi.</p>
<p>Mesele yalnızca bir grubun yönetime el koyma teşebbüsü hiç değildi.</p>
<p>Asıl mesele&#8230;</p>
<p>Türkiye&#8217;nin bağımsız karar verme iradesinin kırılmak istenmesiydi.</p>
<p>Devletin hafızasının içeriden çökertilmesiydi.</p>
<p>Milletin geleceğinin ipotek altına alınmasıydı.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>Tarih bize aynı oyunu defalarca gösterdi.</p>
<p>Çanakkale&#8217;de başaramadılar.</p>
<p>Sakarya&#8217;da başaramadılar.</p>
<p>Dumlupınar&#8217;da başaramadılar.</p>
<p>Diplomasi masalarında başaramadılar.</p>
<p>Ekonomik baskılarla başaramadılar.</p>
<p>Terör örgütleriyle başaramadılar.</p>
<p>Ve sonunda&#8230;</p>
<p>Devletin içine yıllarca sabırla yerleştirilen bir ihanet düzeni üzerinden denediler.</p>
<p>Yöntem değişmişti.</p>
<p>Ama hedef değişmemişti.</p>
<p>Çünkü emperyal projelerin hedefi hiçbir zaman sadece iktidarlar olmadı.</p>
<p>Hedef&#8230;</p>
<p>Türkiye&#8217;nin bağımsızlığıydı.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>O gece ilginç olan yalnızca sokaklara çıkan insanlar değildi.</p>
<p>Asıl dikkat edilmesi gereken şey şuydu:</p>
<p>Hiç kimse birbirine kimlik sormadı.</p>
<p>Kimse mezhebini merak etmedi.</p>
<p>Kimse hangi partiye oy verdiğini öğrenmeye çalışmadı.</p>
<p>Kimse &#8220;Sen benden misin?&#8221; demedi.</p>
<p>Herkes yalnızca aynı bayrağın altında buluştu.</p>
<p>İşte millet olmanın tarifi tam da budur.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>Birileri vardı…</p>
<p>Elinde silah olmayan…</p>
<p>Ama cesareti tanktan büyük olan…</p>
<p>Birileri vardı…</p>
<p>Köprüye yürüyen gençler…</p>
<p>Tankın önüne duran analar…</p>
<p>Sabaha kadar dua eden nineler…</p>
<p>Evinden çıkıp meydanlara koşan babalar…</p>
<p>Birileri vardı…</p>
<p>Ve hepsinin ortak cümlesi şuydu:</p>
<p><strong>&#8220;Bu vatan sahipsiz değildir.&#8221;</strong></p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>O gece sadece bir kalkışma durdurulmadı.</p>
<p>Aynı zamanda şu gerçek bütün dünyaya ilan edildi:</p>
<p>Bu milletin iradesi kiralık değildir.</p>
<p>Bu devletin anahtarı pazarlık konusu değildir.</p>
<p>Bu bayrak indirilecek bir bez parçası değildir.</p>
<p>Bu ezan susturulacak sıradan bir ses değildir.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>Bugün aradan yıllar geçti.</p>
<p>Fakat tehlikenin tamamen bittiğini söylemek, tarihten ders almamaktır.</p>
<p>Çünkü ihanet, çoğu zaman aynı yüzle gelmez.</p>
<p>Bazen üniforma giyer.</p>
<p>Bazen kravat takar.</p>
<p>Bazen akademisyen olur.</p>
<p>Bazen gazeteci.</p>
<p>Bazen bürokrat.</p>
<p>Bazen yardım kuruluşu görünümüne bürünür.</p>
<p>Bazen eğitim adı altında örgütlenir.</p>
<p>Bazen dijital dünyanın görünmez koridorlarında dolaşır.</p>
<p>Yöntem değişir.</p>
<p>Maskeler değişir.</p>
<p>Ama hedef değişmez.</p>
<p>Devletlerin en büyük gücü orduları değildir.</p>
<p>En büyük gücü hafızalarıdır.</p>
<p>Hafızasını kaybeden milletler, aynı acıları yeniden yaşamak zorunda kalır.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>Bugün dünya yeni bir döneme giriyor.</p>
<p>Savaşlar artık sadece cephede yapılmıyor.</p>
<p>Ekonomiyle yapılıyor.</p>
<p>Algıyla yapılıyor.</p>
<p>Siber saldırılarla yapılıyor.</p>
<p>Enerji koridorlarıyla yapılıyor.</p>
<p>Yapay zekayla yapılıyor.</p>
<p>Vekâlet savaşlarıyla yapılıyor.</p>
<p>Masada kurulan oyunlar bazen cephede atılan kurşundan daha etkili olabiliyor.</p>
<p>Böyle bir çağda güçlü olmak yalnızca silahla değil;</p>
<p>Üretimle…</p>
<p>Bilimle…</p>
<p>Teknolojiyle…</p>
<p>Savunma sanayiiyle…</p>
<p>Ekonomik bağımsızlıkla…</p>
<p>Ve en önemlisi milli birlikle mümkündür.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>Türkiye artık sadece bulunduğu coğrafyanın değil, küresel dengelerin de merkez ülkelerinden biridir.</p>
<p>Karadeniz&#8217;den Doğu Akdeniz&#8217;e…</p>
<p>Kafkasya&#8217;dan Balkanlar&#8217;a…</p>
<p>Orta Doğu&#8217;dan Afrika&#8217;ya kadar uzanan geniş hatta kurulacak hiçbir denklem, Türkiye hesaba katılmadan kalıcı olamaz.</p>
<p>Bu bir hamaset değil…</p>
<p>Jeopolitiğin değişmez gerçeğidir.</p>
<p>Fakat güçlü bir ülke olmanın ilk şartı, içeride sağlam durabilmektir.</p>
<p>Çünkü içeride çatlayan bir duvarı, dışarıdaki hiçbir kale ayakta tutamaz.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>Bugün bize düşen görev;</p>
<p>Geçmişe takılıp kalmak değil…</p>
<p>Geçmişten ders çıkararak geleceği inşa etmektir.</p>
<p>Çocuklarımıza sadece yaşananları anlatmak değil…</p>
<p>Neden yaşandığını da öğretmektir.</p>
<p>Çünkü tarihini unutan milletler, başkalarının yazdığı senaryolarda figüran olmaya mahkûm edilir.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>Ve son söz…</p>
<p>Birileri vardı…</p>
<p>Bayrağı omuzlayan…</p>
<p>Birileri vardı…</p>
<p>Tankın önüne yürüyen…</p>
<p>Birileri vardı…</p>
<p>Şehadeti göze alan…</p>
<p>Birileri vardı…</p>
<p>Sabaha kadar dua eden…</p>
<p>Birileri vardı…</p>
<p>Adını tarihe yazdırmak için değil…</p>
<p>Vatanını yaşatmak için meydanlara çıkan…</p>
<p>İşte o birilerinin adı ne bir partiydi…</p>
<p>Ne bir ideolojiydi…</p>
<p>Ne de bir zümreydi…</p>
<p><strong>O birilerinin adı; bu aziz milletin ta kendisiydi.</strong></p>
<p>Çünkü bu topraklarda, söz konusu vatan olduğunda farklılıklar geri çekilir; ortak vicdan öne çıkar. Tarihin en zor gecelerinde ayakta kalan da, geleceğe umut taşıyan da işte bu ortak vicdandır. Türkiye&#8217;yi güçlü kılacak olan yalnızca ekonomik veya askerî kapasitesi değil; gerektiğinde aynı bayrağın altında birleşebilen millet iradesidir. Ve bu irade var oldukça, hiçbir karanlık hesap bu topraklarda kalıcı olamayacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/birileri-vardi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duygu Tüccarlarına Artık &#8220;Dur&#8221; Demenin Vakti Geldi</title>
		<link>https://netinternethaber.com/duygu-tuccarlarina-artik-dur-demenin-vakti-geldi/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/duygu-tuccarlarina-artik-dur-demenin-vakti-geldi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2026 12:43:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85501</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Bu milletin en büyük zenginliği nedir biliyor musunuz? Ne altını&#8230; Ne dövizi&#8230; Ne petrolü&#8230; Bu milletin en büyük serveti vicdanıdır. Bir çocuk ağladığında cebindeki son parayı uzatan&#8230; Bir deprem olduğunda kendi ihtiyacını erteleyip tanımadığı insanların imdadına koşan&#8230; Ramazan&#8217;da paylaşan, kurbanda dağıtan, selde, yangında, depremde ilk yardıma koşan bir millettir bu millet. İşte &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz Dağtekin Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p>Bu milletin en büyük zenginliği nedir biliyor musunuz?</p>
<p>Ne altını&#8230;<br />
Ne dövizi&#8230;<br />
Ne petrolü&#8230;</p>
<p>Bu milletin en büyük serveti vicdanıdır.</p>
<p>Bir çocuk ağladığında cebindeki son parayı uzatan&#8230;<br />
Bir deprem olduğunda kendi ihtiyacını erteleyip tanımadığı insanların imdadına koşan&#8230;<br />
Ramazan&#8217;da paylaşan, kurbanda dağıtan, selde, yangında, depremde ilk yardıma koşan bir millettir bu millet.</p>
<p>İşte tam da bu yüzden&#8230;</p>
<p>En kolay sömürülen şey de bu milletin vicdanıdır.</p>
<p>Kimi Atatürk diyerek toplar&#8230;<br />
Kimi din diyerek toplar&#8230;<br />
Kimi bayrak diyerek toplar&#8230;<br />
Kimi şehit diyerek toplar&#8230;<br />
Kimi <strong>&#8220;vatan elden gidiyor&#8221;</strong> diyerek toplar&#8230;<br />
Kimi de <strong>&#8220;depremzede aç&#8221;</strong> diyerek toplar.</p>
<p>Sonra ne olur?</p>
<p>Paranın hesabını soran olunca&#8230;</p>
<p><strong>&#8220;Sen yardım düşmanı mısın?&#8221;</strong><br />
<strong>&#8220;Sen kötü niyetlisin.&#8221;</strong><br />
<strong>&#8220;Sen bizi hedef gösteriyorsun.&#8221;</strong></p>
<p>Hayır!</p>
<p>Kimse yardıma karşı değil.</p>
<p>Millet, yardımın istismar edilmesine karşı.</p>
<p>Çünkü bu ülke, yardım ederken gözyaşı döken insanların ülkesidir.</p>
<div>
<hr />
</div>
<p>6 Şubat depremlerinde milyonlarca insan ekran başında ağladı.</p>
<p>Kimisi maaşını gönderdi.</p>
<p>Kimisi altınını bozdurdu.</p>
<p>Kimisi çocuklarının kumbarasını açtı.</p>
<p>Kimisi kredi çekip bağış yaptı.</p>
<p>Çünkü inanmışlardı.</p>
<p>Çünkü güvenmişlerdi.</p>
<p>Çünkü <strong>&#8220;Bir can kurtulsun.&#8221;</strong> demişlerdi.</p>
<p>Bugün ise aynı günlere ait görüntüler yeniden gündemde.</p>
<p>Ağlayarak yardım isteyenler&#8230;<br />
Canlı yayınlarda bağış çağrısı yapanlar&#8230;<br />
<strong>&#8220;Kim varsa oraya gönderin.&#8221;</strong> diyenler&#8230;</p>
<p>Hepsi yeniden konuşuluyor.</p>
<p>Konuşulmalıdır da&#8230;</p>
<p>Çünkü yardım kutsaldır.</p>
<p>Ama yardım adı altında toplanan her kuruşun hesabı da kutsaldır.</p>
<div>
<hr />
</div>
<p>Yıllarca bize şu soru soruldu:</p>
<p><strong>&#8220;Devlet nerede?&#8221;</strong></p>
<p>Oysa devlet hiçbir yere gitmemişti.</p>
<p>Devlet bazen sessiz kalır.</p>
<p>Ama unutmaz.</p>
<p>Devlet acele etmez.</p>
<p>Ama zamanı geldiğinde dosyayı açar.</p>
<p>Çünkü devlet, günlük öfkeyle değil hukukla hareket eder.</p>
<p>Eskilerin güzel bir sözü vardır:</p>
<p><strong>Devletin hafızası uzundur.</strong></p>
<p>Bir başka söz daha vardır:</p>
<p><strong>Devletin sabrı, zafiyet değildir.</strong></p>
<p>Kimileri bunu yıllarca yanlış okudu.</p>
<p>Sessizliği korkaklık sandı.</p>
<p>Sabrı acizlik sandı.</p>
<p>Oysa devlet, bazen bekler.</p>
<p>Delilin olgunlaşmasını bekler.</p>
<p>Sürecin tamamlanmasını bekler.</p>
<p>Ve günü geldiğinde düğmeye basar.</p>
<p>İşte o gün geldiğinde de aynı kişiler bu kez başka sorular sormaya başlar.</p>
<div>
<hr />
</div>
<p>Şimdi ise milletin sorması gereken soru şudur:</p>
<p>Depremzedeler için toplanan bağışların tamamı nerelere harcandı?</p>
<p>Hangi kalemlere aktarıldı?</p>
<p>Hangi projelerde kullanıldı?</p>
<p>Hangi bağımsız denetimlerden geçti?</p>
<p>Bağış yapan milyonlarca insanın bu soruları sorması en doğal hakkıdır.</p>
<p>Çünkü o para; milletin alın teridir.</p>
<p>Milletin duasıdır.</p>
<p>Milletin gözyaşıdır.</p>
<p>Ve gözyaşının hesabı olur.</p>
<div>
<hr />
</div>
<p>Hiç kimse;</p>
<p>Ünlü diye&#8230;</p>
<p>Sanatçı diye&#8230;</p>
<p>Akademisyen diye&#8230;</p>
<p>Fenomen diye&#8230;</p>
<p>Dokunulmaz değildir.</p>
<p>Şeffaflık herkese lazımdır.</p>
<p>Hesap verebilirlik herkese lazımdır.</p>
<p>Güven, ancak açıklıkla korunur.</p>
<div>
<hr />
</div>
<p>Bugün yaşanan tartışmalar yalnızca bir soruşturmanın konusu değildir.</p>
<p>Asıl mesele, bundan sonra bu milletin yardım etme duygusunun körelmemesidir.</p>
<p>Çünkü her şaibe&#8230;</p>
<p>Her cevapsız soru&#8230;</p>
<p>Her belirsizlik&#8230;</p>
<p>Bir sonraki afette uzanacak yardım elini biraz daha geri çeker.</p>
<p>En büyük zarar da budur.</p>
<p>Bir kişinin itibarı değil&#8230;</p>
<p>Bir milletin merhameti yara alır.</p>
<div>
<hr />
</div>
<p>Buradan devlete de açık çağrımızdır:</p>
<p>Yardım adı altında toplanan her kuruşun denetimi daha sıkı yapılmalıdır.</p>
<p>Afet dönemlerinde bağış kampanyaları şeffaf, bağımsız ve anlık olarak kamuoyuna raporlanmalıdır.</p>
<p>Millet, sadece yardım etmeyi değil&#8230;</p>
<p>Yardımının doğru yere ulaştığını da görmek ister.</p>
<p>Çünkü güven kaybolursa, bağış da kaybolur.</p>
<p>Merhamet kaybolursa, toplum kaybeder.</p>
<div>
<hr />
</div>
<p>Artık insanlar alkıştan önce belge görmek istiyor.</p>
<p>Sloganlardan önce hesap görmek istiyor.</p>
<p>Duygu sömürüsünden önce şeffaflık görmek istiyor.</p>
<p>Çünkü bu millet saf olabilir&#8230;</p>
<p>Ama sahipsiz değildir.</p>
<p>Ve unutulmamalıdır ki;</p>
<p><strong>Bu devlet kolay kolay konuşmaz. Ama konuştuğunda dosyasıyla konuşur.</strong></p>
<p><strong>Bu millet kolay kolay hesap sormaz. Ama sorduğunda vicdan adına sorar.</strong></p>
<p>Gözyaşı kutsaldır&#8230;</p>
<p>Ama o gözyaşı üzerinden kurulan düzen varsa, onun da mutlaka bir gün hesabı sorulur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/duygu-tuccarlarina-artik-dur-demenin-vakti-geldi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mehterin Sesi, Türkiye’nin Mesajı</title>
		<link>https://netinternethaber.com/mehterin-sesi-turkiyenin-mesaji/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/mehterin-sesi-turkiyenin-mesaji/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 05:41:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85476</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti Bazı sesler vardır… Bir enstrümanın tınısı olmaktan çıkar, milletin hafızasına dönüşür. Geçen hafta Ankara’da düzenlenen NATO zirvesinde 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanı mehter marşlarıyla karşılandı. O an sadece bir karşılama töreni yaşanmadı. Türkiye, dünyaya çok net bir mesaj verdi: “Biz sadece bugünün devleti değiliz; yüzyılların birikimiyle ayakta duran bir &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti</strong></h3>
<hr />
<p>Bazı sesler vardır…</p>
<p>Bir enstrümanın tınısı olmaktan çıkar, milletin hafızasına dönüşür.</p>
<p>Geçen hafta Ankara’da düzenlenen NATO zirvesinde 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanı mehter marşlarıyla karşılandı.</p>
<p>O an sadece bir karşılama töreni yaşanmadı.</p>
<p>Türkiye, dünyaya çok net bir mesaj verdi:</p>
<p>“Biz sadece bugünün devleti değiliz; yüzyılların birikimiyle ayakta duran bir milletiz.”</p>
<p>Batı basınının önemli bölümü bu görüntüleri konuştu.</p>
<p>Çünkü Ankara, diplomasi sahnesine tarihini de taşıdı.</p>
<p>Ve işin ilginç tarafı şu oldu:</p>
<p>Dünyanın birçok yerinde hayranlıkla izlenen bu görüntüler, içeride bazı çevreler tarafından küçümsenmeye çalışıldı.</p>
<p>Oysa mehter, herhangi bir müzik topluluğu değildir.</p>
<p>Mehter; disiplinin, devlet geleneğinin, askerî hafızanın ve kültürel sürekliliğin sembolüdür.</p>
<p>Viyana Mozart’la övünür.</p>
<p>İtalya operasıyla övünür.</p>
<p>İspanya flamenkosuyla övünür.</p>
<p>Türkiye’nin de mehteriyle gurur duyması kadar doğal ne olabilir?</p>
<p>Bir milletin kendi tarihî mirasını sahiplenmesi, başka kültürlere düşmanlık değildir.</p>
<p>Tam tersine, gerçek özgüvenin göstergesidir.</p>
<p>Kendi köklerinden utanarak evrensel olunmaz.</p>
<p>Kendi geçmişini küçümseyerek çağdaşlık kurulmaz.</p>
<p>Asıl mesele tam da burada düğümleniyor.</p>
<p>Türkiye uzun yıllar boyunca “ya geçmiş ya gelecek” ikilemine mahkûm edildi.</p>
<p>Oysa güçlü ülkeler böyle davranmaz.</p>
<p>Güçlü ülkeler geçmişlerini müzeye kaldırıp unutan değil, onu bugünün diliyle yeniden yorumlayan ülkelerdir.</p>
<p>Ankara’daki zirve bunu yaptı.</p>
<p>Bir yanda NATO’nun güvenlik gündemi vardı.</p>
<p>Ukrayna savaşı vardı.</p>
<p>Karadeniz dengesi vardı.</p>
<p>Enerji güvenliği vardı.</p>
<p>Göç meselesi vardı.</p>
<p>Diğer yanda ise mehterin ritmi vardı.</p>
<p>Yani Türkiye hem jeopolitik gücünü hem de medeniyet hafızasını aynı kareye sığdırdı.</p>
<p>Bence zirvenin en önemli kazanımı da buydu.</p>
<p>Çünkü dünya artık sadece ekonomik büyüklüklere bakmıyor.</p>
<p>Kültürel ağırlığa da bakıyor.</p>
<p>Kimliğine sahip çıkabilen toplumlara da bakıyor.</p>
<p>Türkiye’nin son yıllarda en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri işte bu özgüven.</p>
<p>Gençler Mozart’ı da bilmeli, Itrî’yi de.</p>
<p>Senfoniyi de dinlemeli, mehteri de.</p>
<p>Çünkü medeniyet, birini seçip diğerini yok etmek değil; kendi kökleri üzerinde yükselirken dünyaya da açık kalabilmektir.</p>
<p>Ankara’da verilen görüntü tam olarak buydu.</p>
<p>Ne geçmişe saplanıp kalmak…</p>
<p>Ne de geçmişten utanmak…</p>
<p>Sadece şu cümleyi dünyaya hatırlatmak:</p>
<p><strong>“Türkiye, tarihinden güç alan ama geleceğe yürüyen bir ülkedir.”</strong></p>
<p>Mehterin sesi belki birkaç dakika sürdü.</p>
<p>Ama verdiği mesaj çok daha uzun süre konuşulacak gibi görünüyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/mehterin-sesi-turkiyenin-mesaji/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa&#8217;nın Vicdanı Kıbrıs&#8217;ta da Sustu, Gazze&#8217;de de Sustu</title>
		<link>https://netinternethaber.com/avrupanin-vicdani-kibrista-da-sustu-gazzede-de-sustu/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/avrupanin-vicdani-kibrista-da-sustu-gazzede-de-sustu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jul 2026 22:48:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85462</guid>

					<description><![CDATA[ Aziz Dağtekin Yazdı Avrupa&#8217;nın bir alışkanlığı var. Kendi acısını tarih yapar&#8230; Başkasının acısını dipnot bile yapmaz. Kendi mağdurunu kürsülere çıkarır&#8230; Başkalarının mezarlarını ise sessizliğe gömer. Bugün Avrupa Parlamentosu&#8217;nda kabul edilen Kıbrıs kararı tam da bunun yeni bir örneğidir. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı üzerinden Türkiye&#8217;yi suçlayanlar, yarım asır önce yaşanan olayları kendi siyasi bakış açılarıyla yeniden &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong> Aziz Dağtekin Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p>Avrupa&#8217;nın bir alışkanlığı var.</p>
<p>Kendi acısını tarih yapar&#8230;</p>
<p>Başkasının acısını dipnot bile yapmaz.</p>
<p>Kendi mağdurunu kürsülere çıkarır&#8230;</p>
<p>Başkalarının mezarlarını ise sessizliğe gömer.</p>
<p>Bugün Avrupa Parlamentosu&#8217;nda kabul edilen Kıbrıs kararı tam da bunun yeni bir örneğidir.</p>
<p>1974 Kıbrıs Barış Harekatı üzerinden Türkiye&#8217;yi suçlayanlar, yarım asır önce yaşanan olayları kendi siyasi bakış açılarıyla yeniden yorumlamaya çalışıyor.</p>
<p>Peki aynı Avrupa Parlamentosu, 1963&#8217;te başlayan Kanlı Noel&#8217;i neden aynı kararlılıkla konuşmadı?</p>
<p>Neden Ayvasıl&#8217;da toplu mezarlara gömülen Türkleri gündemine taşımadı?</p>
<p>Neden Kumsal&#8217;da banyo küvetinde katledilen Mürüvet İlhan ile üç küçük evladının dramını insan hakları raporlarının ilk sayfasına yazmadı?</p>
<p>Neden 103 Türk köyünün boşaltılmasını, yüzlerce Kıbrıs Türkünün hayatını kaybetmesini Avrupa&#8217;nın ortak hafızasına işlemedi?</p>
<p>Çünkü mesele insan hakları değil&#8230;</p>
<p>Mesele, kimin hakkının konuşulacağına karar verme ayrıcalığını kendilerinde görmeleridir.</p>
<p>Bugün Gazze&#8217;ye bakın&#8230;</p>
<p>On binlerce insan hayatını kaybetti.</p>
<p>Kadınlar&#8230;</p>
<p>Çocuklar&#8230;</p>
<p>Hastaneler&#8230;</p>
<p>Okullar&#8230;</p>
<p>Mülteci kampları&#8230;</p>
<p>Dünyanın gözü önünde bombalandı.</p>
<p>Uluslararası kuruluşların raporlarına konu olan ağır insani yıkım günlerce ekranlara yansıdı.</p>
<p>Peki Avrupa ne yaptı?</p>
<p>Birkaç diplomatik açıklama&#8230;</p>
<p>Birkaç <strong>&#8220;endişeliyiz&#8221;</strong> cümlesi&#8230;</p>
<p>Sonra derin bir sessizlik.</p>
<p>Lübnan&#8217;da yaşanan saldırılar karşısında da benzer bir tablo ortaya çıktı.</p>
<p>Siviller hayatını kaybetti.</p>
<p>Yerleşim alanları hedef oldu.</p>
<p>Ama Avrupa&#8217;nın vicdanı yine uzun bir sessizliğe büründü.</p>
<p>İnsan haklarını evrensel bir değer olarak savunduğunu söyleyenlerin, bu ilkeyi her coğrafyada aynı ölçüyle uygulaması beklenir.</p>
<p>Çünkü insan hakları; milliyete, dine ya da siyasi tercihe göre değişen bir kavram değildir.</p>
<p>Kıbrıs meselesi de tarihsel yönleriyle son derece hassas bir konudur.</p>
<p>Bu nedenle geçmişte yaşanan acıların tamamı, hangi topluma ait olursa olsun, insani bir bakış açısıyla değerlendirilmelidir.</p>
<p>Acıları yarıştırmak da, bazılarını görünmez kılmak da barışa hizmet etmez.</p>
<p>Gerçek adalet, yalnızca belirli mağduriyetleri değil, tüm sivillerin yaşadığı trajedileri aynı vicdan terazisinde tartabilmektir.</p>
<p>Avrupa Parlamentosu&#8217;nun aldığı karar, işte bu nedenle tarafsızlık konusunda ciddi tartışmaları beraberinde getirmektedir.</p>
<p>Eğer gerçekten adalet aranıyorsa&#8230;</p>
<p>Kanlı Noel de konuşulmalıdır.</p>
<p>Ayvasıl da konuşulmalıdır.</p>
<p>Kumsal Katliamı da konuşulmalıdır.</p>
<p>Toplu mezarlar da konuşulmalıdır.</p>
<p>Türklerin yaşadığı acılar da aynı ciddiyetle araştırılmalıdır.</p>
<p>Aksi halde ortaya çıkan tablo, hukukun değil siyasetin konuştuğu bir tablo olur.</p>
<p>Avrupa, insan haklarını siyasi rekabetin aracı hâline getirdiği sürece inandırıcılığını güçlendiremez.</p>
<p>Çünkü vicdan seçici olamaz.</p>
<p>Adalet taraf seçemez.</p>
<p>İnsanlık ise ancak herkes için savunulduğunda gerçek anlamını bulur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/avrupanin-vicdani-kibrista-da-sustu-gazzede-de-sustu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Satılma, Eğilme, Kin Besleme&#8230;</title>
		<link>https://netinternethaber.com/satilma-egilme-kin-besleme/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/satilma-egilme-kin-besleme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jul 2026 21:46:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Din-i İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85445</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin ile Cuma Sohbeti İnsan, ömrü boyunca iki yol arasında yürür. Birisi kalabalığın yolu&#8230; Diğeri hakikatin yolu. Kalabalığın yolu alkışlıdır. Hakikatin yolu ise çoğu zaman yalnızdır. Fakat Allah katında kıymetli olan, alkış değil; istikamettir. Bugün dünyanın en büyük problemi ekonomik kriz değildir. Siyasi kutuplaşma değildir. Teknolojinin baş döndürücü hızı da değildir. Asıl problem, insanın &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz Dağtekin ile Cuma Sohbeti</strong></h3>
<hr />
<p>İnsan, ömrü boyunca iki yol arasında yürür.</p>
<p>Birisi kalabalığın yolu&#8230;</p>
<p>Diğeri hakikatin yolu.</p>
<p>Kalabalığın yolu alkışlıdır.</p>
<p>Hakikatin yolu ise çoğu zaman yalnızdır.</p>
<p>Fakat Allah katında kıymetli olan, alkış değil; istikamettir.</p>
<p>Bugün dünyanın en büyük problemi ekonomik kriz değildir.</p>
<p>Siyasi kutuplaşma değildir.</p>
<p>Teknolojinin baş döndürücü hızı da değildir.</p>
<p>Asıl problem, insanın kendi özünü kaybetmesidir.</p>
<p>İnsan satılınca&#8230;</p>
<p>Vicdan susuyor.</p>
<p>İnsan eğilince&#8230;</p>
<p>Haysiyet eksiliyor.</p>
<p>İnsan kin besleyince&#8230;</p>
<p>Merhamet ölüyor.</p>
<p>Oysa müminin pusulası makam değildir.</p>
<p>Servet değildir.</p>
<p>Şöhret değildir.</p>
<p>Allah&#8217;ın rızasıdır.</p>
<p>Onun için&#8230;</p>
<p>İtilirsin&#8230;</p>
<p>Atılırsın&#8230;</p>
<p>Dışlanırsın&#8230;</p>
<p>Ama satılmazsın.</p>
<p>Doğru bildiğin yolda yürürsün.</p>
<p>Gerekirse devrilirsin.</p>
<p>Ama eğilmezsin.</p>
<p>Çünkü biliyorsun ki eğilen sadece beden değildir.</p>
<p>Bazen karakter de eğilir.</p>
<p>Bazen şahsiyet de.</p>
<p>Bazen iman da yara alır.</p>
<p>Hayat bize çok şey kazandırabilir.</p>
<p>Ev&#8230;</p>
<p>Araba&#8230;</p>
<p>Makam&#8230;</p>
<p>Servet&#8230;</p>
<p>Hepsi güzel.</p>
<p>Ama bir insanın aldığı beddua, sahip olduğu bütün servetten daha ağırdır.</p>
<p>Onun için mal kazanırken gönül kaybetmemek gerekir.</p>
<p>Ticaret yaparken ahireti iflas ettirmemek gerekir.</p>
<p>Okumak güzeldir.</p>
<p>Bilgi güçtür.</p>
<p>Ama dili lanete alıştıran bir ilim, sahibini yüceltmez.</p>
<p>Kalbi karartan bilgi, hikmet değildir.</p>
<p>Kapını aç.</p>
<p>Sofranı aç.</p>
<p>Gönlünü aç.</p>
<p>Muhtaca el uzat.</p>
<p>Mazlumun duasını al.</p>
<p>Ama öfken geldiğinde ağzını açmadan önce vicdanına danış.</p>
<p>Çünkü bir söz, yıllarca kapanmayacak yaralar açabilir.</p>
<p>Bugün insanlık bilgi çağında yaşıyor.</p>
<p>Fakat hikmet çağında yaşamıyor.</p>
<p>Bilgimiz arttı.</p>
<p>Merhametimiz azaldı.</p>
<p>Evlerimiz büyüdü.</p>
<p>Gönüllerimiz küçüldü.</p>
<p>Takipçiler çoğaldı.</p>
<p>Dostlar azaldı.</p>
<p>İşte bunun için&#8230;</p>
<p>Kin değil umut beslemeliyiz.</p>
<p>Nefret değil dua büyütmeliyiz.</p>
<p>Çocuklarımızı sadece başarılı değil, ahlaklı yetiştirmeliyiz.</p>
<p>Onlara diploma kadar vicdan da bırakmalıyız.</p>
<p>Unutmayalım&#8230;</p>
<p>Rakibini geçebilirsin.</p>
<p>Sınıfını geçebilirsin.</p>
<p>Hayatta herkesi geçebilirsin.</p>
<p>Fakat bir gün kabre girdiğinde kimseyi geçmiş olmayacaksın.</p>
<p>Orada sadece ameller konuşacak.</p>
<p>Bugün servetini sayıyorsan&#8230;</p>
<p>Bir gün sevaplarını da sayabilecek misin?</p>
<p>Bugün büyüklerini sayıyorsan&#8230;</p>
<p>Yarın Rabbinin huzurunda yüzün ak olacak mı?</p>
<p>Asıl soru budur.</p>
<p>Dünya bize kalıcı bir adres vermedi.</p>
<p>Sadece geçici bir misafirlik verdi.</p>
<p>Öyleyse bu misafirhanede birbirimizi kırarak değil, gönüller yaparak yaşayalım.</p>
<p>Çünkü geriye kalan;</p>
<p>Ne makamdır&#8230;</p>
<p>Ne servettir&#8230;</p>
<p>Ne alkıştır&#8230;</p>
<p>Geriye kalan yalnızca güzel bir isim, hayırlı bir amel ve Allah&#8217;ın razı olduğu bir ömürdür.</p>
<p>Bu mübarek Cuma günü vesilesiyle Rabbimizden niyazımız odur ki;</p>
<p>Bize doğrulmayı nasip etsin ama kibri değil&#8230;</p>
<p>Dik durmayı nasip etsin ama zulmü değil&#8230;</p>
<p>Kazandırmayı nasip etsin ama haramı değil&#8230;</p>
<p>Konuşmayı nasip etsin ama gıybeti değil&#8230;</p>
<p>Sevmeyi nasip etsin ama nefreti değil&#8230;</p>
<p>Ve en önemlisi&#8230;</p>
<p>Kalabalıklar içinde kaybolmadan, Hakk&#8217;ın yolunda dosdoğru yürümeyi nasip etsin.</p>
<p><strong>Hayırlı Cumalar&#8230;</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/satilma-egilme-kin-besleme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hiç Kimse Davanın Üzerinde Değildir</title>
		<link>https://netinternethaber.com/hic-kimse-davanin-uzerinde-degildir/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/hic-kimse-davanin-uzerinde-degildir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 16:26:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85416</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Siyasetin en büyük yanılgısı, bir gün aynaya bakıp kendini davadan büyük görmeye başlamaktır. İşte çöküş de tam orada başlar. Çünkü dava; şahıslarla değil, inançla yürür. Makamlar gelir geçer&#8230; Unvanlar değişir&#8230; Kartvizitler çöpe gider&#8230; Ama milletin gönlünde yer etmiş davalar, kendisini o davanın sahibi zannedenleri değil, o davaya sadakat gösterenleri yaşatır. Milliyetçi Hareket &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Aziz Dağtekin Yazdı</h1>
<hr />
<p>Siyasetin en büyük yanılgısı, bir gün aynaya bakıp kendini davadan büyük görmeye başlamaktır.</p>
<p>İşte çöküş de tam orada başlar.</p>
<p>Çünkü dava; şahıslarla değil, inançla yürür.</p>
<p>Makamlar gelir geçer&#8230;</p>
<p>Unvanlar değişir&#8230;</p>
<p>Kartvizitler çöpe gider&#8230;</p>
<p>Ama milletin gönlünde yer etmiş davalar, kendisini o davanın sahibi zannedenleri değil, o davaya sadakat gösterenleri yaşatır.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi, birilerinin siyasi kariyer planı yaptığı bir yapı değildir.</p>
<p>Burası; makam devşirme merkezi hiç değildir.</p>
<p>Burası; kişisel hesapların, hiziplerin, küçük iktidar savaşlarının sahnesi de değildir.</p>
<p>Bu hareket, yarım asrı aşan bir fikrin, bir mücadelenin ve büyük bir fedakarlığın adıdır.</p>
<p>Ne yazık ki her dönemde davayı omuzlamak yerine, davanın omzuna basarak yükselmeye çalışanlar çıkmıştır.</p>
<p>Kimi bulunduğu makamı dava için kullanmıştır&#8230;</p>
<p>Kimi ise davayı kendi makamı için kullanmaya kalkmıştır.</p>
<p>İşte ikisi arasındaki fark, karakter farkıdır.</p>
<p>Bugün teşkilatlarda birlik mesajları verip, kapılar kapandığında ayrı hesaplar yapanlar&#8230;</p>
<p>Kürsülerde kardeşlikten söz edip, koridorlarda gruplaşma oluşturanlar&#8230;</p>
<p><strong>&#8220;Birlik&#8221;</strong> diyerek konuşup, <strong>&#8220;ekipleşme&#8221;</strong> üzerinden teşkilatlara yön vermeye çalışanlar&#8230;</p>
<p>Bilmelidir ki;</p>
<p>Samimiyetin olmadığı yerde sadakat olmaz.</p>
<p>Sadakatin olmadığı yerde de dava şuuru yaşayamaz.</p>
<p><strong>Milliyetçi Hareket Partisi</strong>&#8216;nde hiçbir makam, davanın önüne geçemez.</p>
<p>Hiç kimse bulunduğu görevi, kendisini teşkilatın gerçek sahibi zannedeceği bir koltuğa dönüştüremez.</p>
<p>Çünkü koltuklar emanet&#8230;</p>
<p>Dava ise bakidir.</p>
<p>Unutulmamalıdır ki;</p>
<p>Teşkilatların içerisinde fitne üretmek, insanları kamplara ayırmak, &#8220;<strong>bizim ekip</strong>&#8220;, &#8220;<strong>onların ekibi</strong>&#8221; anlayışını yerleştirmek; <strong>ülkücü ahlakla</strong> bağdaşmaz.</p>
<p><strong>Ülkücülük</strong>; ayrıştırmak değil, birleştirmektir.</p>
<p>Şahsiyet üretmektir.</p>
<p>Adam kayırmak değil, dava adamı yetiştirmektir.</p>
<p>Kim hangi makamda olursa olsun&#8230;</p>
<p>Kim kendisini ne kadar güçlü sanırsa sansın&#8230;</p>
<p>Bu hareketin sahibi hiçbir kişi değildir.</p>
<p>Bu hareketin gerçek sahibi, Türk milletidir.</p>
<p>Lideri ise Sayın <strong>Devlet Bahçeli</strong>&#8216;dir.</p>
<p>Bunun dışında hiç kimsenin kendisini teşkilatlarımızın iradesinin üzerinde görmeye hakkı da yoktur, haddi de değildir.</p>
<p>MHP, şahısların gölgesinde büyümedi.</p>
<p><strong>Lider-teşkilat-doktrin</strong> çizgisinde büyüdü.</p>
<p>Onun için bugün de yarın da esas olan isimler değil, ilkeler olacaktır.</p>
<p>Makamlar geçicidir&#8230;</p>
<p>İmtiyazlar geçicidir&#8230;</p>
<p>Yakınlıklar geçicidir&#8230;</p>
<p>Kalıcı olan tek şey; davaya sadakattir.</p>
<p>Gerçek ülkücü, bulunduğu makamın büyüklüğüyle değil; davaya gösterdiği vefayla ölçülür.</p>
<p>Çünkü bu kutlu hareket, kariyer basamağı değildir.</p>
<p>Bu hareket; milletin bekasını, devletin istikbalini ve Türk milliyetçiliğinin onurlu yürüyüşünü omuzlayan büyük bir iradenin adıdır.</p>
<p>Ve o iradenin üzerinde hiç kimse yoktur.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/hic-kimse-davanin-uzerinde-degildir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ya Bütün Sevaplarınız Silinirse?</title>
		<link>https://netinternethaber.com/ya-butun-sevaplariniz-silinirse/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/ya-butun-sevaplariniz-silinirse/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Jul 2026 05:55:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Din-i İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85376</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin ile Cuma Sohbeti Her hafta gelen Cuma, takvimde işaretlenmiş sıradan bir gün değildir. Cuma; vicdanın kendisiyle hesaplaştığı, kalbin dünya gürültüsünden sıyrılıp Rabbine yöneldiği müstesna bir rahmet kapısıdır. Bu kapının eşiğinde dururken insanın kendisine sorması gereken en önemli soru şudur: Ben gerçekten doğru bir insan mıyım? Çünkü doğru insan olmak; sadece namaz kılmakla, oruç &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz Dağtekin ile Cuma Sohbeti</strong></h3>
<hr />
<p>Her hafta gelen Cuma, takvimde işaretlenmiş sıradan bir gün değildir. Cuma; vicdanın kendisiyle hesaplaştığı, kalbin dünya gürültüsünden sıyrılıp Rabbine yöneldiği müstesna bir rahmet kapısıdır. Bu kapının eşiğinde dururken insanın kendisine sorması gereken en önemli soru şudur:</p>
<p><strong>Ben gerçekten doğru bir insan mıyım?</strong></p>
<p>Çünkü doğru insan olmak; sadece namaz kılmakla, oruç tutmakla, tesbih çekmekle ölçülmez. Asıl ölçü, Allah&#8217;ın emrine bağlı kalırken O&#8217;nun kullarının hakkına da titizlikle riayet edebilmektir.</p>
<p>Bugün ne yazık ki büyük bir yanılgının içindeyiz.</p>
<p>İnsanlar ibadetlerini konuşuyor ama ticaretini konuşmuyor.</p>
<p>Secdesini gösteriyor ama kul hakkını gizliyor.</p>
<p>Camiyi dolduruyor ama vicdanını boş bırakıyor.</p>
<p>Oysa Allah&#8217;ın huzuruna götüreceğimiz en ağır yük, çoğu zaman işlediğimiz gizli günahlar değil; incittiğimiz insanların ahıdır.</p>
<p>Resûlullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), gerçek müflisi tarif ederken ibadetleri çok olduğu halde insanların hakkını yiyen kimsenin kıyamet günü bütün sevaplarını dağıtacağını, sonunda da başkalarının günahlarını yüklenerek cehenneme sürükleneceğini haber vermiştir.</p>
<p>Ne kadar sarsıcı&#8230;</p>
<p>Düşünün&#8230;</p>
<p>Bir ömür namaz kılmışsınız&#8230;</p>
<p>Oruç tutmuşsunuz&#8230;</p>
<p>Zekat vermişsiniz&#8230;</p>
<p>Kur&#8217;an okumuşsunuz&#8230;</p>
<p>Fakat bir yetimin malına el uzatmış,</p>
<p>Bir komşunun gönlünü kırmış,</p>
<p>Bir çalışanın alın terini geciktirmiş,</p>
<p>Bir mazluma iftira etmiş,</p>
<p>Bir kardeşinizin arkasından konuşmuşsanız&#8230;</p>
<p>Mahşer günü bütün ibadetleriniz, hak sahiplerinin önüne sermaye olarak konulacak.</p>
<p>İşte gerçek iflas budur.</p>
<p>Bugün toplumun en büyük yarası haramın sıradanlaşmasıdır.</p>
<p>Eskiden insanlar haramdan korkardı.</p>
<p>Şimdi haram kazanca <strong>&#8220;uyanıklık&#8221;,</strong></p>
<p>Faize <strong>&#8220;ticaret&#8221;,</strong></p>
<p>Rüşvete <strong>&#8220;hediye&#8221;,</strong></p>
<p>Yalana <strong>&#8220;strateji&#8221;,</strong></p>
<p>İftiraya <strong>&#8220;algı&#8221;,</strong></p>
<p>Kul hakkına ise <strong>&#8220;işin gereği&#8221;</strong> deniliyor.</p>
<p>Vicdan sustukça haram normalleşiyor.</p>
<p>Normalleşen her haram ise toplumun manevî omurgasını kırıyor.</p>
<p>Şunu hiçbir zaman unutmayalım:</p>
<p><strong>Haram, sadece cebimize girmez.</strong></p>
<p>Haram önce kalbe girer.</p>
<p>Sonra eve girer.</p>
<p>Sonra çocukların terbiyesine girer.</p>
<p>Sonra bereketi çıkarır.</p>
<p>Sonra huzuru alır.</p>
<p>Ardından duaların semaya yükselmesini engeller.</p>
<p>Nitekim Peygamber Efendimiz buyuruyor:</p>
<p><strong>&#8220;Midesine haram lokma giren kimsenin kırk gün duası kabul olmaz.&#8221;</strong></p>
<p>Bu sadece mideye giren lokmayı anlatmıyor.</p>
<p>Bu, hayatın tamamını anlatıyor.</p>
<p>Çünkü haram kazançla büyüyen nesiller, helalin kıymetini bilemez.</p>
<p>Haramla kurulan sofralarda bereket olmaz.</p>
<p>Haramla yapılan ticarette huzur olmaz.</p>
<p>Haramla büyüyen servet, sahibine güven vermez.</p>
<p>Çünkü Allah&#8217;ın razı olmadığı kazanç, insanı zengin etmez; sadece hesabını ağırlaştırır.</p>
<p>Bugün Cuma&#8230;</p>
<p>Belki de tövbe etmek için önümüzde duran en büyük fırsat.</p>
<p>Bugün telefon rehberimizi açıp kırdığımız bir gönlü aramanın günüdür.</p>
<p>Bugün borcumuzu ödemenin günüdür.</p>
<p>Bugün helallik istemenin günüdür.</p>
<p>Bugün anne-babanın gönlünü almanın günüdür.</p>
<p>Bugün eşimize, evladımıza, komşumuza, çalışma arkadaşımıza daha adil davranmanın günüdür.</p>
<p>Çünkü Allah, affedicidir.</p>
<p>Fakat kul hakkı, hak sahibi affetmedikçe kapanmayan bir dosyadır.</p>
<p>İşte bu yüzden gerçek mümin, yalnızca Allah&#8217;tan korkan değil; Allah&#8217;ın kullarını incitmekten de korkan insandır.</p>
<p>Unutmayalım&#8230;</p>
<p>Doğruluk, sadece doğru söz söylemek değildir.</p>
<p>Doğruluk;</p>
<p>Kimsenin hakkını yememektir.</p>
<p>Emanete ihanet etmemektir.</p>
<p>Yetimin malına dokunmamaktır.</p>
<p>Ölçü ve tartıda dürüst olmaktır.</p>
<p>Kimsenin namusuna dil uzatmamaktır.</p>
<p>İftiradan kaçmaktır.</p>
<p>Gıybetten uzak durmaktır.</p>
<p>Helal lokma için alın teri dökmektir.</p>
<p>İşte Cuma&#8217;nın bize hatırlattığı en büyük hakikat budur:</p>
<p><strong>Allah, çok ibadet eden kullar değil; temiz kalpli, helal lokmalı, kul hakkından titizlikle sakınan kullar ister.</strong></p>
<p>Gelin bu mübarek Cuma&#8217;yı sadece camide değil, vicdanımızda da yaşayalım.</p>
<p>Kıldığımız namaz kadar kazandığımız lokmayı,</p>
<p>Okuduğumuz Kur&#8217;an kadar incittiğimiz gönülleri,</p>
<p>Yaptığımız dualar kadar ödeyemediğimiz hakları da düşünelim.</p>
<p>Çünkü ahirette bize sorulacak en ağır soru belki de şu olacaktır:</p>
<p><strong>&#8220;Bana kulluk ettin; peki kullarıma nasıl davrandın?&#8221;</strong></p>
<p>Rabbim bizleri helal lokmadan ayrılmayan, kul hakkından titizlikle sakınan, doğruluğu hayatının merkezine koyan, vicdanı diri müminlerden eylesin.</p>
<p>Hayırlı ve bereketli Cumalar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/ya-butun-sevaplariniz-silinirse/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maskeler Düşerken&#8230;</title>
		<link>https://netinternethaber.com/maskeler-duserken/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/maskeler-duserken/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:24:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85339</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Siyasetin de bir adabı vardır. İktidarı eleştirirsiniz&#8230; Muhalefeti eleştirirsiniz&#8230; En sert cümleleri kurarsınız&#8230; Kimse dönüp de buna itiraz etmez. Ama siyasetin bittiği, iftiranın başladığı bir çizgi vardır. İşte o çizgi aşıldığında mesele artık fikir ayrılığı değildir; karakter meselesidir. Son günlerde İYİ Parti kesimin diline pelesenk ettiği bir ifade var. &#8220;Terörist&#8230;&#8221; Kime? Devlet &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz Dağtekin Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p>Siyasetin de bir adabı vardır.</p>
<p>İktidarı eleştirirsiniz&#8230;<br />
Muhalefeti eleştirirsiniz&#8230;<br />
En sert cümleleri kurarsınız&#8230;</p>
<p>Kimse dönüp de buna itiraz etmez.</p>
<p>Ama siyasetin bittiği, iftiranın başladığı bir çizgi vardır.</p>
<p>İşte o çizgi aşıldığında mesele artık fikir ayrılığı değildir; karakter meselesidir.</p>
<p>Son günlerde İYİ Parti kesimin diline pelesenk ettiği bir ifade var.</p>
<p>&#8220;Terörist&#8230;&#8221;</p>
<p>Kime?</p>
<p>Devlet Bahçeli&#8217;ye&#8230;</p>
<p>İnsanın gerçekten dönüp sorması geliyor.</p>
<p>Bu ülkenin kırk yıldır terörle mücadele eden devlet aklını savunmuş bir siyasetçisine bu yaftayı yapıştırmak, kime ne kazandırıyor?</p>
<p>Muhalefete mi?</p>
<p>Demokrasiye mi?</p>
<p>Yoksa sadece sosyal medyanın en kirli köşelerine birkaç beğeni daha mı?</p>
<p>&#8212;</p>
<p>Bir başka soru&#8230;</p>
<p>Madem bu kadar milliyetçilik iddiasındasınız&#8230;</p>
<p>Terörün zayıflamasından neden rahatsız oluyorsunuz?</p>
<p>Sınırlarımızın daha güvenli hale gelmesi sizi neden huzursuz ediyor?</p>
<p>Türkiye&#8217;nin elinin bölgede güçlenmesi neden bazı çevrelerde sevinç değil de öfke üretiyor?</p>
<p>Milliyetçilik; slogan atmak değildir.</p>
<p>Milliyetçilik, devlet söz konusu olduğunda siyasi hesabı ikinci plana koyabilmektir.</p>
<p>Beğenirsiniz veya beğenmezsiniz&#8230;</p>
<p>Ama devlet meselesini parti meselesine çevirdiğiniz gün, milliyetçiliğin içini boşaltırsınız.</p>
<p>&#8212;</p>
<p>Gelelim İYİ Parti Lideri Musavat Dervişoğlu&#8217;na&#8230;</p>
<p>Bir siyasi partinin genel başkanı olmak yalnızca kürsüden konuşmak değildir.</p>
<p>Liderlik bazen susulması gereken yerde konuşmak&#8230;</p>
<p>Bazen de konuşulması gereken yerde susmamaktır.</p>
<p>Kendi siyasi çevrenizde kullanılan dil toplumu zehirliyorsa&#8230;</p>
<p>İnsanları düşmanlaştırıyorsa&#8230;</p>
<p>Daha düne kadar elini öptüğünüz kişiyi, bugün siyasi rakibiniz olarak görüp &#8220;terörist&#8221; gibi son derece ağır ithamlarla hedef alıyorsanız&#8230;</p>
<p>Orada liderin görevi alkışlamak değil&#8230;</p>
<p>Dur demektir.</p>
<p>Çünkü sessizlik, çoğu zaman en yüksek sesli onaydır.</p>
<p>Siyasetin dili sert olabilir.</p>
<p>Ama seviyesiz olmak zorunda değildir.</p>
<p>&#8212;</p>
<p>Türkiye&#8217;nin bugün ihtiyacı olan şey; birbirine terörist yaftası yapıştıran siyaset değildir.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin ihtiyacı; terörün tamamen gündemden çıktığı, ekonominin konuşulduğu, eğitimin konuşulduğu, üretimin konuşulduğu bir iklimdir.</p>
<p>Her sabah yeni bir hakaret&#8230;</p>
<p>Her akşam yeni bir linç kampanyası&#8230;</p>
<p>Bundan ne millet kazanıyor&#8230;</p>
<p>Ne demokrasi&#8230;</p>
<p>Ne de siyaset kurumu.</p>
<p>Kazanan sadece kutuplaşma oluyor.</p>
<p>&#8212;</p>
<p>Devlet Bahçeli&#8217;yi eleştirebilirsiniz.</p>
<p>Sert şekilde eleştirebilirsiniz.</p>
<p>Politikalarını beğenmeyebilirsiniz.</p>
<p>Bunların tamamı demokrasinin doğal parçasıdır.</p>
<p>Fakat eleştiriyle yaftalama arasındaki çizgiyi silerseniz&#8230;</p>
<p>Yarın aynı yöntem size döner.</p>
<p>Çünkü nefret dili, sahibini de eninde sonunda hedef alır.</p>
<p>Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey daha yüksek ses değil&#8230;</p>
<p>Daha yüksek seviyedir.</p>
<p>Millet günü geldiğinde kimin devlet için siyaset yaptığını da&#8230;</p>
<p>Kimin siyaseti devlet meselesinin önüne koyduğunu da sandıkta ve vicdanında değerlendirecektir.</p>
<p>Siyaset gelip geçer.</p>
<p>Makamlar değişir.</p>
<p>Partiler değişir.</p>
<p>Ama kullanılan dil tarihe kalır.</p>
<p>İşte bu yüzden&#8230;</p>
<p>Kelimeleri seçerken sadece bugünü değil, yarını da düşünmek gerekir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/maskeler-duserken/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadim Bir Kökten Koparılmanın Anatomisi ve Vesayetin Gölgesinde Bir Asır!</title>
		<link>https://netinternethaber.com/kadim-bir-kokten-koparilmanin-anatomisi-ve-vesayetin-golgesinde-bir-asir/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/kadim-bir-kokten-koparilmanin-anatomisi-ve-vesayetin-golgesinde-bir-asir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2026 19:19:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85311</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti Tarih, sadece bir takvim yaprağı değil, bir milletin vicdanının hafızasıdır. Ancak bu hafıza, son yüz yılda sistemli bir şekilde silinmeye, yeniden yazılmaya ve kendi öz değerlerinden koparılmaya çalışıldı. Bugün dönüp baktığımızda, Osmanlı’nın o muazzam 700 yıllık çınarından koparılan bir gövdenin, köklerine nasıl düşman edildiğini ibretle izliyoruz. &#8220;Hürriyet&#8221; naraları altında, aslında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti</strong></p>
<hr />
<p>Tarih, sadece bir takvim yaprağı değil, bir milletin vicdanının hafızasıdır. Ancak bu hafıza, son yüz yılda sistemli bir şekilde silinmeye, yeniden yazılmaya ve kendi öz değerlerinden koparılmaya çalışıldı. Bugün dönüp baktığımızda, Osmanlı’nın o muazzam 700 yıllık çınarından koparılan bir gövdenin, köklerine nasıl düşman edildiğini ibretle izliyoruz.<br />
<em><strong>&#8220;Hürriyet&#8221;</strong> </em>naraları altında, aslında Batı’nın sömürgeci aklına duyulan bir hayranlığın esiri olduk. İttihat ve Terakki’den bu yana süregelen o <strong><em>&#8220;yıkım projesi&#8221;</em></strong>, kendi medeniyet kodlarımızı <strong><em>&#8220;vahşi&#8221;</em></strong> ilan edip, İngiliz, Fransız, Alman ve İtalyan emperyalizminin <em><strong>&#8220;medeniyet&#8221;</strong></em> diye pazarladığı o zehirli paketlere mahkûm etti bizi.<br />
<strong>Bir Zihniyetin İşgali</strong><br />
Büyük devlet adamı <strong>Sultan Abdülhamid Han</strong> döneminde temelleri atılan o kuşatma, maalesef Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte çok daha sistematik bir hale dönüştürüldü. Selanik’te yuvalanan odakların, <strong><em>&#8220;vatandaş takası&#8221;</em> </strong>kisvesi altında bu toprakların dokusuna nasıl sızdığını, devletin kılcal damarlarına kadar nasıl yayıldığını görmek için sadece son yüzyılın fotoğrafına bakmak yeterlidir.<br />
Bugün, o dönemden bu yana devletin her kademesinde, her bürokratik hücrede <strong><em>&#8220;söz ve yetki sahibi&#8221;</em> </strong>olan o klikler, maalesef kurucu iradenin temel ilkelerini de istismar ederek, <strong>Atatürk</strong>&#8216;ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi’ni bir kale gibi işgal etmiştir.<br />
<strong> Beka Sorunu: Dışarıda Değil, İçeride</strong><br />
Bize yıllarca <em><strong>&#8220;sınır dışından kim saldıracak?&#8221;</strong> </em>diyerek bir korku imparatorluğu pazarladılar. Sanayileşmemizin önüne barikatlar kurdular, yerli ve milli olan her girişimi <strong><em>&#8220;gericilik&#8221;</em></strong> yaftasıyla boğdular. Batı’nın kapısında bekleyen, kendi yöneticisini yabancı elçiliklere şikayet etmeyi &#8220;diplomasi&#8221; sanan bir zihniyetle, bu ülkenin kalkınmasına her daim pranga vurdular.<br />
Her on yılda bir, bu ülkede huzursuzluk tohumları ekerek Ordu’yu siyasete müdahaleye zorlayan, milli iradeyi vesayetin gölgesinde tutan aynı <strong><em>&#8220;kadrolardır&#8221;</em></strong>. Ecdadımıza söven, dilimizi, tarihimizi ve inancımızı yozlaştıran, bizi kendi geçmişimizden <em><strong>&#8220;dilsiz ve talihsiz&#8221;</strong> </em>kılan bu zihniyet, hala aynı mival üzere faaliyetlerine devam etmektedir.<br />
<strong>Uyanış Vakti</strong><br />
Artık yeter! Bu ülkenin gerçek sahipleri, o köksüz ve dışarıya göbekten bağlı vesayetçilerin entrikalarını çoktan çözmüştür. Ecdadımızın rotasından sapan, Batı’nın şakşakçılığını yapmayı <strong><em>&#8220;aydınlık&#8221;</em> </strong>sanan bu yapının, Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası üzerindeki karanlık gölgesi artık dağılmalıdır.<br />
Bizim derdimiz, bu toprakların evlatlarının kendi öz değerlerine, kendi iradesine ve kendi tarihine sahip çıkmasıdır. 700 yıllık bir imparatorluğun mirasçısı olan bu millet, dilsiz, hafızasız ve köksüz bırakılamaz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/kadim-bir-kokten-koparilmanin-anatomisi-ve-vesayetin-golgesinde-bir-asir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MHP&#8217;yi Hedef Alanlar Devletin Sigortasını Patlatmak İstiyor!</title>
		<link>https://netinternethaber.com/mhpyi-hedef-alanlar-devletin-sigortasini-patlatmak-istiyor/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/mhpyi-hedef-alanlar-devletin-sigortasini-patlatmak-istiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2026 21:54:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85283</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Şöyle bir etrafınıza bakın… Türkiye&#8217;nin etrafındaki ateş çemberi her geçen gün daha da daralıyor. Sınırlarımızın ötesinde savaşlar, içeride ekonomik ve siyasi baskılar, küresel güçlerin bitmek bilmeyen hesapları… Tam da böylesi bir dönemde dikkat edin; aynı odaklar ısrarla Milliyetçi Hareket Partisi&#8217;ni hedef alıyor. Peki neden? Çünkü MHP, yalnızca seçimden seçime oy isteyen sıradan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz Dağtekin Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p>Şöyle bir etrafınıza bakın…</p>
<p>Türkiye&#8217;nin etrafındaki ateş çemberi her geçen gün daha da daralıyor. Sınırlarımızın ötesinde savaşlar, içeride ekonomik ve siyasi baskılar, küresel güçlerin bitmek bilmeyen hesapları…</p>
<p>Tam da böylesi bir dönemde dikkat edin; aynı odaklar ısrarla <strong>Milliyetçi Hareket Partisi&#8217;ni hedef alıyor.</strong></p>
<p>Peki neden?</p>
<p>Çünkü MHP, yalnızca seçimden seçime oy isteyen sıradan bir siyasi parti değildir.</p>
<p><strong>MHP, Türk devlet aklının en sağlam sigortasıdır.</strong></p>
<p>Devlet refleksinin diri kalmasını sağlayan, milli bekamız söz konusu olduğunda tereddüt etmeden safını belli eden, Türkiye&#8217;nin kırmızı çizgilerini siyasi pazarlık konusu yapmayan köklü bir iradenin adıdır.</p>
<p>İşte bu yüzden saldırıyorlar.</p>
<p>Önce itibarsızlaştırıyorlar…</p>
<p>Yetmiyor; bölmeye çalışıyorlar…</p>
<p>Olmazsa içeriden çatlak oluşturmaya uğraşıyorlar…</p>
<p>Çünkü biliyorlar ki;</p>
<p><strong>MHP dimdik ayakta olduğu sürece Türkiye&#8217;nin milli refleksi de dimdik ayakta kalacaktır.</strong></p>
<p><strong>Asıl Hedef Parti Değil, Devletin Direncidir</strong></p>
<p>Bugüne kadar senaryo hiç değişmedi.</p>
<p>Dahili ve harici bedbahtlar önce Milliyetçi Hareket&#8217;i küçültmek istedi…</p>
<p>Sonra etkisizleştirmeye çalıştı…</p>
<p>Ardından siyasi denklemin dışına itmenin hesaplarını yaptı.</p>
<p>Çünkü hesapları sadece bir partiyle değildir.</p>
<p>Asıl hedef, Türkiye Cumhuriyeti Devleti&#8217;nin milli direncidir.</p>
<p>Onlar çok iyi biliyorlar;</p>
<p><strong>MHP güçlü olduğu sürece devletin sigortası sağlamdır.</strong></p>
<p>O sigorta attığında ise sadece bir parti değil, millet olarak hepimiz karanlığa sürükleniriz.</p>
<p><strong>MHP Makam Değil, Davadır</strong></p>
<p>Burada herkesin idrak etmesi gereken çok önemli bir gerçek vardır.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi;</p>
<p>Şahsi kariyerlerin basamağı değildir.</p>
<p>Makam pazarlıklarının adresi değildir.</p>
<p>Koltuk hesaplarının merkezi değildir.</p>
<p>Geçici heveslerin uğrak yeri hiç değildir.</p>
<p><strong>MHP, cihan-şümul Türk milliyetçiliği davasının asırlık sancağını taşıyan kutlu bir iradedir.</strong></p>
<p>Bu kutlu yürüyüşte isimler değişir…</p>
<p>Kadrolar değişir…</p>
<p>Görevler değişir…</p>
<p>Fakat dava değişmez.</p>
<p>Çünkü dava şahısların değil, milletindir.</p>
<p><strong>En Büyük Tehlike Dışarıdan Değil, İçeriden Gelen Ayrışmadır</strong></p>
<p>Bugün beni asıl düşündüren mesele dışarıdaki saldırılar değildir.</p>
<p>Asıl tehlike;</p>
<p>İçeride &#8220;ben&#8221; diyerek davayı küçülten anlayıştır.</p>
<p>Birileri hala küçük hesapların peşinde…</p>
<p>Küçük makamların…</p>
<p>Küçük kliklerin…</p>
<p>Küçük hesaplaşmaların…</p>
<p>Oysa büyük davalar küçük insanların egolarına sığmaz.</p>
<p><strong>Fatihler içinde hizipleşme arayanlar, tarih boyunca kendi kurdukları dar çemberlerin içinde kaybolmuşlardır.</strong></p>
<p>Bugün de değişen hiçbir şey yoktur.</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Ben kazanayım.&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Benim ekibim olsun.&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Benim adamım yönetsin.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>diyen herkes aslında istemeden de olsa davanın omurgasına zarar vermektedir.</p>
<p>Çünkü şahsi ihtiras büyüdükçe dava küçülür.</p>
<p>Ego büyüdükçe birlik zayıflar.</p>
<p>Birlik zayıfladığında ise en çok düşman sevinir.</p>
<p><strong>Düşman En Çok Biz Ayrışınca Kazanır</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;ye diz çöktüremeyenler&#8230;</p>
<p>Sınırlarımızı aşamayanlar&#8230;</p>
<p>Masada istediklerini alamayanlar&#8230;</p>
<p>Şimdi içeride oluşacak en küçük çatlağın peşine düşüyor.</p>
<p>Çünkü biliyorlar;</p>
<p>Bir millet dışarıdan değil, içeriden bölündüğünde yenilir.</p>
<p>Onların umut bağladığı şey tam da budur.</p>
<p>Birbirimize düşmemiz…</p>
<p>Birbirimizi tüketmemiz…</p>
<p>Davayı şahsi hesaplara kurban etmemiz…</p>
<p>Buna izin vermek, en büyük hatadır.</p>
<p><strong>Bu Dava &#8220;Ben&#8221; Diyenlerin Değil, &#8220;Biz&#8221; Diyenlerindir</strong></p>
<p>Bir dava;</p>
<p>Egoyla büyümez.</p>
<p>İhanet ederek güçlenmez.</p>
<p>Küçük hesaplarla yücelmez.</p>
<p>Bir dava ancak sadakatle yaşar.</p>
<p>Fedakarlıkla büyür.</p>
<p>Samimiyetle kökleşir.</p>
<p>Ve millet sevgisiyle ebedileşir.</p>
<p>Tarih boyunca altın harflerle yazılan isimlere bakın.</p>
<p>Hiçbiri &#8220;ben&#8221; diyerek büyümedi.</p>
<p>Hepsi &#8220;önce devlet, önce millet&#8221; diyerek yürüdü.</p>
<p>Bugün de değişmesi gereken hiçbir ilke yoktur.</p>
<p><strong>MHP Bir Partiden Fazlasıdır</strong></p>
<p>MHP yalnızca bir siyasi hareket değildir.</p>
<p>Bir duruştur.</p>
<p>Bir karakterdir.</p>
<p>Bir devlet terbiyesidir.</p>
<p>Bir vicdandır.</p>
<p>Bir hafızadır.</p>
<p>Ve gerektiğinde millet için bedel ödemeyi göze alan iradenin adıdır.</p>
<p>Bu iradeyi zayıflatmaya çalışanlar sadece bir partiye değil;</p>
<p>Türkiye&#8217;nin geleceğine saldırmaktadır.</p>
<p>Son böz olarak, bu satırlar ne bir kırgınlığın ürünüdür…</p>
<p>Ne de herhangi bir kişiye yönelik hesaplaşmadır.</p>
<p>Bu satırlar;</p>
<p>Türk devletinin bekasına duyulan samimi sorumluluğun sesidir.</p>
<p>Bugün yapılması gereken bellidir.</p>
<p>Küçük hesapları terk etmek…</p>
<p>Ego duvarlarını yıkmak…</p>
<p>Birlik olmak…</p>
<p>Beraber olmak…</p>
<p>Ve Türkiye Yüzyılı yürüyüşünde omuz omuza ilerlemektir.</p>
<p>Çünkü unutulmamalıdır ki;</p>
<p><strong>MHP bir kişinin değil, bir neslin emanetidir.</strong></p>
<p><strong>MHP bir grubun değil, Türk milletinin sigortasıdır.</strong></p>
<p>Ve o sigorta atarsa sadece bir parti değil, devletin milli refleksi zarar görür.</p>
<p>Şimdi karar vakti…</p>
<p>Ya &#8220;ben&#8221; diyerek tarihin tozlu raflarında kaybolacaksınız…</p>
<p>Ya da &#8220;biz&#8221; diyerek milletin hafızasında iz bırakacaksınız.</p>
<p><strong>Unutmayın; güneş balçıkla sıvanmaz. Dava ise şahsi ihtiraslarla asla küçültülemez.</strong></p>
<p><strong>Çünkü gerçek dava; isimlerin değil, milletin ve devletin geleceğinin davasıdır.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/mhpyi-hedef-alanlar-devletin-sigortasini-patlatmak-istiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP&#8217;deki Koltuk Savaşında Partiyi Kim Yönetiyor, Kim Tüketiyor?</title>
		<link>https://netinternethaber.com/chpdeki-koltuk-savasinda-partiyi-kim-yonetiyor-kim-tuketiyor/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/chpdeki-koltuk-savasinda-partiyi-kim-yonetiyor-kim-tuketiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2026 08:01:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85222</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti Türk siyasetinde bazen öyle anlar gelir ki&#8230; O gün tartışılan isimler değil, yaşanan kırılmalar tarihe not düşer. CHP&#8217;nin bugün yaşadığı kriz de tam olarak böyle bir krizdir. Bir tarafta mahkeme kararıyla koltuğa geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu&#8230; Diğer tarafta partinin fiili lideri gibi hareket etmeyi sürdüren Özgür Özel&#8230; Ortada ise kime &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti</h1>
<p>Türk siyasetinde bazen öyle anlar gelir ki&#8230;</p>
<p>O gün tartışılan isimler değil, yaşanan kırılmalar tarihe not düşer.</p>
<p>CHP&#8217;nin bugün yaşadığı kriz de tam olarak böyle bir krizdir.</p>
<p>Bir tarafta mahkeme kararıyla koltuğa geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu&#8230;</p>
<p>Diğer tarafta partinin fiili lideri gibi hareket etmeyi sürdüren Özgür Özel&#8230;</p>
<p>Ortada ise kime ait olduğu belli olmayan bir parti&#8230;</p>
<p>Genel merkez bir tarafta&#8230;</p>
<p>Belediyeler başka tarafta&#8230;</p>
<p>Milletvekilleri ikiye bölünmüş durumda&#8230;</p>
<p>Teşkilatlar ise &#8220;yarın kim kazanırsa onun yanında duralım&#8221; hesabında.</p>
<p>İşte CHP&#8217;nin acı fotoğrafı budur.</p>
<p><strong>İKİ BAŞLI PARTİLER SİYASETTE AYAKTA KALAMAZ</strong></p>
<p>Siyasette iki başlılık felakettir.</p>
<p>Devlette iki başlılık krizdir.</p>
<p>Partide iki başlılık ise intihardır.</p>
<p>Bugün CHP tam da böyle bir kavşağın ortasında duruyor.</p>
<p>Bir tarafta &#8220;Partiyi ben kurultayla aldım&#8221; diyenler&#8230;</p>
<p>Diğer tarafta &#8220;Mahkeme kararıyla geldim, partinin genel başkanı benim&#8221; diyenler&#8230;</p>
<p>Peki seçmen ne görüyor?</p>
<p>Kendi iç kavgasından başka hiçbir şey konuşmayan bir CHP görüyor.</p>
<p>Ekonomiyi konuşmayan&#8230;</p>
<p>İşsizliği konuşmayan&#8230;</p>
<p>Emekliyi konuşmayan&#8230;</p>
<p>Sadece koltuk konuşan bir CHP görüyor.</p>
<p>Ve seçmen bunu not ediyor.</p>
<p><strong>ANKETLERİN SÖYLEDİĞİ GERÇEK</strong></p>
<p>Gelelim anketlere&#8230;</p>
<p>Ortaya atılan senaryoya göre Özgür Özel yeni parti kurarsa CHP&#8217;nin oyları ikiye bölünüyor.</p>
<p>Bu çok çarpıcı.</p>
<p>Çünkü yıllardır anlatılan hikâye şuydu:</p>
<p>&#8220;Kılıçdaroğlu giderse CHP uçacak.&#8221;</p>
<p>Şimdi görüyoruz ki mesele sadece Kılıçdaroğlu değilmiş.</p>
<p>Mesele sistemmiş.</p>
<p>Mesele anlayışmış.</p>
<p>Mesele parti içindeki zihniyet savaşıymış.</p>
<p>Demek ki sorun bir isim değil.</p>
<p>Sorun, yıllardır halının altına süpürülen meselelerin bugün patlaması.</p>
<p><strong>CHP ARINABİLECEK Mİ?</strong></p>
<p>CHP&#8217;nin önündeki en büyük soru şu:</p>
<p>Arınabilecek mi?</p>
<p>Bakın&#8230;</p>
<p>Bu soru çok önemli.</p>
<p>Çünkü son dönemde kamuoyuna yansıyan dosyalar, operasyonlar, soruşturmalar ve iddialar seçmenin zihninde ciddi soru işaretleri oluşturdu.</p>
<p>Elbette herkes için hukukun vereceği karar esastır.</p>
<p>Ancak siyaset algıyla da yürür.</p>
<p>Ve bugün CHP&#8217;nin en büyük sorunu tam olarak budur.</p>
<p>Algı.</p>
<p>Vatandaşın kafasında oluşan soru işaretleri.</p>
<p>Şeffaflık beklentisi.</p>
<p>Hesap verme ihtiyacı.</p>
<p>CHP bu yükü taşıyabilecek mi?</p>
<p>Yoksa her yeni dosya yeni bir tartışmanın kapısını mı açacak?</p>
<p>Asıl mesele budur.</p>
<p><strong>FABRİKA AYARLARINA DÖNÜŞ MÜMKÜN MÜ?</strong></p>
<p>Peki CHP fabrika ayarlarına dönebilir mi?</p>
<p>İşte milyon dolarlık soru burada.</p>
<p>Çünkü bugün CHP&#8217;de Atatürkçülük tartışılıyor.</p>
<p>Ulusalcılık tartışılıyor.</p>
<p>Parti kimliği tartışılıyor.</p>
<p>Belediyecilik anlayışı tartışılıyor.</p>
<p>Partinin ideolojik omurgası tartışılıyor.</p>
<p>Bir siyasi hareket sürekli kendi kimliğini tartışıyorsa orada ciddi bir yön krizi vardır.</p>
<p>Ve CHP bugün tam olarak bunu yaşıyor.</p>
<p>Kendi rotasını kaybetmiş bir gemi gibi.</p>
<p>Kaptan değişiyor&#8230;</p>
<p>Mürettebat değişiyor&#8230;</p>
<p>Ama pusula hâlâ bulunamıyor.</p>
<p><strong>CHP&#8217;NİN İHTİYACI YENİ İSİMLER DEĞİL YENİ BİR MUHASEBE</strong></p>
<p>Belki de CHP&#8217;nin ihtiyacı olan şey yeni bir genel başkan değil.</p>
<p>Yeni bir muhasebe.</p>
<p>Yeni bir yüz değil.</p>
<p>Yeni bir vicdan.</p>
<p>Yeni bir slogan değil.</p>
<p>Yeni bir hesaplaşma.</p>
<p>Çünkü arınma sadece kişileri değiştirmekle olmaz.</p>
<p>Zihniyeti değiştirmekle olur.</p>
<p><strong>TARİHİ YOL AYRIMINDA CHP</strong></p>
<p>Bugün CHP&#8217;nin önünde iki yol var.</p>
<p>Ya geçmişle yüzleşecek&#8230;</p>
<p>Ya da geçmişin yükü altında ezilecek.</p>
<p>Ya kendi içinde gerçek bir değişim başlatacak&#8230;</p>
<p>Ya da bölünerek küçülecek.</p>
<p>Siyaset boşluk kabul etmez.</p>
<p>Millet kavga eden değil, çözüm üreten görmek ister.</p>
<p>Ve unutulmamalıdır ki&#8230;</p>
<p>Partileri seçimler değil&#8230;</p>
<p>Bazen kendi iç hesaplaşmaları yıkar.</p>
<p>CHP bugün belki de tarihinin en kritik virajlarından birinde.</p>
<p>Bu viraj dönülecek mi?</p>
<p>Yoksa savrulup gidilecek mi?</p>
<p>İşte buna ne mahkemeler&#8230;</p>
<p>Ne anketler&#8230;</p>
<p>Ne de genel başkanlar karar verecek.</p>
<p>Kararı millet verecek.</p>
<p>Ve milletin verdiği kararın temyizi yoktur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/chpdeki-koltuk-savasinda-partiyi-kim-yonetiyor-kim-tuketiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ruhsuzluk kader değildir, tercihtir</title>
		<link>https://netinternethaber.com/ruhsuzluk-kader-degildir-tercihtir/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/ruhsuzluk-kader-degildir-tercihtir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Jun 2026 18:12:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85184</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı 24 yıllık Dünya Kupası hasreti bir kez daha sona erdi. Ama asıl soru şu: Gerçekten mücadele ederek mi elendik? Yoksa sahaya çıkıp formalite icabı mı oynadık? Paraguay karşısında alınan 1-0&#8217;lık mağlubiyet sadece bir skor değildir. Bu sonuç, yıllardır Türk futbolunu kemiren zihniyetin iflasıdır. Rakibiniz 10 kişi kalıyor. Dünya Kupası&#8217;nda kader maçına çıkıyorsunuz. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 class="isSelectedEnd"><strong>Aziz Dağtekin Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p class="isSelectedEnd">24 yıllık Dünya Kupası hasreti bir kez daha sona erdi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Ama asıl soru şu:</p>
<p class="isSelectedEnd">Gerçekten mücadele ederek mi elendik?</p>
<p class="isSelectedEnd">Yoksa sahaya çıkıp formalite icabı mı oynadık?</p>
<p class="isSelectedEnd">Paraguay karşısında alınan 1-0&#8217;lık mağlubiyet sadece bir skor değildir. Bu sonuç, yıllardır Türk futbolunu kemiren zihniyetin iflasıdır.</p>
<p class="isSelectedEnd">Rakibiniz 10 kişi kalıyor.</p>
<p class="isSelectedEnd">Dünya Kupası&#8217;nda kader maçına çıkıyorsunuz.</p>
<p class="isSelectedEnd">Milyonlarca insan ekran başında nefesini tutmuş sizi izliyor.</p>
<p class="isSelectedEnd">Ve siz bir kişi fazla oynadığınız maçta rakip kaleyi abluka altına almak yerine yan paslarla, geri paslarla ve anlamsız top çevirmelerle vakit geçiriyorsunuz.</p>
<p class="isSelectedEnd">Sonra da çıkıp &#8220;şanssızdık&#8221;, &#8220;kader bizden yana değildi&#8221; diyorsunuz.</p>
<p class="isSelectedEnd">Gerçekten mi?</p>
<p class="isSelectedEnd">İki maçta sıfır gol atan bir takımın kaderden şikayet etmeye hakkı var mı?</p>
<p class="isSelectedEnd">İki maçta sıfır puan alan bir takımın talihsizliğe sığınması ne kadar inandırıcı?</p>
<p class="isSelectedEnd">Bu ucuz bir savunma değil de nedir?</p>
<p class="isSelectedEnd">Kader, mücadele edenlerin bahanesi değildir.</p>
<p class="isSelectedEnd">Kader, son düdüğe kadar savaşanların sığındığı bir liman da değildir.</p>
<p class="isSelectedEnd">Kader diyebilmeniz için önce sahada her şeyinizi vermeniz gerekir.</p>
<p class="isSelectedEnd">Bu takım verdi mi?</p>
<p class="isSelectedEnd">Taraftarın gördüğü cevap çok net: Hayır!</p>
<p class="isSelectedEnd">Daha da vahimi, teknik direktörün maç sonrası kullandığı söylemler.</p>
<p class="isSelectedEnd">&#8220;Futbol mantık değil.&#8221;</p>
<p class="isSelectedEnd">Belki de Türk futbolunun son yıllardaki çöküşünü anlatan en tehlikeli cümle budur.</p>
<p class="isSelectedEnd">Futbol elbette sadece matematik değildir.</p>
<p class="isSelectedEnd">Ama futbol aynı zamanda akıldır.</p>
<p class="isSelectedEnd">Planlamadır.</p>
<p class="isSelectedEnd">Disiplindir.</p>
<p class="isSelectedEnd">Karakterdir.</p>
<p class="isSelectedEnd">Organizasyondur.</p>
<p class="isSelectedEnd">Rakip 10 kişi kalmışken nasıl oynayacağını bilmektir.</p>
<p class="isSelectedEnd">Pozisyona girdiğinde nasıl gol atacağını bilmektir.</p>
<p class="isSelectedEnd">Sahada ne yaptığını bilmektir.</p>
<p class="isSelectedEnd">Eğer futbol mantık değilse, neden dünyanın bütün büyük futbol ülkeleri yıllardır bilimle, veriyle, analizle ve sistemle başarıya ulaşıyor?</p>
<p class="isSelectedEnd">Başarısızlığın üzerini romantik cümlelerle örtmeye çalışmak artık kimseyi ikna etmiyor.</p>
<p class="isSelectedEnd">Türk halkı aptal değil.</p>
<p class="isSelectedEnd">Sahada ne gördüğünü biliyor.</p>
<p class="isSelectedEnd">Mesele kaybetmek değil.</p>
<p class="isSelectedEnd">Bu millet tarih boyunca çok yenilgi gördü.</p>
<p class="isSelectedEnd">Ama mücadele etmeyenleri hiçbir zaman sevmedi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Bugün insanların öfkesinin nedeni elenmek değil.</p>
<p class="isSelectedEnd">Bugün insanların öfkesinin nedeni sahada Türk Milli Takımı&#8217;nın ruhunu görememek.</p>
<p class="isSelectedEnd">Çünkü o forma sadece bir spor forması değildir.</p>
<p class="isSelectedEnd">O forma milyonların gururudur.</p>
<p class="isSelectedEnd">O forma son nefesine kadar savaşmayı gerektirir.</p>
<p class="isSelectedEnd">Bugün sahada gördüğümüz şey ise mücadele eden bir takım değil, sorumluluktan kaçan bir görüntüydü.</p>
<p class="isSelectedEnd">Maç bitince dökülen gözyaşları mı?</p>
<p class="isSelectedEnd">Kusura bakmayın&#8230;</p>
<p class="isSelectedEnd">Taraftar artık sonuçtan sonra gelen timsah gözyaşlarına değil, maç boyunca gösterilen karaktere bakıyor.</p>
<p class="isSelectedEnd">Çünkü gözyaşı değil mücadele ikna eder.</p>
<p class="isSelectedEnd">Bugün herkes aynı soruyu soruyor:</p>
<p class="isSelectedEnd">Milli takım gerçekten Dünya Kupası&#8217;na gitmek istedi mi?</p>
<p class="isSelectedEnd">Eğer istediyse neden sahada bunu göremedik?</p>
<p class="isSelectedEnd">24 yıllık hasret bitmedi.</p>
<p class="isSelectedEnd">24 yıllık özlem, bir kez daha ruhsuzluğa kurban edildi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Ve kimse buna kader demesin.</p>
<p class="isSelectedEnd">Çünkü ruhsuzluk kader değildir.</p>
<p>Ruhsuzluk bir tercihtir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/ruhsuzluk-kader-degildir-tercihtir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD&#8217;nin Asıl Savaşı İsrail&#8217;le mi Olacak?</title>
		<link>https://netinternethaber.com/abdnin-asil-savasi-israille-mi-olacak/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/abdnin-asil-savasi-israille-mi-olacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2026 08:54:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85166</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Dünyanın gözü İran&#8217;da. Füzeler&#8230; Tehditler&#8230; Karşılıklı restleşmeler&#8230; Ama ben başka bir yere bakıyorum. Haritanın görünmeyen tarafına. Çünkü bazen savaşlar cephede değil, masada başlar. Ve bazen en büyük kavga düşmanla değil, müttefikle yaşanır. ABD ile İran bir gün anlaşır mı? Olabilir. Tarihte olmaz denilen çok şey oldu. Dün şeytan ilan edilenler, bugün müzakere &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Aziz Dağtekin Yazdı</h1>
<hr />
<p>Dünyanın gözü İran&#8217;da.</p>
<p>Füzeler&#8230;</p>
<p>Tehditler&#8230;</p>
<p>Karşılıklı restleşmeler&#8230;</p>
<p>Ama ben başka bir yere bakıyorum.</p>
<p>Haritanın görünmeyen tarafına.</p>
<p>Çünkü bazen savaşlar cephede değil, masada başlar.</p>
<p>Ve bazen en büyük kavga düşmanla değil, müttefikle yaşanır.</p>
<hr />
<p>ABD ile İran bir gün anlaşır mı?</p>
<p>Olabilir.</p>
<p>Tarihte olmaz denilen çok şey oldu.</p>
<p>Dün şeytan ilan edilenler, bugün müzakere ortağı olabiliyor.</p>
<p>Peki o gün geldiğinde ne olacak?</p>
<p>İşte asıl soru bu.</p>
<p>Çünkü o gün Washington ile Tahran&#8217;ın değil&#8230;</p>
<p>Washington ile Tel Aviv&#8217;in arasındaki fay hattı kırılabilir.</p>
<hr />
<p>Amerika yıllardır İsrail&#8217;e ne verdi?</p>
<p>Silah verdi.</p>
<p>Mühimmat verdi.</p>
<p>Diplomatik kalkan verdi.</p>
<p>Birleşmiş Milletler&#8217;de arka çıktı.</p>
<p>Bölgedeki bütün maliyetleri üstlendi.</p>
<p>Ama son dönemde ortaya çıkan tablo Washington&#8217;un beklediği tablo değil.</p>
<p>Gazze&#8217;de yaşananlar, dünyanın önemli bölümünde İsrail&#8217;in imajını aşındırırken Amerika&#8217;nın da itibarını tartışmaya açtı.</p>
<p>ABD&#8217;nin &#8220;küresel liderlik&#8221; iddiası, İsrail&#8217;in attığı her adımın gölgesinde sorgulanmaya başladı.</p>
<p>Bunun Washington&#8217;da rahatsızlık oluşturmadığını düşünmek saflık olur.</p>
<hr />
<p>Dikkat edin.</p>
<p>Amerikan yönetiminden zaman zaman Netanyahu&#8217;ya yönelik sitemler geliyor.</p>
<p>Lübnan konusunda&#8230;</p>
<p>Gazze konusunda&#8230;</p>
<p>Bölgesel gerilim konusunda&#8230;</p>
<p>Elbette herkes bunun ne kadarının gerçek ne kadarının diplomatik tiyatro olduğunu tartışıyor.</p>
<p>Ama ortada inkâr edilemeyecek bir gerçek var.</p>
<p>ABD çıkarlarına bakar.</p>
<p>İsrail duygularına değil.</p>
<hr />
<p>Bir başka yanlış okuma da İran konusunda yapılıyor.</p>
<p>Birileri İran&#8217;ı, Suriye sanıyor.</p>
<p>Oysa ikisi aynı şey değil.</p>
<p>Hiç olmadı.</p>
<p>Suriye yıllarca iç savaşın, mezhep çatışmalarının ve dış müdahalelerin altında parçalandı.</p>
<p>Devlet ile toplum arasındaki bağ koptu.</p>
<p>İran&#8217;da ise durum farklı.</p>
<p>İktidarı seven de var.</p>
<p>Sevmeyen de.</p>
<p>Ama söz konusu ülke olduğunda milyonlarca insanın refleksi değişiyor.</p>
<p>Çünkü İran&#8217;da devlet fikri birkaç on yılın değil, birkaç bin yılın birikimi.</p>
<p>Bu nedenle İran&#8217;a ilişkin yapılan hesaplar çoğu zaman cetvelle dağ ölçmeye benziyor.</p>
<hr />
<p>Batı&#8217;nın en büyük hatalarından biri budur.</p>
<p>Her ülkeyi birbirine benzetmek.</p>
<p>Her toplumu aynı sanmak.</p>
<p>Her krizin aynı yöntemle çözülebileceğine inanmak.</p>
<p>Sonra ne oluyor?</p>
<p>Masa başında kurulan planlar sahada duvara çarpıyor.</p>
<hr />
<p>Körfez&#8217;in dar sularında sadece gemiler sıkışmıyor.</p>
<p>Büyük güçlerin hesapları da sıkışıyor.</p>
<p>Ve tarih bize şunu söylüyor:</p>
<p>Bazı devletler ekonomik güçle ayakta kalır.</p>
<p>Bazıları askeri güçle.</p>
<p>Bazıları ise insanların zihnindeki vatan fikriyle.</p>
<p>İran&#8217;ın asıl gücü de tam burada yatıyor.</p>
<p>Bu yüzden bölgede yaşananları izlerken sadece füzelere bakmayın.</p>
<p>Asıl hikaye, müttefiklerin birbirine ne kadar tahammül edeceğinde gizli olabilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/abdnin-asil-savasi-israille-mi-olacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Biz bedel ödedik demedik, ama bedel ödemeyenler her şeyi aldı!</title>
		<link>https://netinternethaber.com/biz-bedel-odedik-demedik-ama-bedel-odemeyenler-her-seyi-aldi/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/biz-bedel-odedik-demedik-ama-bedel-odemeyenler-her-seyi-aldi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 06:08:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85127</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı MHP&#8217;nin en büyük problemi muhalifleri değil&#8230; Rakipleri değil&#8230; Dışarıdan gelen saldırılar da değil&#8230; MHP&#8217;nin asıl problemi, yıllardır içinde büyüttüğü &#8220;bedel ödemeden kahraman olma&#8221; hastalığıdır. Bakıyorum&#8230; Kavgada yoklar. Mücadelede yoklar. Paylaşımda yoklar. Çilede yoklar. Sıkıntıda yoklar. Dertte yoklar. Ama makam dağıtılırken varlar. Sıfat verilirken varlar. Fotoğraf çekilirken varlar. Kürsü kurulurken varlar. Protokol sıralanırken &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz Dağtekin Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p>MHP&#8217;nin en büyük problemi muhalifleri değil&#8230;</p>
<p>Rakipleri değil&#8230;</p>
<p>Dışarıdan gelen saldırılar da değil&#8230;</p>
<p>MHP&#8217;nin asıl problemi, yıllardır içinde büyüttüğü <strong>&#8220;bedel ödemeden kahraman olma&#8221;</strong> hastalığıdır.</p>
<hr />
<p>Bakıyorum&#8230;</p>
<p>Kavgada yoklar.</p>
<p>Mücadelede yoklar.</p>
<p>Paylaşımda yoklar.</p>
<p>Çilede yoklar.</p>
<p>Sıkıntıda yoklar.</p>
<p>Dertte yoklar.</p>
<p>Ama makam dağıtılırken varlar.</p>
<p>Sıfat verilirken varlar.</p>
<p>Fotoğraf çekilirken varlar.</p>
<p>Kürsü kurulurken varlar.</p>
<p>Protokol sıralanırken varlar.</p>
<p>Ne hikmetse en ön sırada hep onlar var.</p>
<hr />
<p>Bir de bunların ortak özelliği vardır.</p>
<p>Kimseyle kötü olmazlar.</p>
<p>Çünkü hiçbir şey için risk almazlar.</p>
<p>Kimsenin yanında durmazlar ki karşılarında biri oluşsun.</p>
<p>Kimseye omuz vermezler ki yük taşısınlar.</p>
<p>Kimse için bedel ödemezler ki yara alsınlar.</p>
<p>Gelene ağam&#8230;</p>
<p>Gidene paşam&#8230;</p>
<p>Rüzgar hangi taraftan eserse yüzlerini o tarafa dönerler.</p>
<p>Sonra da dönüp kendilerini davanın emektarı ilan ederler.</p>
<hr />
<p>Oysa bu hareket böyle kurulmadı.</p>
<p>Biz öyle öğrenmedik.</p>
<p>Bir gazozu dokuz kişi ile paylaştığımız günleri biliriz.</p>
<p>Birimizin cebinde para yoksa hepimiz parasız gezerdik.</p>
<p>Birimiz açsa hepimiz aç kalırdık.</p>
<p>Dostluğu da kardeşliği de böyle öğrendik.</p>
<p>Rantın ne olduğunu bilmezdik.</p>
<p>Yalakalıktan utanırdık.</p>
<p>Menfaat hesabı yapanı aramızda barındırmazdık.</p>
<hr />
<p>Kanımız aksa da&#8230;</p>
<p>Başımız yarılsa da&#8230;</p>
<p>Cezaevlerine düşsek de&#8230;</p>
<p>Kurşunlansak da&#8230;</p>
<p>İşkencelerden geçsek de&#8230;</p>
<p><strong>&#8220;Biz bedel ödedik&#8221;</strong> diye dolaşmadık ortalıkta.</p>
<p>Çünkü davaya hizmeti ticarete dönüştürmedik.</p>
<p>Çünkü fedakarlığı senede bağlamadık.</p>
<p>Çünkü inandığımız dava için yapılanı zaten görev bildik.</p>
<hr />
<p>Şimdi ise ilginç bir tablo var.</p>
<p>Hayatının hiçbir döneminde taşın altına elini koymamış insanlar&#8230;</p>
<p>Sanki destan yazmış gibi konuşuyor.</p>
<p>Bir bildirinin altında imzası olmayanlar&#8230;</p>
<p>Bir kavganın içinde bulunmayanlar&#8230;</p>
<p>Bir gece karakol kapısında beklememiş olanlar&#8230;</p>
<p>Bir arkadaşının cenazesinde omuz vermemiş olanlar&#8230;</p>
<p>Çıkıp en büyük dava adamı kesiliyor.</p>
<p>İşte asıl trajedi burada.</p>
<hr />
<p>Ve sonra&#8230;</p>
<p>Bu insanlar yüzünden gerçek mücadele insanları geri çekiliyor.</p>
<p>Samimi insanlar küstürülüyor.</p>
<p>Fedakar insanlar yalnız bırakılıyor.</p>
<p>Omuz verenler unutuluyor.</p>
<p>Ter dökenler kenara itiliyor.</p>
<p>Meydan ise alkış ustalarına kalıyor.</p>
<hr />
<p>MHP&#8217;yi yoran da budur.</p>
<p>MHP&#8217;yi zayıflatan da budur.</p>
<p>MHP&#8217;yi içten içe kemiren de budur.</p>
<p>Çünkü hiçbir hareket, mücadele etmeyenlerin omuzlarında yükselemez.</p>
<p>Hiçbir dava, sadece unvan taşıyanlarla ayakta kalamaz.</p>
<p>Hiçbir teşkilat, bedel ödemeyenlerin hikayeleriyle büyüyemez.</p>
<hr />
<p>Bugün ihtiyaç duyulan şey yeni sıfatlar değildir.</p>
<p>Yeni makamlar değildir.</p>
<p>Yeni fotoğraflar değildir.</p>
<p>İhtiyaç duyulan şey;</p>
<p>Bir gazozu dokuz kişiyle paylaşan ruhun geri dönmesidir.</p>
<p>Bir arkadaşının derdini kendi derdi bilen vicdanın geri dönmesidir.</p>
<p>Menfaatin değil sadakatin konuştuğu günlerin geri dönmesidir.</p>
<p>Çünkü dava; kartvizitte yazan unvan değil&#8230;</p>
<p>Dar günde kimin yanında durduğundur.</p>
<p>Ve tarih her zaman konuşanları değil&#8230;</p>
<p>Zor günlerde safını belli edenleri yazar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/biz-bedel-odedik-demedik-ama-bedel-odemeyenler-her-seyi-aldi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kıbrıs Dosyası: Kapanmayan Hesap, Sarsılmayan İrade</title>
		<link>https://netinternethaber.com/kibris-dosyasi-kapanmayan-hesap-sarsilmayan-irade/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/kibris-dosyasi-kapanmayan-hesap-sarsilmayan-irade/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2026 12:19:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[1974 Kıbrıs Barış Harekâtı]]></category>
		<category><![CDATA[ambargolar ve Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz deniz yetki alanları]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz enerji ve güvenlik dengesi]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz gerilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz jeopolitik gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz yeni ittifaklar]]></category>
		<category><![CDATA[emperyal güçler Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa Doğu Akdeniz politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Kıbrıs askeri anlaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs tarihi ve stratejik önemi]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs Türk halkı]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs’ta askeri yığınak]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs’ta jeopolitik mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Türk dış politikası Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Kıbrıs politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’nin milli güvenlik politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’nin stratejik çıkarları]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan Türkiye gerilimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85123</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti Şu sıralar Doğu Akdeniz&#8217;de ilginç gelişmeler yaşanıyor. Güney Kıbrıs&#8230; Yunanistan&#8230; Fransa&#8230; Askeri anlaşmalar&#8230; Savaş uçakları&#8230; Fırkateynler&#8230; Yeni üsler&#8230; Yeni hesaplar&#8230; Yeni planlar&#8230; Ve bütün bunların merkezinde yine Kıbrıs var. Şaşırdık mı? Hayır. Çünkü Kıbrıs, sadece bir ada değildir. Kıbrıs, Türkiye&#8217;nin vazgeçmediği davalardan biridir. Rum yönetimi, Yunan savaş uçaklarının adadaki varlığını &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti</strong></h2>
<p>Şu sıralar Doğu Akdeniz&#8217;de ilginç gelişmeler yaşanıyor.</p>
<p>Güney Kıbrıs&#8230;</p>
<p>Yunanistan&#8230;</p>
<p>Fransa&#8230;</p>
<p>Askeri anlaşmalar&#8230;</p>
<p>Savaş uçakları&#8230;</p>
<p>Fırkateynler&#8230;</p>
<p>Yeni üsler&#8230;</p>
<p>Yeni hesaplar&#8230;</p>
<p>Yeni planlar&#8230;</p>
<p>Ve bütün bunların merkezinde yine Kıbrıs var.</p>
<p>Şaşırdık mı?</p>
<p>Hayır.</p>
<p>Çünkü Kıbrıs, sadece bir ada değildir.</p>
<p>Kıbrıs, Türkiye&#8217;nin vazgeçmediği davalardan biridir.</p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p>Rum yönetimi, Yunan savaş uçaklarının adadaki varlığını kalıcı hale getirmek istiyor.</p>
<p>Yunan fırkateynleri Rum açıklarında görev yapıyor.</p>
<p>Fransız askerlerinin önü açılıyor.</p>
<p>Ortak tatbikatlar yapılıyor.</p>
<p>Yeni güvenlik mimarileri kuruluyor.</p>
<p>Kısacası&#8230;</p>
<p>Doğu Akdeniz&#8217;de yeni bir denklem kurulmaya çalışılıyor.</p>
<p>Ancak bir şeyi unutuyorlar.</p>
<p>Bu milletin Kıbrıs hafızası çok güçlüdür.</p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p>Bugün bazıları Kıbrıs&#8217;ı haritada küçük bir ada olarak görebilir.</p>
<p>Ama Türk milleti için mesele hiçbir zaman birkaç kilometrekare toprak olmadı.</p>
<p>Mesele namustu.</p>
<p>Mesele güvenlikti.</p>
<p>Mesele tarihti.</p>
<p>Mesele devlet olmaktı.</p>
<p>Bu yüzden 1974&#8217;te verilen karar sıradan bir askeri operasyon kararı değildi.</p>
<p>Bir milletin kaderine sahip çıkma kararıydı.</p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p>Bakın&#8230;</p>
<p>Bugün yaptırımlardan söz edenler var.</p>
<p>İran&#8217;a uygulanan ambargolar konuşuluyor.</p>
<p>Rusya&#8217;ya uygulanan yaptırımlar tartışılıyor.</p>
<p>Peki Türk milleti Kıbrıs yüzünden neler yaşadı, hatırlayan kaç kişi kaldı?</p>
<p>Bu ülke ağır ambargolara maruz bırakıldı.</p>
<p>Silah verilmedi.</p>
<p>Parça verilmedi.</p>
<p>Destek verilmedi.</p>
<p>Ekonomik baskılar uygulandı.</p>
<p>Türkiye&#8217;ye diz çöktürmeye çalıştılar.</p>
<p>Ama başaramadılar.</p>
<p>Çünkü hesap etmedikleri bir şey vardı.</p>
<p>Bu millet bazı davaları ekmek hesabıyla ölçmez.</p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p>O yıllarda insanlar kuyruklarda bekledi.</p>
<p>Mazot kuyruğunda bekledi.</p>
<p>Tüp kuyruğunda bekledi.</p>
<p>Şeker kuyruğunda bekledi.</p>
<p>Yokluk gördü.</p>
<p>Sıkıntı gördü.</p>
<p>Fedakarlık gördü.</p>
<p>Ama hiçbir zaman şunu söylemedi:</p>
<p><strong>Verin şu Kıbrıs&#8217;ı da bu ambargo bitsin.</strong></p>
<p>Demedi.</p>
<p>Diyemedi.</p>
<p>Çünkü mesele sadece Kıbrıs değildi.</p>
<p>Mesele bağımsızlıktı.</p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p>Bugün bazı gençler bilmeyebilir.</p>
<p>Bu ülke öyle günler gördü ki&#8230;</p>
<p>Bir sağlık malzemesinin bulunamadığı günler yaşandı.</p>
<p>Bir yedek parçanın aylarca getirilemediği dönemler oldu.</p>
<p>Devlet baskı altına alındı.</p>
<p>Millet baskı altına alındı.</p>
<p>Ama kimse geri adım istemedi.</p>
<p>Kimse teslimiyet istemedi.</p>
<p>Kimse vazgeçmedi.</p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p>İşte bu yüzden bugün Güney Kıbrıs&#8217;ta kurulan her yeni askeri denklem dikkatle takip edilmelidir.</p>
<p>Ama aynı zamanda şu gerçek de unutulmamalıdır:</p>
<p>Türk milleti Kıbrıs&#8217;ta yalnızca asker bulundurmadı.</p>
<p>İrade bulundurdu.</p>
<p>Kararlılık bulundurdu.</p>
<p>Bedel ödedi.</p>
<p>Ve o bedeli öderken geri adım atmadı.</p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p>Aradan 50 yıl geçti.</p>
<p>Dünya değişti.</p>
<p>Haritalar değişti.</p>
<p>İttifaklar değişti.</p>
<p>Liderler değişti.</p>
<p>Ama değişmeyen bir gerçek var.</p>
<p>Kıbrıs meselesi hala Türkiye&#8217;nin milli güvenlik meselesidir.</p>
<p>Ve tarih bize şunu öğretti:</p>
<p>Bu millet, ambargolarla korkutulacak bir millet değildir.</p>
<p>Yoklukla teslim alınacak bir millet değildir.</p>
<p>Baskıyla vazgeçirilecek bir millet değildir.</p>
<p>Çünkü Türk milleti gerektiğinde bedel öder.</p>
<p>Ama vatanından, devletinden ve davasından vazgeçmez.</p>
<p>Kıbrıs&#8217;ın hikayesi de tam olarak budur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/kibris-dosyasi-kapanmayan-hesap-sarsilmayan-irade/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP&#8217;de Düğüm: Parti Kime Emanet Edilecek?</title>
		<link>https://netinternethaber.com/chpde-dugum-parti-kime-emanet-edilecek/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/chpde-dugum-parti-kime-emanet-edilecek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2026 16:55:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85102</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Cumhuriyet Halk Partisi bugün sadece bir genel başkanlık krizi yaşamıyor. CHP bugün aynı zamanda bir kimlik, yön ve gelecek krizi yaşıyor. Partinin içinde üç ayrı siyasi merkez oluşmuş durumda. Birinci merkez Kemal Kılıçdaroğlu&#8230; İkinci merkez Özgür Özel&#8230; Üçüncü ve belki de en güçlü merkez ise Ekrem İmamoğlu&#8230; Görünen tabloda isimler farklı olsa &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Aziz Dağtekin Yazdı</h3>
<hr />
<p>Cumhuriyet Halk Partisi bugün sadece bir genel başkanlık krizi yaşamıyor.</p>
<p>CHP bugün aynı zamanda bir kimlik, yön ve gelecek krizi yaşıyor.</p>
<p>Partinin içinde üç ayrı siyasi merkez oluşmuş durumda.</p>
<p><strong>Birinci merkez</strong> <em><strong>Kemal Kılıçdaroğlu&#8230;</strong></em></p>
<p><strong>İkinci merkez</strong><em> <strong>Özgür Özel&#8230;</strong></em></p>
<p><strong>Üçüncü ve belki de en güçlü merkez ise <em>Ekrem İmamoğlu&#8230;</em></strong></p>
<p>Görünen tabloda isimler farklı olsa da aslında verilen mücadele CHP&#8217;nin gelecekte hangi siyasi çizgide ilerleyeceğinin mücadelesidir.</p>
<p>Son günlerde yaşanan en dikkat çekici gelişme, Parti Meclisi&#8217;ndeki 57 üyeden 28&#8217;inin istifa etmesi oldu.</p>
<p>Bu sıradan bir istifa değildir.</p>
<p>Bu doğrudan siyasi bir operasyondur.</p>
<p>Çünkü CHP kulislerinde uzun süredir konuşulan formül tam olarak buydu.</p>
<p>Parti Meclisi&#8217;ni çalışamaz hale getirerek olağanüstü kurultayın önünü açmak.</p>
<p>Nitekim kulislerde, PM&#8217;nin yeter sayısının altına düşürülmesi halinde kurultay sürecinin zorlanabileceği ve yeni bir liderlik yarışının başlatılabileceği konuşuluyordu. Bize ve çeşitli siyasi kaynaklara göre istifaların ardından yeni bir olağanüstü kurultay sürecinin tetiklenmesinin hedeflendiği öngörülüyor.</p>
<p>Dolayısıyla burada soru şu:</p>
<p><strong>İstifa edenler CHP&#8217;yi mi kurtarmak istiyorlar?</strong></p>
<p><strong>Yoksa CHP&#8217;nin mevcut yapısını işlevsiz hale getirerek yeni bir siyasi denklem mi kurmaya çalışıyorlar?</strong></p>
<p><strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong> cephesinden bakıldığında tablo farklı.</p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu</strong> yıllarca partiyi yönetti.</p>
<p>Seçim kaybetti ama örgütü kontrol etmeyi başardı.</p>
<p>Bugün de CHP&#8217;nin önemli bir bölümünde hala ciddi bir etkisi bulunuyor.</p>
<p>Mahkeme kararları sonrasında eski Parti Meclisi&#8217;nin yeniden göreve çağrılması ve parti organlarının yeniden şekillendirilmesi girişimleri bunun göstergesi.</p>
<p>Ancak <strong>Kılıçdaroğlu</strong>&#8216;nun önündeki en büyük problem zaman.</p>
<p>Siyasette bazen haklı olmak yetmez.</p>
<p>Zamanın ruhunu yakalamak gerekir.</p>
<p>CHP tabanının önemli bir bölümü artık yeni yüzler görmek istiyor.</p>
<p><strong>Özgür Özel</strong> ise farklı bir hikâye yazmaya çalışıyor.</p>
<p><strong>Özel</strong>&#8216;in siyasi stratejisi son dönemde <strong>&#8220;örgüt iradesi&#8221;</strong> ve <strong>&#8220;mağduriyet&#8221;</strong> üzerinden ilerliyor.</p>
<p>Mahkeme kararları, parti içi müdahale tartışmaları ve kurultay krizleri, <strong>Özel</strong>&#8216;e taban nezdinde yeni bir siyasi alan açıyor.</p>
<p>Bu nedenle bazı gözlemciler, <strong>Özel</strong>&#8216;in yalnızca genel başkanlığı korumaya değil, aynı zamanda CHP içinde yeni bir kurucu liderlik hikayesi oluşturmaya çalıştığını düşünüyor.</p>
<p>Eğer başarılı olursa CHP&#8217;nin yeni <strong>Ecevit</strong>&#8216;i olarak anılabilir.</p>
<p>Başarısız olursa geçici bir ara dönem lideri olarak tarihe geçebilir.</p>
<p><strong>Peki <em>Ekrem İmamoğlu</em> nerede?</strong></p>
<p>Asıl soru budur.</p>
<p>Çünkü CHP&#8217;de görünmeyen ama en güçlü siyasi aktör hala <strong>Ekrem İmamoğlu.</strong></p>
<p>Bugün CHP&#8217;de birçok tartışmanın merkezinde aslında <strong>İmamoğlu</strong> bulunuyor.</p>
<p>Partinin gelecekteki cumhurbaşkanı adayı kim olacak?</p>
<p>Muhalefetin doğal lideri kim olacak?</p>
<p>CHP&#8217;nin seçim stratejisini kim belirleyecek?</p>
<p>Bu soruların tamamı dönüp dolaşıp aynı isme çıkıyor.</p>
<p>Bu nedenle CHP&#8217;de yaşanan her liderlik mücadelesi biraz da <strong>İmamoğlu</strong> sonrası dönemin hazırlığı olarak okunuyor.</p>
<p>Bir başka soru da şu:</p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu</strong> sonrası CHP&#8217;nin genel başkanı kim olur?</p>
<p>Bugünkü şartlarda üç isim öne çıkıyor.</p>
<p><strong>Özgür Özel&#8230;</strong></p>
<p><strong>Ekrem İmamoğlu&#8230;</strong></p>
<p>Ve <strong>Mansur Yavaş</strong>&#8216;a yakın çizgide yeni bir uzlaşma adayı.</p>
<p>&#8220;<strong>Müslim Sarı</strong><strong> mı, Özgür Özel mi?</strong>&#8221; sorusuna gelince&#8230;</p>
<p>Siyasette sürprizler mümkündür ancak bugün örgütsel güç, tanınırlık ve siyasi ağırlık açısından yarışın merkezinde hala <strong>Özgür Özel</strong> ve <strong>Ekrem İmamoğlu</strong> bulunuyor.</p>
<p><strong>İmamoğlu</strong>&#8216;nun doğrudan genel başkanlığa yönelip yönelmeyeceği ise tamamen siyasi şartlara bağlı olacaktır.</p>
<p>CHP&#8217;nin bugün yaşadığı sorun kişisel değildir.</p>
<p>Kurumsaldır.</p>
<p>Çünkü bir partide aynı anda üç lider konuşuluyorsa&#8230;</p>
<p>Aynı anda iki genel merkez hissi oluşuyorsa&#8230;</p>
<p>Aynı anda birkaç farklı kurultay senaryosu tartışılıyorsa&#8230;</p>
<p>Orada artık liderlik sorunu değil otorite sorunu vardır.</p>
<p>CHP&#8217;nin karşı karşıya olduğu temel mesele budur.</p>
<p>Benim gördüğüm tablo şu:</p>
<p>28 Parti Meclisi üyesinin istifası bir son değil.</p>
<p>Bir başlangıçtır.</p>
<p>Bu hamle CHP&#8217;nin içindeki güç savaşının yeni perdesini açmıştır.</p>
<p>Ama bu savaşın sonunda kazananın kim olacağını henüz kimse bilmiyor.</p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu</strong> tecrübesiyle direniyor.</p>
<p><strong>Özgür Özel</strong> örgüt desteğiyle mücadele ediyor.</p>
<p><strong>Ekrem İmamoğlu</strong> ise sahneye çıkacağı doğru zamanı bekliyor.</p>
<p>Fakat bütün bu hesapların arasında unutulan bir gerçek var:</p>
<p>CHP seçmeni artık isimlerin değil, sonuçların peşinde.</p>
<p>Ve seçmen, yıllardır süren iç hesaplaşmaların ardından aynı soruyu sormaya devam ediyor:</p>
<p><em><strong>CHP iktidara hazırlanıyor mu, yoksa kendi içinde iktidar mücadelesi vermeye devam mı edecek?</strong></em></p>
<p>Önümüzdeki süreçte bu sorunun cevabı sadece CHP&#8217;nin değil, Türkiye siyasetinin de yönünü belirleyecek.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/chpde-dugum-parti-kime-emanet-edilecek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nerede O Eski Biz? Asıl Kaybettiğimiz Şey Zaman Değil, Değerlerimiz</title>
		<link>https://netinternethaber.com/nerede-o-eski-biz-asil-kaybettigimiz-sey-zaman-degil-degerlerimiz/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/nerede-o-eski-biz-asil-kaybettigimiz-sey-zaman-degil-degerlerimiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Jun 2026 09:37:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[ahlaki çöküş]]></category>
		<category><![CDATA[aile değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></category>
		<category><![CDATA[birlik ve beraberlik]]></category>
		<category><![CDATA[değerler eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim ve kültür]]></category>
		<category><![CDATA[geçmişten geleceğe]]></category>
		<category><![CDATA[gelenek ve görenekler]]></category>
		<category><![CDATA[gelenekten geleceğe]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik ve gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel erozyon]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[manevi değerler]]></category>
		<category><![CDATA[milli bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[milli değerler]]></category>
		<category><![CDATA[milli duruş]]></category>
		<category><![CDATA[milli kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[milli ve manevi miras]]></category>
		<category><![CDATA[nesiller arası bağ]]></category>
		<category><![CDATA[özüne dönüş]]></category>
		<category><![CDATA[özünü unutmayan nesil]]></category>
		<category><![CDATA[pazar sohbeti]]></category>
		<category><![CDATA[pazar yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[saygı ve sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal değişim]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal çözülme]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal değerler]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal yozlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun aynası]]></category>
		<category><![CDATA[Türk gençliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türk kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Türk milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türk töresi]]></category>
		<category><![CDATA[umut ve gelecek.]]></category>
		<category><![CDATA[vatan sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan muhasebesi]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan ve ahlak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=85057</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin ile Pazar Sohbeti Bir ozanın yüreğinden dökülen sözler, milyonların vicdanında yankı buluyor. Sorulması gereken soru şu: Değişen zaman mı, yoksa değişen biz miyiz? Pazar sabahları insanın kendisiyle konuştuğu zamanlardır. Haftanın telaşı biraz olsun diner, şehir biraz yavaşlar, insanın kulağı da kalbine daha çok yaklaşır. Bugün öyle bir pazar sabahında, bir ozanın yüreğinden dökülen &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Aziz Dağtekin ile Pazar Sohbeti</h1>
<blockquote>
<h3><strong><em>Bir ozanın yüreğinden dökülen sözler, milyonların vicdanında yankı buluyor. Sorulması gereken soru şu: Değişen zaman mı, yoksa değişen biz miyiz?</em></strong></h3>
</blockquote>
<p class="isSelectedEnd">Pazar sabahları insanın kendisiyle konuştuğu zamanlardır.</p>
<p class="isSelectedEnd">Haftanın telaşı biraz olsun diner, şehir biraz yavaşlar, insanın kulağı da kalbine daha çok yaklaşır.</p>
<p class="isSelectedEnd">Bugün öyle bir pazar sabahında, bir ozanın yüreğinden dökülen sözlere takıldı aklım.</p>
<p class="isSelectedEnd">Sorduğu soru aslında hepimizeydi:</p>
<p class="isSelectedEnd"><strong>&#8220;Nerede o eski biz?&#8221;</strong></p>
<p class="isSelectedEnd">Dikkat edin&#8230;</p>
<p class="isSelectedEnd"><em><strong>&#8220;Nerede o eski günler?&#8221;</strong></em> demiyor.</p>
<p class="isSelectedEnd"><em><strong>&#8220;Nerede o eski insanlar?&#8221;</strong></em> da demiyor.</p>
<p class="isSelectedEnd">Doğrudan bizi soruyor.</p>
<p class="isSelectedEnd">Çünkü mesele zamanın değişmesi değil.</p>
<p class="isSelectedEnd">Mesele insanın değişmesi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Eskiden insanların daha zengin olduğunu söyleyemeyiz.</p>
<p class="isSelectedEnd">Daha lüks evlerde yaşadığını da&#8230;</p>
<p class="isSelectedEnd">Daha çok imkana sahip olduğunu hiç söyleyemeyiz.</p>
<p class="isSelectedEnd">Ama bir şey vardı.</p>
<p class="isSelectedEnd">Birbirimize karşı daha fazla saygımız vardı.</p>
<p class="isSelectedEnd">Bir sofranın bereketi sadece yemekle ölçülmezdi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Bir mahallenin değeri binalarıyla değil, insanlarıyla bilinirdi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Bir büyüğün sözü nasihat, bir küçüğün hatası emanet sayılırdı.</p>
<p class="isSelectedEnd">Şimdi dönüp etrafımıza bakıyoruz.</p>
<p class="isSelectedEnd">Aynı apartmanda yaşayan insanlar birbirinin adını bilmiyor.</p>
<p class="isSelectedEnd">Aynı sokakta yürüyenler birbirinin gözünün içine bakmıyor.</p>
<p class="isSelectedEnd">Aynı masada oturanlar bile aynı duyguyu paylaşamıyor.</p>
<p class="isSelectedEnd"><strong>Peki ne oldu bize?</strong></p>
<p class="isSelectedEnd">Bu soru siyasetin de üstünde&#8230;</p>
<p class="isSelectedEnd">Ekonominin de üstünde&#8230;</p>
<p class="isSelectedEnd">Gündelik tartışmaların da üstünde bir soru.</p>
<p class="isSelectedEnd">Çünkü bir millet önce kalbinde güçlenir.</p>
<p class="isSelectedEnd">Kalbi yorulan toplumların ayakta kalması zorlaşır.</p>
<p class="isSelectedEnd">Bugün çocuklarımız için kaygılanıyoruz.</p>
<p class="isSelectedEnd">Gençlerden şikayet ediyoruz.</p>
<p class="isSelectedEnd">Eğitimden yakınıyoruz.</p>
<p class="isSelectedEnd">Sosyal medyanın insanları değiştirdiğini söylüyoruz.</p>
<p class="isSelectedEnd">Belki de biraz durup şu soruyu sormamız gerekiyor:</p>
<p class="isSelectedEnd"><em><strong>Biz çocuklarımıza neyi miras bırakıyoruz?</strong></em></p>
<p class="isSelectedEnd">Daha büyük evler mi?</p>
<p class="isSelectedEnd">Daha pahalı arabalar mı?</p>
<p class="isSelectedEnd">Yoksa karakter mi?</p>
<p class="isSelectedEnd">Vicdan mı?</p>
<p class="isSelectedEnd">Merhamet mi?</p>
<p class="isSelectedEnd">Çünkü insanı ayakta tutan bina değil, değerlerdir.</p>
<p class="isSelectedEnd">Milleti ayakta tutan para değil, ortak vicdandır.</p>
<p class="isSelectedEnd">İşte yıllardır adına <strong>&#8220;töre&#8221;</strong> dediğimiz şey de tam olarak budur.</p>
<p class="isSelectedEnd"><strong>Töre&#8230;</strong></p>
<p class="isSelectedEnd">Bazılarının sandığı gibi baskı değil.</p>
<p class="isSelectedEnd"><em><strong>Töre; büyüğe saygıdır.</strong></em></p>
<p class="isSelectedEnd"><em><strong>Töre; küçüğe şefkattir.</strong></em></p>
<p class="isSelectedEnd"><em><strong>Töre; komşunun hakkını gözetmektir.</strong></em></p>
<p class="isSelectedEnd"><em><strong>Töre; yetimin başını okşamaktır.</strong></em></p>
<p class="isSelectedEnd"><em><strong>Töre; doğruluktan ayrılmamaktır.</strong></em></p>
<p class="isSelectedEnd"><em><strong>Töre; insan kalabilmektir.</strong></em></p>
<p class="isSelectedEnd">Bugün kaybetmekten korkmamız gereken şey sadece ekonomik değerler değildir.</p>
<p class="isSelectedEnd">Asıl korkmamız gereken, bizi biz yapan değerlerin sessizce elimizden kayıp gitmesidir.</p>
<p class="isSelectedEnd">Çünkü milli kimlik sadece nüfus cüzdanında yazan bir ifade değildir.</p>
<p class="isSelectedEnd">Milli kimlik; bir milletin hafızasıdır.</p>
<p class="isSelectedEnd">Vicdanıdır.</p>
<p class="isSelectedEnd">Karakteridir.</p>
<p class="isSelectedEnd">Ve geleceğe bıraktığı izdir.</p>
<p class="isSelectedEnd">Karamsar değilim.</p>
<p class="isSelectedEnd">Çünkü bu millet daha zor zamanları da gördü.</p>
<p class="isSelectedEnd">Küllerinden yeniden doğmasını da bildi.</p>
<p class="isSelectedEnd">Yeter ki birbirimizi dinlemeyi unutmayalım.</p>
<p class="isSelectedEnd">Yeter ki doğruluktan vazgeçmeyelim.</p>
<p class="isSelectedEnd">Yeter ki çocuklarımıza sadece başarıyı değil, ahlakı da öğretelim.</p>
<p class="isSelectedEnd">Yeter ki birbirimize yeniden selam vermeyi hatırlayalım.</p>
<p class="isSelectedEnd">Belki o zaman kaybettiğimizi sandığımız birçok şeyin aslında hala içimizde yaşadığını göreceğiz.</p>
<div class="relative basis-auto flex-col -mb-(--composer-overlap-px) pb-(--composer-overlap-px) [--composer-overlap-px:28px] grow flex" data-voice-floating-orb-focus-background="">
<div class="flex flex-col text-sm">
<div class="qMYqUG_convSearchResultHighlightRoot">
<div class="" data-turn-id-container="request-6a24880a-7768-83eb-82fc-77e23662e554-5" data-is-intersecting="true">
<section class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none has-data-writing-block:pointer-events-none [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto R6Vx5W_threadScrollVars scroll-mb-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom,0px)+var(--thread-response-height))] scroll-mt-[calc(var(--header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]" dir="auto" data-turn-id="request-6a24880a-7768-83eb-82fc-77e23662e554-5" data-turn-id-container="request-6a24880a-7768-83eb-82fc-77e23662e554-5" data-testid="conversation-turn-18" data-scroll-anchor="false" data-turn="assistant">
<div class="text-base my-auto mx-auto pb-10 [--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-xs,calc(var(--spacing)*4))] @w-sm/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-sm,calc(var(--spacing)*6))] @w-lg/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-lg,calc(var(--spacing)*16))] px-(--thread-content-margin)">
<div class="[--thread-content-max-width:40rem] @w-lg/main:[--thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(--thread-content-max-width) flex-1 group/turn-messages focus-visible:outline-hidden relative flex w-full min-w-0 flex-col agent-turn" data-conversation-screenshot-content="">
<div class="flex max-w-full flex-col gap-4 grow">
<div class="min-h-8 text-message relative flex w-full flex-col items-end gap-2 text-start break-words whitespace-normal outline-none keyboard-focused:focus-ring [.text-message+&amp;]:mt-1" dir="auto" tabindex="0" data-message-author-role="assistant" data-message-id="10bf4c62-63d8-4995-a8ae-5f3807c9e12c" data-message-model-slug="gpt-5-5" data-turn-start-message="true">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden">
<div class="markdown prose dark:prose-invert wrap-break-word w-full light markdown-new-styling">
<p data-start="93" data-end="107">Bugün pazar&#8230;</p>
<p data-start="112" data-end="126">Biraz duralım.</p>
<p data-start="131" data-end="147">Biraz düşünelim.</p>
<p data-start="152" data-end="183">Ve kendimize şu soruyu soralım:</p>
<p data-start="188" data-end="225"><em><strong>Sorun gerçekten zamanın değişmesi mi?</strong></em></p>
<p data-start="230" data-end="256"><em><strong>Yoksa bizim değişmemiz mi?</strong></em></p>
<p data-start="261" data-end="314">Cevabı vicdanında bulan herkes için umut hala vardır.</p>
<p data-start="319" data-end="355">Çünkü vicdan ölmedikçe millet ölmez.</p>
<p data-start="360" data-end="414">Çünkü özünü kaybetmeyen toplumlar yolunu da kaybetmez.</p>
<p data-start="419" data-end="482">Çünkü töresine sahip çıkan nesiller, geleceğine de sahip çıkar.</p>
<p data-start="487" data-end="604">Gelin, çocuklarımıza yalnızca güçlü bir ülke değil; güçlü karakterler, sağlam değerler ve temiz bir vicdan bırakalım.</p>
<p data-start="609" data-end="706">Unutmayalım ki bir milleti ayakta tutan binalar değil, inançlarıdır; serveti değil, şahsiyetidir.</p>
<p data-start="711" data-end="829">Töresini, kültürünü, milli ve manevi değerlerini yaşatan her yürek, bu ülkenin yarınlarına yakılmış bir umut ışığıdır.</p>
<p data-start="834" data-end="941"><strong data-start="834" data-end="941">Töresini unutmayanlara, özünü kaybetmeyenlere, geçmişinden güç alıp geleceğe yürüyenlere selam olsun&#8230;</strong></p>
<p data-start="946" data-end="1012" data-is-last-node=""><strong data-start="946" data-end="1012" data-is-last-node="">Töresini ve özünü unutmayan bir nesil umuduyla, hoşça kalın&#8230;</strong></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</section>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div id="thread-bottom-container" class="sticky bottom-0 z-10 group/thread-bottom-container relative isolate w-full basis-auto has-data-has-thread-error:pt-2 has-data-has-thread-error:[box-shadow:var(--sharp-edge-bottom-shadow)] md:border-transparent md:pt-0 dark:border-white/20 md:dark:border-transparent print:hidden content-fade single-line flex flex-col">
<div id="thread-bottom">
<div>
<div class="text-base mx-auto [--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-xs,calc(var(--spacing)*4))] @w-sm/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-sm,calc(var(--spacing)*6))] @w-lg/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-lg,calc(var(--spacing)*16))] px-(--thread-content-margin)">
<div>
<div class="[--thread-content-max-width:40rem] @w-lg/main:[--thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(--thread-content-max-width) flex-1 mb-[var(--thread-component-gap,1rem)]">
<div class="w-full">
<div class="pointer-events-auto relative z-1 flex h-(--composer-container-height,100%) max-w-full flex-(--composer-container-flex,1) flex-col">
<div class="absolute start-0 end-0 bottom-full z-20"></div>
<form class="group/composer w-full" autocomplete="off" data-type="unified-composer">
<div class="hidden"><input id="upload-files" tabindex="-1" multiple="multiple" type="file" /></div>
<div class="">
<div class="bg-token-bg-primary dark:bg-token-bg-elevated-primary dark-oled:bg-token-bg-primary corner-superellipse/1.1 relative cursor-text overflow-clip bg-clip-padding p-2.5 contain-inline-size motion-safe:transition-colors motion-safe:duration-200 motion-safe:ease-in-out group-not-data-expanded/composer:py-2 grid grid-cols-[auto_1fr_auto] [grid-template-areas:'header_header_header'_'leading_primary_trailing'_'._footer_.'] group-data-expanded/composer:[grid-template-areas:'header_header_header'_'primary_primary_primary'_'leading_footer_trailing'] max-sm:[grid-template-areas:'header_header_header'_'primary_primary_primary'_'leading_footer_trailing'] shadow-short-composer" data-composer-surface="true">
<div class="self-center [grid-area:leading]"></div>
<div class="-my-2.5 flex overflow-x-hidden px-1.5 [grid-area:primary] group-data-expanded/composer:mb-0 group-data-expanded/composer:ps-2.5 group-data-expanded/composer:pe-2.5 min-h-14 items-center">
<div class="wcDTda_prosemirror-parent text-token-text-primary max-h-[max(30svh,5rem)] max-h-52 min-h-[var(--deep-research-composer-extra-height,unset)] flex-1 overflow-auto [scrollbar-width:thin] default-browser vertical-scroll-fade-mask group-data-[expanded-composer-mode-button]/composer:pe-9"><textarea class="wcDTda_fallbackTextarea" spellcheck="true" name="prompt-textarea" autofocus="" placeholder="Herhangi bir şey sor" aria-label="ChatGPT ile sohbet et" data-virtualkeyboard="true"></textarea></p>
<div id="prompt-textarea" class="ProseMirror" role="textbox" contenteditable="true" spellcheck="true" translate="no" data-virtualkeyboard="true" aria-multiline="true" aria-label="ChatGPT ile sohbet et"></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</form>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/nerede-o-eski-biz-asil-kaybettigimiz-sey-zaman-degil-degerlerimiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP İkiye mi Bölündü Yoksa Yeniden mi Kuruluyor?</title>
		<link>https://netinternethaber.com/chp-ikiye-mi-bolundu-yoksa-yeniden-mi-kuruluyor/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/chp-ikiye-mi-bolundu-yoksa-yeniden-mi-kuruluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 15:18:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[CHP delegeleri]]></category>
		<category><![CDATA[CHP geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[CHP Genel Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[CHP krizi]]></category>
		<category><![CDATA[CHP kurultayı]]></category>
		<category><![CDATA[CHP liderlik yarışı]]></category>
		<category><![CDATA[CHP seçmeni]]></category>
		<category><![CDATA[CHP yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[delege iradesi]]></category>
		<category><![CDATA[grup toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[güncel siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar alternatifi]]></category>
		<category><![CDATA[imza toplama süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[kurultay ihtimali]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis grubu]]></category>
		<category><![CDATA[milletvekilleri]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet liderliği]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[MYK hazırlığı]]></category>
		<category><![CDATA[olağanüstü kurultay]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel]]></category>
		<category><![CDATA[parti içi mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[parti içi muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[parti tabanı]]></category>
		<category><![CDATA[parti yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi dengeler]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi güç mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi kriz]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi meşruiyet]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi temsil]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<category><![CDATA[Türk siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[varoluş meselesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=84931</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı CHP tarihinde çok kriz görüldü. Ama böylesi az görüldü. Bir tarafta Genel Merkez. Bir tarafta Meclis. Bir tarafta Kemal Kılıçdaroğlu. Bir tarafta Özgür Özel. Ve ortada kalan milyonlarca CHP seçmeni. Şimdi herkes aynı soruyu soruyor: CHP&#8217;yi kim yönetiyor? Kağıt üzerinde verilen karar başka bir şeyi işaret ediyor. Siyasi gerçeklik ise başka bir &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Aziz Dağtekin Yazdı</strong></h2>
<hr />
<p>CHP tarihinde çok kriz görüldü.</p>
<p>Ama böylesi az görüldü.</p>
<p>Bir tarafta Genel Merkez.</p>
<p>Bir tarafta Meclis.</p>
<p>Bir tarafta<strong> Kemal Kılıçdaroğlu.</strong></p>
<p>Bir tarafta <strong>Özgür Özel.</strong></p>
<p>Ve ortada kalan milyonlarca CHP seçmeni.</p>
<p>Şimdi herkes aynı soruyu soruyor:</p>
<p>CHP&#8217;yi kim yönetiyor?</p>
<p>Kağıt üzerinde verilen karar başka bir şeyi işaret ediyor.</p>
<p>Siyasi gerçeklik ise başka bir şeyi.</p>
<p><strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong>&#8216;nun yeni MYK hazırlığında olduğu konuşuluyor.</p>
<p>Özgür Özel ise, Meclis&#8217;te toplantı üstüne toplantı yapıyor.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi toplantısının Meclis&#8217;te yapılması sıradan bir tercih değil.</p>
<p>Bu bir mesaj.</p>
<p><strong>&#8220;Ben buradayım.&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Parti tabanı benimle.&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Meclis grubu benimle.&#8221;</strong></p>
<p>Mesajın özeti bu.</p>
<p>Peki ya delegeler?</p>
<p>Asıl savaş orada.</p>
<p>Çünkü CHP&#8217;nin geleceğini mahkeme salonları değil, delege iradesi belirleyecek.</p>
<p>Bu yüzden imzalar toplanıyor.</p>
<p>Bu yüzden herkes sayı hesabı yapıyor.</p>
<p>Bu yüzden gözler kurultay ihtimaline çevrilmiş durumda.</p>
<p>İşin ilginç tarafı şu:</p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu</strong>&#8216;nun önünde teorik olarak bir yol var.</p>
<p><strong>Özgür Özel</strong>&#8216;in önünde ise siyasi meşruiyet iddiası.</p>
<p>İki taraf da kendisini CHP&#8217;nin gerçek temsilcisi olarak görüyor.</p>
<p>Sorun da tam burada başlıyor.</p>
<p>Bir parti aynı anda iki farklı merkezden yönetilebilir mi?</p>
<p>Tarih bunun zor olduğunu söylüyor.</p>
<p>Yarın yapılması beklenen grup toplantısı bu nedenle kritik.</p>
<p>Kürsüye kim çıkacak?</p>
<p>Salon kimin etrafında şekillenecek?</p>
<p>Milletvekilleri hangi fotoğrafın içine girecek?</p>
<p>Bazen siyaset uzun konuşmalarla değil, tek bir kare fotoğrafla yön değiştirir.</p>
<p>CHP&#8217;nin önündeki mesele artık yalnızca liderlik yarışı değil.</p>
<p>Varoluş meselesi.</p>
<p>Çünkü seçmen kavga görmek istemiyor.</p>
<p>İktidar alternatifi görmek istiyor.</p>
<p>Delegeler imza toplamaya devam ederse olağanüstü kurultay seçeneği masada kalmaya devam edecek. Son günlerde parti yönetiminin de bu seçeneği ciddi biçimde değerlendirdiği yönünde haberler bulunuyor.</p>
<p>Ve günün sonunda bütün tartışma tek soruya dönüşecek:</p>
<p>CHP, <strong>Kılıçdaroğlu</strong>&#8216;nu mu geri çağıracak?</p>
<p>Yoksa <strong>Özgür Özel&#8217;</strong>i yeniden tescil mi edecek?</p>
<p>Türkiye siyaseti cevabı bekliyor.</p>
<p>Ama galiba en çok da CHP seçmeni&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/chp-ikiye-mi-bolundu-yoksa-yeniden-mi-kuruluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP Kime Yar Olacak?</title>
		<link>https://netinternethaber.com/chp-kime-yar-olacak/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/chp-kime-yar-olacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 May 2026 21:16:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></category>
		<category><![CDATA[belediye yolsuzlukları]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[CHP analiz]]></category>
		<category><![CDATA[CHP delegeleri]]></category>
		<category><![CDATA[CHP gündemi]]></category>
		<category><![CDATA[CHP haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[CHP iç hesaplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[CHP içi mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[CHP krizi]]></category>
		<category><![CDATA[CHP kurultay tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[CHP tabanı]]></category>
		<category><![CDATA[CHP tabanının beklentisi]]></category>
		<category><![CDATA[CHP yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[CHP yorum]]></category>
		<category><![CDATA[CHP'de arınma süreci]]></category>
		<category><![CDATA[CHP'de değişim tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[CHP'de dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[CHP'de FETÖ tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[CHP'de güç savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[CHP'de kırılma noktası]]></category>
		<category><![CDATA[CHP'de liderlik krizi]]></category>
		<category><![CDATA[CHP'de parti içi çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[CHP'de yolsuzluk iddiaları]]></category>
		<category><![CDATA[CHP'nin asıl sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[CHP'nin geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[CHP'nin geleceği ne olacak]]></category>
		<category><![CDATA[CHP'nin kimlik arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[CHP’de değişim]]></category>
		<category><![CDATA[CHP’de hesaplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[CHP’de yeni dönem]]></category>
		<category><![CDATA[güncel siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıçdaroğlu açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıçdaroğlu özür konuşması]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefetin geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefette kriz]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel]]></category>
		<category><![CDATA[parti içi muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[şaibeli kurultay]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi gündem]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi rant düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi yorum]]></category>
		<category><![CDATA[son dakika CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Türk siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Türk siyasetinde kırılma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye gündemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye siyaseti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=84893</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti Bir parti düşünün&#8230; Mahkeme salonlarında tartışılıyor. Kurultayları şaibe iddialarıyla anılıyor. Eski genel başkanı çıkıp &#8220;özür diliyorum&#8221; diyerek kendi dönemine hançer vuruyor. Ve herkes aynı soruyu soruyor: CHP&#8217;nin asıl sorunu iktidar mı, yoksa CHP&#8217;nin kendisi mi? Kemal Kılıçdaroğlu&#8216;nun sözleri sıradan bir siyasi konuşma değildi. Bu konuşma, yıllardır kapalı kapılar ar dında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti</strong></h2>
<hr />
<p>Bir parti düşünün&#8230;</p>
<p>Mahkeme salonlarında tartışılıyor.</p>
<p>Kurultayları şaibe iddialarıyla anılıyor.</p>
<p>Eski genel başkanı çıkıp <strong>&#8220;özür diliyorum&#8221;</strong> diyerek kendi dönemine hançer vuruyor.</p>
<p>Ve herkes aynı soruyu soruyor:</p>
<p>CHP&#8217;nin asıl sorunu iktidar mı, yoksa CHP&#8217;nin kendisi mi?</p>
<p><strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong>&#8216;nun sözleri sıradan bir siyasi konuşma değildi.</p>
<p>Bu konuşma, yıllardır kapalı kapılar ar</p>
<p>dında fısıldanan tartışmaların yüksek sesle dile getirilmesiydi.</p>
<p>Çünkü <strong>Kılıçdaroğlu</strong> ilk kez sadece rakiplerini değil, kendi dönemini de sorguladı.</p>
<p><strong>&#8220;FETÖ ajanlarını fark edemedim&#8221;</strong> dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Hortumları kesemedim&#8221;</strong> dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Belediyelerde harama bulaşanları ayıklayamadım&#8221;</strong> dedi.</p>
<p>Asıl soru şu:</p>
<p>Bu sözler geçmişe mi yönelikti?</p>
<p>Yoksa bugün CHP&#8217;yi yöneten kadrolara mı?</p>
<p>İsim verilmedi.</p>
<p>Ama siyasette bazen isim vermemek, isim vermekten daha yüksek ses çıkarır.</p>
<p>Bugün CHP iki ayrı fotoğraf veriyor.</p>
<p>Bir tarafta <strong>&#8220;değişim&#8221;</strong> diyerek yola çıkanlar.</p>
<p>Diğer tarafta <strong>&#8220;önce arınma&#8221;</strong> diyenler.</p>
<p>Bir tarafta koltuğu kazanmanın yeterli olduğunu düşünenler.</p>
<p>Diğer tarafta partinin ruhunu kaybettiğini söyleyenler.</p>
<p>İşte CHP&#8217;nin kaderi tam burada düğümleniyor.</p>
<p>Çünkü mesele artık genel başkanlık yarışı değil.</p>
<p>Mesele, CHP&#8217;nin hangi kimlikle yoluna devam edeceği.</p>
<p>Parti; şaibe tartışmalarıyla mı anılacak?</p>
<p>Yoksa kendi içindeki hesaplaşmayı yapıp yeni bir sayfa mı açacak?</p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu</strong>&#8216;nun konuşmasının satır aralarında gizlenen asıl soru da bu.</p>
<p>CHP kime yar olacak?</p>
<p>Parti içine sızdığı iddia edilen yapılara mı?</p>
<p>Siyasi rant düzenlerine mi?</p>
<p>Yoksa köklü bir muhasebe ve arınma talep eden tabanına mı?</p>
<p>Türk siyasetinde bazen seçimlerden daha önemli kırılmalar vardır.</p>
<p>Bugün CHP&#8217;nin yaşadığı tam da böyle bir kırılmadır.</p>
<p>Çünkü artık tartışma kimin genel başkan olacağı değildir.</p>
<p>Tartışma, CHP&#8217;nin ne olacağıdır.</p>
<p>Ve bu sorunun cevabı sadece CHP&#8217;nin değil, Türkiye siyasetinin önümüzdeki yıllarını da belirleyecektir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/chp-kime-yar-olacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul’un Fethi, Tarihi Değiştiren İman Yürüyüşü</title>
		<link>https://netinternethaber.com/istanbulun-fethi-tarihi-degistiren-iman-yuruyusu/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/istanbulun-fethi-tarihi-degistiren-iman-yuruyusu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2026 05:42:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[29 Mayıs 1453]]></category>
		<category><![CDATA[adalet medeniyeti]]></category>
		<category><![CDATA[anlamlı cuma mesajı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[birlik ve kardeşlik]]></category>
		<category><![CDATA[çağ açıp çağ kapatan fetih]]></category>
		<category><![CDATA[Cuma mesajı]]></category>
		<category><![CDATA[cumanız mübarek olsun]]></category>
		<category><![CDATA[ecdat mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmet Han]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih’in askerleri]]></category>
		<category><![CDATA[fethimiz kutlu olsun]]></category>
		<category><![CDATA[fetih]]></category>
		<category><![CDATA[fetih duası]]></category>
		<category><![CDATA[fetih kutlaması]]></category>
		<category><![CDATA[fetih ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[fetih sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[fetih ve diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[gemileri karadan yürütmek]]></category>
		<category><![CDATA[hayırlı cumalar]]></category>
		<category><![CDATA[iman gücü]]></category>
		<category><![CDATA[İslam medeniyeti]]></category>
		<category><![CDATA[İslam tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul surları]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul’un alınışı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul’un fethi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul’un fethi mesajı]]></category>
		<category><![CDATA[Konstantiniyye]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[manevi değerler]]></category>
		<category><![CDATA[manevi diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyet yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[mehter]]></category>
		<category><![CDATA[millet ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[Milli ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber müjdesi]]></category>
		<category><![CDATA[şehadet]]></category>
		<category><![CDATA[tarih bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi fetih]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi makale]]></category>
		<category><![CDATA[tekbir]]></category>
		<category><![CDATA[Türk milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türk tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[zafer mesajı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=84889</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı &#8220;Günlerden Cuma… İklim-i Rum’da bir mehter yürüyüşü vardı…” Yer gök tekbir sesiyle inliyordu… Davullar vuruyor, sancaklar göğe yükseliyordu. Bir çağ titriyordu. Çünkü surlara sadece asker yürümüyordu… Bir medeniyet yürüyordu. Ve o gün… Peygamber Efendimiz’in asırlar öncesinden verdiği müjde gerçekleşiyordu: “Konstantiniyye elbet fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><strong>Aziz Dağtekin Yazdı</strong></h1>
<hr />
<p><strong>&#8220;Günlerden Cuma… İklim-i Rum’da bir mehter yürüyüşü vardı…”</strong></p>
<p>Yer gök tekbir sesiyle inliyordu…<br />
Davullar vuruyor, sancaklar göğe yükseliyordu.<br />
Bir çağ titriyordu.<br />
Çünkü surlara sadece asker yürümüyordu…<br />
Bir medeniyet yürüyordu.</p>
<p>Ve o gün…<br />
Peygamber Efendimiz’in asırlar öncesinden verdiği müjde gerçekleşiyordu:</p>
<p><em><strong>“Konstantiniyye elbet fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.”</strong></em></p>
<p>Bu söz sıradan bir övgü değildi.<br />
Bu, tarihin en büyük methiyelerinden biriydi.<br />
Bir komutana nasip olmuş en büyük şerefti.</p>
<p><strong>Fatih Sultan Mehmed Han…</strong><br />
Daha çocuk yaşta omuzlarına çağların yükünü almış bir irade…<br />
Onun derdi sadece bir şehri almak değildi.<br />
Onun derdi; karanlığı yırtıp adaletin güneşini doğurmaktı.</p>
<p>İstanbul’un surları yüksekti…<br />
Ama iman daha yüksekti.</p>
<p>Gemileri karadan yürütmek sadece askeri deha değildi.<br />
Bu, <strong>“İmkânsız”</strong> denilen her şeye meydan okuyan bir inancın haykırışıydı.</p>
<p>Çünkü inanmış bir milletin önünde hiçbir zincir duramazdı.</p>
<p>29 Mayıs 1453’te fethedilen sadece İstanbul değildi…<br />
Korku fethedildi.<br />
Esaret fethedildi.<br />
Kibir fethedildi.</p>
<p>Ve dünya o gün şunu gördü:<br />
İslam; yıkan değil yaşatan, korkutan değil merhamet eden bir medeniyetin adıdır.</p>
<p><strong>Fatih</strong>’in ordusu sıradan bir ordu değildi.<br />
Onlar Allah’a secde ederek yürüyen askerlerdi.<br />
Geceleri dua, gündüzleri cihat eden yiğitlerdi.<br />
Onlar çağ açan son büyük yürüyüşün neferleriydi.</p>
<p>Bugün hala Ayasofya’nın kubbelerinde yankılanan ezan sesi varsa…<br />
Bu, <strong>Fatih</strong>’in emanetidir.<br />
Bugün bu millet hala diz çökmüyorsa…<br />
Bu, Malazgirt’ten İstanbul’a uzanan ruhun hala diri olduğundandır.</p>
<p>Çünkü bazı fetihler toprak kazanmak değildir.<br />
Bazı fetihler insanlığın kaderini değiştirmektir.</p>
<p>Ve bugün…<br />
Dünyanın dört bir yanında mazlumların gözü hala bu topraklara çevriliyse, bunun sebebi tarihin hafızasıdır.<br />
Çünkü bu millet sadece devlet kurmadı…<br />
Umut kurdu.</p>
<p>Şimdi dönüp kendimize sormanın zamanıdır:<br />
<strong>Fatih</strong>’in torunları olmak sadece övünmek midir?<br />
Yoksa onun ahlakını, cesaretini, ilmini ve imanını taşımak mıdır?</p>
<p>Asıl fetih;<br />
Nefsi yenmektir.<br />
Cehaleti yenmektir.<br />
Ayrılığı yenmektir.<br />
Kardeşliği yeniden diriltmektir.</p>
<p>Çünkü fetih ruhu ölürse, şehirler ayakta kalsa bile medeniyet çöker.</p>
<p>Ama bu milletin mayasında dua var.<br />
Secde var.<br />
Şehadet var.<br />
Ve en önemlisi… teslim olmayan bir ruh var.</p>
<p>O günlerden Cumaydı…<br />
Bugün de Cuma…</p>
<p>O gün surlardan tekbir yükselmişti, bugün minarelerden  hem sala  hem de tekbirler yeniden yükseliyor.<br />
O gün bir çağ kapanmıştı, bugün yeni dirilişlerin duası yapılıyor.</p>
<p>Cumanız mübarek olsun…<br />
Fethimiz kutlu olsun…<br />
Zaferimiz daim olsun…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/istanbulun-fethi-tarihi-degistiren-iman-yuruyusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milli Pusula!&#8230;</title>
		<link>https://netinternethaber.com/milli-pusula/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/milli-pusula/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2026 21:12:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[#Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></category>
		<category><![CDATA[emperyal düzen]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan liderliği]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[küresel medya Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[milli savunma hamlesi]]></category>
		<category><![CDATA[Milli teknoloji hamlesi]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye analiz yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye bağımsızlık politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye dış politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye gündemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’nin ekseni]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’nin geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’nin yükselişi]]></category>
		<category><![CDATA[yerli İHA]]></category>
		<category><![CDATA[yerli savunma sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[yerli ve milli politika]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=84865</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Bazı milletler vardır… Haritaya bakarak yön bulur. Bazı milletler vardır… Rüzgâra göre saf değiştirir. Bir de bazı milletler vardır ki; Yüzyıllarca başkalarının çizdiği rotalarda yürütülür… Kendi gemisinin kaptanı olduğunu sanırken, Aslında başkasının limanına yük taşıdığını yıllar sonra anlar. Türkiye işte tam da böyle bir eşikten geçti… Bu millet uzun yıllar boyunca kendi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz Dağtekin Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p>Bazı milletler vardır…<br />
Haritaya bakarak yön bulur.</p>
<p>Bazı milletler vardır…<br />
Rüzgâra göre saf değiştirir.</p>
<p>Bir de bazı milletler vardır ki;<br />
Yüzyıllarca başkalarının çizdiği rotalarda yürütülür…<br />
Kendi gemisinin kaptanı olduğunu sanırken,<br />
Aslında başkasının limanına yük taşıdığını yıllar sonra anlar.</p>
<p>Türkiye işte tam da böyle bir eşikten geçti…</p>
<p>Bu millet uzun yıllar boyunca kendi iradesiyle değil,<br />
kendisine uygun görülen sınırlar içinde nefes aldı.<br />
Ekonomisi başka merkezlere bağlandı,<br />
siyaseti başka başkentlerde yorumlandı,<br />
manşetleri başka odalarda yazıldı.</p>
<p>Birileri bu ülkeye sürekli şunu fısıldadı:</p>
<p><strong>“Büyüme ama taşma…</strong><br />
<strong>Yüksel ama şahlanma…</strong><br />
<strong>Savun ama meydan okuma…</strong><br />
<strong>İtaat et ki medeni sayılırsın…”</strong></p>
<p>Çünkü onlar için güçlü Türkiye;<br />
hesap bozan Türkiye’ydi.</p>
<p>Kendi İHA’sını yapan değil,<br />
başkasının hurdasına muhtaç kalan Türkiye makbuldü.</p>
<p>Gazze’ye ağlayan değil,<br />
susup önüne bakan Türkiye makbuldü.</p>
<p>Afrika’da mazlumun elini tutan değil,<br />
Paris’ten izin alan Türkiye makbuldü.</p>
<p>Ama hesap etmedikleri bir şey vardı:</p>
<p>Bu milletin hafızası ölmemişti…</p>
<p>Bir gün çıktı Anadolu’nun içinden bir siyasi damar…<br />
Ve dedi ki: <strong>Türkiye, sadece sınırlarından ibaret değildir.</strong></p>
<p>İşte kavga o gün başladı.</p>
<p>Çünkü mesele bir parti meselesi değildi artık.<br />
Mesele yön meselesiydi…<br />
Pusula meselesiydi…</p>
<p>Yıllarca yüzünü Batı’ya dönmekle modernleşeceğini sanan bir ülke,<br />
ilk kez kendi aynasına bakmaya başladı.</p>
<p>Savunma sanayiindeki her adım,<br />
sadece teknik bir başarı değildi;<br />
zincir kırma operasyonuydu.</p>
<p>Yerli motor…<br />
Yerli füze…<br />
Yerli enerji hamlesi…<br />
Bunların hepsi aynı cümlenin parçalarıydı: Ben artık kendi kararımı kendim veririm.</p>
<p>İşte emperyal düzenin korkusu tam burada başladı.</p>
<p>Çünkü onlar Türkiye’yi güçlü olduğu için değil,<br />
itaatkâr olduğu sürece seviyorlardı.</p>
<p>Bir zamanlar darbelerle hizaya çekilen bu millet,<br />
şimdi sandıkla direniyordu.</p>
<p>Eskiden manşetlerle ayar verilen siyaset,<br />
şimdi milletin sokağından besleniyordu.</p>
<p>Ve en çok da buna öfkeleniyorlardı…</p>
<p>Bakın dikkat edin:<br />
Türkiye ne zaman kendi çıkarını savunsa,<br />
aynı anda bütün küresel medya aynı dili konuşuyor.</p>
<p>Bir bakıyorsunuz Londra’daki gazete,<br />
Berlin’deki ekran,<br />
Washington’daki düşünce kuruluşu,<br />
aynı cümleyi kuruyor: Türkiye eksen kayıyor…</p>
<p>Hayır…</p>
<p>Türkiye’nin ekseni kaymıyor.<br />
Türkiye ilk kez kendi eksenine oturuyor.</p>
<p>Asıl problem bu.</p>
<p>Çünkü güçlü Türkiye;<br />
sadece enerji denkleminde değil,<br />
zihin haritasında da deprem etkisi oluşturuyor.</p>
<p>Bir zamanlar yardım isteyen ülke,<br />
şimdi oyun kuran ülkeye dönüşüyor.</p>
<p>Ve bu dönüşüm,<br />
küresel düzenin konforunu bozuyor.</p>
<p>Bugün Türkiye’nin attığı her bağımsız adım,<br />
sadece siyasi değil;<br />
medeniyet psikolojisinin yeniden ayağa kalkışıdır.</p>
<p>Onun için bazı çevreler Erdoğan ismini duyunca öfkeye kapılıyor.<br />
Çünkü onlar bir kişiden çok,<br />
bir kırılmadan korkuyorlar.</p>
<p>Korkuları şu:</p>
<p>Ya bu millet gerçekten kendine inanırsa?</p>
<p>İşte o zaman sadece ekonomi değişmez…<br />
Dünya dengesi değişir.</p>
<p>Artık mesele şudur:</p>
<p>Türkiye yeniden kendi hikâyesini mi yazacak,<br />
yoksa başkalarının dipnotu olmaya devam mı edecek?</p>
<p>Bu soru yalnız bugünün değil,<br />
önümüzdeki yüz yılın sorusudur.</p>
<p>Ve tarih şunu defalarca göstermiştir:</p>
<p>Kendi pusulasını kaybeden milletler,<br />
başkasının haritasında kaybolur.</p>
<p>Ama kendi yönünü bulan milletleri,<br />
hiçbir fırtına durduramaz…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/milli-pusula/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülkücülük Sloganla Değil, Ahlakla Yaşanır</title>
		<link>https://netinternethaber.com/ulkuculuk-sloganla-degil-ahlakla-yasanir/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/ulkuculuk-sloganla-degil-ahlakla-yasanir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2026 21:01:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=84807</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Ülkücülük; rozet taşımak değil, yük taşımaktır. Bugün bazıları çıkıp “ülkücüyüm, bedel ödedim” diyor… Ben işte tam burada duruyorum. Çünkü bu davada kimsenin kimseden alacağı yoktur. Bilakis; toprağa düşen şehitlerimizin, ömrünü sakat bırakan gazilerimizin, evladını mezara koyan analarımızın; “ülkücüyüm” deyip makam, menfaat ve şahsi hesap peşine düşenlerden alacağı vardır. Ülkücülük; tweet atınca değil, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz Dağtekin Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p>Ülkücülük; rozet taşımak değil, yük taşımaktır.</p>
<p>Bugün bazıları çıkıp <strong>“ülkücüyüm, bedel ödedim”</strong> diyor…<br />
Ben işte tam burada duruyorum.</p>
<p>Çünkü bu davada kimsenin kimseden alacağı yoktur.<br />
Bilakis; toprağa düşen şehitlerimizin, ömrünü sakat bırakan gazilerimizin, evladını mezara koyan analarımızın; <strong>“ülkücüyüm”</strong> deyip makam, menfaat ve şahsi hesap peşine düşenlerden alacağı vardır.</p>
<p><strong>Ülkücülük;</strong><br />
tweet atınca değil, gerektiğinde susup devletinin yanında durunca anlaşılır.</p>
<p><strong>Ülkücülük;</strong><br />
kameraya oynayarak değil, millet dara düştüğünde en önde saf tutarak yaşanır.</p>
<p><strong>Ülkücü;</strong><br />
devletin bekasına yönelen tehdide sırtını dönmez.</p>
<p><strong>Ülkücü;</strong><br />
hak yemez, kul hakkına el uzatmaz.</p>
<p><strong>Ülkücü;</strong><br />
ahlakı ayaklar altına alan hiçbir yapının gölgesine sığınmaz.</p>
<p><strong>Ülkücü;</strong><br />
küçüğünü ezmez, büyüğüne ihanet etmez.</p>
<p><strong>Ve gerçek ülkücü…</strong><br />
Davanın adını kullanıp şahsi ikbal devşirmez.</p>
<p>Bugün dava dediğimiz şey; makam kavgasıyla, ihale hesabıyla, koltuk pazarlığıyla kirletiliyorsa, orada ülkücülük değil, menfaat nöbeti vardır.</p>
<p>Bizim meselemiz bağırmak değil, adam olmaktır.<br />
Çünkü ülkücülük; sadece öfkeli olmak değil, ahlaklı kalabilmektir.</p>
<p>Şunu herkes iyi bilsin: Bu dava sahipsiz değildir.<br />
Ve bu hareketin gerçek sahibi; gece yatağa aç giren ama bayrağından vazgeçmeyen adsız ülkücülerdir.</p>
<p>Ne makam beklediler, ne alkış istediler…<br />
Sadece <strong>“vatan sağ olsun”</strong> deyip sustular.</p>
<p>İşte bu yüzden; ülkücülük anlatılmaz…<br />
Yaşanır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/ulkuculuk-sloganla-degil-ahlakla-yasanir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazeteciye Vuran Siyaset, Demokrasiye Ne Anlatır?</title>
		<link>https://netinternethaber.com/gazeteciye-vuran-siyaset-demokrasiye-ne-anlatir/</link>
					<comments>https://netinternethaber.com/gazeteciye-vuran-siyaset-demokrasiye-ne-anlatir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 May 2026 21:14:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Mahir Başarır]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa.]]></category>
		<category><![CDATA[basın özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[canlı yayın saldırısı]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[CNN Türk]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[devlet otoritesi]]></category>
		<category><![CDATA[dokunulmazlık zırhı]]></category>
		<category><![CDATA[gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteciye saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk devleti]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk önünde eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[kamu düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[kamu görevlisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[milletvekili dokunulmazlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Bekmezci]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel]]></category>
		<category><![CDATA[polis müdahalesi]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<category><![CDATA[vekil dokunulmazlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://netinternethaber.com/?p=84798</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Dün DEM Partili vekiller… Bugün CHP’li vekil Ali Mahir Başarır… Yarın kim? İsimler değişiyor… Partiler değişiyor… Ama değişmeyen bir şey var: Milletvekili dokunulmazlığının arkasına saklanıp herkese ayar verme alışkanlığı. Bir gazeteciye vuruluyor… Polisin yakasına yapışılıyor… Devletin memuru aşağılanıyor… Kameralar itiliyor… Mikrofonlar parçalanıyor… Sonra ne oluyor? Koca bir hiç. Çünkü siyasetin üstüne geçirilmiş &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz Dağtekin Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p>Dün DEM Partili vekiller…<br />
Bugün CHP’li vekil Ali Mahir Başarır…</p>
<p>Yarın kim?</p>
<p>İsimler değişiyor…<br />
Partiler değişiyor…<br />
Ama değişmeyen bir şey var:</p>
<p>Milletvekili dokunulmazlığının arkasına saklanıp herkese ayar verme alışkanlığı.</p>
<p>Bir gazeteciye vuruluyor…<br />
Polisin yakasına yapışılıyor…<br />
Devletin memuru aşağılanıyor…<br />
Kameralar itiliyor…<br />
Mikrofonlar parçalanıyor…</p>
<p>Sonra ne oluyor?</p>
<p>Koca bir hiç.</p>
<p>Çünkü siyasetin üstüne geçirilmiş bir “dokunulmazlık zırhı” var.</p>
<p>Öyle bir zırh ki…<br />
Vatandaşın başına gelse karakolluk olacak olaylar…<br />
Vekil yaptığında sadece televizyon tartışmasına dönüşüyor.</p>
<p>Soruyorum:</p>
<p>Nedir bu dokunulmazlık?</p>
<p>Millete hizmet etme güvencesi mi?<br />
Yoksa millete rağmen güç kullanma ayrıcalığı mı?</p>
<p>Bakın…<br />
Bu ülkede bir vatandaş öfkesine yenilip bir gazeteciye tokat atsa…<br />
Bir polisin yakasına yapışsa…<br />
Bir kameramana müdahale etse…</p>
<p>Hayatı kararır.</p>
<p>Gözaltı olur.<br />
Savcılık olur.<br />
Mahkeme olur.</p>
<p>Ama işin içinde <strong>“Sayın Vekilim”</strong> unvanı girince…<br />
Bir anda herkes fren yapıyor.</p>
<p>İşte vatandaşın vicdanını parçalayan şey tam olarak bu.</p>
<p>Kanun bazıları için mermer gibi sert…<br />
Bazıları için pamuk gibi yumuşak olmamalı.</p>
<p>Gazeteci orada keyfinden bulunmuyor.<br />
Polis orada şahsi kavgasını vermiyor.</p>
<p>Hepsi kamu görevi yapıyor.</p>
<p>Gazeteci; millet gerçeği görsün diye orada.<br />
Polis; devletin düzeni bozulsun diye değil korunsun diye orada.<br />
Kameraman; tarih kayıt altına alınsın diye orada.</p>
<p>Ama siyasetçi öfkelenince…<br />
İlk hedef hep onlar oluyor.</p>
<p>Çünkü herkes biliyor:</p>
<p>Dokunulmazlık var.</p>
<p>İşte artık bu düzen değişmeli.</p>
<p>Milletvekili dokunulmazlığı yeniden tanımlanmalı.</p>
<p>Kürsü dokunulmazlığı ayrı mesele…<br />
Düşünce özgürlüğü ayrı mesele…</p>
<p>Ama bir gazeteciye el kaldırmanın…<br />
Bir polise saldırmanın…<br />
Kamu görevini engellemenin…</p>
<p>Hiçbir demokratik dokunulmazlık açıklaması olamaz.</p>
<p>Hiçbirisi.</p>
<p>Milletvekili olmak…<br />
Kanunun üstünde olmak değildir.</p>
<p>Tam tersine…<br />
Kanuna en fazla riayet etmesi gereken kişi olmaktır.</p>
<p>Bugün Türkiye’de vatandaşın içini yakan duygu şu:</p>
<p><strong>“Benim yaparsam suç olan şey…</strong><br />
<strong>Vekil yapınca neden dokunulmaz oluyor?”</strong></p>
<p>Ve kimse kusura bakmasın…</p>
<p>Bu sorunun artık yüksek sesle sorulmasının zamanı geldi.</p>
<p>Milletin vekili olmak başka…<br />
Millete rağmen dokunulmaz olmak başka.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://netinternethaber.com/gazeteciye-vuran-siyaset-demokrasiye-ne-anlatir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
