Bugun...
Dolar: 3.6716
Euro : 4.3362

Konuk Yazar



Kanser Köy'den yükselen “Biz Ölüyoruz” çığlığı!..

Tarih: 14-05-2017 11:35:18 + -


Kanser Köyden yükselen "Biz Ölüyoruz" çığlıkları yetkili ve yardım eli bekliyor. Anadolunun cennet köşelerinde biri olarak anılan Aydın'ın Söke ilçesinin kenar mahallesine yakın bölgede 1958 yılında açılan ve rehabilite edilmeden öylece bırakılan uranyum madeni bölge halkının sağlığını tehdit ediyor. Bölgede yüksek oranda raslanılan kanser olaylarının müsebibi olarak bu maden sahaları gösteriliyor..


Kanser Köy'den yükselen “Biz Ölüyoruz” çığlığı!..

Aydın-Söke'nin Kisir Mahallesi, art arda yaşanan kanser vakaalarının ardından artık 'kanser köy' olarak anılıyor. Bölge halkı artık patlama noktasında ve yetkililere sesleniyor: Biz ölüyoruz.

 

Aydın-Söke'nin Kisir Mahallesi, Anadolu'nun akla cenneti getiren köşelerinden biri olmasına rağmen ne yemyeşil doğasıyla ne de cana yakın insanlarıyla anılıyor. Buranın adı artık haberlere de konu olduğu haliyle 'Kanser köy'. Uzmanlar; 1958'de açılan ve rehabilite edilmeden öylece bırakılan uranyum madeninin bölgede çok yüksek oranda görülen kanser vakalarıyla doğrudan ilişkili olduğunu söylüyor.

"Nasılsa bana uzak bir köy" mü diyorsunuz? O kadar emin olmayın. Maden sahasının hemen yanındaki arazide organik sertifikalı üretim yapılıyor. Yine aynı alanın bitişiğinde devasa bir mandıra faaliyete geçmek üzere. Buralardan çıkan ürünlerin sizin sofranıza da gelmeyeceğinden ne kadar emin olabilirsiniz?

'Kanser Köy'e Hürriyet'ten Yücel Sönmez gitti. İşte Sönmez'in kaleminden kadersiz köyün hikayesi:

"BİZ ÖLÜYORUZ"

 

"Aydın-Söke'ye 15 kilometre mesafedeki Kisir Mahallesi sakinlerinin isyanını ateşleyen; Muhtar Baki Suna'nın 2014'te Ege Çevre ve Kültür Platformu'nun (EGEÇEP) düzenlediği panelde, Menderes Nehri'ndeki kirliliğin ve madenlerin insan sağlığı üzerine etkilerini dinledikten sonra söz alıp "Biz ölüyoruz!" diye feryat etmesi olmuş.

 

Suna'nın; sondaj yapıldıktan sonra rehabilite edilmeden terk edilen uranyum madeninin sebep olduğunu iddia ettiği kanser vakalarına dikkat çekme çabası daha sonra köy meydanında saçlarını kazıtma eylemiyle devam etmiş. Suna'nın eylemine eşi Nazan Suna da başörtüsünü çıkarıp saçlarını kazıtarak destek vermiş..

 

"OHAL VAR AÇIKLAYAMAYIZ"

 

Suna çifti ve mahalle sakinleri; o gün bugündür çalmadık kapı bırakmamış. Muhtar Suna; Türkiye Atom Enerjisi Kurumu heyetlerinin gelip ölçümler yaptığını söylüyor. "Sonuç" diye sorduğumuzda yüzünde alaycı bir gülümseme beliriyor: "'OHAL var, açıklayamayız' dediler."

 

BÖLGEDE GEZİNMEK BİLE TEDİRGİN EDİCİ

 

Kisir'e 700 metre mesafedeki Yusufağalar Mevkii'ndeyiz. Burada 13 sondaj kuyusu bulunuyor. "Radyasyon en fazla burada" diyor Muhtar Suna bir kuyunun başına yaklaşırken. "Ölçüm aletini buraya koyduklarında çıkardığı sesten kırılacağını zannettim" diye de ekliyor.

Biraz tedirginim. Bu bölgede bulunmanın kısa bir süreliğine bile olsa- halsizliğe neden olduğunu söylüyorlar. Bacaklarımda hissettiğim güçsüzlüğün 'psikolojik' olduğunu telkin ediyorum kendime. Muhtar eline aldığı bir taşı sondaj kuyusundan içeri bırakıyor, "Bak" diyor, "su var." Bu, tehlikenin suya da karışmış olabileceği anlamına geliyor…

"TEK İSTEĞİM BİR YETKİLİNİN BANA BURADAN S. GİT DEMESİ"

 

Maden bölgesi bir zeytin ormanının içinde. Ancak burada neredeyse hiç yaşlı zeytin ağacı yok. Muhtar durumu "Bir noktaya geldikten sonra kuruyorlar" diye açıklıyor. Bu sırada yanımıza evi maden sahasının hemen bitişiğinde olan Yusuf Çenesiz (67) geliyor. Hemen "Çekinmiyor musunuz burada yaşamaya" diye soruyorum. Sonuçta, 15 yılda 70'ten fazla kişinin kanserden öldüğü bir yer burası. "Ben yaşamıyorum zaten" diye söze giriyor:

 

"Mezarımı kazdırdım. Mezar taşım olmayacak. Bir tahtaya 'Bu topraklar çok Çenesiz götürür' yazsınlar yeter." Dört ay önce ağzından kan gelmeye başlamış Yusuf Çenesiz'in. "Hem böbrekte hem de akciğerde var" diyor kanser kelimesini telaffuz etmeden. Bundan sonra söylediklerinin onu sinirlendirdiğini yüzünden okumak zor değil: "Sobamda yaktığım ağacın külünden radyasyon çıktı. Niye örtbas ediyorlar? Varsa var, yoksa yok. Tek istediğim bir yetkilinin bana 'Buradan s. git' demesi."

Muhtar, büyük bir kayanın çatlağından aşağıya doğru inen sarılığı göstererek "İşte bu uranyum" diyor. Bunu bölgede inceleme yapan üç farklı akademisyenden öğrendiklerini söylüyor. Yusuf Çenesiz oradaki taşlardan birini bana doğru uzatıyor, alıp almamakta tereddüt ediyorum. Aldıktan hemen sonra yere bırakmak istiyorum..

 

450 KAT DAHA FAZLA RADYASYON VAR

Nükleer fizikçi Prof. Dr. Hayrettin Kılıç, Nükleer Savaşa Karşı Uluslararası Hekimler Birliği'nin Almanya Seksiyonu Üyesi Radyolog Doktor Alper Öktem ve Dokuz Eylül Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Enver Yaser Küçükgül alanda ölçüm yapan uzmanlardan. Farklı cihazlarla farklı ölçümler yapmışlar. Sonuç: Olması gerekenden 450 kat daha fazla radyasyon oranı.

"ÇOCUKLARIMIZ GELSİN İSTEMİYORUZ"

"Çocuklarımız köye gelsin istemiyoruz" diyor Muhtar: "Kızımın bizi ziyarete geldiği gece sabaha kadar gözüme uyku girmedi. Bir an önce gitsin istedim." Çocukları köyden uzaklaştırma kararını, 'Hocaların' 2020'lerden sonra çocukların eksik uzuvlarla doğabileceğini söylemelerinin ardından almış Muhtar Baki Suna. Yusuf Çenesiz, "Hayvanlarda başladı bile" diye söze giriyor: "Birkaç hafta önce keçim doğdu, arkası yok." Maden sahasından çıktıktan sonra Muhtar Suna bize birer şişe ayran veriyor. Psikoloji bu ya, iyi geldiğini hissediyoruz hemen. Kahvehaneye giriyoruz. Çok geçmeden kimsenin bu konuyu konuşmaya pek hevesli olmadığını fark ediyoruz. Durumu Muhtar açıklıyor: "Kabullenmiyor bu gerçeği. Kanser konusu biri öldüğünde en fazla bir saat konuşulur, sonra hiç yokmuş gibi davranılır. 35 dakikada kazıyoruz, 10 dakikada gömüyoruz ve hemen dağılıyoruz. Psikolojimiz çok bozuk. Mesela ben... Çoğu zaman günde bir öğün yemek yiyebiliyorum, o da gece uyumadan önce. Çünkü uykuda kanserin yemekle birlikte içime girdiği ihtimalini düşünmemiş oluyorum. Uyumadan önce, 'Allahım beni kaliteli öldür' diye dua ediyorum. Sabah uyandığımda, 'Şükür, bugün de ölmedim' diyorum."

 

Kahvehanede Halil Yardan'la tanışıyoruz. 59 yaşındaki Yardan'ın eşi Ferah Yardan sekiz yıldır meme, yumurtalık ve kolon kanseri tedavisi görüyormuş: "O direniyor ama biz kim bilir kaç kez öldük" diye anlatıyor yaşadıklarını. Yardan çifti günü gelmiş koca bir günü, bir kuru simitle geçirmiş. Halil Yardan tedavi maliyetlerini düşünmekten iki çayın hesabını yapar hale geldiğini söylüyor: "Bu köyde tüm kazanç sağlığa gider. Eşimin raporunda 'Yüzde 65 geçici engelli' yazıyor. 'Geçici' yazdığı için maaş alamıyor. Ama itiraz etmedik, yeter ki 'geçsin'."

YANINDA ORGANİK TARIM YAPILIYOR

 

Alanda ölçüm ve inceleme yapan uzmanlardan Yrd. Doç. Enver Yaser Küçükgül, alanda çalıştıktan sonra üç gece uykuda burnunun kanadığını söylüyor: "Bu durum radyasyonun kılcal damarları çatlatması nedeniyle oluyormuş."

 

"Dünya Sağlık Örgütü'nün kabul ettiği yıllık radyasyon sınırı '1 sievert'. Burada bunun 450 katı söz konusu. Bölgedeki kanser vakalarıyla bu durumun bir bağlantısı olduğu çok açık" diye anlatan Küçükgül, tehlikenin boyutlarının sanılandan da büyük olabileceğini ifade ediyor: "Burası Menderes Deltası'nın başında. Yıllardır burada tarım ve hayvancılık yapılıyor. Buradaki sular Menderes'e karışarak denize kadar ulaşıyor. Sorun, burayla sınırlı olmayabilir. Bu durumu bütün yetkililer biliyor ama kimsenin umurunda değil."

 

Küçükgül, yapılması gerekenleri ise şöyle sıralıyor: "Önce radyasyonun etki alanı tespit edilmeli. Daha sonra bu alana insanların ve hayvanların girmesi engellenmeli. Ardından radyasyonun yeraltı sularıyla, rüzgârla taşınıp taşınmadığı tespit edilmeli. Eğer taşınıyorsa bu da derhal bloke edilmeli. Bunlar yapıldıktan sonra da alanı stabil hale getirmek gerekiyor. Yurtdışında radyasyon yayan maddeleri beş-altı bin metre derinlikte tuz madenlerine gömüyorlar. Bizde böyle bir yer yok, yine de insanın ulaşamayacağı yerlere gömülebilir."

 

Oysa mevcut durum bu bilincin çok uzağında olduğumuzu gösteriyor. Maden sahasının bitişiğinde, 225 dönümlük bir alanda organik tarım yapılıyor. Sahanın biraz aşağısına inşa edilen mandıra da faaliyete geçmek için gün sayıyor..

 

BAZI ŞEYLERİ TOPRAK ALTINDA BIRAKMAK GEREKİYOR

 

Bölgede inceleme yapan bir başka uzman Radyolog Doktor Alper Öktem de, "Büyük bir sorumsuzluk örneğiyle karşı karşıyayız.

Bu işin saklanması değil, üzerine gidilmesi lazım. Bu maden milyonlarca yıldır durduğu yerden açığa çıkarılmış, oysa bazı şeyleri toprak altında bırakmak gerek. Çünkü böyle hiçbir tedbir alınmadan öylece bırakılıp gidilmiş olması toprak, hava, su ve canlılar için büyük bir felaket demek. Acilen sudan, araziden ve bitki ve hayvanlardan numune alınıp tahlili yapılmalı. Daha önce Manisa Köprübaşı'nda yapılan TÜBİTAK destekli çalışma burada da bir an önce gerçekleştirilmeli, durum vatandaşlara izah edilmeli ve ihtiyaç halinde bazı evler tahliye edilmeli" diyor.




Bu haber 764 defa okunmuştur.

Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

DİĞER İNSAN Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
223 Okunma
214 Okunma
164 Okunma
132 Okunma
97 Okunma
86 Okunma
86 Okunma
86 Okunma
85 Okunma
82 Okunma
417 Okunma
362 Okunma
305 Okunma
297 Okunma
292 Okunma
264 Okunma
228 Okunma
227 Okunma
223 Okunma
222 Okunma
7077 Okunma
4155 Okunma
1139 Okunma
860 Okunma
764 Okunma
762 Okunma
672 Okunma
637 Okunma
626 Okunma
584 Okunma
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Şehit abisi Yarbay'ın terörüe isyanı
    Şehit abisi Yarbay'ın terörüe isyanı
  • Teknoloji harikası binalar
    Teknoloji harikası binalar
  • Paylasmak Güzeldir
    Paylasmak Güzeldir
  • Ana kucağı
    Ana kucağı
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  1. Şehit abisi Yarbay'ın terörüe isyanı
  2. Teknoloji harikası binalar
  3. Paylasmak Güzeldir
  4. Ana kucağı
  5. Bebişler
  6. Yurdum İnsanı
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Cem Adrian'dan Sen Gel Diyorsun "Öf Öf"
    Cem Adrian'dan Sen Gel Diyorsun
  • Aşure günü ve gecesi
    Aşure günü ve gecesi
  • Gıybet küfre en yakın günahlardandır
    Gıybet küfre en yakın günahlardandır
  • İnsana beş duygu sırayla verilir
    İnsana beş duygu sırayla verilir
  • Nefsini seven kibirli olur
    Nefsini seven kibirli olur
  • Peygamberlerin ümmetine olan sevgisi
    Peygamberlerin ümmetine olan sevgisi
  1. Cem Adrian'dan Sen Gel Diyorsun "Öf Öf"
  2. Aşure günü ve gecesi
  3. Gıybet küfre en yakın günahlardandır
  4. İnsana beş duygu sırayla verilir
  5. Nefsini seven kibirli olur
  6. Peygamberlerin ümmetine olan sevgisi
VİDEO GALERİ
YUKARI