Bugun...
Dolar: 3.5116
Euro : 3.9229

Konuk Yazar


Halil Cengiz


Facebookta Paylaş









Yedi Ölümcül Günah!
Tarih: 01-06-2016 15:23:00 Güncelleme: 29-09-2016 09:37:00


Cemil Meriç ‘’İdeolojiler toplumlara giydirilmiş deli gömleğidir’’ der. Bu gün koca ülkeye bir deli gömleği giydirilmiş. Günah uçurumuna sürüklenmiş, kurumlar, partiler, cemaat ve tarikatler, yapılan her saçmalığa, ideolojileri adına yırtık pırtık bir kılıf giydiriyorlar. Yırtık-pırtık diyorum, kanunun, hukukun, ahlakın değil, gücün, kinin, servet ve şehvetin putlaştırıldığı bu zamanda, her bahane yırtık pırtıktır.

Hristiyan inancında herkesin bildiği, bizim dinimizce de kabul gören 7 ölümcül günah vardır. Hani şu ‘’Seven’’ filminde anlatılan.(Baştan söyleyeyim, dinler arası diyalogçu, gizli Hristiyan falan diyerek yazıma kulp takmaya çalışan, beyni mabadına kaçmış kişiler çıkabilir. Elhamdülillah Müslümanım ve kendi dinimden başka hiç bir inanca meyilim yok, bu böyle biline…)

Şimdi …bizi yönettiğini zanneden, aslında kendi ihtiraslarını yöneten muhterislerin, bu ölümcül günahların çemberinde nasıl döndüklerine bir bakalım.

Kibr (suburbia):Ömr-ü hayatımda çok siyasi hareket gördüm ancak burnu bu kadar havada, kibri bu kadar paçalarından akan başka bir gürüha rastlamadım. Kendilerini Osmanlı torunu olarak tanıtan lakin Leviathan’ın yandan çarklısı dahi olamayacak içi boş, kof bir fikirsizler ordusu…

İslamcı desek, İslam’a hakaret olacak. Güç için giyemeyecekleri elbise yok bunların. Gömlek değiştirmeye alışıklar vesselam. Kendi iktidarları için herkes ve her şeyi harcamaya, her an hazırlar. Kendilerini o kadar çok beğeniyorlar ki önde gelen liderlerini, ikinci Selahaddin, Halife-I ruy-u zemin, ikinci Fatih ve elimin yazmaya varmadığı, başka bazı ulaştırma cümleleriyle, mukaddes dağların Aziz çobanı gibi tanıtmaya utanmıyorlar...

O kadar kibre batmış durumdalar ki ülkenin anasını ağlattıklarının farkında bile değiller. İktidarları boyunca eğitim sistemini başarıyla çökerttiler. Hukuk sistemini, kendi yolsuzluk ve hırsızlıkları ayan beyan ortaya çıktığı için, yaktıkları büyük bir yangınla küle döndürdüler...

Ben, bağımlı yargı oluşturduğu için, yargı bağımsızlığını tanımadığı için alenen övünen-darbeci generallerden başka- bir siyasi hareket hatırlamıyorum. Oysa, kibirlerinin kaynağı, dağları aşan cehaletlerinden başka bir şey değil. Bunların en kabadayılarının dahi, yarım yamalak bir topçu eskisi olmaktan gayrı kabiliyeti bulunmamakta. Ayaklarını yere sağlam basacak donanımları olmadığından, alkışların, sloganların, övgülerin ve pohpohlamaların sıcaklığında, gücün dayanılmaz cazibesine kapılıp gittiler. Artık kibirlerinin yegane gereği, iktidarlarını ve eriştikleri dünya nimetlerini korumaktır. Yazık, kayalıklara çarpıp batan bir geminin kaptanının, fırtınayı yendiğini iddia etmek, kibrin gözlerini kör ettiği insanlara mahsustur…

Açgözlülük (Avaritia):Bazı insanların gözleri doymaz. Hele siyasetçi takımının hiç doymaz. Nerde duracaklarını bilmezler. İşte bu yüzden, onları sınırlandıran kanunlar ve kurumlar vardır .’’Kral her şeyi alır’’ düsturuyla dört bir yana saldırırlar. Ballı kaymaklı ihaleleri kimseye bırakmazlar mesela. Devletin birikimlerine göz dikerken, bunların halkın ortak kazanımları olduğu gerçeğini görmezler. Bakın Sayıştay raporlarına, devlet çarkının nasıl fütursuzca kullanıldığını anlarsınız. Açgözlülükleri öylesine kabarıktır ki yırtık ayakkabıyla gezdikleri günlere inat, lüksün, şatafatın peşinde koşarlar. 

Açıklanması imkansız servetlere konmalarına rağmen, büyük bir hırsla yeni zenginlik kapıları ararlar.Ne diyordu Sn. Başbakan yardımcısı: ’’Harun gibi geldiler ,Karun olup çıktılar.’’ Ne diyordu eski Milli eğitim bakanımız: ’’Mücahitler, müteahhit oldu.’’ Sınır tanımamaları, hukuk tanımamaları, gayeye ulaşmak için her yolu mübah görmeleri , Machiavelli’nin dahi ruhuna rahmet okutturacak cinsten. Yapılan yolsuzlukları, İslam hukukundaki ‘’Humus’’ ile açıklamaya kalkan fetva özürlü, zekasızlık örneklerini gördü bu ülke. Sağda solda,  ülkenin padişah ve oğullarının ortak malı olduğunu iddia eden, embesillik tahtının soytarılarını dinledi bu toplum. Açgözlülerin kapı önü kemik yalayıcılarının, yumurtladıkları salaklıkları bir kenara bırakırsak, azgınlaşmış nefislerinin kurbanı bu güruh, korkarım tüm ülkeyi yese dahi doymayacak. Yazık, sonradan  görmelerin, gözlerinin gördüğü tek şey, bitmek bilmeyen iştahalarıdır..

Şehvet düşkünlüğü (Luxuria):Şehvet, herhangi bir şeye karşı duyulan dayanılmaz bir arzudur. İslami camialardan gelip, aç karınlarını doyurmayı başardıktan sonra, başka organlarının rehberliğinde hareket edenleri ben çok gördüm. Makamlara gelince, karılarını boşayıp yada üstlerine kadın getirip, bu yaptıklarını da ‘’dörde kadar yolu var’’ diye meşrulaştırmaya çalışanları tanıdım..

Muta nikahının ballı tuzağına, seve seve atlayanları hepimiz biliyoruz. Yurtdışında, günah evlerinde gününü gün edenleri hepimiz duyduk. Bir de mikrofon şehvetçileri var. Garip fetişistler bunlar. Önlerine şemsiye çıksa röportaj vermeye kalkarlar. Çoğu cümlelerine ‘’eyy’’ diye başlayıp ‘’adamsan, şerefin varsa’’ falan diye bitirir. Sesleri cırtlak, zihinleri boş, böğürmekten bir tarafları yırtılacak, hitabet özürlüler. Makam şehveti ise daha da yaygın. En kilolu adamların dahi, makamlara gelmek için nasıl taklacı güvercinlere döndüğüne bütün ülke şahittir herhalde. Makam için partisini, davasını, cemaatini, dostlarını satanları bir saymaya kalksak sayfalar yetmez. Para şehveti ise o kadar revaçta ki neredeyse meşru sayılıyor. Ankara’da, adresi belli kafelerde ihale takipçiliği yapan bir sürü yamyam dolaşıyor..

Rüşvet parasını sayarken ‘’Bismillah’’ diye başlayanları, halkı kazıklarken ‘’Vallahi’’ diye sallayanları, cukkayı doldururken ‘’Elhamdülillah’’ diye sırıtanları hepiniz biliyorsunuz. Ellerinde viski bardakları, kendini muhafazakarmış gibi tanıtan, paranın kişiliksiz kullarını hepiniz izliyorsunuz.Bir ülke, gönüllü olarak batıyor, hepiniz tepkisizce şahitlik ediyorsunuz. Ve bütün bunların en korkuncu; gücün şehveti…

Anakin Skywalker gibi, gücün karanlık tarafını seçenlerin çıkmaz sokağı. Kamu otoritesini şahıslarının malı zanneden bir sürü insanın paradigması. İşte ülkemizi bu hale getiren en büyük şehvet. Yazık, şehvetin karanlık dehlizlerinde, Müslümancılık oynayanlar bu günün kahramanları değil, yarının pusulası şaşmış anofor yolcularıdır..

Kıskançlık (İnvidia):Kabil’in Habil’I öldürmesine neden olan duygu. Sizler, bu insanların cemaate olan kinlerinin nereden geldiğini sanıyorsunuz? Cemaatin kültürünü kıskandılar. Eğitimdeki başarılarını kıskandılar. Televizyonlarından, hastanelerine kadar her şeyini kıskandılar. Adamlar bilim olimpiyatlarında dünya birincileri çıkartırlarken bunlar, Türkiye’yi OECD ülkelerindeki en kötü eğitim seviyesine indirdiler, nasıl kıskanmasınlar? Kıskançlıkları, histeri krizlerine dönüştü. Ülkeyi ateşe atma pahasına, her türlü hukuksuzluğa sarıldılar. Kıskançlıklarını korkuları azdırdı. Her şeyi bir savaş olarak gören savaş kaçkınları, baltayla saldırdılar kardeşlerine .Dün Erbakan hocaya hırsız diyenler ,bu gün diğer insanlara vampirler demekten kendilerini alamadılar. Hele bir de terör örgütü ilan etmeye kalkan, kırmızı kitapla insanları tehdit eden tavırları var ki tam ibretlik! Yurtdışındaki okullarını kıskandılar, açmaya kalktılar beceremediler. Olimpiyatlarını kıskandılar, yapmaya kalktılar, beceremediler. Yetiştirdikleri altın nesilleri kıskandılar, yetiştirmeye kalktılar, ortalık tecavüzlerden geçilmez oldu, beceremediler. Dünyadaki itibarlarını kıskandılar, karalamaya kalktılar, beceremediler. Dini bilgilerini kıskandılar, kötülemeye kalkarken haşa ‘’peygambere kibir isnat ettiler, rahmetlerinin gazaplarını geçeceğini iddia ettiler’’ kısacası onu hiç beceremediler. Yazık, cahiller asaleti, küfürbazlar nezaketi, korkaklar cesareti kıskanır vesselam!

Oburluk (gula):Tevfik Fikret, Han-I yağma şiirini sanki bu günler için yazmış. Hoş, bu gün yaşasaydı ve bu gün bu şiiri yazsaydı kesin hapse atarlardı ya, her neyse! 17-25 Aralık, bize bu ülkenin nasıl soyulduğunu, devlet ihalelerinin gayrı meşru olarak nasıl paylaştırıldığını ve bir siyasi hareketin ne kadar kirlendiğini gösterdi. Gözleri doymayanların midesi de doymuyor yani. Onlar yedikçe şişmanlıyor, onları delicesine alkışlayan garibanlarsa fakirliğin pençesinde zayıfladıkça zayıflıyor güzelim ülkemde. Ne ayakkabı kutularına, ne fütursuzca aldıkları hediyelere, ne de nemalandıkları ihalelere doyuyorlar. Ne saçma sapan iftiralara, ne desteksiz sallanan palavralara, ne hayal mahsulü senaryolara, ne de boş vaatlere doyuyorlar. Bunlara kalsa,2023 te dünyanın üçüncü super gücü olacağız, bunlara kalsa hayatında karınca ezmemiş, şiddeti lanetleyen insanlar terörist, bunlara kalsa tüm muhalifler illumunati ajanı ve bunlara kalsa ülke, demokrasinin mabedi olmuş durumda. Onlar sallamaya doymuyor, saf milletim de yemeye doymuyor. Açlık bastırılmıyor bir türlü güzelim ülkemizde. Yazık, beyni midesinden küçük olanların, karınlarından gelen gurultular dahi alkışlanıyorsa, bu Han-ı yağma daha da şiddetlenecek demektir.

Tembellik (Acedia): O kadar miskinler ki kendileri bir şey üretemeden, bir rüzgar gibi geçip gidecekler. Ekonomide montaj sanayiine yöneldiler, üretim ekonomisi hem zor hem de daha az rant getiriyordu. İşin kolayına kaçtılar yani. Eğitimde yeni şeyler söyleyelim dediler, tembellikten yurtdışından yarım yamalak sistemler aldılar, her şeyi mahvettiler. Bunlar kendilerine ait bir sistem kuramayacak kadar tembeller. Erbakan Hocadan, bilumum kadrolarını ve milli görüş sistemini çaldılar. Alparslan Türkeş’ten hem çocuklarını hem de ocak sistemini çaldılar. İnönü’den Milli Şefliği ve otokrasiyi çaldılar. Demirel’den ‘’dün dündür, bu gün bu gündür’’ anlayışını ve şark kurnazlığını çaldılar. Özal’dan muhafazakar demokratlığı ve ulusa seslenişi çaldılar. Hitlerden ota-tezeğe miting yapmayı ve medya-propoganda taktiklerini çaldılar. Toplumu da, gittikçe tembelleşen, tüketmekten başka bir şey bilmeyen, yarışma  ve dizi müptelası bir kılığa büründürdüler. General Franco ülkesini 3 F ile yönettiğini söyler. Meşhur, fado, fiesta ve futbol. Bu günün zihniyeti ise ülkeyi 3 Y ile yönetmekte; yasaklar, yalanlar ve yarışmalar…Yazık, üretmeyi bilmeyen tüketme sevdalıları, eninde sonunda müflis tüccar gibi her şeylerini tüketirler…

Öfke (Ira): Bu günkü siyasi yapı öfke üzerine bina edilmiş. Neredeyse kendi gölgeleriyle kavga edecekler. Düşman üretme konusunda o kadar mahirler ki Don Kişot’un yel değirmenlerini bulsalar ‘’paralel’’ diye saldıracaklar. En küçük eleştirinizde sizi vatan haini ilan etmeye hazırlar. Seslerinin yüksekliği haklılıklarından değil suçluluklarından gelmekte. Sulh etmeyi, hoşgörüyü ve tatlı dili bilmiyorlar. Ellerine mikrofon geçtiğinde yada klavye başına geçtiklerinde gelene geçene saydırmayı maharet zannediyorlar. Hele çıkarlarına dokunulduğunda, kırmızıyı görmüş boğa gibi taarruza geçiyorlar. Ölmüş çocuklara, din alimlerine, beğenmedikleri gazetecilere ve kısaca kendilerinden olmayan herkese karşı öylesine öfke dolular ki bu saçma atarlanmaları, hem kendilerini hem de ülkeyi tüketiyor. Öfkeyi, matah bir şey zannettiklerinde olsa gerek, kendilerine karşı duyulan öfkeyi bile sömürüyorlar. Her başarısızlıklarını başkasına bağlıyorlar, her tökezlediklerinde küfrediyorlar, her beceriksizliklerinde gündem değiştirmek için mızıkçı çocuklar gibi kavga çıkartıyorlar. Tükenmeyen öfkelerinin tükettiği ülkemde, acınacak halde olduklarını anlayamayacak kadar sağduyularını kaybetmişler. Yazık, kişinin kendisinden gayrısına duyduğu öfke, bir takıntıya dönüştüğünde, suç bastırmak için kullanılan bir silah haline gelir…

İşte yedi ölümcül günahın pençesinde kıvranan zamane siyasetinin hal-I pürmelali.Yazımın sonuna geldiğim bu dem, neden bu kadar uzun yazdığıma şaşırıyorum. E, ne demişler, aşk ağlatır, dert söyletir neyleyim…



Bu yazı 1366 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
336 Okunma
328 Okunma
322 Okunma
294 Okunma
285 Okunma
277 Okunma
275 Okunma
273 Okunma
268 Okunma
259 Okunma
1635 Okunma
825 Okunma
772 Okunma
707 Okunma
673 Okunma
624 Okunma
531 Okunma
515 Okunma
499 Okunma
487 Okunma
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Şehit abisi Yarbay'ın terörüe isyanı
    Şehit abisi Yarbay'ın terörüe isyanı
  • Teknoloji harikası binalar
    Teknoloji harikası binalar
  • Paylasmak Güzeldir
    Paylasmak Güzeldir
  • Ana kucağı
    Ana kucağı
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  1. Şehit abisi Yarbay'ın terörüe isyanı
  2. Teknoloji harikası binalar
  3. Paylasmak Güzeldir
  4. Ana kucağı
  5. Bebişler
  6. Yurdum İnsanı
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Bayram günleri şunları yapmak sünnetdir
    Bayram günleri şunları yapmak sünnetdir
  • Bayram nemazı
    Bayram nemazı
  • Bayramlar insanlar için fırsattır
    Bayramlar insanlar için fırsattır
  • Yarın bayram
    Yarın bayram
  • Küfr, Kötülüklerin en kötüsü
    resim yok
  • Kadir gecesi
    Kadir gecesi
  1. Bayram günleri şunları yapmak sünnetdir
  2. Bayram nemazı
  3. Bayramlar insanlar için fırsattır
  4. Yarın bayram
  5. Küfr, Kötülüklerin en kötüsü
  6. Kadir gecesi
VİDEO GALERİ
YUKARI